Ana Sayfa
DİLİMİZİ KORUYALIM, ONA SAHİP ÇIKALIM
TÜRK DİLİ SEVDALILARININ BULUŞMA YERİ
Cevap Gönder
Türk Çizgi Karakterler [Kahramanlar]
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder
Televizyonlarda çocuk kuşağı olarak geçen bölümlerde yayınlanan çizgi filmlerin tamama yakını yabancı çizgi karakterlerle ve bizim kültürümüzle ilgisi olmayan saçma sapan konularla dolu. Yabancı özentisiyle yapılan dizi filmlerde bile çocuklara Türk kültüründe hiç yeri olmayan tuhaflıklar aşılanmaya çalışılıyor. Yeri gelince "bilim, bilim" diye avazı çıktığınca bağıranlar büyülü, cazılı, sihirbazlı dizilerdeki akıl dışı sahnelere ses çıkartmıyor... Geçenlerde Hürriyet Gazetesi çocuklar için gazeteyle birlikte çıkartmalar dağıttı. Çıkartmalardaki karakterleri görünce ürperdim... Karayip korsanlarından tutun, boynuzlu vikinglere kadar ne kadar tip varsa koymuşlar...
Konuyu siz değerli üyelerimizin katkılarıyla açacağımız ümidiyle, bizim çizgi karakterlerimiz Karaoğlan, Tarkan, Tolga ve diğerlerini bu başlıkta birlikte hatırlayalım istiyorum.


En son Metin YILMAZ tarafından Cum Ekm26, 2007 00:57 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Karaoğlan
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder


Karaoğlan'ın gerçek öyküsü, 1926'da başlar. Abdullah Ziya Kozanoğlu, Kızıltuğ adlı öyküsünü, Resimli Mecmuada tefrika eder. Kızıltuğ'da ortaya çıkan Otsukarcı ve oğlu Kaan, maceradan maceraya koşan Orta Asya'lı kahramanlardır.

Akşam gazetesinde, Kızıltuğ'un çizgiromana dönüştürülmesi gündeme gelir ve bu iş için genç ressam Suat Yalaz düşünülür. 19 Ağustos 1959'da başlayan Kızıltuğ büyük ilgi görür ve devamına karar verilir. Kızıltuğ'un devamı niteliğindeki "Cengiz Han'ın Hazineleri", kahramanı Kaan'ın ismiyle çizilir.

Kaan, Karaoğlan'ın son ismini almadan geçirdiği bir dönemdir. Suat Yalaz, toplam dokuz adet Kaan macerası hazırlar.

Bu maceralar, Cengiz Han'ın Hazineleri, Tibet Canavarı, Altın Saçlı Kız, Kız Kulesi Kahramanı, Hülagu'nun Gözdesi, Ağahan'ın Yüzüğü, Alagoya'nın Ölümü, Altın Hançer, ve Bozkurt'un İntikamı'dır.

Kozanoğlu, bu maceralardan başka Kaan yazmayınca, Suat Yalaz kahramanın adını değiştirir ve Karaoğlan böylece doğmuş olur. "Asya Kaplanı" adlı ilk Karaoğlan macerası, 1963 başında dergi olarak yayına başlar.

Kaan'dan Karaoğlan'a geçiş kolay olmuştur; yeni kahraman farklı bir çizgiyi gerektirmemekte ve tiplerin çoğu hazırdır. Karaoğlan, ana karakterini Kaan'dan almıştır. Otsukarcı, Baybora'ya, Çakır'sa Çalık'a dönüşmüştür.

Karaoğlan atletik, deli-dolu, gözüpek ve mert bir Uygur genci olarak tanıtılır ilk başlarda. Bir kahramanda bulunması gereken tüm özelliklere sahiptir. Göçebedir ve bir yerde uzun süre kalmaz. Bu da maceraların geçtiği haritayı genişletmektedir. Zaman içinde Çin'den Hindistan'a, Bizans'tan Altaylar'a uzanır bu maceraların coğrafyası.

Karaoğlan, erkek çocuklara törenle ad koyulan bir dönemde yaşar, ama böyle bir tören göremez; daha birkaç aylıkken annesi öldürülür, babası yaralı bir şekilde oğlunu kurtarabilir ve onu bir ormancıya emanet eder. Ormancı da bebek kendilerine ait olmadığından ona bir isim vermez. Ama kara, gür saçlarından dolayı onu Karaoğlan diye çağırırlar.

Suat Yalaz, birçok maceranın temellerini Türk tarih ve folklorundan almıştır.

Karaoğlan'da kullanılan dile de büyük özen gösterilmiştir. Bazı maceralarda o dönemin dili tercih edilir.

Karaoğlan içerdigi erotizmle, küçükler kadar büyüklerin de ilgisini çeker. Bu, Karaoğlan'a olgun ve gerçekçi bir görünüm kazandırır.

Karaoğlan, diğer yabancı örneklerde çok iyi işleyen bir mekanizmayı da hiç bozmadan kullanır ve aynı başarıyı yakalar. Bu, sertlik ve mizahın uygun bir dozda karıştırılmasıdır. Gerginliği azaltan, okura soluk aldıran mizah, yan karakterlerin (Çalık ve Balaban) davranış biçimlerinden kaynaklanır.

Karaoğlan'daki psikolojik tahlillerse, edebi bir derinlik ve değer kazandırmaktadır. İnsanlar yalnızca iyiler ve kötülerden oluşmaz. Aralıkta pekçok insan yapısından söz edilebilir. "İnceyılan Hanı" adlı maceranın kötü Düşes Berthe'si, Karaoğlan'in peşine takılıp Urfa yöresini dolaşmaya başlar. Burada yaşayan yerli halkı, tanıdıkça kişiliği değişmeye başlar. "Kul Bakay'ın Mezarı" adlı maceradaysa çocuk Karaoğlan'ı kaçıran bir uğru ile çocuk arasında sert başlayan ilişki, giderek karşılıklı sevgiye dönüşür. (Benzeri bir öykü de yıllar sonra "Perfect World" adlı filmde işlenir.)

Karaoğlan öyle tutulur ki, Suat Yalaz ister istemez eserini filme dönüştürme kararı alır. Yarışma ve kampanyalarla Karaoğlan'ı canlandıracak biri aranmaya başlanır. Sonuçta Suat Yalaz, tesadüfen Kartal Tibet'i bulur. "Altay'dan Gelen Yiğit", "Baybora'nın Oğlu" ve "Camoka'nın İntikamı" peşpeşe çevrilir.

Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Tarkan
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder


Tarkan’ın doğuşu: Sezgin Burak, 1965 yılında, resimli roman konusunda çalışmalar yapmak üzere bulunduğu İtalya’da El Cougar ve Colosso isimli resimli roman kahramanlarını resimlerken hep bir Türk kahramanını çizmeyi hayal ediyordu. Hun imparatoru Attila hakkında zengin bir dokümana sahip olan Avrupa kütüphanelerinde derin bir araştırmaya başladı. Bu araştırmalar sonucunda Attila ve Hunlar’ın tarihte Avrupa için inkâr edilemez bir güç olduğunu onlar tarafından yazılan dokümanlarda saptadı. Attila’nın kurduğu Büyük Hun İmparatorluğu Orta Asya’dan Avrupa içlerine kadar yayılmıştı. İmparatorluğun doğusu ve batısı arasında yerleşmiş olan halkların iletişimlerini sağlayacak elçi, haberci gibi cengaverler vardı. İşte, Sezgin Burak, bu cengaverlerden biri olarak kahraman Tarkan’ı buldu...
Rahmetli Sezgin Burak, TARKAN’ı şöyle tarif ediyor: ”Tarkan, Türk gücünü ve kudretini yansıtan bir kelimedir. Bu kelimeyi Türk kanı taşıyan kahraman manasında yarattım. Kahramanlık ve mertlik ifade eder."

Sezgin Burak, Türkiye'ye dönüş zamanı yaklaştıkça yeni eseriyle ilgili hazırlıklarını hızlandırmış ve kahramanın çizimlerini, kılık kıyafet, mekan gibi dönemin medeniyetine ait belirleyici öğeler çerçevesinde tamamlamıştır. Sıra en son olarak bu kahramana, ait olduğu Türk ulusunu temsil edecek çarpıcı bir isim bulmaya gelmiştir. Eşi Türkay Burak, o anı şöyle anlatmaktadır; "Sezgin, Milano'daki evin koridorunda kabına sığamayan bir halde dolanıyor ve sanki dilinin ucunda olan bir sözü söylemeye çalışıyormuş gibi görünüyordu. Bu düşüncemde yanılmamışım ki çok geçmeden ben mutfakta iken yanıma geldi ve -Adını TARKAN koymaya karar verdim, ne dersin? diye sordu. Ben de; -Neden TARKAN? diye sordum. Bana, -Tatar kanı kelimelerinden yola çıkarak bu ismi buldum. dedi. İsim kulağa oldukça hoş geliyordu. Ses olarak da oldukça dolu ve kişilikliydi.

60'lı yılların sonlarında okuyucularıyla buluşan TARKAN Türk halkı tarafından çok sevilmiş, bunun sonucu olarak da pek çok okur yeni doğan erkek çocuklarına TARKAN ismini vermiştir.

Tarkan önce gazetede günlük çizgi roman olarak yayımlandı sonra dergiye dönüştü...Benim Çankırı'da ilkokul öğrencisi olduğum o yıllarda, arkadaşlarla ortak gazete alarak heyecanla sınıfta bakardık Tarkan çizgi romanına.



Sezgin BURAK
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Malkoçoğlu
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder


Malkoçoğlu, Ayhan Başoğlu tarafından yazılan ve çizilen çizgi roman karakteridir.

Ayhan Başoğlu, astsubay olarak askerlik yaparken gittiği Kore'de Türk şehitliğini ziyaret eder. Orada, şehitler için bir şeyler yapmaya karar verir. Sonraki birkaç yılı araştırarak geçirir. Başoğlu, 1960`ların başında, İngiliz "TIGER" dergisine seriler hazırladı ve sonra yurda döndükten sonra, 16. yüzyılda gerçekten yaşadığı iddia edilen, Osmanlı akıncı birliklerinden Malkoçoğulları üstünde yoğunlaştı... Başoğlu, bu sülaleden çizgileriyle bir kahraman çıkartır. Bu, Malkoçoğlu Bali Bey'in oğlu Tur Ali'nin doğuşudur.

Malkoçoğlu, 26 Ekim 1964'de Cumhuriyet Gazetesi'nde yayına başlamasıyla bir Malkoçoğlu fırtınası patlar...

Bu ilk macera isimsizdir. Ama daha sonra, "Dağlar Kralı" adıyla tekrar yayınlanır.

Malkoçoğlu, oldukça özgün, tereddütsüz çizgisi ve sinematografik kurgusuyla da göze çarpar. Malkoçoğlu, karakter yapısıyla tam bir görev adamıdır. Öncelikle aldığı görevi inceleyip analız eden Malkoçoğlu'na hemen hemen tüm maceralarında yaşlı akıncı Ejder ve müthiş at Karakız eşlik eder. Ejder, serinin komedi unsuru olarak da kullanılır.

Malkoçoğlu karakteri sinemada Cüney Arkın tarafından oynanır.

Ayhan Başoğlu

Ayhan Başoğlu 1981 yılında hazırladığı İngilizce, Arapça ve Türkçe olarak basılan ve Atatürk`ün yaşamını anlattığı "Altın Saçlı Kahraman" son derece popüler oldu. Son olarak da Milli Eğitim Bakanlığı Çizgiroman serisine "Kılıç Ali Reis" adlı albümü hazırladı. Çizgileri orijinaldir. Siyah beyaz çizgileri oldukça hareketli ve leke çizgi dengesi yerli yerindedir. Başoğlu, geçirdiği ani rahatsızlık sonucu, Aralık 1993`te aramızdan ayrıldı.
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Yüzbaşı Volkan
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder


1971 yılı sonlarında ülkemizde konuk olarak bulunan Amerikan Hava Kuvetlerine ait bir U-8 uçağı, Kars'a giderken yanlışlıkla Rus hududuna geçmiş ve Migler tarafından yolu kesilerek Erivan hava limanına inişe zorlanmıştı. O tarihlerde, günlük gazetelere çeşitli konularda resimli romanlar ve karikatürler çizen Ali Recan yeni bir çizgi roman kahramanı arayışı içindeydi... Hemen hemen bütün günlük gazeteler o günlerde çok popüler olan eli kılıçlı Orta Asya kahramanlarıyla doluydu. U-8 olayı yeni, güncel bir çizgi roman kahramanı arayışında olan Ali Recan'ın dikkatini çekmişti. Yüzbaşı Volkan'ın ilk macerası Kafkas Dağları'nda Ölümü ortaya çıkardı ve böylece Tercüman Gazetesinde Yüzbaşı Volkan Efsanesi başlamış oldu. 1971'de Son Havadis gazetesinde de yayımlanan Yüzbaşı Volkan 1975 yılında bağımsız dergi olarak çıktı. 1993 yılına kadar yayınlandı. 2000 yılında aylık olarak yeniden yayınlanmaya başladı.
Yüzbaşı Volkan Türk Hava Kuvvetlerinin kahraman pilotlarını sembolize eder. Savaş için eğitim görmüş olmasına rağmen savaşa karşıdır. Fakat barış sürecini sürdürebilmek için güçlü ve caydırıcı olmak gerektiğine inanır. Yüzbaşı Volkan barışçı ve insancıldır fakat görevi gerektirdiğinde, bir makineli tüfeğin mermileri kadar hızlı ve yok edici olur. Her Türk askeri gibi Yüzbaşı Volkan da "Önce Vatan" prensibine inanır ve ona göre "Vatan sevgisi her türlü ideolojinin üstündedir." Bu tür konulara değinmek Yüzbaşı Volkan'ın 25 yıllık yayın hayatı boyunca çeşitli çevrelerde yankı bulmuştur.
1951 doğumlu Ali Recan 2002 yılında vefat etti.

Ali Recan
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Sayın Metin YILMAZ,

Batı kaynaklı çizgi roman ve filmlerinin ne derece beyin yıkayıcı olduğu herkesce bilinmektedir. Bu konuda gayretlerde bulunmuş, eserler vermiş vatansever sanatçıları hatırlattığınız için şahsım adına size teşekkür ederim. Bu eserlerin, zorluklar içinde bulunduğumuz bugünlerde tekrar çocuklarımıza kazandırılması gereğinin olduğunu belirtmek isterim.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Ustura Kemal
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder
Haldun Sevel'in yazıp çizdiği Ustura Kemal'de unutulmaz Türk çizgi karakterlerinden biridir.
Aşağıdaki bağlantıda Ustura Kemal ile ilgili çok güzel bir yazı var:
http://www.nihalatsiz.org/usturakemal.htm
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Kelo?lan
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder

Abdullah Ziya (Kozanoğlu)'nın 1928 yılında Osmanlıca yayınlanan Keloğlan'ın Hatıratı adlı kitabın kapağı.

Türk halk öykülerinin simge karakterlerinden biri de Keloğlan'dır. Anadolu insanının büyük düşler kurabilen, ama en büyük ödülleri de elinin tersiyle itebilen, erdemli, sağduyulu, biraz saf, biraz romantik, fazlasıyla zeki temsilcisidir Keloğlan.
Bu milli mizah kahramanımız üzerinde onlarca Ressamımız ve karikatüristimiz, çizgi roman ve çizgi film çalışmaları yapmış fakat bir türlü "yabancı kahramanları bastıracak" düzeyde başarı sağlayamamışlardır.
Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunda, sözlü mizahtan yazılı mizaha geçerken; Karagöz, Ortaoyunu ve Meddah sönükleşir, yitirilir. İşte bu sırada daha eski, bazı sözlü mizah örnekleri, yazılı mizahla birlikte yeniden parlamaya, bir bakıma yeniden doğmaya başlarlar.

Ferit Öngören'in Mizah ve Kültür başlıklı yazısından Keloğlan'la ilgili alıntı:
...Matbaa ile birlikte “Nasreddin Hoca” ile “Keloğlan” yeniden keşfedilmiş gibidir. 600 yıl unutulmuş bu tiplerin birden ortaya çıkışı şaşırtıcıdır. Bu gelişme, sözlü mizahtan yazılı mizaha geçiş sürecine, kültürün genel akış doğrultusuna kökten aykırı düşer. Başka ülkelerde de bu gelişimin bir benzeri görülmeyecektir.

Sonuç olarak; Osmanlı mizah örnekleri imparatorlukla birlikte kaybolurken, çok daha eskilerde kalmış Selçuklu Dönemi’nin, Nasreddin Hoca ve Keloğlan gibi mizah ürünleri sanki dirilmişlerdir. Türkiye ve sonra dünya, Nasreddin Hoca fıkralarını yeni baştan öğrendi ve onlarla güldü. Keloğlan masalları gene çocukları büyütmeye başladı.

Karagöz’ün dayanıksızlığı yanında, Keloğlan’ın dayanıklılığı şaşırtıcıdır. Keloğlan’ın 700 yıl kıl çadırlarda anlatıla anlatıla günümüze kadar geldişi anlaşılıyor.

Ancak Keloğlan’ın gücü bununla da sınırlı değil. Ortaasya’da zengin bir keloğlan birikimi ile karşılaşıyıoruz. Gerçekten de Keloğlan müslümanlık öncesi dönemlerde oluşumunu tamamlamış görünüyor. Budizm’den etkilendiğini gösteren motifler sözkonusudur. Keloğlan’ın bu direnci bir ölçüde Nasreddin Hoca’da da görülüyor.

Selçuklu döneminin tipikliği, zengin bir kültür birikimini Ortaasya’dan Anadolu’ya taşımış olmasıdır. Keloğlan bu anlamda yoğunluk gösteren bir kaç motiften bir tanesidir. Keloğlan için, kel insan için bir çok kökten isim ve sıfat türetildiğini görüyoruz. “Sokar”, “Keçeli”, “Keltaylar”, “Tok”, “şaplı”, “Tazyer”, “Daz”, “Tökülgen Saç”, “Taşğa” bunlardan bazılarıdır.

Keloğlan ve kellik her zaman mizah boyutunu korumuştur. Bazı örnekler vermek yetişecektir. “kel tavuk topal horozla”, “iyilik et kele övünsün ele”, ”kele köseden yardım olmaz”, “kel ölür sırma saçlı olur”, “kelin ilacı olsa başına sürer”, “kelin geleceği yer kürkçü dükkanı”, “kelin yanında kabak anılmaz”.

Peki Keloğlan kimdir? Neyin nesidir? Keloğlan’ın özü bu soruda gizli gibidir. En eski Keloğlan metinlerinde bile karşımıza çıkan “don değiştirme” motifleri, bu masalların hikaye örgüsünü oluşturur. Don değiştirme, kılık değiştirmeden çok farklı bir deyim.

Birkaç örnek verelim:”Kel silkinip deri donlu bir oğlan olur”, “kel silkinip atmaca olur”, “kişi bir sinek donuna girer”, “yiğit ile atı kel oluyor”, “atı uyur, kel, doru bir at oluyor”. Don değiştirme sihirbazlık olarak da kullanılıyor. Don değiştirme hediyeleri değiştirme olarak da kullanılıyor. Don değiştirme düşlerin satın alınması anlamında da kullanılıyor.

Don değiştirme’nin ne olduğunu Anadolu halk türkülerindeki bir motif bize daha iyi anlatabilir. Küçük bir hatırlatma yapalım. Ben bir canavar olsam / seni yemeye gelsem ne dersin. - Ben bir darı olsam / avluya saçılsam ne dersin. - Ben bir güvercin olsam / seni toplasam yesem ne dersin. - Ben bir kartal olsam / seni kapıp gitsem ne dersin. - Ben bir karayel olsam / kanadın kırsam ne dersin.

Don değiştirerek daha üstün konuma geçerek, bir mücadeleyi kazanmak; Keloğlan masallarının örgüsünü yarattığı gibi, Ortaasya’nın bir kültür motifini de dile getirmiş olur. Keloğlan, sürekli don değiştiren kel, garip bir çocuk mudur? Yoksa Keloğlan denilen, kel donuna girmiş bir yiğit midir? Bu soruya ikisi de birden diyebiliriz. Keloğlan, bu sürekli dönüşümün, hayat denilen dinamizmin, mücadelenin adı oluyor.

Sözlü mizahtan yazılı mizaha geçiş sürecinde Keloğlan’ın gösterdiği yeniden doğuş, bizi çok uzun bir geçmiş zaman boyutuna taşımış bulunuyor. Bu uzun zaman boyutu, ister istemez bakış açımızı değiştiriyor. Artık sorumuzu değiştirerek ortaya koyuyoruz.

Binlerce yıllık Keloğlan geleneği, neden Osmanlı İmparatorluğu döneminde 600 yıl gölgede silik kalmış, yazılı mizahla birlikte Cumhuriyet Dönemi’nde neden yeniden parlamış ve halkın sevgilisi olmuştur? Nasreddin Hoca’da Osmanlı döneminde gölgede kalmış ve Cumhuriyet’le birlikte neden parlamıştır? Kaldı ki Cumhuriyetle birlikte bütün tekkeler, tarikatlarla birlikte Nasreddin Hoca’nın türbesi de kapanmış durumdadır.

Göz rahatsızlığı çekenlerin ziyaret edip çaput bağladığı Akşehir’deki Nasreddin Hoca Tekkesi, kapandıktan sonra, fıkraları ile milleti güldürmeye başlayacaktır. Osmanlı Dönemi’nde 600 yıl dinsel bir nitelik yüklenilen Nasreddin hoca, Cumhuriyetten sonra sivil, laik nitelikleri ile yeniden önce çıkacaktır.

Sonuç olarak, Nasreddin Hoca ve Keloğlan için Cumhuriyet ortamı bir Rönesans etkisi yaratmıştır. Osmanlı’nın mizah gelenekleri imparatorlukla birlikte çökerken, cumhuriyetin ilk yıllarında Nasreddin Hoca ve Keloğlan gelenekleri tepeden tırnağa çiçeğe durmuştur.

Osmanlı Mizahı’da, Selçuklu Mizahı gibi, bu halkın yaratışlarıdır, orijinaldirler.

Mizah ile kültürün içiçeliğini, paralel akışını yerli bir örnekle ortaya koymaya çalıştık. Kaygan bir yapısı olan kültür, ülkemiz için, daha da karmaşık, daha da içinden çıkılmaz bir durum almıştır. Bu karmaşanın giderilmesinde, mizah gelenekleri bize ışık tutabilir. Ne de olsa mizah daha yerel daha somut bir yapıdadır

Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Yıldırım Kemal
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder


Orhan ve Erhan DÜNDAR kardeşlerin Çizgi roman kahramanı olarak yazıp çizdiği Yıldırım Kemal'den başka Baybars,Boğatır, Baykan karakterleri de vardır. Dündar Kardeşler Keloğlan ve Nasreddin Hocayı da resimlemişlerdir.

Yıldırım Kemal Kimdir? 1898 yılında İzmir'de Namazgah mevkiinde, Abdullah Efendi Mahallesi'nde (bugün aynı yerde kendi adını taşıyan bir ilkokul vardır) dünyaya gelen Yıldırım Kemal, emekli bir asker olan İzmir Nüfus Müdürü Hasan Askeri Bey'in oğludur. İlk tahsilini İzmir'de tamamladıktan sonra İstanbul Yüksek Baytar (Veteriner Hekim) Okulu'nda okumuştur. Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla, 1916'da Yedek Subay Talimgâhı'na girerek 1917'de yedek subay oldu. Sicil numarası SV.198669'dur. Yunanlıların İzmir'e girmesiyle 1919-1922 yılları arasında Kurtuluş Savaşı'na katıldı. Önce İzmir, Manisa, Akhisar, Aydın, Balıkesir ve Bursa çevresinde çete reisliği; daha sonra da süvari teğmeni rütbesiyle 57. Tümen Emir Subaylığı, ki bu sırada Denizli, Çal, Çivril savaşlarına katıldı, 2. Süvari Alayı 3. Bölük Takım Komutanlığı ve Konya İnzibat Subaylığı görevlerinde bulundu.
Çeşitli yerlerde birçok çete müsademelerine; ordu kurulduktan sonra da Sakarya, Eskişehir, İnönü, Dumlupınar, Afyon ve Büyük Taarruz muharebelerine katıldı.
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Kaan
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder
Türkiye'de bir döneme damgasını vuran İtalyan çizgi karakterler Teksas [Il Grande Blek], Tommiks'in [Capitan Miki]Türkçe isim babası ve kapak çizeri Samim Utkun aslında bir çok Türk kahraman çizmiş ama bunlar dönemi dışında beklenen ilgiyi ne yazık ki görmemiştir. Türk Tarihi konularında yüzlerce çalışması bulunan Samim Utkun 2001 yılında aramızdan ayrılmıştır.
Samim Utkun'un en tanınmış Türk çizgi karakteri 1967 yılında çizdiği Kaan'dır.

Samim Utkun
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Gültekin
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder
1926 Yılında İstanbul'da doğan Şahap Ayhan 1953 yılında ilk "tek kahramanlı Türk çizgi roman dergisi" olarak basılan Köroğlu’nu Galip Bülkat’la birlikte çizdi, Köroğlu’nun yayını 40 sayı sürdü.
Gültekin çizgi kahramanını Ayhan Erer'le birlikte çizdiler.
Resimlerle İstiklal Savaşı, Safiye Sultan, Kleopatra, Çiçi gibi çok sayıda çalışmaya imza atan Şahap Ayhan ayrıca Denizaltı Korsanları, Arzın Merkezine Seyahat, Dede Korkut, Alpaslan, Şeyh Şamil, Rasputin, Kara Orkun, Kara Pelerin, Akbulut, Tengiz, Hacı Bektaş-ı Veli, Gazavatlı Hayreddin Paşa gibi çeşitli konularda çizgiromanlar yaptı. Bilimkurgu tarzı çizgiromanlar hazırlamasında, ünlü çizer Alex Raymond’un Türkiye’de "Baytekin" adıyla yayınlanan Flash Gordon’un okunup sevilmesinde büyük rolü oldu. Çizgi romanlarda ışık ve gölgeyi en iyi kullanan çizerimizdir.
Kara ORKUN adlı Türk Kahramanının maceraları 1973 yılında sinemaya uyarlanmıştır.

Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Kara Murat
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder

Rahmi Muratoğlu'nun (Rahmi Turan) yazdığı, Abdullah Turhan'ın çizdiği uzun siyah saçlı, kaytan siyah bıyıklı kahraman Kara Murat 'Fatih'in fedaisi'ydi. Her maceresında, önce padişah Fatih Sultan Mehmed, Karamurat'ı yanına çağırır ve görev verirdi. Karamurat da genelde bu yüzden şimdiki Avrupa ülkelerinde boy gösterirdi. Gâvur illerinde Tudor takma adını kullanır ve Osmanlı'nın her daim zafere ulaşması için canını hiçe sayarak Bizans'a karşı kelle koltukta mücadele ederdi. Maceralarında bazen, Durakoğlu da bulunurdu. Durakoğlu' da onun gibi akıncı idi...
Fatih'in Fedaisi KARA MURAT zamanla çizgi kahramanı olmaktan çıkıp, başrolünü Cüneyt Arkın'ın oynadığı bir Türk Sinema efsanesine dönüşmüştür.

Rahmi Turan
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Tolga
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder
Tolga , Abdullah Turhan’ın eseridir. Tarkan’a rakip olarak piyasaya sürülmüştür. 1973-1978 yıllarında ilgi görmüş ve yaklaşık 250 sayı yayınlanmıştır. Kara Murat'ın ilk çizeri olan Turhan; en son Selahattin Duman'ın Nizamettin Veziroglu adı altında yazdığı Burakbey karakterini çizmiştir.



En son Metin YILMAZ tarafından Çrş Ekm31, 2007 12:53 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Amcabey
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder


Çağdaş Türk Karikatürünün miladı kabul edilen Cemal Nadir GÜLER çizdiği karikatürlerin yanı sıra AMCABEY karakteriyle de yaşadığı döneme damgasını vurmuştur.
1902 yılında Bursa'da doğan Cemal Nadir Güler, ortaokuldan sonra tabelacılık, makinistlik, gezici öğretmenlik gibi pek çok işte çalışmıştır... İlk karikatürü 18 yaşındayken 1920 yıılında Sedat Simavi'nin çıkardığı "DİKEN" dergisinde yayınlanan Cemal Nadir 1926'dan sonra İstanbul'a gelerek çizmeyi sürdürür ve 1928 yılında "AKŞAM"gazetesinde günlük karikatür çizmeye başlar. 1930'da yeni bir gazete çıkar: Son Posta. Cemal Nadir bu gazetede ülkemizdeki ilk yerli bant-karikatür tiplemesi olan "AMCABEY"i günlük olarak çizmeye başlar... 1932 yılında da "Amcabey'e Göre" adlı ilk karikatür albümünü yayınlar ki, bu albümde ülkemizde yayınlanan ilk karikatür albümü olarak gene karikatür tarihimizdeki ilklerin arasına geçer. Cemal Nadir Güler; "Amcabey" in yanısıra; "Akla Kara", "Dalkavuk", "Dede ile Torun", "Salamon", "Yeni Zengin" gibi pek çok çizgi tip yarattı. 2. Dünya savaşı yıllarında Cumhuriyet gazetesinde çizerliğini sürdüren Güler, 1941'de Vedat Günyol ile birlikte "ARKADAŞ" adlı çocuk dergisini, 1942-1944 yılları arasında ise "AMCABEY" adlı mizah dergisini yayınladı. Bu dergide özellikle genç karikatürcülere çizme imkânı tanıyarak, onların ilk çizgilerini yayınlayarak bu konuda da "öncülük" etti... Cemal Nadir Güler kısacık ömrüne pek çok şey sığdıran çok üretken bir sanatçıydı. 10 kadar karikatür albümü yayınlandı. 5 kez karikatür sergisi açtı. Ona ait bir başka yenilik de karikatür üzerine halka pek çok konferans veren ilk çizer olmasıdır... Cemal Nadir sadece çizerlikle yetinmedi onun yazarlık yönü de vardır... Ankara radyosu için çeşitli skeçler yazmıştır. "Yüz Karası" adlı oyunu İstanbul Şehir Tiyatrolarında sergilenmiştir. Cemal Nadir Güler en verimli çağında 27 Şubat 1947'de aramızdan ayrılmıştır.

Cemal Nadir GÜLER


En son Metin YILMAZ tarafından Prş Ksm01, 2007 04:51 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Deli Balta
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder

Deli Balta, kispet kuşanıp “Hind’in ve Yemen’in ve İran’ın Başpehlivanı”yla güreş tutuyor; sınır boylarında at koşturuyor, zaman zaman yabancı ülke topraklarında ve denizlerinde, zaman zaman Osmanlı ülkesinde, devletçe verilmiş özel görevleri yerine getiriyor. Bazen Frengistan’da, bazen Osmanlı Avrupası’nda, bazen Anadolu’da gece gündüz yol alan, kimsenin geçemediği kuş uçmaz vadilerde görülen, kendisine kurulan tuzaklarla karşılaşan Tek Başına Bir Ordu, kimi zaman sahtekârların, kimi zaman casusların, kimi zaman isyankârların korkulu rüyası oluyor...
Türk çizgi romancılığının en özgün karakterlerinden Deli Balta'nın yazarı ve çizeri olan Gürbüz Azak 1938 yılında Denizli’nin Acıpayam ilçesinde doğdu. Güzel Sanatlar Akademisi’nin yüksek mimarlık bölümünde okudu. 1961 yılında Hür Vatan gazetesinde grafiker olarak gazeteciliğe başladı. Yeni İstanbul, Babıali’de Sabah,Yeni Asya, Tercüman ve Türkiye gazetelerinde çalıştı. Evli ve iki çocuk babası olan Azak'ın 3000 Türk Motifi, Dostlara Mektup, Anadolu Cayır Cayır, Reis Ne Almış, Atlar Hazır mı?, Sizi Biri Arıyor, Güzel İnsanlar, Bir Ülkeye Resmi Sevdiren Deha Çallı ve Bâbıâli’den Geçen Adam adını taşıyan basılmış kitapları var.

Gürbüz Azak


En son Metin YILMAZ tarafından Prş Ksm01, 2007 04:39 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Türk Çizgi Karakterler [Kahramanlar]
Bu yazışma ortamında yeni konular açamazsınız
Bu yazışma ortamında bildirilere cevap veremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri değiştiremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri silemezsiniz
Bu yazışma ortamında anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm saatler GMT +2 Saat  
1. sayfa (Toplam 4 sayfa)  

  
  
 Cevap Gönder  
Yeni Sayfa 2