Ana Sayfa
DİLİMİZİ KORUYALIM, ONA SAHİP ÇIKALIM
TÜRK DİLİ SEVDALILARININ BULUŞMA YERİ
Cevap Gönder
KELOĞLAN'IN BECERİKLİ EŞEĞİ (Çocuk Oyunu)
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder
---------------------

(Müzikli Danslı Çocuk Oyunu)
2 PERDE
Değerli Hocam ENİS GENÇTÜRK’ün Katkılarıyla
Tahsin MELAN
(1976)


(Bana masal zevkini tattıran babam Zühtü Melan anısına)

Dekor: Arka planda ağaçlar, uzakta bir köy manzarası, sahne içinde oyun düzenine uygun şekilde yerleştirilmiş 3-4 tane kaya görünümündeki göstermelik cisimler.

KİŞİLER

1.Bölüm

2. Bölümde rol alacak oyuncular (6 Kişi ) tarafından veya oyuncu sayısı daha da artırılarak günlük giysilerle oynanır.

2.Bölüm (Sahneye Giriş Sırasına Göre)

1. Kişi = KELOĞLAN
2. Kişi = SÜMBÜL (Keloğlan’ın Eşeği)
3. Kişi = 1. HIRSIZ
4. Kişi = 2. HIRSIZ
5. Kişi = MUHTAR
6. Kişi = GÜLCAN (Muhtarın Kızı)

I. PERDE - 1. BÖLÜM

Oyuncular “Tiyatro Şarkısı”nı söyleyerek sahneye gelir.

TİYATRO ŞARKISI
Hoş geldiniz, hoş geldiniz sevgili çocuklar
Hoş geldiniz, hoş geldiniz oyunumuza

İşte bugün bizim günümüz gelin oynayalım
Hep beraber el ele verip neşe dolalım
Hoş geldiniz, hoş geldiniz sevgili çocuklar
Hoş geldiniz, hoş geldiniz oyunumuza

Çalışarak yok ederiz tüm güçlükleri
Hakkımızdır verin bize siz sevgileri
Hoş geldiniz, hoş geldiniz sevgili çocuklar
Hoş geldiniz, hoş geldiniz oyunumuza

Şarkının bitimiyle saklambaç oyununa başlanır.

EBE = ...80..90..100.. Önüm, arkam, sağım, solum, saklanan, saklanmayan ebe sobe. (Sahnedeki eşyaların arkasına ve seyircilerin arasına saklanmış olan arkadaşlarını aramaya başlar. Seyircilere sorar. Oyunda, gerçek bir saklambaç oyununda görülebilecek her türlü espri ve anlaşmazlık aşırıya kaçılmadan sergilenir.)
1.OYUNCU = Bana ne, bana ne, ben oynamıyorum. Yeter artık. Başka bir oyun oynayalım.
2.OYUNCU = Arkadaşlar tıp oynayalım mı?
3.OYUNCU = Ne dedin, ne dedin? Pıt mı ?
2.OYUNCU = Pıt değil tıp, tıp. Hadi arkadaşlar oynuyor muyuz?
OYUNCULAR = Evet evet hadi başlayalım.
3.OYUNCU = İyi ama ben bu, pıt mı tıp mı her neyse oyununu bilmiyo¬rum ki.
4.OYUNCU = Bak, şimdi ben sana anlatayım önce....
5.OYUNCU = Dur, dur sen anlatma. Seyirci arkadaşlara soralım. Bakalım onlar biliyor mu?
4.OYUNCU = Evet evet iyi fikir.
6.OYUNCU = Arkadaşlar siz tıp oyununu biliyor mu¬sunuz ?

1. Oyun Düzeni (Eğer cevap “Evet, biliyoruz” ise)

4.OYUNCU = Gördünüz mü? Çoğu biliyor.
3.OYUNCU = O zaman ben de onlara sorar öğrenirim. Arkadaşlar bana bu oyunu öğretir misiniz? (seyircilenden bilen varsa anlatır.)

2. Oyun Düzeni (Eğer cevap “Hayır, bilmiyoruz” ise)

3.OYUNCU = Gördünüz mü? Onlar da bilmiyor.
4.OYUNCU = O halde dinleyin beni. Bakın şimdi birimiz ebe olacak ve 1, 2, 3 diye sayacak.
3.OYUNCU = Sayınca ne olacak?
2.OYUNCU = Susup dinlersen ne olacağını anlarsın.
4.OYUNCU = Ebe 3 dediğinde herkes o anda ne yapıyorsa öylece donup kalacak. İlk kim kımıldarsa ona ceza verilecek.

1. veya 2. Oyuna Bağlantı

1.OYUNCU = (3. Oyuncu’ya) Tamam mı? Anladın mı?
3.OYUNCU = Evet, evet. İlk defa duyuyorum. Sanırım çok zevkli olacak.
6.OYUNCU = Tamam. Öyleyse başlıyoruz.
2.OYUNCU = (Seyirciye) Arkadaşlar siz de oyunumuza katılır mısınız?
5.OYUNCU = Dikkat... Biiir, ikiiii, üç. ( Oyun, seyircinin katılımına ve ilgiye göre 3-5 defa oynanır. Son oyunda 1. Oyuncu cezalı duruma düşer)
OYUNCULAR =Kımıldadı, kımıldadı. Hadi ceza verelim, evet ceza verelim. (Herkes değişik cezalar önerir)
5.OYUNCU = Durun durun. Anlaşıldı siz karar veremeyeceksiniz. (Seyirciye) Arkadaşlar siz ne dersiniz, nasıl bir ceza verelim? (Seyirci yönlendirilerek eşek gibi anırma cezası verilir. Bu oyuncu 2. Bölümde Sümbül'ü oynayacaktır.)
4.OYUNCU = Hadi bakalım eşek gibi anır.
1.OYUNCU = (Eşek gibi anırır) Aiiii… aiiii… aiiii...
OYUNCULAR = Çok güzel… Evet, evet bir daha anır. Bir daha, bir daha, Bir daha….
2. OYUNCU = Aiiiii… aiiiii… aiiii. Tamam mı, oldu mu?
6.OYUNCU = Tamam, tamam teşekkür ederiz. Peki şimdi ne oynayalım?
(Oynayacakları oyun seçimi ili ilgili hararetli bir tartışma başlar)
2.OYUNCU = Arkadaşlar lütfen susun. Beni dinleyin. Bir önerim var. İzin verirseniz size bir masal anlatmak istiyorum. Din¬lemek ister misiniz?
OYUNCULAR = İsteriz… isteriz…
2. OYUNCU = Tamam, tamam anlatacağım. Yalnız masalıma başlamadan önce bir şey söylemek istiyorum.
3.OYUNCU = Ne söyleyeceksen çabuk söyle de başla şu masala.
2.OYUNCU = Amma da sabırsızsın. Şimdi size anlatacağım masalı bana dedem anlatmıştı.
5.OYUNCU = İyi ya bunun nesini söylüyorsun. Benim bildiğim bütün dedeler masal anlatır. Öyle değil mi arkadaşlar?
OYUNCULAR = Evet,evet ...
2.OYUNCU = Evet doğru söylüyorsunuz ama ben başka bir şey söyleyecektim.
6.OYUNCU = Eeee uzattın ama. Ne söyleyeceksen çabuk söyle.
2.OYUNCU = Dedem bana masalı anlatmadan önce bana bazı şeyler söylemişti.
3.OYUNCU = Eee ne olmuş söylemişse?
2.OYUNCU = işte ben de dedemin sözlerini sizlere aktarmak istiyorum.
4.OYUNCU = (Sinirli) Heeyt tutmayın beni. Parçalayacağım seni. (Oyuncular 4.Oyuncu’yu tutmaya çalışırlar.)
2.OYUNCU = Heey ne oluyor. Deli mi ne? Ne güzel konuşuyoruz. Bağırıp çağırmanın ne gereği var. (Bütün oyuncular sinirlenmiştir. Yavaş yavaş hepsi birden 2.Oyuncu’nun üstüne yürümeye başlarlar.)
2.OYUNCU = Durun, durun. Sözümü bitiriyorum. Dedemin sözlerini aynen aktarıyorum. Dedem bana demişti ki... (Bütün oyuncular oldukları yerde donarlar. Oyunculardan biri, daha önceden hazırladığı baston, sakal vb. aksesuarlarla yaşlı bir ihtiyarı canlandırarak sahnenin ortasına gelir.)
DEDE = Sevgili çocuklar, bir masal dinlerken sakın sadece zaman öldürmek için dinlemeyin. Unutmayın ki masallar size yaşantınızda doğruları ve yanlışları iyi değerlendirebilmeniz için anlatılır. Dinlediğiniz her masaldan bir ders almalısınız. (Dede’nin sözü biter bitmez oyuncular tekrar canlanır. Dede rolü oynayan oyuncu da aksesuarlarını bırakarak oyuna devam eder)
2.OYUNCU = Evet dedem bana bunları söylemişti. Ne zaman bir masal anlatılsa, ne zaman bir masal dinlesem onun bu sözlerini hatırlıyorum. Şimdi sizlerden bir ricam var.
5.OYUNCU = Hadi artık söyle söyleyeceğini de başla şu masala.
2.OYUNCU = Ricam şu: Ne zaman bir masal dinlerseniz siz de dedemin sözlerini hatırlayacağınıza dair söz verir misiniz?
OYUNCULAR = Söz... Söz veriyoruz... Evet evet söz.....
2.OYUNCU = (Seyirciye) Ya sizler, sizler desöz veriyor musunuz?... O halde masala başlıyorum (Dans eşliğinde şarkı söylerler.)
2.OYUNCU
Bir masalım var çocuklar
Beni iyi dinleyin
Masalın vereceği dersi
Aklınızdan silmeyin
OYUNCULAR
Başlayacak bu masaldan
Bizler bir ders alalım
Sevelim, sevilelim
Her an mutlu olalım
2.OYUNCU
Yalancı olmayın sakın
Kötüye kanmayın sakın
Bir ders almak isterseniz
Gelin bu masala bakın
OYUNCULAR
Başlayacak bu masaldan
Sizler bir ders alınız
Seviniz, seviliniz
Her an mutlu olunuz
1.OYUNCU = Bir varmış bir yokmuş.
2.OYUNCU = Evveli evvel iken.
3.OYUNCU = Develer tellal iken.
4.OYUNCU = Kediler berber.
5.OYUNCU = Horozlar imam iken.
6.OYUNCU = Annem eşikte, babam beşikteyken.
1.OYUNCU = Ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken.
2.OYUNCU = Annem düştü eşikten, alnı yarıldı kaşıktan.
3.OYUNCU = Annem kaptı sopayı.
4.OYUNCU = Babam kaptı maşayı.
5.OYUNCU = Karıncaya vurdum palanı, kırk yerinden bağladım kolanı.
6.OYUNCU = Evvel zaman içinde ben öyle bir kabadayıydım ki karıncaya biner. deveyi kucağıma alır, Tophane güllelerini leblebi diye yutardım.
1.OYUNCU = Bir gün bitpazarından geçiyordum.
2.OYUNCU = Baktım bir tarafta tozluk dumanlık.
3.OYUNCU = Bir tarafta sazlık samanlık.
4.OYUNCU = Bir tarafta demirciler demir dövüyor denk ile.
5.OYUNCU = Bir tarafta boyacılar boya boyuyor renk ile.
6.OYUNCU = Bir tarafta da düşman düşmana harp ediyor top ile tüfek ile.
1.OYUNCU = Veee masalımız başlıyor zevk ile.
2.OYUNCU = Eveeet, gelelim masalımıza. Söyleyin bakalım Keloğlan'ın masallarını sever misiniz? O halde size bir Keloğlan masalı anlatayım. Önce isterseniz masalımızın kahramanları ile tanışalım. Ne dersiniz? Masalımız bir köyde geçiyor. (Panoyu göstererek) İşte bakın köyümüz burası. Nasıl. Güzel mi? Söyleyin bakalım, köyün idarecisi, temsilcisi kimdir?... Eveet, tabii muhtar. O halde oyunumuzda da bir muhtar olması gerekiyor. (Oyunculara dönerek) Söyleyin bakalım kim muhtar olmak istiyor? (Oyuncular aralarından muhtarı seçerler) Şimdi de muhtarın kızı Gülcan'ı seçelim. (Gülcan seçilir) Oyunumuzda iki tane de hırsız var (Hırsızlar seçilir) Eee, Keloğlan'ın eşeğini unutmayalım. Eşeği kim oynamak ister? (Oyuncular arasında tartışma başlar. 1.Oyuncu’ya) Biraz önce çok güzel anırmıştın. En iyisi eşeği sen oyna. Eveeet, başka kim vardı acaba? Haaa tabii ya az kalsın onu unutuyordum. Keloğlan’sız Keloğlan masalı olur mu hiç? Evet Keloğlan’ı kim oynayacak (Keloğlan seçilir) (Keloğlan ve eşek rolünü oynayan oyuncu makyajlarını yapmak için kulise giderler. Diğer oyuncular hem onlara hazırlanmaları için zaman kazandırmak hem de ilişkiyi koparmamak adına onlar gelene kadar seyircilere tiyatro sarkısını öğreterek birlikte söylerler. Dışarıdan duyulan kaval sesiyle birlikte bütün oyuncular susar ve bir müddet bu sesini dinlerler.)

II.BÖLÜM 1.SAHNE
(Oyuncular-Keloğlan-Sümbül)

(Kaval sesi gittikçe yaklaşır. Nihayet Keloğlan kaval çalarak sahneye girer. Arkasında da eşeği vardır. Keloğlan’ın sahneye girişiyle oyuncular susar ve hareketsiz kalırlar. Keloğlan bir müddet oyuncular arasında kaval çalarak dolaşır. Kavalıyla onlara bir şeyler anlatmak, onların ilgisini çekmek ister. Daha sonra oyuncularla konuşmaya çalışır ama oyuncular heykel gibi hareketsizdir.)
KELOĞLAN = Heey merhaba… hişt.. heey... Allah, Allah hiç konuşmuyorlar neden Acaba? Haa anladım bunlar heykel, heykel. Konuşmazsanız konuşmayın. Ben de seyirci arkadaşlarımla konuşurum. (Sahnenin önüne gelerek seyirciyle konuşmaya başlar.) Merhaba arkadaşlar ben geldim... Hoş bulduk. Nasılsınız? Teşekkür ederim ben çok iyiyim. Şeey benim adım (Söylemekten vazgeçer) bilin bakalım benim adım ne?
SEYİRCİ = Keloğlan ...Keloğlan...
KELOĞLAN = Aaa nerden bildiniz? Kim söyledi? Zaten biliyor muydunuz? Yok yok size biri benim adımı söylemiş olmalı ama kim? Hah buldum (Sümbül'e) sen söyledin değil mi? (Sümbül hayır dercesine anırır) Demek sen de söylemedin. Haaa şimdi anladım. Benim yumurta gibi kafamı görünce hemen adımı bildiniz değil mi? Evet benim adım Keloğlan. (Keloğlan’ın sahneye girişiyle heykelleşen oyuncular bağırarak Keloğlan’ın etrafında dolanırlar)
OYUNCULAR = Keloğlan... keleşoğlan... Keloğlan... keleşoğlan...
KELOĞLAN = (Önce şaşırır, ne yapacağını bilemez. Sonra onları kovalamaya başlar) Hey. Ne oluyor? Durun. Ben şimdi size gösteririm. Ne alay ediyorsunuz? Sizi yaramazlar sizi. Gidin! Çekilin! (Oyuncular kaçışarak sahneden çıkarlar. Keloğlan seyircilerle konuşmaya devam eder.) Evet benim adım Keloğlan. Ama ne olur kel olduğum için benimle alay etmeyin. Biraz öncekiler gibi Keloğlan, keleşoğlan diye alay edildiğinde çok üzülüyorum. Sanki ben isteyerek mi kel oldum? Sadece benimle değil, ayağı sakat olanlarla, gözleri görmeyenlerle, akıl hastalarıyla. Kısacası tüm sakatlarla alay edilince de çok üzülüyorum. Sizin hoşunuza gidiyor mu? Onların sakatlıklarıyla alay etmek doğru mu? Tabii ya, doğru değil. (Sümbül yavaşça yaklaşıp kafasına vurur Keloğlan korkmuştur) Anneee... Ne oluyor Sümbül, neden vuruyorsun? Zaten ufacık bir akıl var kel kafamda onu da sen mi alacaksın? (Sümbül çeşitli hareketlerle seyirciyle tanışmak istediğini belirtmeye çalışır.) Heey yine ne oluyor? Ne istiyorsun? Haaa şimdi anladım. Seni yaramaz seni. (Seyirciye) Sizinle tanışmak istiyormuş. Siz de ister misiniz? Bu benim sevgili eşeğim. (Sümbül “memnun oldum" dercesine anırmaya başlar. Keloğlan ağzını kapatarak susturur.) Dur, dur diyorum. Sus da adam gibi konuşalım. Evet ne diyordum. Haa onun adını söyleyecektim. Evet bunun adı SÜMBÜL. Hadi şimdi arkadaşlara bir merhaba de. (Sümbül utanmıştır) Hadi Sümbül. Bir selam ver, merhaba de. Çok ayıp oluyor… (Sümbül "bana ne" dercesine hareketler yapar. Seyirciye arkasını dönerek kuyruğunu sallar.) Sümbül ne yapıyorsun. Seni yaramaz seni. Bugün yine inatçılığın üstünde. Madem ki dediklerimi yapmıyorsun, öyleyse yürü gidiyoruz. (Keloğlan giderken Sümbül seyirciye döner ve anırarak selam verir. Keloğlan sevinçle yanına gelir.) Aferin Sümbül sonunda adam oldun. Şey yani akıllandın diyecektim. (Sümbül Keloğlan'a bir şeyler anlatmaya çalışır) Heey ne oluyor Sümbül, yine ne var? Ne? Haaaa şimdi anladım. Seni yaramaz seni. (Seyirciye) Canı dans etmek istiyormuş. Laf aramızda, çok güzel dans eder. Seyretmek ister misiniz? Hadi öyleyse seyredin. (Kaval çalmaya başlar. Sümbül müzik eşliğinde dans eder. Bir süre sonra Keloğlan, hareketleriyle çok sıkıştığını ve tuvalete gitme ihtiyacı olduğunu anlatmaya çalışır. Kaval çalmayı bırakır) Şey Sümbül... Ben çok sıkıştım. Sen arkanı dön de şuracıkta rahatlayayım. (Sümbül Keloğlan'a sırtını döner. Keloğlan da sahnenin bir köşesine gidip şalvarının uçkurunu çözmeye çalışır. Yan gözle şaşkın şaşkın Keloğlan'ı izleyen Sümbül Keloğlan'ın ne yapacağını anlamıştır ve birden bire anırmaya başlar. Keloğlan korku ve şaşkınlıkla) Ne oluyor Sümbül? Ne var? Ne bağırıyorsun? Bakma, dön arkanı. Terbiyesizlik etme. (Sümbül arkasını döner. Keloğlan uçkurunu çözmüştür. Sümbül yine anırır. Keloğlan düşmek üzere olan şalvarını tutarak Sümbül’ün yanına gelir. Ne oluyor Sümbül? Ne bağırıp duruyorsun? Bırak da işimizi görelim. Nerdeyse şalvarımı ıslatacağım. (Sümbül Keloğlan'a seyircileri göstererek ayıp olacağını anlatmaya çalışır.) Sus diyorum sus. Çabuk dön arkanı. (Keloğlan sonunda Sümbül'ün ne demek istediğini anlamıştır. Çok utanmıştır. Seyirciye dönerek) Aaaa ben sizleri unutmuştum. Şeey... çok özür dilerim (Utanmanın verdiği telaşla ellerini bırakınca şalvarı düşer. İç donu ile kalmıştır. Sümbül gülercesine anırmaya başlar. İyice utanan Keloğlan koşarak sahneden çıkar. Gülercesine anıran Sümbül sahnenin bir köşesine gidip yatar.)

2.SAHNE
(Sümbül, 1. ve 2. Hırsız)

(Yorgun ve karamsar görünüşlü iki kişi sahneye girer)
1.HIRSIZ = Of... of. Yorgunluktan ölüyorum.
2.HIRSIZ = Vay, vay, vay ayaklarım. Yürümekten nasıl da şiştiler. Daha fazla yürüyemeyeceğim.
1.HIRSIZ = Benim de, benim de. Hadi şuracıkta biraz dinlenelim.
2.HIRSIZ = (Sümbül'ü göstererek) Şuna da bak, nasıl da yatmış.
Galiba o da bizim gibi işsiz. (Keloğlan'ın kaval ve tefini görür). Aaa bak, bak ne buldum? Kimin acaba?
1.HIRSIZ = Nerden bileyim? Kiminse kimin bize ne? Her halde unutmuşlardır. Birazdan gelip alırlar. Zaten benim derdim bana yetiyor bir de onları mı düşüneceğim? Kaç gündür dolaşıyoruz hâlâ bir iş bulamadık.
2.HIRSIZ = Kimden iş istesek "İş yok" diyor.
1.HIRSIZ = Neymiş efendim "Öğrenim durumunuz nedir? Daha önce ne iş yaptınız? Nerede çalıştınız?" Bilmem ne, bilmem ne.
2.HIRSIZ = Tabii onlara göre ne var? Biz açmışız, susuzmuşuz kime ne?
1.HIRSIZ = Karnım da öyle aç ki. Kaç gündür doğru dürüst bir şey yiyemedik.
2.HIRSIZ = Peki şimdi ne yapacağız?
1.HIRSIZ = Bilmem.
2.HIRSIZ = Bilmem de ne demek? Bir iş bulamazsak açlıktan öleceğiz.
1.HIRSIZ = İyi ama ne yapabiliriz?
2.HIRSIZ = (Tefi alarak kalkar. Sinirli ve çaresiz tefe vurarak dolaşmaya başlar) Bu daha ne kadar böyle devam edecek? Olmaz böyle şey. Bu böyle yürümez. Bir şeyler yapmalıyız. (Hırsız tefe vurdukça Sümbül yattığı yerde ritmik bir şekilde hareket etmektedir. 2.Hırsız bunu fark etmiştir.)
1.HIRSIZ = Heey şuna da bak.
2.HIRSIZ = Ne var, ne oluyor?
1.HIRSIZ = Sen tefe vurdukça eşeğe bir şeyler oluyor.
2.HIRSIZ = Hadi canım sende. Eşek teften ne anlar. Her halde açlık senin başına vurdu. (Alay ederek elini arkadaşının alnına koyup) Dur bakayım. Ateşin de normal ama.
1.HIRSIZ = Şakanın sırası değil. Gerçekten. Sen tefe vurdukça bu eşek birtakım hareketler yapıyor.
2.HIRSIZ = Tabii, tabii ne demezsin? Bakarsın biraz sonra da şarkı söylemeye başlar.
1.HIRSIZ = Benimle dalga geçme. İnan ki doğru söylüyorum. Bana inanmazsan çocuklara sor. Haklı değil miyim çocuklar?
2.HIRSIZ = (Seyircilere de inanmaz) Hadi canım sizde. Olmaz öyle şey. (Sümbül'ün yanına gelip) Eşek hazretleri acaba ne tür mü¬zikten hoşlanırlar? Klasik... modern... arabesk... oryantal.. (Sümbül, hırsızlar arkalarını dönünce 2.Hırsız'a teper.) Heey ne oluyor? Ne tepiyorsun?
1.HIRSIZ = (Şaşırmıştır) Ne? Kim? Ben mi? Ne tepmesi? Galiba açlık senin başına vurdu. Zavallı arkadaşım benim. (Alay ederek) Gel şimdi de ben senin ateşine bakayım. Vah, vah, vah. (Seyirciye dönerek) Benimle alay ediyordu esas kendisi kafayı üşütmeye başladı. (2 Hırsız da Sümbül’e sırtı dönük durumdadır. Sümbül bu defa da 1.Hırsız’a teper) Heey ne oluyor? Neden tepiyorsun?
2.HIRSIZ =.Kim? Ben mi? Asıl sen bana teptin. Bir de utanmadan beni suçluyorsun.
1.HIRSIZ = Hayır sen bana teptin. Ben sana tepmedim.
2.HIRSIZ = Yani şimdi sen bana tepmedin mi?
1.HIRSIZ = Yoo. Ya sen? Sen bana tepmedin mi?
2.HIRSIZ = Yooo.Ben de sana tepmedim.
1.HIRSIZ = İyi ama nasıl olur, biri bana tepti.
2.HIRSIZ = Bana da. (Seyirciye) Çocuklar ne olur bize yardım edin. Galiba gerçekten deli olmaya başladık.
1.HIRSIZ = Biri bize tepiyor gibi oluyor ama ortada kimsecikler yok.
2.HIRSIZ = (1.Hırsız'a sarılarak) Ben korkmaya başladım. (Sümbül ikisine birden teper) Anneee yine tepiyorlar... Kim tepiyor?
SEYİRCİ= Sümbül... Eşek...
2.HIRSIZ = Neee bu eşek mi tepiyor?
1.HIRSIZ = Eşek mi? Tabii ya. Eşek tepiyor. Ben sana bu eşekte bir şeyler var demedim mi? Bak şimdi seyret! (Tefi alır bir kere vurur, Sümbül küçük bir hareket yapar. Tekrar vurur, Sümbül bir hareket daha yapar. Gittikçe ritmik bir şekilde çalmaya başlar. Sümbül de buna paralel olarak dans eder.) Nasılmış şimdi inandın mı?
2.HIRSIZ = (Şaşkınlıkla Sümbül'ü seyretmektedir) Evet, evet haklıymışsın. Gerçekten çok becerikli bir eşekmiş.
1.HIRSIZ = Herhalde sahibi ona dans ettirip para kazanıyordur.
Ahh, ah. Keşke bizim de böyle becerikli bir eşeğimiz olsaydı ne iyi olurdu değil mi?
2.HIRSIZ = Ona sokaklarda dans ettirip para toplardık. Oooh gelsin paralar. Gelsin paralar...
1.HIRSIZ = Ama ne yazık ki böyle bir eşek bulmak çok zor. Bunun sahibi de buralarda bir yerde olmalı.
2.HIRSIZ = Evet haklısın. Baksana, tefi, kavalı, eşeği. Hepsi burada. Birazdan gelir herhalde. (Hırsızlar yine çaresizlik içerisinde otururlar. Sümbül de oturur.)
1.HIRSIZ = Mutlaka bir şeyler yapmalıyız. Çok acıktım.
2.HIRSIZ = Ben de çok acıktım. Ama ne yapabiliriz ki? (Kısa bir suskunluk)
1.HIRSIZ = (Heyecanla) Heeey ne düşünüyorum biliyor musun?
2.HIRSIZ = Biliyorum.
1.HIRSIZ = Biliyorsan söyle bakalım.
2.HIRSIZ = (1.Hırsız’n kafasına vurur) Bunu.
1.HIRSIZ = Ne vuruyorsun, ben sana ne yaptım?
2.HIRSIZ = Vururum tabii. Şimdi bilmece sorar gibi konuşmanın sırası mı? Ne düşünüyorsan söyle!
1.HIRSIZ = Şeey… düşünüyordum ki.
2.HIRSIZ = Lafı uzatma da çabuk söyle, yoksa şimdi tokadı yine...
1.HIRSIZ = Dur, dur vurma söyleyeceğim. Şeey… diyorum ki…
2.HIRSIZ = Ne diyorsun?...
1.HIRSIZ = Diyorum ki şu eşeği…..
2.HIRSIZ = Eeee …
1.HIRSIZ = Çalsak.
2.HIRSIZ = Nee? Yani hırsızlık mı yapacağız? Hayır, hayır olmaz.
1.HIRSIZ = Neden olmazmış? Bal gibi olur.
2.HIRSIZ = Ciddi olamazsın. Biz böyle bir şey yapamayız.
1.HIRSIZ = Ama yapmak zorundayız.
2.HIRSIZ = (Seyirciye) Ne dersiniz çocuklar? Arkadaşım eşeği çalalım diyor. Sizce bu doğru olur mu?
SEYİRCİ = Hayır... Doğru değil... Çalmayın…
2.HIRSIZ = Gördün mü bak, onlar da benim gibi düşünüyor.
1.HIRSIZ = Siz ne derseniz deyin ben bu eşeği çalacağım. Çabuk kararını ver. Benimle beraber misin, değil misin?
2.HIRSIZ = Şeey. Fakat bu çok kötü bir şey.
1.HIRSIZ = Bu işin şeyi meyi yok. Benim karnım aç, senin ki aç değil mi?
2.HIRSIZ = Aç.
1.HIRSIZ = Karnımızı doyurabilmemiz için para gerekli. Benim yok senin var mı?
2.HIRSIZ = Yok.
1.HIRSIZ = Paramızın olması için bir işimizin olması lazım. Ama cahil olduğum için bir iş bulamadım. Senin işin var mı?
2.HIRSIZ = Yok.
1.HIRSIZ = O halde bu eşeği çalmaktan başka çaremiz de yok.
2.HIRSIZ = Evet galiba haklısın. Keşke zamanında okula gitseymişiz. Şimdi böyle cahil ve işsiz olmazdık. Ama şimdi ne yapacağımızı, iyiyi-kötüyü, doğruyu-yanlışı ayıramıyoruz. (Seyirciye) Gördüğünüz gibi çaresiz kaldık. Karnımız aç, iş yok, para yok, bize yardım edecek kimse de yok. (Caresizlik içerisinde.) Pekala kabul ediyorum.
1.HIRSIZ = O halde sahibi gelmeden hemen gidelim.
2.HIRSIZ = Hadi gel cici eşek. Gel bizimle. (Sümbül gitmemek için direnir)
1.HIRSIZ = Hadi be eşek yürü. İnat etme. Yürü.
2.HIRSIZ = Boşuna eşek inadı dememişler.
(Hırsızlarla Sümbül arasında gürültülü ve hareketli bir mücadele başlar.)

3.SAHNE
(Hırsızlar-Sümbül-Keloğlan)

KELOĞLAN = (Koşarak ve şalvarını düzelterek gelir) Heey ne oluyor. Ne bağırıyorsunuz. (Hırsızlar Keloğlan'ı görünce Sümbül'ü bırakırlar. Sümbül Keloğlan'ın yanına giderek çeşitli hareketlerle ve anırarak hırsızların kendisin kaçırmak istediklerini anlatmaya çalışır) Nee...Yaaa... Demek öyle haa. Benim sevgili Sümbül'ümü çalmaya kalkışırsınız ha. Sizi kaz kafalı sinek bacaklı tarla fareleri sizi. Şimdi gösteririm ben size. Al sana, al, al sana kaçmasanıza hırsız bozuntuları. Kaçmasanıza ot kafalılar. Eşekseniz gelin de... (Sümbül bu lafa alınmışçasına anırır) Şeeey erkekseniz diyecektim. (Hırsızlar sahneden çıkarlar) Sinirimden ne diyeceğimi de şaşırdım. İşte bu kadar. Korkma Sümbül ben varken sana kimse elini bile süremez. Eh hadi artık biz de yolumuza devam edelim. Akşama eve varamazsak anam çok merak eder. Yalnız izin verirsen sırtına binmek istiyorum. Gel bakalım, şöyle dur. Dur kımıldama da bineyim. Hem bilirsin ben çok iyi bir biniciyimdir. (Seyirciye) Haydi arkadaşlar hoşça kalııı….(Sümbül'e binmek için zıplar fakat Sümbül eğilince düşer. Sümbül gülercesine anırır.) Aman ne komik, ne komik. Ben zaten buraya oturmak istemiştim. Binmek istesem binerim. Bak şimdi. (Tekrar binmek ister. Sümbül yine kenara çekilince düşer). Ahh ne oluyor Sümbül neden yaramazlık yapıyorsun? (Sümbül bir şeyler anlatmaya çalışır) Haa demek canın dans etmek istiyor. Seni yaramaz seni. (Seyirciye) Ne dersiniz arkadaşlar dans etsin mi? Tamam, hadi bakalım. (Kaval çalmaya başlar. Sümbül dans eder.)


4.SAHNE
(Keloğlan-Sümbül-Hırsızlar-Muhtar)

(Muhtar önde Hırsızlar arkada telaşla sahneye girer)
HIRSIZLAR = (Keloğlan’ı göstererek) İşte Muhtar dayı, işte hırsız. Evet, evet o bir hırsızdır. Eşeğimizi o çaldı. (Ağlayarak) Bizi de dövdü.
MUHTAR = Susun bakalım, susun. Susun da anlatın hele nasıl oldu?
KELOĞLAN = Heey... Neler oluyor? Kim hırsız? Ne dövmesi?
HIRSIZLAR = Biz eşeğimizle buradan geçiyorduk... Üstümüze atladılar. Tam on kişiydiler. (Keloğlan'ı göstererek) Bu da onların başkanıydı. Bizi dövdüler. (Hırsızlar abartılı bir şekilde ağlamaktadırlar) Eşeğimizi de elimizden alıp bizi kovaladılar.
MUHTAR = Susun bakalım. Kesin şu yaygarayı. Bu olanlara ne dersin Keloğlan?
KELOĞLAN = Ne diyeceğimi şaşırdım Muhtar emmi. Bunlar neden söz edi¬yorlar?
MUHTAR = Neden olacak! Söylediklerini duymadın mı?
KELOĞLAN = Duymasına duydum ama hiç bir şey anlamadım. Hem zaten söyledikleri beni hiç ilgilendirmiyor. Yüksek müsaadelerinizle ben gidiyorum hoşça…..
MUHTAR = Dur hele dur Keloğlan. Anlamazsın tabii. İşine gelmiyor değil mi? Adamları döversiniz, eşeklerini ellerinden alırsınız, bir de hiç bir şeyden haberin yokmuş gibi "Ben gidiyorum hoşça kalın" dersin ha!
KELOĞLAN = Muhtar emmi sen neler söylüyorsun?
1.HIRSIZ = Eşeğimizi geri ver.
2.HIRSIZ = Muhtar dayı onu hapsettir.
KELOĞLAN = Vay vay vay. Bu eşek nerden sizin oluyormuş? O bana dedemden kaldı. Üstelik siz benim eşeğimi çalmaya kalkış¬tınız. Bir de beni utanmadan Muhtar emmiye şikayet ediyorsunuz ha!
1.HIRSIZ = Sus yalancı.
2.HIRSIZ = Ona inanma Muhtar dayı. Utanmadan yalan söylüyor,
KELOĞLAN = Kim yalan söylüyor?
1.HIRSIZ = Kim olacak? Sen elbette. Pis yalancı.
KELOĞLAN = Ne bana ha… Sen bana yalancı dersin ha. Tutmayın beni. Ben size şimdi gösteririm. (Ayakkabısını eline alarak hırsızların üstüne yürür)
2.HIRSIZ = Muhtar emmi kurtar bizi (Sahnede kovalamaca ve itişmeler sırasında 1.Hırsız seyircinin görebileceği şekilde Muhtar'in cebinden para kesesini çalar).
MUHTAR = (Keloğlan'ı tutarak) Yavaş ol bakalım Keloğlan, yavaş ol. Böyle namuslu insanlara saldırıp onları döversin...
KELOĞLAN = Yanılıyorsun Muhtar emmi ben kimseyi dövme...
MUHTAR = Bak hâlâ konuşuyor. Sus! Konuşma! Adamların eşeklerini çalarsın...
KELOĞLAN = Bu eşek benim... Ben hırsız değilim.
HIRSIZSAR = İnanma Muhtar emmi... Bizim eşeğimiz... Yalancı.. Hırsız...
KELOĞLAN = Bak hâlâ yalancı diyor. (Hırsızların üstüne yürür) Şimdi gösteririm size. Kaçma, kaçmasana gel buraya. Ben sana şimdi kim yalancı kim hırsız gösteririm…
MUHTAR = (Keloğlan'ı tutarak) Şuna bakın şuna. Hem suçlu hem güçlü. Bir de utanmadan saldırıyor. Bağlayın şunun ellerini, ayak¬larını. (Hırsızlar Keloğlan'ı tutup yere yatırarak, ellerini ve ayaklarını bağlamaya çalışır.)
KELOĞLAN = Muhtar emmi yanılıyorsun. Durun kaz kafalılar. Ben hırsız değilim. Muhtar... ben... esas onlar benim eşeğimi...
HIRSIZLAR = Sus. Yalancı hırsız. Sensin hırsız. O eşek bizim... (Keloğlan'ın. elleri ve ayakları bağlanmıştır)
MUHTAR = Alın şu bastonu. Vurun ayaklarının altına da aklı başına gelsin. Bir daha da hırsızlık yapmasın. (Keloğlan'ın ve hırsızların yaygaraları) Tamam tamam yeter artık. Hadi şimdi siz eşeğinizi alın ve gidin. (Olayları başından beri şaşkınlık ve çaresizlikle izleyen Sümbül'ü yakalayıp götürmeye çalışırlar. Sümbül'ün anırmaları, inadı, Keloğlan’ın ağlayarak Muhtar’ı ikna etme çabaları boşadır. Hırsızlar Sümbül'ü götürür.) Sen de sus artık Keloğlan. Bu sana bir ders olsun. Eğer bir daha böyle bir şey görürsem senin için çok kötü olur.
KELOĞLAN = İyi ama ben bir şey yapmadım ki Muhtar emmi.
MUHTAR = Sus dedim sana. Kes artık! Ben şimdi gidiyorum. Bir daha böyle şeyler duymayacağım tamam mı.
KELOĞLAN = (Tam Muhtar sahneden çıkacağı zaman) Ben hırsız deği...
MUHTAR = (Hızla geri döner) Bak hâlâ konuşuyor.
KELOĞLAN = (Yine tam Muhtar çıkmak üzeredir) Konuşurum tabii ben... (Muhtar sinirli bir şekilde geri döner. Muhtarın döndüğünü gören Keloğlan sevecen bir tavır takınır) Şeey... güle güle Muhtar emmiii. (Muhtarın gittiğinden emin olan Keloğlan yine bağırıp çağırmaya başlar) Konuşacağım işte. Var mı diyeceğin? Ben yalancı değilim. Ben hırsız değilim.

5.SAHNE
(Keloğlan)

KELOĞLAN = (Kendi kendine sızlanmaktadır. Bir taraftan da ağzıyla ellerini çözmeye çalışır) Vay ayaklarım... Vay vay da vay vay. Gördünüz mü arkadaşlar başıma neler geldi? Benim suçum var mıydı?. Beni neden dövdüler... Tabii ya. O benim eşeğimdi... Ama Muhtar onlara inandı... Eh Muhtar emmi ben de sana bir oyun oynamazsam bana da Keloğlan, keleşoğlan demesinler. Hele o iki hırsıza, o armut kafalılara görün neler yapacağım. Bir daha yalan söyleyip hırsızlık yapmak neymiş göstereceğim onlara. Vay vay vay ayaklarım. Nasıl da acıyorlar. (Ayakkabılarını giymeye çalışır. Ayakkabıları ters giymeye çalıştığı için ayağına olmaz) Vay vay vay nasıl da şişmişler ayakkabılarıma sığmıyorlar. Ben şimdi nasıl gideceğim. Anam beni beliyor (Ayaklarını kaldırarak seyirciye gösterir. Seyirciler ayakkabının ters olduğunu anlamıştır) Şu hale bakın arkadaşlar bu halde nasıl yürürüm ben.
SEYİRCİLER = Ters giymişsin ters... Ters...
KELOĞLAN = Ters mi? Ne tersi. (Seyirciden gelen tepkilere göre ayakkabıları yanlış biçimlerde değişik şekillerde giymeye çalışır. Ayakkabıları düz koyar, ayaklarını çapraz uzatır, ayakkabıların arkasını önüne çevirir, altını üstüne çevirir bir türlü giyemez) Olmuyor işte olmuyor, hepsini denedim. Biriniz bana yardım edebilir mi? Gel bakalım, gel. Ama boşuna zahmet ediyorsun. Bu ayakkabılar ayağıma olmaz. Baksanıza çok şişmişler. (Çocuk gelir) Ne yani hâlâ ters olduğunu mu söylüyorsun?
ÇOCUK = Evet ters...
KELOĞLAN = Söyle bakalım senin adın ne? ……… Bak ......... kardeş. Boşuna uğraşma. Ayaklarım çok şiştiği için giyemiyorum. Ters mers değil.
ÇOCUK = Ters.
KELOĞLAN = Peki göster bakalım nasıl giyeceğim. (Çocuk ayakkabıları düzeltir. Keloğlan giymeye çalışır) Boşuna uğraşıyorsun bak göreceksiniz yine olmayacak. Sanki ben ayakkabı giymeyi bil... (Ayakkabılar olmuştur. Keloğlan şaşkınlıkla kalkarak.) Aaa... oldu. Hayret nasıl oldu. Haa anladım ayaklarımın şişi indi. Çok teşekkür ederim ........ kardeş. (Çocuğu gönderir yine oturur ve sızlanmaya devam eder) Evet ayakkabılarım oldu. Oldu ama yine de ayaklarım çok acıyor.

6.SAHNE
(Keloğlan-gülcan)

KELOĞLAN = Vay, vay, vay nasıl da acıyorlar. (Kendi kendine sızlanmaktadır. Gülcan’n geldiğini görmez) Eh Muhtar emmi ben sana ne oyunlar oynayacağım görürsün. Vay, vay, vay ayaklarım.
GÜLCAN = (İp atlayarak veya top oynayarak gelir. Keloğlan'ı görür. Yavaş yavaş şaşkınlıkla ve merakla yaklaşır) Heey ne ya¬pıyorsun?
KELOĞLAN = (Korkmuştur) Anneeee... Sen kimsin? Aklımı aldın. Zaten akıl kalmadı kel kafamda bir de gelmiş sen korkutuyorsun.
GÜLCAN = Özür dilerim korkutmak istememiştim.
KELOĞLAN = (Gülcan'ı taklit ederek) "Özür dilerim korkutmak isteme¬miştim" Lafa bak. Ben burada can çekişiyorum o da özürden bahsediyor. Kimsin, nesin, necisin, adın ne?
GÜLCAN = Benim adım Gülcan. Ya senin ki?
KELOĞLAN = (Ciddi) Anlayamadın mı?
GÜLCAN = Nerden anlayacağım?
KELOĞLAN = Kafamı görmüyor musun?
GÜLGAN = Eee görüyorum. Ne olmuş? (Hızla Keloğlan’ın beresini çıkarır) Aaa şimdi anladım senin adın Keloğlan.
KELOĞLAN = (Sinirlenmiştir, hızla beresini alıp giyer) Aferin be. Nasıl da bildin. Bana bak, benimle alay etmeye kalkışma fena yapa¬rım.
GÜLCAN = Neden alay edecekmişim?
KELOĞLAN = Sahi etmez misin?
GÜLCAN = Etmem tabii. İnsanlar dış görünüşlerine göre değerlendirilmezler ki
KELOĞLAN = Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?
GÜLGAN = Evet, ne var bunda şaşacak?
KELOĞLAN = Şeey bazıları insanları dış görünüşlerine göre değerlendiriyor. Hatta bazıları da alay ediyor.
GÜLCAN = Aaa ne kadar ayıp. Hiç öyle şey olur mu? Önemli olan yalan söylememek, başkaları hakkında ileri geri dedikodu yapma¬mak, kötü söz söylememek, kavga etmeden kardeş kardeş geçinmektir.
KELOĞLAN = Aferin be Gülcan. Ağzına sağlık ne güzel şeyler söylüyorsun. Seni çok sevdim. Hep senin gibi hiç yalan söylemeyen, insanları dış görünüşüne göre değerlendirmeyen güvenilir bir arkadaşım olsun isterdim.
GÜLCAN = Teşekkür ederim Keloğlan. Ben de seni çok. sevdim hadi gel arkadaş olalım.
KELOĞLAN = Olmasına olalım ama ayaklarım çok acıyor, yürüyemiyorum.
GÜLCAN = Öyleyse ben de yanına otururum. Ayakların iyileşene kadar sohbet ederiz. Tamam mı?
KELOĞLAN = Çok teşekkür ederim Gülcan. Çok iyi kalplisin. Eee söyle bakalım sen buralarda ne arıyorsun, neler yapıyorsun?
GÜLCAN = (Keloğlan’ın yanına oturur) Hiiç. Dolaşıyorum. Oynuyorum…
KELOĞLAN = Aaa işte bunu beğenmedim.
GÜLCAN = Neden?
KELOĞLAN = Neden olacak, etrafta kötü insanlar, hırsızlar var. Seni kaçırırlar.
GÜLCAN = Beni kimse kaçıramaz.
KELOĞLAN = Neden kaçıramayacaklarmış? (Alay ederek) Sanki senin baban muhtar mı?
GÜLCAN = Tabii muhtar...
KELOĞLAN = Ne dedin, ne dedin?
GÜLCAN = Hiiç. Muhtar dedim. Ne var bunda şaşacak.
KELOĞLAN = (Ayağa kalkar) Nee, yani sen muhtarın kızı mısın?
GÜLCAN = Evet. Ne olmuş.? Neden böyle şaşırdın?
KELOĞLAN = Bana bak, benden uzak dur. Sana bir kötülük yapmak istemem.
GÜLCAN = (Ayağa kalkar) Ne oluyor Keloğlan? Ben sana ne yaptım? Neden sinirlendin?
KELOĞLAN = Daha ne olacak, beni bu hale baban getirdi. Şu ayaklarımın haline bak. Nasıl da acıyorlar.
GÜLCAN = Ne diyorsun? Babam mı?
KELOĞLAN = Tabii ya ne zannettin?
GÜLCAN = Ama nasıl olur?
KELOĞLAN = İki hırsızın sözüne inanıp beni dövdürdü.
GÜLCAN = Sahi mi söylüyorsun?
KELOĞLAN = Sahi ya. Üstelik Sümbül'ü yani eşeğimi de alıp onlara verdi.
GÜLCAN = Yaaa...
KELOĞLAN = Yaaa dersin ya.
GÜLCAN = Babam nasıl böyle bir şey yapar. İnanamıyorum.
KELOĞLAN = Ne yani ben yalan mı söylüyorum.
GÜLCAN = Yo, yo onu demek istemedim. Çok, çok şaşırdım. Ama babam böyle bir şey nasıl yaptı anlayamıyorum.
KELOĞLAN = Basbayağı yaptı işte.
GÜLCAN = Ben gidiyorum Keloğlan. Sen beni burada bekle. Biraz sonra gelirim.
KELOĞLAN = Nereye gidiyorsun? Acelen ne?
GÜLCAN = Babamı bulmaya gidiyorum.
KELOĞLAN = Bırak şimdi babanı. Bulup da ne yapacaksın?
GÜLCAN =Ona yanlış bir iş yaptığını, esas hırsızların kendisini kandırdığını söyleyeceğim.
KELOĞLAN = (Telaşla) Yo yo yo. Sakın söyleme.
GÜLCAN = Olur mu öyle şey? Babam yaptığı hatayı anlamalı. Anlamalı ki hırsızlara da cezalarını vermeli.
KELOĞLAN = Sakın haa. Sakın bir şey söyleme. Ben yapacağımı biliyorum. Önce o iki hırsıza öyle bir ders vereceğim ki, Keloğlan'a iftira edip dayak attırmak, eşeğini almak nasılmış görecekler.
GÜLCAN = Peki ya babam. Babam ne olacak? O da suçunu anlamalı.
KELOĞLAN = Tabiii senin o pek saygı değer babana da öyle bir oyun oynayacağım ki... Bir daha işin aslını anlamadan kimse hakkında kesin karar vermesin.
GÜLCAN = Ama o benim babam. Ne olur Keloğlan, ona ağır bir ceza verme. Yoksa çok üzülürüm. Aslında çok iyi bir insan¬dır. Onu yakından tanısan bana hak verirsin. Benim hatırım için. Ne olur çok kötü bir ceza verme.
KELOĞLAN = Yo yo yo. Sen hiç üzülme. Ona öyle bir ceza vereceğim ki, hahahaayt düşündükçe gülesim geliyor.
GÜLCAN = Ne ceza vereceğini bana da söylesene.
KELOĞLAN = Hayır, hayır. Sana söyleyemem. Sürpriz olacak.
GÜLCAN = Ne olur söyle. İnan kimseye söylemem.
KELOĞLAN = Hayır, hayır boşuna ısrar etme söylemem. Dur en iyisi ben sana bir şarkı söyleyeyim.(Keloğlan şarkı söyleyerek Gülcan'la birlikte dans etmeye başlar)

KELOĞLAN’IN ŞARKISI

Bir oyunum var babana
Atma sözümü yabana
İki gönül bir olunca
Prenses varır çobana

Sürprizim sanadır Gülcan
Damarımda durmuyor kan
İyi ki yok Sümbül burda
Kıskanırdım seni ondan

Keloğlan’ın temiz özü
Doğru söyler o her sözü
Işıl ışıl parıldıyor
Gülcan’ımın iki gözü

Nasıl? Beğendin mi şarkımı?
GÜLCAN = Evet. Çok güzel söyledin Keloğlan. Ne olur bir de babama yapacağın oyun nedir onu söyle.
KELOĞLAN = Yoo. Onu asla söylemem.
GÜLCAN = Ne olur söyle.
KELOĞLAN = Hayır, hayır söylemem. Sürpriz yapacağım.
GÜLCAN = Söylemezsen küserim bak.
KELOĞLAN = Yapma be Gülcan. Söyleyince sürprizin ne kıymeti kalır.
GÜLCAN = Madem öyle küstüm işte. Gidiyorum.
KELOĞLAN = Dur, gitme, küsme!
GÜLCAN = Bana ne, bana ne. Küstüm sana. Gidiyorum işte. (Gider)
KELOĞLAN = Dur... Dur... Küsme... Gitme... Aaa hem küstü hem gitti. (Seyirciye) Arkadaşlar gördünüz mü? Gülcan bana küstü. İnsan hiç arkadaşına küser mi?... Tabii küsmez. Ama gördüğünüz gibi Gülcan bana küstü. Neyse ben onu şimdi yakalar kendimi affettiririm. Herkes hatasını anlayınca özür dilemesini bilmeli değil mi?...O halde bana on dakika izin verin gidip Gülcan’la konuşup gönlünü alayım. Şimdilik hoşça kalın.


l. PERDENİN SONU


En son Tahsin MELAN tarafından Cmt Ksm04, 2006 04:56 tarihinde değiştirildi, toplamda 5 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder
II. PERDE - 1.SAHNE
(Keloğlan)

KELOĞLAN = (Koşarak gelir) Merhaba arkadaşlar yine ben geldim. Hani biraz önce Gülcan bana küsmüştü ya ben de arkasından gitmiştim. Tamam işte Gülcan'ı yakaladım. Biraz konuştuk ve barıştık. Oh be ben de rahatladım. Ne zaman bir arkadaşım bana küsse çok üzülüyorum. Hemen gidip onunla barışmazsam rahat edemiyorum. Sizin de başınıza böyle şeyler geliyor mu? Arkadaşlarınızla birbirinize küsüyor musunuz?... Peki küstüğünüz zaman benim gibi gidip o arkadaşınızla konuşup anlaşıyor musunuz? Yoksa ben mi yanlış yapıyorum? Yoksa bana küsen arkadaşıma "küsersen küs" mü demeliyim?... Hangisi doğru arkadaşlar. Lütfen bana yardım edin de yanlış bir iş yapmayayım.... Evet, evet demek ki ben doğru yapmışım. Zaten doğru yaptığımı biliyordum. Nerden mi biliyordum? Çünkü bunu bana sevgili anacığım öğütlemişti. Anneler çocuklarına kötü şeyler öğretir mi? Elbette hayır. O zaman demek ki onların sözlerini hep dikkate almamız lazım. Doğru mu? Tamam anlaştık. Neyse ben şimdi şuracıkta biraz yatıp uyumak istiyorum. Çok yoruldum. Hadi bana iyi uykular. (Yatar) Şeey rica etsem bana ninni söyler misiniz? (Uyumaya başlar. Bir süre sonra dışarıdan Sümbül'ün sesi duyulur. Keloğlan uyanır.)Ahh ah. Rüyamda Sümbül'ü gördüm ne güzel anırıyordu. En iyisi biraz daha uyuyayım. Belki yine görürüm. (Tekrar yatar. Biraz sonra Sümbül tekrar anırır. Keloğlan rüyasında konuşmaya başlar) Ahh Sümbül ahh. Sevgili eşeğim benim. Nerelerdesin? (Sümbül yine anırır. Keloğlan birden uyanır) Allah Allah neler oluyor arkadaşlar? Bu nasıl rüya? Ne diyorsunuz?...
SEYİRCİLER = Rüya değil… Sümbül bağırıyor... Rüya değil...
KELOĞLAN = Rüya değil mi? Hadi canım sizde. Sümbül'ü çok özlediğim için sesi kulaklarımdan hiç gitmiyor. En iyisi ben biraz daha uyuyayım. (Tam yatacağı sırada Sümbül yine anırır. Keloğlan bu sefer inanmıştır) Heeey bu ses, bu ses… Duydunuz mu arkadaşlar? Bu ses Sümbül’ün sesi değilse ben de Keloğlan değilim. Ses nerden geldi? Bu taraftan mı? Dur bakayım. (Sahne girişine gidip dışarı bakar. Sümbül yine anırır) Evet evet o, işte orada. Yasasın Sümbül'ü buldum. Bakın bakın buraya geliyor.
HIRSIZLAR = (Dışarıdan bağırırlar) Yürüsene be eşek...Yürü diyorum, yürüüü...
KELOĞLAN = (Hırsızları görmüştür) Eyvah... Onlar da geliyor... Ben şimdi ne yapacağım? Ne yapsam?... Ne yapsam?... Tamam buldum. Bakın şimdi onlara ne oyunlar oynayacağım? Arkadaşlar ben şimdi şurada heykel gibi durup onları kandıracağım. Onlara benim Keloğlan olduğumu sakın söylemeyin olur mu? Gelin bakalım gelin. Gelin de size ne oyunlar oynayacağımı görün. (Bir kayanın üstüne çıkarak hiç kımıldamadan durur)

2. SAHNE
(Keloğlan-Hırsızlar-Sümbül)

HIRSIZLAR = (Sümbül'ü sürüklercesine sahneye girerler) Yürü. Yürüsene inatçı hayvan. Yürü diyorum, yürü.
1.HIRSIZ = Of be. Amma da yoruldum.
2.HIRSIZ = Amma da inatçıymış .
1.HIRSIZ = Neymiş efendim "Hayvanlar dövülmez”miş. Gel de böyle inatçı eşekleri dövme. (Sümbül’e vurur)
2.HIRSIZ = Vay, vay, vay. Ben de çok yorulmuşum. Şuracıkta biraz oturup dinlenelim mi? Ne dersin?
1.HIRSIZ = Evet, evet iyi fikir. Gel şöyle oturalım.
(Keloğlan’ın üstüne çıktığı kayanın dibine oturmak isterler. Tam oturacakları anda hareketsiz bir şekilde duran Keloğlan'ı görürler.)
2. HIRSIZ = Heey bu da ne?
1.HIRSIZ = Aaaa bu Keloğlan değil mi?
2.HIRSIZ = Evet ama baksana hiç kımıldamıyor.
1.HIRSIZ = (Keloğlan'ın ellerini burnunu vb. sıkarak) Evet evet baksana hiç kımıldamıyor.
2.HIRSIZ = Haa şimdi anladım bu bir heykel.
1.HIRSIZ = Tabii ya. Keloğlan’ın heykelini dikmişler.
2.HIRSIZ = Hah hah hah. Amma da benzetmişler.
1.HIRSIZ = Hah hah hah. Kafaya bak kafaya.
(Bu sırada Sümbül Keloğlan'ı tanımıştır. Heykelin etrafında dans edip anırmaya başlar)
2.HIRSIZ = Şuna da bak. Heykeli gerçek sahibi sandı.
1.HIRSIZ = Sustur şunu başım ağrıyor.
2.HIRSIZ = (Sümbül'ü döver) Yeter artık. Beceriklisin dedikse her zaman kafamızı şişir demedik.
1.HIRSIZ = Hadi gel şu heykelin gölgesine oturalım. (Sırt sırla otururlar.)
2.HIRSIZ = Elma ister misin?
1.HIRSIZ = (Arkası dönük olarak elini uzatır.) Ver bir tane.
2.HIRSIZ = (Beraberlerinde getirmiş oldukları torbadan bir elma çıkararak omzunun üstünden arkadaşına uzatır.) Al bakalım. (Hırsızlar sırt sırta oldukları için birbirinin elini görmez. Keloğlan elmayı alıp abartılı bir şekilde yemeye başlar.)
1.HIRSIZ = Versene.
2.HIRSIZ = Ne çabuk yedin. Ben daha yeni ısırdım. Neyse, neyse al bakalım.
KELOĞLAN = (Elmayı yine alır, 1.Hırsız'ın kafasına vurarak) Ağzını şapırdatma terbiyesiz.
1.HIRSIZ = (Arkadaşına dönerek) Sen önce kendi şapırtını kes.
2.HIRSIZ = Ne homurdanıyorsun be adam?
1.HIRSİZ = (Yine sırtını dönmüştür) Hadi hadi çok konuşma da ver şu elmayı.
KELOĞLAN = (Yediği elmanın artığını 1. Hırsız’ın eline koyarak) Al sana bu layıktır.
1.HIRSIZ = (Elmanın artığını görünce çok sinirlenmiştir. Kalkar elmanın artığını arkadaşının ağzına sokmaya çalışır.) Bu bana değil sana layıktır. Al, al sen ye bakalım.
2.HIRSIZ = Heey ne oluyorsun? Dur, dursana... Delirdin mi? Ne yapıyorsun?
1.HIRSIZ = Bilakis çok akıllıyım. Bir daha bana böyle bir şaka yaparsan senin için çok kötü olur, bilmiş ol.
2.HIRSIZ = Ne diyorsun? Ne şakası?...
1.HIRS İZ = Ne şakası olacak, yaptığın eşek şakası. (Yine sırt sırta otururlar)
2.HIRSIZ = Allah, Allah. Ne oluyor buna böyle?...
1.HIRSIZ = Hadi hadi homurdanmayı bırak, doğru dürüst bir elma ver de yiyelim.
KELOĞLAN = (Hırsızların kafasına vurarak) Al sana.
HIRSIZLAR = (Birbirine dönerek) Ne oluyor?... Ne vuruyorsun?...
2.HIRSIZ = Kim ben mi? Ben mi vurdum?
1.HIRSIZ = Yok ben vurdum... Tabii sen vurdun.
2.HIRSIZ = Esas sen bana vurdun sersem.
1.HIRSIZ = Eeee uzattın ama. Önce elmanın artığını ağzıma soktun bir şey söylemedim. Şimdi de kafama vuruyor, bir de vurma¬dım diyorsun. Üstelik benim sana vurduğumu söylüyor bana iftira atıyorsun...
2.HIRSIZ = Ne yani vurmadın mı?
1.HIRSIZ = Bak hâlâ vurdun diyor. Artık sabrım kalmadı koru kendini. (Hırsızlar abartılı bir şekilde kavga etmeye başlarlar.
KELOĞLAN = (Sümbül'ü okşayarak hırsızların haline sessizce gülmektedir. Bir süre sonra yine kımıldamadan ses tonunu değiştirerek bağırır) Heey durun! Durun ve beni dinleyin!
HIRSIZLAR = (Şaşırmış ve korkmuşlardır) Anneee… O da neydi? Kim, kim bağırdı? Kimdi o konuşan?
KELOĞLAN = Sizi kaz kafalı, sinek bacaklı tarla fareleri sizi. Beni iyi dinleyin.
1.HIRSIZ = (Arkadaşına sarılarak) Annee... Çok korkuyorum..
2.HIRSIZ = Ben de çok korkuyorum. Birisi konuşuyor ama kim?
1.HIRSIZ = (Seyircilere) Çocuklar lütfen bize yardım edin. Galiba deliriyoruz... Kim konuşuyor?
SEYİRCİLER = Keloğlan… Heykel... Keloğlan’ın heykeli konuşuyor...
(Seyircilerden cevap alınamazsa 2.Hırsız söyler.)
1.HIRSIZ = Olmaz öyle şey. Hiç heykel konuşur mu?
2.HIRSIZ = Peki kimdi o zaman, sen söyle?
1.HIRSIZ = Tamam buldum bu becerikli eşek konuşmuştur.
2.HIRSIZ = Olur mu canım? Becerikli olmaya becerikli ama konuşamaz.
1.HIRSIZ = Dur, şimdi anlarız. Eşeeek, huuu, cici eşek.
2.HIRSIZ = Çok yaklaşma ne olur ne olmaz.
1.HIRSIZ = Akıllı eşek, cici eşek, güzel eşek. (Hırsızlar yavaş yavaş Sambül’e yaklaşırlar)
2.HIRSIZ = Aman, aman, aman kulakları da ne güzelmiş.
KELOĞLAN = (Hırsızlar tam Sümbül’e yaklaştıkları anda) Heeey...
HIRSIZLAR = Anneee... İmdat…
KELOĞLAN = Sizi sahtekârlar sizi. Ben Keloğlan'ın heykeliyim. Şimdi size öyle bir ceza vereceğim ki yalancılık, hırsızlık, dolandırıcılık, hayvanları dövmek nasılmış göreceksiniz.
1.HIRSIZ = Ne olur bizi öldürme Keloğlan’ın heykeli.
2.HIRSIZ = Ne istersen yaparız ey Keloğlan’ın heykeli. Ne olur bağışla bizi. (Keloğlan’ın önünde diz çökerek yalvarırlar).
KELOĞLAN = Heeeyytt...
HIRSIZLAR = Anneee… İmdat…
KELOĞLAN = (Robot gibi hareketlerle hırsızları sahnede kovalamaya başlar) Boşuna yalvarmayın kaz kafalılar. Elimden kurtulamazsınız.
1.HIRSIZ = Ey Keloğlan’ın heykeli ne olur bağışla bizi.
2.HIRSIZ = Ne istersen yaparız.
KELOĞLAN = Yeteeer. Boşuna yalvarmayın. Elimden kurtulamazsınız. Cezanızı çekmeniz lazım. Yapılan kötülükler hiç bir zaman cezasız kalmamalı. (Hırsızları köşeye sıkıştırmıştır) Geçin şuraya. Arkanızı dönün. Keloğlan normal sesiyle seyircilerle konuşur) Oyunumu beğendiniz mi?... Şunların haline bakın korkudan nasıl da tir tir titriyorlar. Gelin şunlara hep beraber bir oyun daha oynayalım. Şimdi herkes sussun, sessiz olun. Ben işaret edince hep birlikte “Heeey” diye bağıralım, onları korkutalım. Tamam mı? (Salonda ve sahnede sessizlik sağlanınca yavaş yavaş hırsızların yanına gelir ve bir işaret yaparak seyircilerle beraber bağırır. Hırsızlar korkuyla havaya zıplar ve yere düşerler. Keloğlan onların yanına gider.) Ne haber? Keloğlan’ın oyununu beğendiniz mi tarla fareleri.
1.HIRSIZ = Keloğlan, gerçekten sen misin?
2.HIRSIZ= Yoksa yine mi yanılıyoruz?
KELOĞLAN = Benim tabii. Sinek bacaklılar. Ne sandınız?
1.HIRSIZ = Dur hele bir kontrol edelim. (Keloğlan’ın elini, kolunu, bacaklarını tutarak kontrol eder) Evet evet sensin.
2.HIRSIZ= (O da ayni şeyeri yaparak) Evet, evet gerçeksin, sen Keloğlan’sın.
HIRSIZLAR = (Keloğlan’a sarılarak) Affet bizi keloğlan… Ne olur affet…
KELOĞLAN = Hey durun bakalım. O kadar kolay kurtulamazsınız.
1.HIRSIZ = Ne ceza verirsen razıyız.
2.HIRSIZ= Yeter ki affet bizi. Zaten yaptıklarımıza çok pişman olduk.
1.HIRSIZ = Bir hata işledik affet bizi.
KELOĞLAN = Sadece benim affetmemle olmaz. Seyirci arkadaşlarımızın da görüşünü almamız lazım. Onlar her şeyi gördü. Her şeyi biliyorlar. Bakalım onlar ne diyecekler.
HIRSIZLAR= Tamam soralım.
KELOĞLAN = (Seyirciye) Ne dersiniz arkadaşlar bu kadar ceza yeter mi? Yoksa biraz daha cezalandıralım mı?.... (Keloğlan ve seyirciler arasında hırsızlarla ilgili bir tartışma başlar. Tartışma sonucu alınan karar doğrultusunda oyun devam eder.)

1.Oyun Düzeni / Cezalandıralım

SEYİRCİLER= Ceza verelim… Cezalandıralım...
KELOĞLAN = Tamam arkadaşlar. Çoğunluk cezalandırılmalarını istediğine göre biraz daha cezalandıralım... İyi ama ne ceza yerelim? (Tartışmalar sonucu oyunun akışına göre 3-5 ceza verilir) Eveet... Soralım bakalım akıllanmışlar mı? Söyleyin bakalım hiç düşündünüz mü; bu kadar kişi sizi neden sevmiyor, sizi neden cezalandırdı?
1.HIRSIZ = Evet. Ne derlerse, ne yaparlarsa haklılar.
2.HIRSIZ = Ama biz de haklıyız. İsteyerek hırsızlık yapmadık.
KELOĞLAN = Ne demek isteyerek yapmadık? İnsan istemeden yapar mı?
1.HIRSIZ = Zorunluyduk. İstersen arkadaşlara sor.
KELOĞLAN = (Seyircilere) Ne diyor bunlar arkadaşlar? Hırsızlığı istyerek yapmamışlar mıymış neymiş? İyice kafam karıştı... Anlatın hele ne demek istiyorlar? (Seyirciler hırsızların durumunu anlatır)… Yaa demek öyle oldu? İyi ama ne olursa olsun yaptıklarınız yine de çok yanlış.
2.HIRSIZ = Evet haklısınız ama başka ne yapabilirdik ki?
1.HIRSIZ = Ne olur artık affedin bizi.
KELOĞLAN = Ne dersiniz arkadaşlar, bu kadar üzüldükleri yeter mi? Affediyor musunuz?

2. Oyun Düzeni / Cezalandırmayalım

SEYİRCİLER = Hayır, hayır ceza vermeyelim.
KELOĞLAN = İyi ama neden? (Seyirciler hırsızların durumunu anlatır.)
1.HIRSIZ = Evet Keloğlan. Arkadaşların dediği gibi oldu. Mecbur kaldık.
KELOĞLAN = Yaa demek öyle oldu? İyi ama ne olursa olsun yaptıklarınız yine de çok yanlış.
2.HIRSIZ = Evet haklısınız ama başka ne yapabilirdik ki?
1.HIRSIZ = Ne olur artık sen de affet bizi.
2.HIRSIZ = Hadi artık ne olur affet bizi Keloğlan.
2.HIRSIZ = Bak, bak işte Sümbül'ü getirdik onu sana geri veriyoruz.
KELOĞLAN = Bak sen, kimin eşeğini kime veriyorsun? O zaten benim değil mi?
1.HIRSIZ = Arkadaşımın kusuruna bakma Keloğlan. Öyle demek istememişti. Hadi artık ne olur affet bizi.

1. veya 2. Oyuna Bağlantı

KELOĞLAN = Pekala madem herkes affediyor, ben de affedeceğim.
HIRSIZLAR = Yaşa Keloğlan.
KELOĞLAN = Durun, durun hemen sevinmeyin. Evet affedeceğim dedim. Ama bir şartım var.
1.HIRSIZ = Söyle ne istersen yaparız.
2.HIRSIZ = Yeter ki affet bizi.
KELOĞLAN = (Seyircilere) Arkadaşlar, bu ikisi bundan sonra ne olursa olsun bir daha hırsızlık, yalancılık, sahtekârlık, do¬landırıcılık yapmayacaklarına dair söz versinler ben de kendilerini affedeyim. Ne dersiniz?
1.HIRSIZ = Söz veriyorum, bundan sonra kesinlikle hırsızlık yapmayacağım.
2.HIRSIZ = Ben de söz veriyorum. Açlıktan öleceğimi bilsem dahi yalancılık, dolandırıcılık ve sahtekârlık yapmayacağım.
1. HIRSIZ = Evet evet. Doğruluktan hiç ayrılmayacağız.
2.HIRSIZ = Bundan sonra hayvanlara da kötü davranmayacağız. Affet bizi Sümbül. (Sümbül anırır)
KELOĞLAN = Eeee… Sümbül bile affettikten sonra, ben de affediyorum.
HIRSIZLAR= Yaşşa Keloğlan.
KELOĞLAN = Tamam, tamam. Hadi artık gidin. Bu olanları ve söylediklerinizi de sakın unutmayın.
1.HIRSIZ = Nasıl unuturuz Keloğlan. Sana ve Sümbül'e yaptığımız tüm kötülüklere rağmen siz bizi affettiniz.
2.Hırsız = Bizi utandırdınız.
KELOĞLAN = Anam bana hep, "Kötülüklere kötülükle cevap vererek hiç bir şey kazanılmaz. En güzel şey bağışlayıcı olmak” derdi.
1.HIRSIZ = Çok haklısın Keloğlan.
KELOĞLAN = Önemli olan insanın kendi hatasını anlamasıdır. Siz de hatanızı anladınız değil mi?
1.HIRSIZ = Anlamaz olur muyuz Keloğlan, tabii anladık.
2.HIRSIZ = Bir daha aynı hatayı işlemeyeceğiz. Söz veriyoruz.
1.HIRSIZ = Ah keşke bir işimiz olsaydı bunların hiç biri başımıza gelmezdi.
KELOĞLAN = Madem öyle, size iş bulmanız için yardımcı olacağım.
HIRSIZLAR= Yaşşa Keloğlan. (Şarkı söyleyerek hep beraber dans ederler.)

HIRSIZLARIN SARKIŞI
….
….
(Şarkı bitiminde Hırsızlar kendi aralarında fısıldaşmaya başlarlar)
1. HIRSIZ = (2.Hırsız'a) Söyle, söyle.
2. HIRSIZ = Hayır, hayır. Sen söyle.
1. HIRSIZ = Ben söyleyemem. Sen söyle.
KELOĞLAN = Heey yine ne oluyor? Ne var, ne söyleyeceksiniz?
2. HIRSIZ = Keloğlan senden bir ricamız olacak.
KELOĞLAN = Söyleyin bakalım, yine ne var?
1. HIRSIZ = (Cebinden bir para kesesi çıkarıp Keloğlan'a uzatır) Bunu Muhtar'a verir misin?
KELOĞLAN = O da neymiş?
2. HIRSIZ = Şeey... Para kesesi.
KELOĞLAN = Para mı?.. Ne parası?
1. HIRSIZ = Bak Keloğlan. Biz, bu paraları Muhtar'dan çaldık.
KELOĞLAN = Neee çaldınız mı? Hani hırsızlık yapmayacaktınız.
2. HIRSIZ = Dur, dur kızma. Önceden çalmıştık.
1. HIRSIZ = Biliyorsunuz, artık hırsızlık yok, yalancılık yok,
KELOĞLAN = Eeee...
2. HIRSIZ = Kısacası yaptıklarımıza gerçekten pişman olduk. Dolayısıyla parayı geri vermek istiyoruz.
1. HIRSIZ = Evet, evet bunu geri vereceğiz.
KELOĞLAN = Aferin size. Verdiğiniz sözleri hemen tutmaya başladınız. (Seyirciye) Gördünüz mü arkadaşlar? Şimdi onlara daha çok güveniyorum. yaptıklarından pişman oldukları için çaldıkları paraları geri veriyorlar. Bu davranışlarına ne dersiniz?... Bence de bu arkadaşlar bize verdikleri sözü gerçekten tutacaklar. Onları bu davranışlarından dolayı alkışlayalım mı? (Hırsızlara) Şimdi gidin ve bu parayı Muhtar emmiye verin.
1. HIRSIZ = Yo, yo, yo olmaz, veremeyiz.
KELOĞLAN= Veremez misiniz? Hani söz vermiştiniz.
2. HIRSIZ = Vermesine verdik ama veremeyiz Keloğlan.
KELOĞLAN= Ne demek şimdi bu? Verecek misiniz, vermeyecek misiniz?
1. HIRSIZ = Vereceğiz vermesine de veremeyiz Keloğlan.
KELOĞLAN= Benimle dalga mı geçiyorsunuz siz?
1. HIRSIZ = Hayır, hayır Keloğlan.
2. HIRSIZ = Yanlış anladın Keloğlan. Vermesine vereceğiz.
HIRSIZLAR= Ama nasıl?
KELOĞLAN= Hoppala, ne demek nasıl? Gidip Muhtar emmiyi bulusunuz, “Al Muhtar emmi işte paralar” dersiniz olur biter. Bunu da mı ben öğreteceğim?
1. HIRSIZ = Tabii canım, al Muhtar emmi paraları deriz,
2. HIRSIZ = Dayağı da yeriz…
1. HIRSIZ = Kulaklarımızdan tuttuğu gibi hoop...
KELOĞLAN = O neden o ?
2. HIRSIZ = Neden olacak Keloğlan. Muhtar bizi hâlâ kötü insanlar olarak tanıyor.
KELOĞLAN= Bak bu doğru. Nasıl da düşünemedim? İyi ama ne yapabiliriz?
1. HIRSIZ = Biz düşündük ki...
KELOĞLAN= Ne düşündünüz?
HIRSIZLAR= Bu parayı Muhtar’a sen ver. (Para kesesini Keloğlan’ın eline verirler.)
KELOĞLAN = (Telaşla keseyi atar.) Olmaz olmaz. O zaman da Muhtar paraları benim çaldığımı düşünür.
2. HIRSIZ = Sen işini bilirsin Keloğlan. Bir şeyler yaparsın.
1. HIRSIZ = Hadi Keloğlan, al şunu da bizi bu dertten kurtar.
KELOĞLAN = İyi ama nasıl olur? Ne yapabilirim?
MUHTAR = (Dışarıdan bağırır) Ah, ah sizi bir elime geçirirsem...
HIRSIZLAR = Eyvah işte geliyor.
KELOĞLAN = Evet, evet onun sesiydi.
1. HIRSIZ = Kurtar bizi Keloğlan.
2. HIRSIZ = Ne olur bize yardım et.
KELOĞLAN= Durun, durun heyecanlanmayın. Siz şimdi şuraya saklanın. Sakın gürültü etmeyin. (Hırsızlar sahneden çıkarlar. Keloğlan yerdeki para kesesini alır, saklar) Eh Muhtar emmi gel bakalım gel. Şimdi ocağıma düştün. Gel de sana ne oyunlar edeceğimi gör. (Seyirciye) Arkadaşlar bakın şimdi neler olacak. Yalnız sizden bir ricam olacak: Lütfen onların oraya saklandığını ve paranın bende olduğunu Muhtar emmiye söylemeyin, olur mu?... Söz mü?
MUHTAR = Ah, ah. Nerde bu hırsızlar?
KELOĞLAN = İşte geliyor. Hadi Sümbül biz dans edelim.

3.SAHNE
(Keloğlan-Sümbül-Muhtar)

MUHTAR = (Bağırark gelir) Nerde, nerde, nerde onlar? (Hırsızları arar. Keloğlan Muhtar’ın geldiğini görmemiş gibi kaval çalmaya devam eder. Sümbül de dans etmektedir.) Hey Keloğlan dur, dur, kes şu kaval çalmayı. Sana söylüyorum! Nerde onlar?
KELOĞLAN = Aaaa Muhtar emmi gelmiş. Hoş gelmiş. Acaba nasılmış, iyi miymiş, nerelerden gelmiş?
MUHTAR = Sus, sus. Gevezelik etme. Nerde onlar?
KELOĞLAN = Kimler Muhtar emmi?
MUHTAR = Kimler olacak hırsızları soruyorum.
KELOĞLAN = Hırsız mı? Ne hırsızı?
MUHTAR = Anlamaz gibi konuşma Keloğlan. Hani şu senin eşeği çalanlar vardı ya. İşte onları soruyorum.
KELOĞLAN = Yanlışın var Muhtar emmi. Onlar benim eşeğimi değil ben onların eşeğini çalmıştım. Ne çabuk unuttun? Üstelik beni de dövdürmüştün.
MUHTAR = Sana karşı çok mahcubum Keloğlan. Artık bütün gerçeği biliyorum. Kusura bakma. Kızım bana her şeyi anlattı.
KELOĞLAN = Yaa demek öyle oldu?
MUHTAR = Ben şimdi ne yapacağım. Bütün paraları çaldırdım. Üstelik paralar benim değil köy kooperatifinin parasıydı. Ah, ah.
KELOĞLAN = Nee yani senin de paralarını mı çaldılar? Bak sen.
MUHTAR = Ah,ah. Ben şimdi ne yapacağım? Gitti paralar. Ah, ah.

4. SAHNE
(Keloğlan-Sümbül-Muhtar-Gülcan)

GÜLCAN = (Koşarak gelir) Baba, baba. Hah sonunda buldum seni.
MUHTAR = Bittim kızım, bittim. Mahvoldum. Artık baban muhtar değil. Ben muhtarlığa layık biri değilim. Bana emanet edilenleri koruyamadım.
GÜLCAN = Babacığım lütfen böyle konuşma.
MUHTAR = Nasıl konuşmam kızım, nasıl konuşmam? Paralar gitti. Paraları çaldırdım.
GÜLCAN = Aa sahi mi söylüyorsun baba! Nasıl oldu, kim çaldı?
MUHTAR = Kim olacak, hani şu Keloğlan’ın eşeğini de çalmışlardı ya işte onlar. Üstelik paralar benim değil köy kooperatifinindi. Ah, ah. Ben ağlamayayım da kimler ağlasın.
GÜLCAN = Ama babacığım ağlamakla bir şey yapamazsın ki. Lütfen ağlama,
MUHTAR = Bana emanet edilen parayı koruyamadım. Artık kimse beni muhtar seçmez. Ah, ah.
GÜLCAN = Gördün mü olanları Keloğlan? Ne yapacağız şimdi? Lütfen bana yardım et. Hırsızları gördün mü?
KELOĞLAN= (Saklamış olduğu para kesesi Gülcan'a göstererek susmasını işaret eder) Şeey... Bilmem... Acaba ne yapsak? Onlar çoktan gitmişlerdir artık. Herhalde şimdi çaldıkları parayı bir güzel harcıyorlardır. Vah, vah.
MUHTAR = Ah, ah. Böyle konuşma Keloğlan kahroluyorum. Ah, ah,
KELOĞLAN = Vah, vah. Peki konuşmam. Sana çok acıyorum Muhtar emmi. Doğrusu senin yerinde olmak istemezdim. Demek paraları çaldırdın. Vah vah vaaah.
MUHTAR = Ah, ah. Yeter. Lütfen sus artık. Beni daha fazla üzme.
GÜLCAN = Babacığım bir önerim var.
MUHTAR = Öneriyi ne yapayım kızım. Bana para lazım para.
GÜLCAN = Dinle babacığım. Hırsızları yakalayıp paraları getireni ödüllendireceğini söyle, belki birisi bu işi başarır.
KELOĞLAN= Tabii ya ne olur ne olmaz. Bakarsın mesela birisi paraları getirmiş. Ne güzel olurdu değil mi?
MUHTAR = Ah...ah. Öyle bir şey olsa daha ne isterim. Hırsızları yakalayıp paralarımı getirene ne isterse verirdim.
KELOĞLAN = Neee… Bu sözün sahi mi Muhtar emmi?
MUHTAR = Tabii sahi söylüyorum.
GÜLCAN = Ne isterse verecek misin?
MUHTAR = Evet vereceğim.
KELOĞLAN = Yani şimdi paraları sana verirsem… Şeyy yani verirlerse, istediğimi… şey yani istediklerini verecek misin?
MUHTAR = Evet vereceğim.
KELOĞLAN = Söz mü Muhtar emmi?
MUHTAR = Söz.
KELOĞLAN = Yani şimdi birisi gelse. Hani yani mesela, lafın gelişi, söz temsili, örneğin, farz-ı mahal ….
MUHTAR = Keloğlan. Kızdırma beni. Lafı uzatıp durma.
KELOĞLAN = Tamam, tamam kızma. Demem şu ki: Şimdi birisi gelse, paraları getirse “Al Muhtar emmi bu paralar seninmiş” dese. Ona ne isterse vereceksin değil mi?
MUHTAR = Deli etme beni Keloğlan, vereceğim dedim ya.
KELOĞLAN = (Seyirciye) Duydunuz mu arkadaşlar? Şahitsiniz değil mi?
GÜLCAN = Evet evet hepimiz şahidiz. Ben de şahidim.
MUHTAR = Keloğlan artık sabrımı taşırıyorsun.
KELOĞLAN = Dur dur kızma Muhtar emmiciğim. Şimdi senden bir ricam olacak. Gözlerini kapat. Elini uzat. (Para kesesini eline koyar) Sürpriz.
MUHTAR = Aman Allah’ım gözlerime inanamıyorum. Bu, bu, bu kese benim kesem. Paralar, paralar. (Şarkı söyleyerek dans eder. Sahnedeki diğer oyuncular da eşlik etmektedir.)

MUHTAR’IN ŞARKISI

Paraları çaldılar çocuklar
Altınları çaldılar çocuklar
Bundan kurtarın beni ah aman, aman
Yardım edin sizler bana çocuklar

Yeter artık, yeter. Yoruldum çocuklar. Ben kim dans etmek kim.
KELOĞLAN = Otur Muhtar emmiciğim otur. (Sümbül Muhtarın etrafında hâlâ dans etmektedir) Dur Sümbül dur artık. Bu kadar dans yeter. Bak Muhtar emmi ne kadar yoruldu.
MUHTAR = Eeee… Keloğlan. Ben sözümde dururum. Dile benden ne dilersen?
KELOĞLAN = (Gülcan'la bakışırlar) Şeey Muhtar emmi... (Sümbül,Keloğlan'la Gülcan'ın etrafında dolaşarak Muhtar'a bir şeyler anlatmaya çalışır).
MUHTAR = Heey bu hayvana da ne oluyor?
KELOĞLAN = Hiiç sadece benim yerime bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Yani benim adıma konuşuyor.
MUHTAR = Ne dedin, ne dedin? Senin adına mı konuşuyor?
KELOĞLAN = Evet.
MUHTAR = Allah Allah... İyi ama ben bir şey anlamıyorum. Ne dediğini açıklar mısın?
KELOĞLAN = Tabii açıklarım. Hem de seve seve…
MUHTAR = Peki ne diyor?
KELOĞLAN = Diyor ki...
MUHTAR = Ne diyor?
KELOĞLAN = Şeeey....
MUHTAR = Keloğlan sinirlendirme beni. Ne diyorsa çabuk söyle.
KELOĞLAN = Tamam, tamam sinirlenme Muhtar emmiciğim söylüyorum işte.
MUHTAR = Keloğlan sabrım tükeniyor ha…
KELOĞLAN = Şey Muhtar emmi şimdi ne istersem vereceksin değil mi?
MUHTAR = Vereceğim dedim ya Keloğlan. Yüz defa mı söyleyeceğiz. Delirtme beni.
KELOĞLAN = Hani ne olur ne olmaz hatırlatayım dedim.
MUHTAR = Hatırlatmana gerek yok. Vereceğim dedim, vereceğim. Söyle ne istiyorsun?
KELOĞLAN = Söz mü?
MUHTAR = Söz. Çocuklar da şahit. Ne istersen vereceğim.
KELOĞLAN = Duydunuz değil mi arkadaşlar.
SEYİRCİLER = Evet... Evet...
KELOĞLAN = O halde ben de Sümbül'ün ne demek istediğin! Açıklayayım. Efendim Sümbül diyor ki…
MUHTAR = Eeee ne diyor?
KELOĞLAN= Diyor kiiii…..
MUHTAR = Bana bak Keloğlan artık sabrımı taşırıyorsun. Ne diyor çabuk söyle!
KELOĞLAN= Şeeey… Ne diyecek kızınızı istememi söylüyor.
MUHTAR = (Şaşkınlıkla) Ne kızımı mı?
KELOĞLAN = (Sakin, kendinden emin) Evet kızınızla evlenmek istiyorum.
MUHTAR = Kim?... sen... benim kızımla... evlenmek… öyle mi?
KELOĞLAN = Evet... ben... senin kızınla… evlenmek… öyle.
MUHTAR = (Gülerek) Amma da şakacısın Keloğlan. Duydunuz mu benim kızımla evlenmek istiyormuş?
KELOĞLAN= Ben bunda gülecek bir şey göremiyorum. Komik olan ne? Söyle de biz de gülelim Muhtar emmi.
GÜLCAN = Babacığım lütfen Keloğlan'la böyle alay etme.
MUHTAR = Ben onunla alay etmiyorum kızım. Esas o benimle alay ediyor. Baksana geçmiş karşıma “Kızınla evlenmek istiyorum” diyor. Duyan da ciddi zannedecek.
KELOĞLAN = Ciddiyim tabii.
MUHTAR = Ne? Ciddi misin? Yani gerçekten kızımla evlenmek istiyorsun ha?
KELOĞLAN = Evet. Ne olmuş, isteyemez miyim?
MUHTAR = (Hiddetle) Seni gidi haddini bilmez, densiz. Şimdi gösteririm ben sana. (Keloğlan'ı kovalar. Keloğlan kayaların arkasına saklanır)
GÜLCAN = (Aralarına girip Muhtar’ı tutarak) Babacığım lütfen sakin ol.
MUHTAR = Nasıl sakin olurum kızım. Baksana şu kele! Geçmiş karşıma senden beni, yok yok senden seni, şey yani benden beni... Gördün mü ne söyleyeceğimi de şaşırdım.
KELOĞLAN = Bunda şaşacak ne var Muhtar emmiciğim senden kızını istiyorum.
MUHTAR = Bak densize.
KELOĞLAN = İsterim tabi
MUHTAR = Bak hâlâ konuşuyor.
KELOĞLAN = Konuşurum tabii. Ne olmuş yani? Konuşmak benim de hakkım….
MUHTAR = Sus, sus diyorum sana!
GÜLGAN = Durun! İkiniz de susun.
MUHTAR = Nasıl susarım kızım baksana seninle evlenmek istiyormuş.
GÜLCAN = Sinirlenme babacığım. Olabilir. Hem sen biraz evvel söz vermedin mi?
KELOĞLAN= Evet verdin. Hani ne istersem verecektin. Öyle değil mi arkadaşlar.?.
MUHTAR = Şeey... İyi ama.
GÜLGAN = Sözünde durmazsan, sonra sana ne derler.
MUHTAR = Ne ya seni ona vermemi mi istiyorsun?
GÜLGAN = ... (Utanmıştır)
KELOĞLAN= Yaşşa be Gülcan. Sustuğuna göre bu evet demektir Muhtar emmi.
MUHTAR = Hööyt... Sen sus. Bak kızım iyi düşün beş parasız bir adama ben seni nasıl veririm?
KELOĞLAN = Muhtar emmi bak bana
Atma sözümü yabana
İki gönül bir olunca
Prenses varır çobana
MUHTAR = (Bu sözler hoşuna gitmiştir) Gel hele gel buraya.
KELOĞLAN = Yaa geleyim de bir güzel dövesin değil mi?
MUHTAR = Yok oğlum yok dövmeyeceğim gel.
KELOĞLAN = Söz mü?
MUHTAR = Söz.
KELOĞLAN = Gülcan sakın babanı bırakma geliyorum.
GÜLCAN = Gel, gel. Söz verdi dövmeyecek.
KELOĞLAN= Sana inanıyorum ama ona bir türlü inanamıyorum.
MUHTAR = Gel oğlum. Dövmeyeceğim dedim ya. Söz dedim, dövmeyeceğim.
KELOĞLAN = Demesine dedin de verdiğin sözü unutuyorsun.
GÜLCAN = Gel, gel.
MUHTAR = Sabrımı taşırıyorsun. Geleceksen gel, yoksa ben geliyorum.
KELOĞLAN = Tamam, tamam geliyorum. (Sığındığı yerden yavaş yavaş çıkarak yaklaşır) Ben geliyorum. Hu, huu. Merhaba… Ben geldim…
MUHTAR = Demek benden kızımı istiyorsun öyle mi ?
KELOĞLAN= Şeey... Evet istiyorum. (Tekrar kaçıp eski yerine saklanır)
MUHTAR = Gel oğlum gel kaçma.
KELOĞLAN = Ben kaçmayım da kimler kaçsın. Hâlâ ayaklarımın altı cayır cayır yanıyor. Yine döveceksin diye çok korkuyorum.
MUHTAR = Gel oğlum gel, herkes hata yapabilir oldu bir kere. Tamam tekrar özür diliyorum. Bir daha olmaz.
KELOĞLAN = Pekala geliyorum... İşte geldim burdayım.
MUHTAR = Anlaşıldı sen kızımla evlenmek istiyorsun. Dur bakalım bir de ona soralım.
KELOĞLAN = Sor Muhtar emmi sor ne istersen sor.
MUHTAR = Gevezelik etme. Kızım bak bu kel seninle evlenmek istiyor. Sen de onunla evlenmek istiyor musun?
KELOĞLAN = Tabii istiyor.
MUHTAR = Sen sus, o söylesin.
GÜLCAN = (Utanarak) Hı, hı.
KELOĞLAN = Gördün mü nasılmış?
MUHTAR = Ya demek öyle. Hımmm…. (Seyirciye) Siz ne dersiniz çocuklar. He diyelim mi bu işe? Pekâla sizin dediğiniz olsun. Ben de verdim gitti.
KELOĞLAN= Yaşşa Muhtar emmi şeey baba diyecektim.
MUHTAR = Öp bakalım elimi. Sen de kızım, öp elimi. Allah ikinizi de mutlu etsin, bir yastıkta kocayın. (Sümbül de Muhtar'in elini öpmeye çalışır)
KELOĞLAN= Gülcan.
GÜLCAN = Efendim Keloğlan.
KELOĞLAN = Babana ettiğim oyunu beğendin mi?
GÜLCAN = Evet Keloğlan çok güzeldi.
KELOĞLAN = (Seyircilere) Ya siz? Siz de beğendiniz mi arkadaşlar?

5.SAHNE
(Keloğlan-Sümbül-Muhtar-Gülcan-Hırsızlar)

HIRSIZLAR= (Koşarak gelirler) Biz de beğendik. Biz de beğen.
MUHTAR = Heey demek burdaydınız ha? Şimdi gösteririm ben size. (Muhtar kovalar, Hırsızlar kaçar. Sahnede bir kovalamaca başlar.)
HIRSIZLAR= Kurtartar bizi Keloğlan.
KELOĞLAN = Dur Muhtar emmi dur. Sakin ol.
MUHTAR = Nasıl sakin olurum Keloğlan. Tutma beni. İşte onlar, hırsızlar. Bırak beni yakalayalım şunları.
KELOĞLAN = Dur babacığım beni dinle. Sakin ol.
MUHTAR = Nasıl sakin olurum? Eşeğini alıp seni dövmediler mi?
KELOĞLAN = Dövdüler.
MUHTAR = Yalan söylemediler mi?
KELOĞLAN = Söylediler.
MUHTAR = Kooperatifin parasını çalmadılar mı?
KELOĞLAN = Çaldılar.
MUHTAR = Eeee bu kadar suç cezasız mı kalacak. Hadi çekil önümden de şunları yakalayayım. (Seyirciye) Çocuklar siz de yardım edin kaçmasınlar.
KELOĞLAN = Dur Muhtar emmiciğim, dur. Biz onlara gereken cezayı verdik. Hem onlar zaten bir yere kaçmaz.
MUHTAR = Kaçmaz olur mu? Bak bak nasıl bakıyorlar. Fırsatını bekliyorlar. Bırak beni Keloğlan.
KELOĞLAN = Yanılıyorsun Muhtar emmi. Onlar senin bildiğin gibi kötü insanlar değil.
MUHTAR = Neee… Yaptıkları onca pislikten sonra nasıl onları böyle savunabiliyorsun. Seni anlamıyorum doğrusu Keloğlan.
KELOĞLAN = Sakin olup bizi bir dinlersen anlayacaksın Muhtar emmiciğim.
MUHTAR = Tamam, tamam. İşte sakinim ve sizi dinliyorum. Anlatın bakalım burada neler oluyor?
KELOĞLAN = Muhtar emmi, bu arkadaşlar isteyerek hırsızlık yapmamışlar.
MUHTAR = Hoppala. Peki neden yapmışlar?
KELOĞLAN = Zorunlu oldukları için. Çaresiz kalmışlar.
MUHTAR = Neden zorunluymuşlar.
1.HIRSIZ = Hırsızlıktan başka çaremiz yoktu.
MUHTAR = Sus. O ne biçim laf? Ne demek başka çaremiz yoktu?
2.HIRSIZ = İnan ki istemeden yaptık, zorunluyduk.
MUHTAR = Fazla konuşmayın tepelerin. Zorunluymuş, çaresizmiş, bilmem neymiş. İnsan istemeden hırsızlık yapar mı?
KELOĞLAN = Haklısın Muhtar emmi. Önce ben de senin gibi düşünüyordu ama olanları anlattıklarında onlara hak verdik.
MUHTAR = Bakıyorum seni de kandırmışlar Keloğlan. Ama beni kandıramazlar. O bir kere olur. Size inanmıyorum.
GÜLCAN = Babacığım çocuklara inanır mısın?
MUHTAR = Tabii inanırım, çocuklar hiç yalan söylemez.
GÜLCAN = Tamam. Öyleyse hadi onlara sor. Nedir bu olanlar? Sana anlatsınlar.
MUHTAR = Evet, evet iyi akıl ettin kızım. (Seyircilere) Çocuklar lütfen bana olanları anlatır mısınız? Bunlar ne demek istiyor. Kafam karma karışık oldu. Yok çaresizmişler miymiş neymiş? (Muhtar, çeşitli sorularla çocukları yönlendirerek olayları anlattırır.) Yaa demek öyle oldu.
KELOĞLAN = Bize şimdi inandın mı Muhtar emmi?
MUHTAR = Ne diyeceğimi şaşırdım Keloğlan.
KELOĞLAN = Ben sana ne diyeceğini söyleyeyim mi?
KELOĞLAN = Söyle bakalım?
KELOĞLAN = "Onları ben de affediyorum" dersin olur biter.
MUHTAR = Ne desem bilmem ki.
GÜLCAN = Hadi babacığım sen de affet.
KELOĞLAN = (Seyircilere) Arkadaşlar Muhtar emmi sizi dinler, söyleyin de affetsin.
SEYİRCİLER = Affet... affet... affet...
MUHTAR = Tamam, tamam affedeceğim.
HIRSIZLAR= (Muhtar’ın elini öperler) Yaşşa Muhtar emmi.
KELOĞLAN = (Seyircilere) Arkadaşlar Muhtar emmiden rica edelim de onlara bir iş bulsun. Ne dersiniz?
SEYİRCİLER = ...................
KELOĞLAN = Muhtar emmi bak sana diyorlar.
MUHTAR = Efendim, anlamadım, iş mi? Ne işi? Haaa, anladım, hımmm... Bir düşünelim bakalım. Tamam buldum. Kooperatifte size bir iş ayarlarız. Tamam mı?
HIRSIZLAR = Yaşşa Muhtar emmi...
1.HIRSIZ = İyi ama bizim okumamız yazmamız yok ki?
2.HIRSIZ = Evet ya bunu unutmuştuk.
MUHTAR = Durun, durun hemen üzülmeyin. Onun da çaresi var.
HIRSIZLAR = Var mı? Nasıl?
MUHTAR = Sizin gibi zamanında okula gitmeyenler için bir kurs düzenleriz. Köyümüzün öğretmeni bize yardımcı olur.
HEPSİ = Yaşşa Muhtar emmi... Yaşşa baba. (Hep beraber dans ederler. Yavaş, yavaş geri planda kalırlarken 2. Oyuncu normal kişiliği ile ön plana çıkar)
2.OYUNCU = (Seyircilere) İşte bu kadar. Masalımız burada bitiyor. Gördüğünüz gibi iyiler her zaman kazanıyor. Yine mutlu bir son. Onlar ermiş muradına biz çıkalım tahtına. Bize bu masalı canlandırdıkları için arkadaşlarımıza çok teşekkür ederiz. (Bütün oyuncular normal kişiliklerine bürünerek sahne önünde yerlerini alır.) Bu masalı hiç unutmayın. Belki bir gün siz de çocuklarınıza veya torunlarınıza anlatır veya oynarsınız. Eveeet… Hani masalların sonunda hep gökten üç elma düşer ya! İşte size üç elma. Gerçi gökten falan düşmedi, leylek de getirmedi. Şu karşıki manavdan aldık. Ama olsun elma elmadır. Alın üçü de sizin olsun. (Seyircilere atar. Bütün oyuncular sahnededir. Şarkı söyleyerek seyircileri uğurlarlar.)

TİYATRO SARKISI (Oyun Bitiminde)

Güle, güle, güle, güle sevgili çocuklar
Güle, güle, güle, güle gidin çocuklar

Bir dahaki oyunumuza yine bekleriz
Hep beraber neşe ile güler oynarız

Güle, güle, güle, güle sevgili çocuklar
Güle, güle, güle, güle gidin çocuklar


SON
24.2.1976 /Ankara
1.1.1982 / Ankara
1.6.1988 / Ankara
01.01.2003 / Frankfurt

Tahsin MELAN




(Gürer Gülsevil, Muzaffer Sungur, Enver Güveç, Tahsin Melan /1988)


****************************************************

Eseri "word" dosyasy düzeninde edinmek isterseniz lütfen tıklayınız.

Not: Eser, izin alınmadan sahnelenemez ve çoğaltılamaz.

_________________
BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ DİLİMİZ İÇİN. tm
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 08 Eyl 2005
Bildiriler: 2333
Şehir: Almanya
Alıntıyla Cevap Gönder
Sevgili Tahsin Melan, gerçekten bir harikâsınız!

Elinize sağlık.

Tom amcanının -ne idüğü belirsiz âlemiyle çocuklarımızın beyinlerini yıkamak yerine insanımız, insanımızın güzel düşüncelerine sahip çıkmalı.
Yoksa sonumuz perişan, Allah korusun -bize, biz diyemez biçime geliriz.!

Selam ve saygılar

_________________
Sev ki sevilesin!
Kullanıcı kimliğini gösterKederli tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 30 Oca 2005
Bildiriler: 101
Şehir: Ankara
Alıntıyla Cevap Gönder
Tahsin Bey sizin bu yönünüzün olduğunu, daha doğrusu bu derece usta olduğunuzu bilmiyordum. 10 parmağınız size yetiyor mu merak ediyorum?

Tebrikler
Kullanıcı kimliğini gösterS.Ekrem tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 03 Ekm 2004
Bildiriler: 104
Alıntıyla Cevap Gönder
Tek kelimeyle harika. Söylemesi ayıp ilk defa bir tiyatro eseri okudum. Çocuklar için yazılmış ama beni de masal dünyasına sürükledi. Keşke oyunu seyreden şanslılardan biri olsaydım.
Kullanıcı kimliğini gösterH. Ergenç tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 03 Ekm 2004
Bildiriler: 64
Şehir: istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Tahsin Bey gerçekten bu yönünüzü hiç bilmiyordum, gerçekten sizler için söyleyecek söz bulamıyorum tebrik ederim,bir tiyatrosever olarak bu sanatın herkese ulaştırılması için elimizden geleni yapmalıyız.
Teşekkürler.
Kullanıcı kimliğini gösterAdem Taş tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 21 Ekm 2006
Bildiriler: 106
Alıntıyla Cevap Gönder
Çocuk olasım geldi. Fıkır fıkır. Tam bir masal havasında ve Keloğlan tiplemesi çok yerinde. Saf görünüşlü ama hakkını aramasını bilen, hakkından vaz geçmeyen Anadolu insanı Keloğlan'da çok güzel yansıtılmış.

Yazanı da oynayanları da kutluyorum.
Kullanıcı kimliğini gösterZ. Şakiroğlu tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
SEVGILI KELOGLANIN HAYIRSIZ MUHTARI
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 31 Oca 2007
Bildiriler: 19
Şehir: Münih
Alıntıyla Cevap Gönder
Sevgili KELOĞLAN, daha ne diyebilirim ki?
Büyüklerin, küçüklerin sevdalısı
Gülcan'ın ilk gözağrısı.
Haksızlıkların belalısyı
Garip babası.
Her zaman dolu dolu olsun
Gönlü ki
Böyle güzellikleri
Belleklerimize
Kazısın...
Kullanıcı kimliğini gösterEnver GÜVEC tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder
Sevgili Muhtar emmi. Yıllar sonra (Dile kolay, tam on yedi yıl.) böylesi bir ortamda (yine Keloğlan sayesinde) bir araya gelmiş olmanın mutluluğunu yaşattığın için sonsuz teşekkürler. Diğer dostlarımız da bizimle. Sanırım görmüşsündür.

En içten sevgi ve saygılarımla

Keloğlan


En son Tahsin MELAN tarafından Cum Şub02, 2007 16:21 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.

_________________
BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ DİLİMİZ İÇİN. tm
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
KELOĞLAN
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 31 Oca 2007
Bildiriler: 19
Şehir: Münih
Alıntıyla Cevap Gönder
Sevgili Tahsin

Senin bana değil bizlerin sana sonsuz teşekkürlerimizi iletmemiz gerekmektedir sanıyorum.
Sayende tiyatronun tozunu ciğerlerimize derin derin çekme mutluluğunu yaşadık. Ben daha dün gibi anımsıyorum ilk çalışmamızı. (PA,PE,PI,Pİ,PO,PÖ,PU,PÜ)

Yazar,yönetmen ve Keloğlan olarak bizim gibi çaylaklarla usanmadan bıkmadan yorulmadan gece gündüz çalıştın, çabaladın bizleri yoğurdun. Ellerine, beynine, diline, kalemine sağlık.

Ama benim senden isteğim diğer güzel çalışmalarını da bizlerle paylaşman. Yeni kuşağımıza övünçle gösterebileceğimiz güzellikler olsun.

Bekliyoruz ona göre...

Çalışmalarında başarılar diler sana ve ailene selamlarımı iletirim

Enver GÜVEÇ
Muhtar Emmi
Kullanıcı kimliğini gösterEnver GÜVEC tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder
Oyunu sahneleyen değerli dostlar, hatır için de olsa arayıp, "Oynayabilir miyiz?" diye sorsanız size "Hayır!" diyeceğimi mi düşünüyorsunuz? Sizlerden beklentim sadece haber vermeniz ve bunca emeğe saygı duymanız, sadece saygı... Eğer buna hakkım olmadığını düşünüyorsanız söyleyecek sözüm yok.

_________________
BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ DİLİMİZ İÇİN. tm
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 31 Oca 2007
Bildiriler: 19
Şehir: Münih
Alıntıyla Cevap Gönder
Sevgili Tiyatro Dostlari sizler de emege saygi göstermezseniz bu ülkede kim gösterir ki...
Kullanıcı kimliğini gösterEnver GÜVEC tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder
KELOĞLAN'IN BECERİKLİ EŞEĞİ e-kitabı



İmrenilesi, örnek alınası bir tiyatro topluluğunun yıllara dayanan macerasının ürünü olan KELOĞLAN'IN BECERİKLİ EŞEĞİ adlı oyunun 35. YILINA ARMAĞAN olarak hazırladığım bu e-kitabı tüm Keloğlan ve tiyatro severlere armağan ediyorum.

Bu kitap içerisinde 35 yıllık birikimin yansımasını, emeği geçenleri, onca zaman içerisinde elde kalan belgeler eşliğinde oyunun tam metnini bulacaksınız. Dostlarıma ve Keloğlan severlere bir vefa borcu olarak sunar, kabulünü rica ederim. Konuya ilgi duyanların da umarım zevkle okuyacakları ve sahnelenmesinde yararlanacakları bir sunum olmuştur.

Aşağıdaki bağlantıyı tıklarsanız e-kitabı bilgisayarınıza indirebilirsiniz.

www.tahsinmelan.com/keloglan.exe

(yaklaşık 3 MB'dir. Bilgisayarınıza hiçbir sorun yaşamadan indirebilirsiniz. İE virüs uyarısı verirse aldırmayın. ...exe uzantılı olduğu için bu uyarıyı vermesi normaldir. Kitap kapalı bir programdır. Dolayısıyla tanımlayamadığından virüs uyarısı verebilir.

_________________
BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ DİLİMİZ İÇİN. tm
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
KELOĞLAN'IN BECERİKLİ EŞEĞİ (Çocuk Oyunu)
Bu yazışma ortamında yeni konular açamazsınız
Bu yazışma ortamında bildirilere cevap veremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri değiştiremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri silemezsiniz
Bu yazışma ortamında anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm saatler GMT +2 Saat  
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)  

  
  
 Cevap Gönder  
Yeni Sayfa 2