Ana Sayfa
DİLİMİZİ KORUYALIM, ONA SAHİP ÇIKALIM
TÜRK DİLİ SEVDALILARININ BULUŞMA YERİ
Cevap Gönder
TÜRKİYE TÜRKÇESİ' NİN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 24 Mar 2006
Bildiriler: 43
Şehir: GYRESUN
Alıntıyla Cevap Gönder
06/ 07/ 2006

Bismillâh...
Lâf kalabalığı yapmadan sorunları maddelendirelim:



1- Yabancı dille öğretim yapılması.
2- Yeni kuşağın Türkçe'nin çalarlarına (nüans) egemen olamaması sonucu kavram ve sözcük dağarının düşüklüğü ve bunun bir yansıması olarak kendi suçunu Türkçe'ye yükleyerek "Türkçe yetersiz" sanısına saplanması.
3- Yabancı dillerden alınan ödünç kelimelerin bayağı hızlı artmasına karşın bu kelimelere Türkçe karşılık bulma çabasının tuhaf karşılanması.
4- Genelağda, örneğin e-posta adreslerinde, yeni Türk abecesinin sesimlerinin (harf) -ç, f, ğ, ı, İ, ö, Ö, ş- birebir yazılamaması.
5- Tabelâlarda yabancı kelime kullanımının kaygılandırıcı (vahim) boyutlarda yaygınlaşmış olması.
6- Gezim (turizm) bahanesiyle gezim yerlerinde (turistik yerlerde) açılan işyerlerinde Türkçe kullanımının çok düşük olması. Ayrıca alkol kültürünün getirdiği birçok yabancı kelimenin Türkçe karşılığının bulunmaması.

Bize göre bu altı maddelik sorun çözüldüğünde Türkçe'nin gelişmesi için önemli bir adım atılmış olacaktır. Öyleyse sözü uzatmadan çözüm önerilerimizi sunalım!



1- Yabancı herhangi bir dille öğretim yapmak, Ulusal Eğitim'in her aşamasında yasaklanmalıdır. Buna karşılık, yabancı dil olarak İngilizce zorunluluğu kalkmalı, yabancı dil dersleri seçmeli olarak Arapça, Âzerîce, Türkmence, Kazakça, Kırgızca, Fıransızca, Almanca, İtalyanca, Farsça, İspanyolca, Japonca gibi almaşık (alternatif) diller de ders olarak verilebilmelidir. Yabancı dil seçimi, genelde ülkeler arasındaki ilişki yoğunluğuna dayalı olarak gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle, -Avrupa ve Amerikancılık yetti!- önce Avrasya ile yoğun işbirliği çalışmalarına başlamalıyız. Böylece bu yabancı diller de seçmeli olarak istemlenecektir. Üstelik Avrasya'da Batı'ya karşı bir denge kalkanı oluşturmaya çalışmak, her şeyden önce Türklük ve Müslümanlığın bir gereğidir. Yoksa Türklük ve Müslümanlığın, aslâ AB gibi bir politik örgüte girme çabamıza aykırı düşmekte olduğu gün gibi ortadadır. Elbette Avrupa ve Amerika ile olan tüm bağlarımızı koparmamız gerekmez; ama kendimizi Avrupa ve Amerika'ya sömürtmek de şerefsizliğin bir çeşididir!
Yükseköğretim de her bıranşta yabancı dil olarak önümüze İngilizce'nin zorunlu olarak sürülmesi târihsel ve dilsel bir tutarsızlıktır; çünkü İngilizce bilimin her alanında gelişmiş bir dil değildir. Örneğin Türk dilbilgisi çalışmaları hususunda Almanca ve Macarca, İngilizce'den daha geniş bir araştırma alanına iyedir. Yemekçilik sektöründe ise İtalyanca öndedir. Tıp bıranşında ise Lâtince öğrenmek neredeyse bir zorunluluktur. Tek tek ilgili alanlarda hangi dilde en çok çalışma ve araştırma yapılıyorsa, bilgerlik (doktora) yapacak öğrencilerin önüne o dil gereklilik olarak sürülmelidir.
Öğrenci için seçilen yabancı dil ise, çağın son öğretim yöntemleriyle sunulmalıdır.
2- Yabancı dil derslerinin ilköğretimin 5. sınıfından aşağı indirilmemelidir; çünkü ana dilini yeterince öğrenemeyen yabancı bir dili de yarım yamalak öğrenmek zorunda kalır. Öğrenci, 5. sınıfa dek sıkı bir Türkçe öğretiminden geçirilmelidir.
3- Çevirmenler, yazarlar, gazeteciler, öğretmenler ve işyeri açacak olanlar için bir başvuru yeri olmak üzere Yabancı Kelimelere Karşılık Bulma Kurulu oluşturulmalı, bu kurulda her bıranştan en çok 3 üye bulunmalıdır.
4- Bilişimde ve bilgisayarla ilgili işlerde Türk sesimlerinin kolayca kullanılmasını sağlayan yazılım ve pırogramlar üretilmelidir.
5- Resmî tabelâlar için ilgili görevliler, dükkân tabelâları içinse işyeri sâhipleri Yabancı Kelimelere Karşılık Bulma Kurulu'nun çıkartacağı kitapçıklara ya da aranan kavramın Türkçesi bu kitapçıklarda yok ise doğrudan kurula başvurmalıdır.
6- Türkiye'de gezim (turizm) olgusu Amerika'nın gizli yönlendirmesi ile gerekenden çok obartılmakta ve Türk ekonomosi neredeyse turizme endekslenmekte ve böylece kırılganlaşmaktadır. İşlerin zıvanadan çıktığı eğlence yerleri, ulusumuzda kötü bir özenti bırakmaktadır. Uyuşturucu, sigara ve içkiyle olan ulusal savaşımda önümüze türlü engeller çıkarmaktadır. Türkiye'de sigara, içki üretimi ve dışalımı (ithâl) yasaklanmalıdır.Yetiştirilen tütün ile, tütün kolonyası üretilmeli, içki üretiminin yerine de meyve suyu üretimi geçirilmelidir. Bir düşünün, bu durumun insanların üzerinde nasıl bir olumlu etki bırakacağını! Sigara ve içkinin neden olduğu gitgel (trafik) kazâları ve hastalıklar tükenecek, sağlıklı çocuklar üreyecek, Sağlık Bakanlığı'nın üzerindeki ağır yük, az başvuru dolayısıyla hafifleyecek, verdiğimiz vergiler ulusumuza daha çok hizmet olarak geri dönecektir. Çevre tütün kolonyası ve meyve suları dolayısıyla güzel kokularla bezenecek, meyvecilik tarımı gelişecek ve çiftçinin cebine -üzümden üretilen şaraptan gelen haram para değil- helâl para girecek. Bu arada sağlıklı bir toplum oluşturmada Batı ülkelerine örnek olacağımız da kesindir!


Esen kalın!..[/size][url=http://upload4.postimage.org/1900030/photo_hosting.html][/url
Kullanıcı kimliğini gösterilhangul1919 tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
TÜRKİYE TÜRKÇESİ' NİN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Bu yazışma ortamında yeni konular açamazsınız
Bu yazışma ortamında bildirilere cevap veremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri değiştiremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri silemezsiniz
Bu yazışma ortamında anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm saatler GMT +2 Saat  
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)  

  
  
 Cevap Gönder  
Yeni Sayfa 2