Ana Sayfa
DİLİMİZİ KORUYALIM, ONA SAHİP ÇIKALIM
TÜRK DİLİ SEVDALILARININ BULUŞMA YERİ
Cevap Gönder
YABANCI DİLLE EĞİTİM YANILGISI
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 15 Ekm 2004
Bildiriler: 331
Şehir: Bursa
Alıntıyla Cevap Gönder
YABANCI DİL EĞİTİMİNE “EVET!”; YABANCI DİLLE EĞİTİME “HAYIR!”

Dil; bir milletin kültür aynası, sürekliliğinin en önemli dayanağı, var oluş sebebi, kendi varlığını tanımlayabilme aracı, dünü-bugünü-yarını… kısacası her şeyidir.

Dil; bir milletin düşünce dünyasının hayat bulduğu en önemli alandır. Dil; düşüncenin mayasıdır. Dilini unutan veya dili unutturulan bir milletin düşüncesi olmaz; olamaz! Düşüncesi olmayan bir millet ise, ne kendisini tanımlayabilir ne de kendisini yeni nesillere tanıtabilir. Kendisini yeni nesillere tanıtamayan bir millet ise, yok olmaya mahkumdur.

Bizler, Türkçe konuşan, Türkçe yaşayan bir millet olarak en iyi ve sistemli düşünmeyi yalnızca öz dilimiz Türkçe ile gerçekleştirebiliriz. Hiçbir millet, öz dilinden başka bir dil kullanarak daha iyi ve sistemli düşünemez.

Türkçe; ruhumuzdur, özümüzdür, kimliğimizdir.

Tarihte, dili bozulduğu, unutturulduğu için özünü yitiren, geçmişini unutan hatta yok olan milletler vardır. Çünkü, dil, bir milletin hafızasıdır. Dilini yitirenler, hafızasını da yitirir.

Tarih sahnesinde, Türkleri maddi güçle yok edemeyen bazı düşman devletlerin, Türk dilini hedef almaları, dilimizi bozmak ve geçmişinden koparmak için yaptıkları hain planlar boşuna değildir. Dilin, bir milletin hayat damarı olduğunu çok iyi bilen düşmanlarımız, öncelikli hedef olarak Türk dilini seçmişlerdir.

Yeni yetişen kuşakların geçmişle bağlarını koparmak, onlara atalarını ve şanlı tarihlerini, usta edebiyatçılarını tanıma şansı ve hakkı vermemek için kurulacak en büyük tuzak, dili bozmak, yozlaştırmak ve en sonunda da ortadan kaldırıp başka bir dilin egemenliğini kurmaktır.

Çünkü, öz dilinin güzelliklerini, zenginliklerini, eşsiz hazinelerini öğrenip keşfedememiş; öz dilinin kanatlarıyla düşünce semalarına yükselememiş; tarihini, kültürünü ve edebiyatını öğrenememiş bir nesil asla bir ülkenin geleceğini kuramayacaktır. Bunun sonucunda da geçmişe gelecek arasındaki köprü yıkılacaktır.

İşte, bunun önemini çok iyi bilen bazı düşmanlarımız, yurt içindeki işbirlikçileriyle birlikte en değerli varlığımız olan Türkçemize saldırmışlar; dilimizin kelime hazinesinin zengin olmadığını söyleyecek kadar ileri gitmişlerdir. Türkçenin anlatım gücü bakımından yetersiz bir dil olduğu düşüncesini milletin bilinçaltına yerleştirmek için akıl almaz işler peşinde koşmuşlardır.

Bu sinsi iç ve dış düşmanlar, geçmişte olduğu gibi, bugün de vardır. Bu düşmanlarla mücadele etmek her Türk vatandaşının en başta gelen görevlerinden olmalıdır.

Türkçemizin, yaşamımızdaki değeri ve önemi açık seçik belliyken bugün,aklın ve mantığın kesinlikle alamayacağı birtakım olaylar ve uygulamalar yaşanmaktadır. Bilimsel ve mantıksal dayanaktan yoksun olan bu etkinliklerin “eğitim – öğretim” adı altında yapılıyor olması ise tam anlamıyla felakettir, şaşkınlıktır, yoldan çıkmıışlıktır.

Evet,yabancı dille eğitimden, yabancı dil özentisinden söz ediyoruz.

Yunus Emre gibi bir dahinin Türkçeyi ölümsüzleştirdiği; her yerde Türkçe konuşulması için ferman veren Karamanoğlu Mehmet Bey gibi bir Türkçe sevdalısının yetiştiği bu topraklarda öz dilimiz Türkçemiz, yolunu şaşırmış, anlayış ve kavrayış yoksunu bazı çevreler tarafından yetersiz bulunuyor; ikinci plana itiliyor, hor görülüyor.

Baş tacımız Türkçemize “üvey evlat” muamelesi yapanlar ve bu karanlık emellere farkında olmadan katılanlar yüzünden öz dilimiz, Türkçemiz karanlık günler geçirmektedir.

Bu bilgisiz insancıklar, Fazıl Hüsnü DAĞLARCA’nın “Türkçem, benim ses bayrağım.” diye göklere çıkardığı Türkçemizi yere indirip ezmek; Yahya Kemal BEYATLI’nın “Bu dil , ağzımda anamın sütüdür.” diyerek kutsallaştırdığı Türkçemizi ziyan etmek istemektedirler.

Bütün bunların yanında asla hazmedilemeyecek olan şey ise, Atatürk’ün mirasına yapılan büyük saygısızlıktır. Atatürk, dilin hayati işlevini, değerini ve bir milletin yaşamındaki önemini çok iyi bilen bir liderdi. İleri görüşlülüğü tartışılmaz bir önder olan Atatürk, Türkçe konusunda da ileri görüşlü davranmış, her fırsatta Türk dilinin, bizim için paha biçilmez bir hazine olduğu vurgulamıştır.

Tam anlamıyla bir Türkçe sevdalısı olan Atatürk, öz dilimize karşı çok büyük ve derin bir sevgi beslemiş, dilimizin eşsiz zenginliklerinin keşfedilmesi konusunda her zaman ilgili ve istekli olmuştur. Her vesileyle Türkçenin vazgeçilemeyecek öneminden ve önceliğinden söz eden Atatürk, aşağıda yer alan sözlerinde, dilimizi milletimizin özü saymakta ve “devlet kurumlarının” sorumluluğuna dikkat çekmekteydi:

“Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri de dildir. Türk ulusundanım diyen bir insan, her şeyden önce ve kesinlikle Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan, Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz.”… (Ankara,1931)

“Türk dilinin kendi benliğine, aslındaki güzellik ve zenginliğe kavuşması için bütün devlet kurumlarımızın dikkatli ve ilgili olmasını isteriz.”… (Ankara,1932)

Bütün varlığını, Türk dilinin geliştirilmesi amacıyla kurduğu Türk Dil Kurumuna bağışlayan Atatürk’ün mirasına, Türkçemizin önem kazanması ve gelişmesi için yaptığı çalışmalara bugün birtakım şaşkınlar balta vurmaya çalışmakta ve ne gariptir ki, kendilerine taraftar bulmaktadır.

Bütün bunları yapan ve uygulayanlar açık ve seçik olarak belliyken hâlâ bir şeylerin değiştirilmiyor olması kabul edilebilecek bir durum değildir.

Yetkili kurumlar, bu kendini bilmez çıkar çevrelerinin önüne niçin geçmiyorlar? Atatürk’ün özellikle uyarıda bulunduğu “devlet kurumlarında” niçin onun mirası göstere göstere çiğneniyor?

Çocuklarımızın yetiştirildiği bazı okullarda, ülkemizin düşünce fabrikası olan (bazı) üniversitelerde Türkçemizin ikinci plana itilerek yabancı dilin özendirilmesi, eğitimin yabancı dille yapılması “kültürel intihar”dan başka bir şey değil de nedir?

Dünyada bağımsız ve özgür olan hiçbir ülkede bu uygulamanın bir benzerini görmek mümkün değildir.
Yalnızca sömürgelerde ve üçüncü dünya ülkelerinde rastlanabilecek olan bu uygulamaların ülkemizde, üstelik can damarımız olan eğitim kurumlarımızda uygulanıyor olması dehşet vericidir. Bu büyük tehlikenin fark edilememesi, fark edilmek istenmemesi veya bu konunun birtakım çevrelerce gündemden düşürülmesi, daha da dehşet verici bir tablodur.
“Ana dili” kavramının eğitim ve öğretimdeki yeri ve önemi niçin göz ardı edilmektedir? “Ana dili” olmadan eğitim-öğretim olamaz. Çünkü; bir kişi en iyi biçimde ana diliyle düşünebilir. Bir kişi, herhangi bir yabancı dili ne kadar iyi bilirse bilsin, asla ana dilinin kendisine sağladığı düşünce olanaklarına sahip olamaz. Bu sebeple yabancı dille verilecek bir eğitim - öğretim, kişilere geniş düşünce ufukları açamayacaktır. Düşünce dünyası daralan, öz dili ile yabancı dil arasında bir yerlerde bocalayan bireyler, sanıldığının aksine asla verimli olamayacaklardır.

Bir çocuğa ana dilinin yetersiz olduğunu, bu yüzden yabancı dille eğitim almasının daha doğru olduğunu söylemek, o çocuk tarafından nasıl yorumlanır sanıyorsunuz? Ana dili; bir bireyin kendisini anlatabildiği bir araç, iç dünyasının dış dünyaya açılan kapısıdır. Ana dili; her bireye, bir yüce bütünün (ulusun) parçası olduğunu hissettiren en önemli değerdir.

Şimdi, siz bir çocuğa bunca yıl kullandığı ana dilinin aslında yetersiz bir dil olduğunu, bu yüzden yabancı bir dille eğitim almasının daha doğru olduğunu söylerseniz, o çocuğun özgüveni kalır mı? Dış dünyaya açılan kapısı kapanmaz mı? Kendisini, bir parçası saydığı yüce bütünden (ulustan) kopmaz mı? Kendisine yabancılaşıp başkalarını da yabancılaştırmaz mı?

Özgüveni yara almış; bunca yıl kendisini, dünyayı tanımlayabildiği dilinin yetersiz olduğu belletilen ve bundan dolayı kendisini yetersiz bulan, düşünce dünyasını yansıtamayan bir çocuğun yabancı dille eğitim almasıyla iyi yetişeceğini, daha iyi düşüneceğini ve bilimi öğreneceğini söylemek mümkün müdür? Böyle bir tezi savunmak akla, bilimselliğe ve mantığa sığar mı?

Ana dilinin güzelliklerini yitiren ve yabancı dili benimseyen bir insan, bilim adamı olup da bilime katkı yapabilir mi?

Bunların hiçbiri abartı ve komplo teorisi değildir. Yaklaşmakta olan büyük bir tehlikenin ta kendisidir. O tehlike ise; hafızasını yitiren ve başka bir devletin sömürgesi olmuş bir ulusun parçalanarak yok olmasıdır. Bundan da kötü olanı, kişiliğini yitirmesi, köleleşmesidir.

Dikkat edilmesi gereken asıl şey ise, bütün bunların biliniyor ve kasıtlı olarak yapılıyor (yaptırılıyor) olmasıdır. Ne yazıktır ki, bu düzenbazların hain emellerini “bilimsellik” sanan ve bu sinsi oyunlara farkında olmadan destek veren okullar, üniversiteler ve eğitimciler vardır.

Yabancı dille eğitimi getirenler ve bunu körü körüne savunanlar bu büyük tuzağın farkına varamamaktadırlar. Bütün bunlar, geçmişle gelecek arasında köprüyü yıkarak Türk kültürünün mozaiğini parçalamak isteyen dış güçlerin ve onların yurt içindeki işbirlikçilerinin oyunlarıdır. Amaçları, kendi kültürüne yabancılaşan, hatta düşmanlaşan; özünü unutan nesillerin oluşmasıdır.

Böylelikle, yıllardır ısrarla peşinde oldukları “Türkiye’yi parçalama ve hayalini kurdukları gibi paylaşma” planlarını gerçekleştirmek daha kolay olacaktır. Daha kolay olacaktır; çünkü, özüne karşı yabancılaşmış bir ulus, bu açık tehlikeyi göremeyecek, görse bile kendisini savunacak gücü asla bulamayacaktır. Çünkü, bütün millî övünçleri ölmüş olacaktır.

İşte bu yüzden yabancı dille eğitim safsatası yutturulmaya çalışılmış ve ne kadar gariptir ki, ülkenin en saygın okulları ve üniversiteleri tarafından bu düşünce savunulmuş ve uygulamaya konulmuştur.

Kimi çevreler, dile getirdiğimiz bu görüşleri “yabancı dil düşmanlığı” olarak görmektedir. Durum hiç de onların sandığı gibi değildir. Bu çevreler, ”yabancı dille eğitim” ile “yabancı dil eğitimini” birbirine karıştırmaktadırlar.

Elbette öğrencilerimiz yabancı dil öğrenmelidir. Hatta birden fazla dil öğrenmelidir. Bir dil, bir insan demektir. Gelişen ve değişen dünyanın gerektirdiği zaten budur. Yabancı dil öğretilsin; fakat yabancı dille eğitim yapılmasın. Öğrencilerimiz, bütün eğitimlerini Türkçe olarak alsınlar, Türkçe düşünsünler, Türkçe yaşasınlar…

Öğrencilerimize, çocuklarımıza Türkçenin güzelliklerini, zenginliklerini tanıtalım, sevdirelim. Onlara her fırsatta, dilimizin eşsiz güzelliklerini keşfetme şansı tanıyalım. Ancak bu yolla çağdaş uygarlık düzeyine ulaşabilir; kültürünü, tarihini bilen, seven; özgüveni tam olan gençler yetiştirebiliriz.

Bütün bunlar açık seçik ortadayken, yabancı dille eğitimi savunanların bilimsellikten, gerçeklerden uzak, adeta kemikleşmiş tezleri hiçbir sağlam temele dayanmamaktadır. Bu kişilerin öğretmen veya bilim adamı sıfatıyla bu görüşleri savunuyor olmaları ise tam anlamıyla “felâkettir”.

Bu kişilerin en büyük gafleti ise, Türkçeyi bilim dili olarak yetersiz bulmalarıdır.

Diyelim ki, bu sav doğru. O zaman niçin dilimizin gelişmesi için, bilim dili olması için çaba göstermiyorsunuz? Niçin, bu yolda zahmete girip üzerinize düşenleri yapmıyorsunuz? Niçin işin kolayına kaçarak Türkçemizle ilgili asılsız sözler edip yabancı dillere özeniyorsunuz?

Siz, Türkçeyi eleştirmeden önce, oturup kendinizi eleştirin!

Türkçeyi yetersiz bulanların içine düştüğü acı gerçek ise, tam bir ”aşağılık takıntısı”dır.

“Türkçeyi” yetersiz bulanların, ”Türkçesi” yetersizdir!

Bütün eğitimcileri, bütün duyarlı yurttaşlarımızı aziz yurdumuz üzerindeki hain emellerini gerçekleştirmek için yabancı dille eğitim tuzağını kuranlarla ve bunların işbirlikçileriyle yapılacak “Kurtuluş Savaşı”na davet ediyorum.

Eğitimimizi “yabancılaşmadan” kurtaracak olan bu savaşa hep beraber katılmalıyız. Geleceğimizi karartmak, gençlerimizi öz kültüründen ve özgüveninden koparmak, geçmişimizin sağlam temellerini dinamitlemek isteyen bu hain elleri hep birlikte kıralım.

Birtakım dış güçlerin alçakça yürüttükleri planları,“çağdaşlık, bilimsellik” maskesi altında oynayanların oyunlarını bozalım. Bu oyunlara farkında olmadan kapılanları uyandıralım. Eğitim – öğretim sistemimize bulaştırılan bu “yabancı dille eğitim virüsünü” yok edelim.

“Yabancı dil eğitimine ”evet; “yabancı dille eğitime” hayır!

Bugün en önemli, en hayatî kurumumuz olan eğitim kurumumuzda “gaflet ve dalâlet, hatta hıyanet” içinde olanlar vardır. Bu kişiler de “yabancı dilin üstünlüğünü” savunan, yoldan sapmışların ta kendisidir!

Bu kişileri uyarmak, uyarılara sırtını dönenlerle de mücadele etmek bir vatan görevidir. Hiçbir şey zor ve olanaksız görülmemelidir. Zor değil. Çünkü,
“Türk milleti, millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir.” (M. Kemal ATATÜRK)


Ozan Aydın
Kullanıcı kimliğini gösterOzan Aydin tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 15 Ekm 2004
Bildiriler: 6
Şehir: Vrus City
Alıntıyla Cevap Gönder
“Türk milleti,millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir

Sorunun cevabi

_________________
Turk Hack Team
Kullanıcı kimliğini gösterOnLy tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etYIMMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 03 Oca 2005
Bildiriler: 28
Şehir: Ankara
Alıntıyla Cevap Gönder
Yabancı dille eğitim veren bir üniversitede öğrenci olmakla beraber düşüncelerinize candan katılıyorum. Bilimsel bir eğitim ancak insanın ana dilinde olursa gerçek niteliğini kazanabilir. Yabancı dil öğrenmeye her zaman evet, hatta bir değil, birkaç tane yabancı dil öğrenmek gerekir; ama, yabancı dilde verilmeye çalışılan eğitimin bizim kültürümüze ve geleceğimize yapacağı katkıdan söz etmek ne kadar doğru olur? Israrla gençliğimizi ana dilimizden uzaklaştırmaya çalışmak, bence bedeli kolay kolay ödenemeyecek bir hatadır.
Kullanıcı kimliğini gösterH.Çalik tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 04 Ksm 2004
Bildiriler: 32
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder
Sayın hcalik son sözünüz ciddiyetle üzerinde durulması gereken büyük bir buz dağının üstünü parlatıyor sanki.

"Israrla gençliğimizi ana dilimizden uzaklaştırmaya çalışmak, bence bedeli kolay kolay ödenemeyecek bir hatadır."

Bu yarayı deşmek üstüne gitmek birşeyler yapmak gerekir.
Kullanıcı kimliğini gösterSalih Yalcin tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
YABANCI DİLLE EĞİTİM YANILGISI
Bu yazışma ortamında yeni konular açamazsınız
Bu yazışma ortamında bildirilere cevap veremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri değiştiremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri silemezsiniz
Bu yazışma ortamında anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm saatler GMT +2 Saat  
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)  

  
  
 Cevap Gönder  
Yeni Sayfa 2