Ana Sayfa
DİLİMİZİ KORUYALIM, ONA SAHİP ÇIKALIM
TÜRK DİLİ SEVDALILARININ BULUŞMA YERİ
Cevap Gönder
Türkçe öğretemiyoruz
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 03 Ekm 2004
Bildiriler: 138
Alıntıyla Cevap Gönder
Türkçe öğretemiyoruz

ANKARA - Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, 11 yıl boyunca çocuklara, Türkçe dersi verilmesine rağmen doğru dürüst Türkçe öğretilemediğini belirterek, “Türkiye’de, Türkçe dersleri bir fecaat” dedi. Hüseyin Çelik, Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından Başkent Öğretmenevi’nde düzenlenen “Ortaöğretim Taslak Programlarını Değerlendirme Çalıştayı’nın açılışına katıldı. Çelik, burada yaptığı konuşmada, gelecek yılların Türk milli eğitimi bakımından çok parlak olacağını belirterek, 2005 yılını da “ilköğretim müfredatı uygulamasının mükemmelleşmesi” olarak gördüklerini söyledi.

“Zamana yazık”

Bakan Çelik, 11 yıl boyunca çocuklara Türkçe dersi verilmesine rağmen doğru dürüst Türkçe öğretilemediğini belirterek, “11 yıl boyunca anadil öğretilir, 11 yıl Türkçe öğretiriz, Türk dili ve gramerini öğretiriz, ama çocuklarımız bunca yıl sonunda ne kendilerini düzgün ifade edebilirler, ne de yazıp anlatabilirler. İngiltere’de bir çocuğun üniversitede yeniden İngilizce öğrenmesi yadırganır ama bizde hâlâ üniversitede Türkçe dersi var. Çocuklarımıza, doğru dürüst Türkçe öğretemiyoruz” diye konuştu. Hüseyin Çelik, ilköğretimde İngilizce dersleri de verildiğini kaydederek, “Herkese İngilizce dersi veriyoruz ama kimseye İngilizce öğretemiyoruz. Garip değil mi?” dedi.

26 Aralık 2004 Pazar www.turkiyegazetesi.com
Kullanıcı kimliğini gösterEbubekir U. tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 03 Ekm 2004
Bildiriler: 138
Alıntıyla Cevap Gönder
Türkçe öğretememek

Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, “çocuklarımıza Türkçe öğretemiyoruz” diyerek çok samimi, fakat aynı zamanda da çok acı bir itirafta bulundu. Başka bir memlekette devletin bu işten sorumlu resmi bir yetkilisinden böyle bir açıklama yapılsaydı yer yerinden oynardı. Bizde ise tek sütunluk bir haber şeklinde çıktı ve geçti. Çünkü kamuoyu, ekran damat ve kaynanalarına kilitlenmişti.

Türkçe’yi öğretememenin bir çok sebepleri var.
Uzunca bir zaman dil ırkçılığı yapılmıştır. Arapça, Farsça diye bin yıldır kullanılan yüzlerce kelime dilden atıldı. Onların boşluğu doldurulamadı. Yerlerini Fransızca, İngilizce kelimeler aldı. Öz Türkçecilik dayatması dili fukaralaştırdı. Masa başında kelimeler uyduruluyordu. Uydurma kelimeler tutmadı ve sevilmedi.

Kısaca temas ettiğimiz bu bahis Türkçe’nin yakın tarih macerasıdır.
Türkçe bir de teknoloji macerası yaşadı ve yaşamakta. Bilgisayar “Türkçe”sine Türkçe demek Türkçe’yi yermektir. O bir kabile dili. Televizyonun mutfak dili tamamen yabancıdır. Öyle ki bazıları orijinal halde yazılırlar. Keza reklam dili de aynı şekilde. Hatta sinema dili bile. ÖSS, ÖYS sorularının çoğunu hiç birimiz anlayamayız. Yapmacık, köksüz ve uydurma bir kekre dildir. 60 bin gencin sıfır çekmesindeki sebeplerden hayatta olmayan o azınlık dilidir.

Şehirlerimiz yabancı marka, etiket, tabela ve isim işgali altındalar. Şunu asla unutmamalı. İşgal 3 türlüdür. Askeri işgal, ekonomik işgal ve kültürel işgal. Bunlardan en ağırı en sonuncusudur...

Türkçe nasıl öğretilir? Sadece okullarda mı öğretilir?
Türkçe, okullardan önce evlerde, hayatta ve kitaplarda öğrenilir.
Halis Türkçe’yi bilen varsa bunlar mümkün. Anne, baba, öğretmen, mahalle bakkalı, sözde yazar bilmezse Türkçe öğrenilemez. Bugün en evvel habercilerin Türkçe konuşması gerekir. Onlar da sukutu hayali “sükûtu hayal” diye telaffuz ederek hayal kırıklığına yol açmaktalar.

Maalesef, edebiyat ve Türkçe öğretmenleri dahi Türkçe bilmemekteler. Çünkü güzel Türkçe konuşan ve yazan, bunu kendine dert edinmiş, hayat üslubu yapmış insan sayısı çok azaldı. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Suriye ziyareti sırasında gazeteciler, uzun senelerdir Şam’a yerleşmiş bir teyzeyi konuşturdular. O teyze nefis bir dille konuşuyordu. Türkçe’si başındaki tülbent kadar aktı. Tarık Buğra, yaza yaza vefat etti. Bu gibi insanların konuşmaları arşivlenmeli.

Şu gerçeği de görmezden gelmemeli...
Türkçe, bugün ‘60’lı, ‘70’li yıllardaki kadar kuru değildir. Dile dair taassup daha sonra yıkıldı. Özel radyo ve televizyonlarla konuşulan Türkçe yaygınlaştı. O günlerin suçlularından TDK ve TRT dahi ıslahı nefs etti.
Buna rağmen Türkçe’nin hali yukarıda resmettiğimiz gibidir.
Dile ve kaleme geldiği gibi kullanılan Türkçe’dir. Durarak, düşünerek, araştırarak söylenen ve yazılan o dile mahsus olamaz. Saf dil de olmaz. Diller kelime verir ve alır. Hele bizim gibi dün fiilen bugünse iklim olarak imparatorluk hayatı yaşayan milletlerde bu alışveriş sular seller gibidir. Bulgarca, Sırpça, Rusça, Ermenice, Yunanca ve Arapça’da bir çok Türkçe kelime yaşıyor. Bu dillerden onlarca kelime de Türkçe’de. Asırlardır kullandığımız, yerleşmiş, bünyeye kaynamış bir kelime ister Almanca olsun isterse Arapça, o artık Türkçedir.

Türkçe’yi iyi konuşan ve yazanların sayısı çoğaltılırsa Türkçe zenginleşir.
Türkçe güçlü olursa yabancı diller çabuk öğrenilir.
Ana dili zayıf olan nesiller bir başka yabancı dili zor öğrenirler.
Türkler kadar ikinci bir dili zor öğrenen millet azdır.
Türkçe, bir milletin ses bayrağıdır.
O bayrak keyiflere göre dalgalanmaz.
Okullarında Türkçe’nin “Türkçe” olmadığı bir bakanlığın isminin başındaki “millî” kelimesi fazla gelir. Ancak, tek mükellef, MEB değildir, RTÜK, TDK, basın, yazarlar herkes sorumlu.
İnsan kelimelerle düşünür.
Düşündüğü gibi konuşur.
Zengin kelime dağarcığı olmayan, ortaya zenginlik koyamaz.

Rahim Er

29 Aralık 2004 Çarşamba www.turkiyegazetesi.com
Kullanıcı kimliğini gösterEbubekir U. tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 03 Ekm 2004
Bildiriler: 138
Alıntıyla Cevap Gönder
Kuru Türkçe’ye hayır

Türk Kültürüne Hizmet Vakfı tarafından bu yıl 3. defa verilen “Türk Dili Şeref Ödülleri” ödül töreni, önceki akşam Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Ödül törenine katılan ve bir konuşma yapan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, “Dil, bir toplumu millet yapan en önemli faktördür. Kuru, yavan ve anlaşılmaz Türkçe’ye hayır diyorum” diye konuştu.
“Duru Türkçe” ifadesinin, bu devletin dilini en güzel biçimde yansıttığının altını çizen Bakan Çelik, daha sonra şunları söyledi:
“Ancak, ne yazık ki, bu günlerde, duru Türkçe’yi kuru Türkçe’ye çevirdik. Bu çok vahim bir durumdur. Kuru Türkçe’ye hayır diyorum. Bakanlık olarak bu konuya çok önem veriyoruz. Türkçe’nin sadeliğini savunuyoruz. Bizi bir yerlere getirecek olan milli kültür ve milli değerlerimizdir. Bunun için en önemli yolun, dilin doğru şekilde kullanılması olduğuna inanıyoruz.”

Harf tartışmasına son
Bu arada, bir gazetecinin, ‘(q, w, x) harflerinin alfabeye eklendiği yönündeki iddialar bulunduğunu’ hatırlatarak, bunun düzeltilip düzeltilemeyeceğini sorması üzerine Çelik, “Düzeltilecek bir şey yok, yanlış bir şey yok. Çocuklarımız internette bu harflerle tanışıyorlar. Bu harflerle tanışmalarının bir mahzuru yoktur. Türkçe’de 29 harf vardır ve bunları çocuklarımıza öğretiyoruz” diye konuştu. Ülke içinden ve yurt dışından çok sayıda davetlinin katıldığı ödül töreninde, Azerbeycan’dan Prof.Dr. Kamil Veli Nerimanoğlu, Gürcistan’dan Prof.Dr. Giului Alasania, İran’dan Dr. Cevat Heyet, İsveç’ten Prof.Dr. Lars Johanson, Polonya’dan Prof.Dr. Tadeusz Majda ve İran’dan Prof.Dr. Cevat Heyet’e şeref ödülü verildi. Yurtdışından gelen sanatçıların verdiği konserle sona eren gecede ödülleri Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik verdi.

06 Ekim 2004 Çarşamba www.turkiyegazetesi.com
Kullanıcı kimliğini gösterEbubekir U. tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 03 Ekm 2004
Bildiriler: 138
Alıntıyla Cevap Gönder
Türkçe kirleniyor

ANKARA - İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü araştırma görevlisi Cenk Demirkıran, Türk alfabesine Q, W ve X gibi yeni harfler eklenmeye çalışıldığını, özellikle X harfinin alfabenin 30'uncu harfi gibi kullanıldığını, belertirek, Türkçe'deki kirlenmeyi önlemek için yasa çıkartılmasını istedi.

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü araştırma görevlisi Cenk Demirkıran, Y.Ü Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Araştırma Görevlisi Korhan Mavnacyoğlu ile hazırladığı "Kitle İletişim Araçlarında Türkçe'nin Kullanımı Mevcut Uygulamalar ve Fransa Örneği" konulu araştırmayı, 5. Türk Dili Kurultayı'nda sundu. Son yıllarda televizyonlarda, TDK'nın önerdiği Türkçe karşılıklar göz ardı edilerek yabancı kelimelerin aynen kullanıldığını anlatan Demirkıran, ayrıca bu televizyonlardaki program adlarının çoğunluğunun da İngilizce olduğunu söyledi. Demirkıran, "Jet Set", "Cafe Plaza", "Life Star", "First Class", "Pack Shot", "Special Weekend", "Eko Styl", "Animax", "Speed", "Life Style Racing", "Non-Stop Hits", "Expo Info", "Hi-End", "Adrenal-In", "Beach Party", "Dream World", "Dream Hits"in, Türk televizyonlarında yayınlanan programlardan bazılarının adı olduğunu söyledi.

Türkçe mahalli dil mi?
Son dönemlerde ülkenin her yerinde tabelalardan medyaya, marka isimlerine hatta bilimsel toplantılara kadar bir çok alanda yurttaşların, özellikle İngilizce kullanmayı tercih ettiğini anlatan Demirkıran, işletmelerin de adlarını yabancı dillerden seçtiklerini söyledi. Demirkıran, Türkiye'de düzenlenen uluslararası bilimsel toplantılarda toplantının uluslararası olmasını gerekçe olarak gösteren bir çok bilim adamının bildirilerini yabancı dille sunduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti:
"Bir çok çevrelerce Türkçe utanılan, yetersiz, bir yerel dil durumuna sokulmaya çalışılmaktadır. Sokaktaki durum ise daha çarpıcıdır. Türkçe tabelaların azlığı, çoğu yerde Türkçe'nin yanında yabancı dildeki karşılıklarının da yazılması, turizm bahane edilerek hiçbir şeyin Türkçe yazılmaması, Türkiye'yi Batı'nın eski sömürgelerinin bugünkü haline dönüştürmektedir. Bir çok turistik şehrimiz toprak olarak bize ait olsa da taşıdığı ruh haliyle artık bizim değildir."

Yeni harf mi ekleniyor?
Öte yandan Türk alfabesine yeni harfler eklenmeye çalışıldığına dikkati çeken Demirkıran, "Ş yerine SH yazılması, Ç yerine CH yazılması, KS yerine X kullanılması gibi yaklaşımlar çoğalmıştır. Özellikle X harfinin alfabenin 30'uncu harfi gibi kullanıldığı görülmektedir" dedi. Demirkan, dilin korunması konusunda kitle iletişim araçlarının önemli görevler üstlenmesi gerektiğini, kitle iletişim araçlarından özellikle televizyonun toplumun kullandığı dili biçimlendirmede büyük güç sahibi olduğunu vurgulayarak, "Televizyonda kullanılan dil unsurları sanıldığından çok daha kısa sürede konuşulan dile girmekte ve yerleşmektedir" dedi.

Fransa’da yasa ile korunuyor
Dilin korunması için alınan önlemler konusunda Fransa'yı örnek veren Demirkıran, Fransa'da 1635 yılında çıkarılan ve 1994 yılında da pekiştirilen bir yasayla Fransız Dili'nin, "Fransa'nın kişiliğini ve ata mirasını gösteren temel unsur" olarak tanımlandığını söyledi. Yürürlükteki yasanın reklam panolarından film adlarına varıncaya kadar kamuya yönelik bütün metinlerde ve medya dilinde Fransızca kullanılmasını öngördüğünü anlatan Demirkıran, söz konusu yasada İngilizce ya da başka bir yabancı dil kullananların 600 ila 600 bin Frank para cezasına çarptırılması hükmünün bulunduğunu kaydetti. Demirkıran, yasanın yürürlüğe girmesinin ardından Fransız dilindeki kirlenmenin önüne geçildiğini belirterek, Türkiye'de de Türkçe'nin korunması için bir yasa çıkarılarak, bu yasaya sahip çıkılması gerektiğini savundu.

26 Eylül 2004 Pazar www.turkiyegazetesi.com
Kullanıcı kimliğini gösterEbubekir U. tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türkçe öğretemiyoruz
Bu yazışma ortamında yeni konular açamazsınız
Bu yazışma ortamında bildirilere cevap veremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri değiştiremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri silemezsiniz
Bu yazışma ortamında anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm saatler GMT +2 Saat  
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)  

  
  
 Cevap Gönder  
Yeni Sayfa 2