Ana Sayfa
DİLİMİZİ KORUYALIM, ONA SAHİP ÇIKALIM
TÜRK DİLİ SEVDALILARININ BULUŞMA YERİ
Cevap Gönder
Zafer Öztürk'ün yırları
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 30 Oca 2007
Bildiriler: 135
Şehir: istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Düşmekte dil kalemiz!

Kim, niye, ne zaman aldı bu Truva atını?
Ne diye saldı, sinsi zehirli yılanlarını?
Nasıl da uyuşturdu bu zehir? Hançerletti haince, ana dilini.
Yasal, hoş çakal burçları düştü,
Legal, bay- bay sancakları sinsice dalgalanmakta.
Ne bitmez zehirdi, ne uzun tutsaklıktı ölümüne?
Ah kara yazım, nerelere ağlasam, hangi yollara düşsem?
Dur! Etme yiğidim! Kıyma! Ana dilin, ana sütün kadar helal
Şimdi düştü yardım, hastane burcu
Asist, hospital gönlerde
Derin bir sızı indi yüreğime
Ah güzel gözlüm, servi boylum, al yazmalım.
Kıyma dilindir, söylenecek sözler, yakılacak ağıtlar var
Yazıya dökülecek nice öyküler var
Nasıl uyarmalı? Hangi kapıları çalmalı?
El açıp yalvarsam, ne desem?
Kimlere yakarsam?
Dalga geçtiğin, gözünden düşen
Benliğin, geçmişin, çağlar boyu biriktirdiğin.
Dilin olmadan sen kimsin?
Saygı duyulur mu uyduruk dille konuşana?
Ya sonra, nasıl damga vurursun başarıya?
Ne derler anasını kendi eliyle öldürene?
Kurudu dilim, damağım nasıl anlatayım?
Düştü ad burçları, Koton, De fakto dalgalanmakta
Ölüm sessizliği yüreklerde.
Bulunur mu el dilinde aynı tat ile duygu?
Alınır mı, ana kucağında ki o sıcaklık?
Yiterken tek tek öz sözlerimiz
Kanarken ana dilimiz
Yetmedi mi umarsızca seyriniz
Durdurun bu kıyımı hanımlar, beyler!

Durdurun! Durdur! Dur!


En son Zafer Öztürk tarafından Sal Ksm23, 2010 00:08 tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterZafer Öztürk tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
SORDUM DEDEME, KYM BU ADAM?
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 30 Oca 2007
Bildiriler: 135
Şehir: istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Sordum dedeme, kim bu adam?
Neydi ki, bize ondan kalan?
Bak evladım, dedi dedem
Kara bulutlar çökmüşken üzerimize,
İşgal edilmişken dört bir yandan,
Bölünmüşken ulus bin bir parçaya,
Dolaştı Ata'mız her bir tarafı
Yeniden tek vücut, yaptı vatanı.
Uyandırdı, aldı gücünü halktan, O önder, ulusu ardından.
Yiğitçe, vatan, bayrak, özgürlük sevdasından
Sürdüler düşmanı bu güzel yurttan.
Ne mal istedi, ne de taht,
Yıkıldı padişahlık, kuruldu Cumhuriyet.
Karanlık yırtıldı devrimlerle,
Ne fes kaldı, ne de peçe,
Türk, Türkçe okudu, yazdı
Okuma seferberliğini başlattı.
Ne zaman görsem o güzel yüzü,
Görünür ardında bıraktığı karanlık,
Şehitler sıra sıra, omuz omuza,
Ne zaman görsem o sert bakışı,
Koru, yücelt, dalgalandır, der şanlı bayrağı.
İşte evlat, ata demek; vatan demek
Ata demek; özgürlük, aydınlık, kurtuluş demek,
Ondan severim ben bu adamı...

Zafer Öztürk
29 Ocak 2007/İstanbul


En son Zafer Öztürk tarafından Sal Ksm23, 2010 00:30 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterZafer Öztürk tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 30 Oca 2007
Bildiriler: 135
Şehir: istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Bir adam çıkıyor kapıdan
O kapı, kapanıyor ağır, ağır
Bu yürek kapanıyor...
Açılan kapı, karanlığa, sensizliğe
Merdivenler yuvarlıyor adamı
Merdivenler deli bir nehir yatağı
Başlangıçtan, senden uzaklaştırıyor
Kaldırımlar solgun küs
Kaldırımlar kırık bir yürek
Kaldırımlara süzülen yanaklardan
Mezar taşından soğuk bir yürek
Zafer Öztürk
1993/ İstanbul
Kullanıcı kimliğini gösterZafer Öztürk tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 30 Oca 2007
Bildiriler: 135
Şehir: istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Mahkûmdur denizci ayrılmaya,
Ayrılır, ayrılır da ayrılamaz
Her şeye alışır da ayrılığa alışamaz
Tam alışır, yeni arkadaşlar bulur
Düşünmez bile ayrılığı
Halatlar mola, vira bismillah
Kopar bütün bağlar
Ve sarılır gecelere
Geldiğinde sanır ki bulacaktır dostlarını
Bilmez ki, karada zamanın daha hızlı aktığını
Tüm duygular korur diriliğini denizde
Ve bir çığ gibi büyür özlemle
Baş kaldırır bulamayınca karşılığını
Özler denizi ve yalnızlığını
Ve tekrar sarılır gecelere
En son ayrılık gününü bekler

1992/Zafer Öztürk


En son Zafer Öztürk tarafından Sal Ksm23, 2010 00:34 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterZafer Öztürk tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
GECENİN DEVİNİMİ
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 30 Oca 2007
Bildiriler: 135
Şehir: istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Sayacak ne koyun, ne de keçi kaldı
Belirsizliktir çöreklendi gözlerime
Binlerce kasırga estirdi içimde
Çözümsüzlükler eklendi bir birine
Kurşun vızıltıları beynimde
Fikirler çatıştı yüksek sesle
Bitsin istedim bu kargaşa
Devindim kısır döngü içinde
Bir o yana, bir bu yana
Doğsun istedim güneş
Çözümlesin birer, birer
Isıtsın istedim yüreğimi
Bir anda dolaştım dünyayı
Yargıç oldum, yargıladım Dünyayı
Suçlu buldum, idam ettim kendimi
Bitirdim açlığı, yokluğu, savaşları
Aşkı aşıladım...
Oldum dolap beygiri
Devindim durdum sabaha kadar
Doğsun istedim güneş
Betonlar üzerinden
Sarsın istedim yüreğimi
Boşuna bu umarsız devinim
Bu bekleyiş
Dün de doğmadı mı aynı güneş
Yine kızaracak uykusuz gözler
Hamamcı değişse de eski tas eski hamam…
1993 / Zafer Öztürk
Kullanıcı kimliğini gösterZafer Öztürk tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 30 Oca 2007
Bildiriler: 135
Şehir: istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Ne Güzeldir Şu Okuma Kursları;

Açılınca, bilinmeyene yelkenler;
Alınca, okuya okuya bir sürü yol
Başlayınca gelişmeye, değişmeye
Duyulmayıp da bakılmayınca eskisi gibi

Başı doğum, sonu ölüm olan bu nehirde
Sürüklenirken başıboş, öylesine,
Tutunacak yaşamın kıyısına...

Çıkınca, kendine doğru serüvene
Sorunca sorulmadık soruları.
Bakınca kendine karşıdan
Ve tartınca kendini,
Aralanacak kapısı, kendini tanımanın.

Yaldızlarken kendi düşlerini
Girince, başka düşlere...
Değişince, tavırlar
Geçince, sözler akıl terazisinden
Kızılmayınca, çarçabuk
Kazanınca, yığınla kelime bu süreçte
Denmeyecek ‘’Kendimi ifade edemiyorum.’’ diye.

Sezinleyince, önceden tehlikeyi,
Ayırabilince doğruyu, yanlışı
Kanmayınca, boş söylemlere,
Şaşılacak, alınan doğru kararlara
Gülümseyecek, çıktığında tahminleri

Güvenince, kendine daha çok
Okuyup, bilgiyi dokuyunca ancak,
Sözler değerlenip, dillenecek
Olgunlaşıp pişecek

Ah ne güzeldir, şu okuma kursları diyecek...

2006/Zafer Öztürk
Kullanıcı kimliğini gösterZafer Öztürk tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 30 Oca 2007
Bildiriler: 135
Şehir: istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Bir Yaşam Hikâyesi

Salıverildim, küçücük bir tohum iken.
Uçurdu rüzgâr, savurdu bir yamacın eşiğine.
Aldı toprak anam koynuna, korudu, kolladı,
Besledi cömertçe, filizlendim, yeşerdim.
Üç dört yaşında, iki karış boyunda,
Kimi rüzgâr, yapıştırdı yere.
Bir arı, titretti bedenimi.
Saldıkça saldım, toprak anama köklerimi.
Yirmi üç yaşında, on küsur metre boyunda;
Bıraktım, tohumlarımı rüzgârın kucağına,
Yuvalandı serçeler dallarıma.
Zevkime diyecek yok, sincaplar boynumda,
Kırk üç yaşındaydım, göğe merdiven uzattım,
Kucağımda, nesiller büyüttüm...
Tuttum toprak anayı, saldım köklerimi daha da derine,
Gün ağarmış, yapraklarımda çiğ taneleri,
Karbondioksit soğurup, oksijen verirken, koptu kızılca kıyamet,
Gelmekte gri sis, hızla üzerime, üzerime,
Ani bastıran zehirle, düşüvermekte yavrular.
Kaçmak mı? İstesen ne çare,
Alevler, yalamakta yemyeşil yapraklarımı.
Eteklerim alev alev, duyan yok imdat çığlıklarımı.

2006/Zafer Öztürk


En son Zafer Öztürk tarafından Sal Ksm23, 2010 00:45 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterZafer Öztürk tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
ZÜMRÜDÜANKA
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 30 Oca 2007
Bildiriler: 135
Şehir: istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
ZÜMRÜDÜANKA

Gökten, bir sevecen yıldız kaydı,
Bütün erdemleri peşinde,
Yerinde beyefendi, yerinde kabına sığmaz bir çocuk.
Gözlerinde, sözlerinde, sevgi ışıltıları.

Elimizden bir kuş uçuverdi.
Zümrüdüanka idi bakmasını bilemedik.
Ardında bir sürü düğüm, yaşanamamış boyut,
Vakti yoktu bekleyemedi.

Yüreğimizden bir bahar yaprağı düştü
Daha tomurcuktu, açamamıştı.
Yeterince koklayamadık, saklayamadık.
Vakti yoktu güzü, bekleyemedi.

Dilimizden bir sözcük yuvarlandı, deli, divane,
Bir ip dolandı boynumuza apansız.
Biz hazırladık bu ipi, bağladık.
Biz astık sevgiyi, anlayamadık…
Kullanıcı kimliğini gösterZafer Öztürk tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 15 Hzr 2005
Bildiriler: 549
Şehir: Ystanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Güzel olmuş arkadaşım, esenlikler.

_________________
www.gelgelturkce.blogcu.com
Kullanıcı kimliğini gösterbensay tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Sağol Bensay,
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 30 Oca 2007
Bildiriler: 135
Şehir: istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Uğrola
Sağol Bensay, beğenin yenilerini yazma gücümü katkı yaptı
Esenlikler dilerim.
Zafer Öztürk
Kullanıcı kimliğini gösterZafer Öztürk tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
Neyiz ve ne kadaryz?
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 30 Oca 2007
Bildiriler: 135
Şehir: istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Neyiz ve ne kadarız?

Usumuzu kullandığımız,
Düşleyip yaşama geçirebildiğimiz,
Kendimizi tanıyıp yapabileceklerimizi bildiğimiz,
Sınırlarımızı zorlayarak aştığımız kadarız.
Yansız tartıp eleştirdiğimiz,
Özümüzü dürüstçe yokladığımız,
Sorgulayıp yanlışlardan dersler çıkardığımız,
Doğruya yüzümüzü döndüğümüz kadarız.
Okuyup düşünerek anladığımız,
Soruşturup araştırdığımız,
Neyi bilip neyi bilmediğimizi anladığımız,
Yeteneklerimizi geliştirdiğimiz kadarız.
İzleyip yorumladığımız orta oyunlar, filimler
Dinlerken, söylerken duyumsadığımız türküler
Şiirler, öyküler, romanlar, resimlerin bıraktığı tortular,
Sanatla ilgilenip anladığımız kadarız.
Düşünce kalkıp dimdik yürüdüğümüz,
Çalışıp ürettiğimiz, güçlüklere dayandığımız,
Yılmadığımız, dayançlı olduğumuz
Ve başardığımız kadarız.
Gönülden sevip sevildiğimiz,
Güldüğümüz ve ağladığımız,
Eş duyum sağlayıp bağışladığımız,
Özür dilediğimiz kadarız.
Saydığımız ve sayıldığımız,
İnandığımız ve inanıldığımız
Ve alışkanlıklarımız,
İyiyi-kötüyü, yanlışı-doğruyu ayırt ettiğimiz kadarız.
Acıma duygumuz, yürek sızımız,
Hüzünlerimiz, mutluluklarımız,
Korkularımızla yüzleştiğimiz,
Karar verip yol aldığımız kadarız.
Anılarımız; arkadaşlıklarımız ve paylaştıklarımız
Aldığımız, verdiğimiz,
Küstürüp kaybettiğimiz,
Bağışlayıp kazandığımız kadarız.
Değerlerimizi bilip iyesi olduğumuz,
Okuduğumuz ve okuduğumuz,
Ana dilimizi bellediğimiz ve kavradığımız sözcüklerle
Geçmişimiz, geleceğimiz kadarız.

Sahi düşündünüz mü, sordunuz mu özünüze?
Sorguladınız mı hiç, neyiz ve ne kadarız?


Zafer Öztürk / 17 Ocak 2006


En son Zafer Öztürk tarafından Sal Ksm23, 2010 01:09 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterZafer Öztürk tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
Gençler gördüm
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 30 Oca 2007
Bildiriler: 135
Şehir: istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Gençler gördüm; başları dik, yüzleri aydınlık, göğüsleri kabarmış...
Gençler gördüm; aldıkları kalıtı bilinçle ve övünçle taşıyan...
Gençler gördüm; anlayışlı, yürekli, saygılı, erekleri olan…
Ve gençler gördüm; ellerinde al bayraklar gözlerim doldu...

Zafer Öztürk
19 Mayıs 2006
Kullanıcı kimliğini gösterZafer Öztürk tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
Yurdun
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 30 Oca 2007
Bildiriler: 135
Şehir: istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Önce anan, sonra doğduğun evdir yurdun,
Ailen kadardır sayın, beş-altı
Sonra mahallen ve köyün,
İlçen, ilin, yer yuvardır yurdun
Eğer ki gidebilirsen uzaya?
Evrendir yurdun…


10 Mayıs 1985/ İstanbul


En son Zafer Öztürk tarafından Sal Ksm23, 2010 01:06 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterZafer Öztürk tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
Kadynlar
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 30 Oca 2007
Bildiriler: 135
Şehir: istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Kadınlar,
Çıkmazsa bu korunulma çizgisinden
Ve kırmazsa zincirlerini,
Yırtmadıkça bu biçilen kefenleri,
Eş olup eşit olmazsa,
Duygudaşlık kurup dayanışmazsa,
Bir adım öne çıkacağına,
Kolayına kaçıp kalırsa bir adım geri
Ve savaş vermezse gelecek için,
Birey olmazsa eğer,
Nasıl, nasıl değişir bu yazgılar?
Bu ayıp, erkekler kadar sizin de...

8 Mart 2008 İstanbul


En son Zafer Öztürk tarafından Çrş Ksm24, 2010 10:33 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterZafer Öztürk tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 15 Hzr 2005
Bildiriler: 549
Şehir: Ystanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Çok beğendim bu son koşuğu, usuna uslamına sağlık dildaşım.

_________________
www.gelgelturkce.blogcu.com
Kullanıcı kimliğini gösterbensay tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Zafer Öztürk'ün yırları
Bu yazışma ortamında yeni konular açamazsınız
Bu yazışma ortamında bildirilere cevap veremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri değiştiremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri silemezsiniz
Bu yazışma ortamında anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm saatler GMT +2 Saat  
1. sayfa (Toplam 3 sayfa)  

  
  
 Cevap Gönder  
Yeni Sayfa 2