Ana Sayfa
DİLİMİZİ KORUYALIM, ONA SAHİP ÇIKALIM
TÜRK DİLİ SEVDALILARININ BULUŞMA YERİ
Cevap Gönder
Dede Korkut, Barbaros, Aslan Tekin.
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder

1940'lı yıllarda Dede Korkut Hikayeleri "Kahramanlarının adıyla bölümlere ayrılarak" Mehmet Tekdal tarafından çizgiroman haline getirilmiştir. Yine Aynı dönemde Ragıp Çalapala'nın kaleme aldığı Barbaros'ta çizgiroman kahramanı olarak yayınlanmıştır. Bu dönemde Aslan Tekin adını taşıyan fakat pek bilinmeyen tarihi bir çizgi roman karakteri daha vardır.

Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Topuz
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder

1959 yılında Ceylan Yayınları yerli çizgi roman dergisi olarak Vehip Sinan'yn çizdiği Topuz'u çıkartmıştır. Vehip Sinan’ın Ceylan dergisinde başlayan Topuz Serüveni Babıali’de Sabah, Tercüman, Türkiye ve Yeni Asya Gazeteleri ve Can Kardeş çocuk dergisinde devam etmiştir.Topuz'un maceralarında yer alan diğer kahramanlar: Tamer, Bay İlerici, Adil Bey, Ali dayı, Beberuhi ve Gül Mahmut'tur. Vehip Sinan kendisi ile yapılan bir söyleşide, "Ne yalan söyleyeyim, karikatürist Vehip Sinan olarak anılmayı, Topuz'un babası Vehip Sinan olarak anılmaya tercih ederim" demişti.
1929 doğumlu Vehip Sinan yerli ve milli düşüncelerini sanatında korumayı başarmış çok kıymetli bir İstanbul beyefendisidir.
Yakın dostu Gürbüz Azak'tan:Vehip Sinan evinden mecbur kalmadan dışarı çıkmaz. Ayda yılda bir “Bâbıâli’ye iner” sadece. Bir gün Karaköy’de bir dostunu ziyaret edecektir. İşyerine ilk defa gitmektedir. Ve doğma büyüme İstanbullu olan Vehip Sinan, hayatında ilk defa tanımadığı bir kişiye adres soracaktır. Gözüne kestirdiği birine adresi sorar. Talihe bakınız ki, adres sorduğu kişi de turist çıkmasın mı?


Vehip Sinan
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Barbaroslar, Koca Yusuf
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder

Tarihsel konulu çizgi romanlarıyla tanınan ressam Ratip Tahir Burak (1904-1976) daha çok, ünlü Türk denizcilerinin yaşamını ve kahramanlıklarını konu edindiği Barbaroslar çizgi romanlarında, resimli roman estetiğini ön planda tuttu; tarihsel olayları abartısız çizgilerle resimli romana aktardı. Ratip Tahir'in çizdiği "er meydanlarının dünyaca bilinen en büyük güreşcilerinden" biri olan Koca Yusuf'un çizgi romanı da yayınlandığı yıllarda büyük ilgi görmüştür.

1935 yılında İstanbul güzel sanatlar akademisi'nde mezun olan Ratip Tahir; Aydede, Akbaba, Akşam, Politika, Milliyet, Karagöz, Ulus, Hürriyet, Yeni Sabah gibi birçok gazete ve dergide çalışmıştır. Bir dönem milletvekili olarak görev yapmıştır.

Tarihsel konulu resim geleneğinin önde gelen temsilcilerinden sayılan Burak’ın yayımlanmış eserleri: Şanlı Pllevne, Cem Sultan, Lale Devri, Yemin Uğruna, Sihirli Kaftan ve Kyrk ?ehitler Kalesi'dir.
Ratip Tahir Burak
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Abdülcanbaz
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder


Abdülcanbaz, 1957 yılında Turhan Selçuk tarafından Milliyet Gazetesi için çizilmeye başlanan çizgi roman ve çizgi romanın baş kahramanıdır. O yıllarda Milliyet gazetesinde yarım sayfalık yabancı bir çizgiroman vardır. Abdi İpekçi, Turhan Selçuk'tan ısrarla bu çizgi romanın yerlisini ister. Turhan Selçuk, mizah yazarı Aziz Nesin'den yardım ister.

Aziz Nesin, hilekar ve düzenbaz bir turist rehberi tipi bularak, bu üçkağıtçı adama "Abdülcanbaz" adını takar. Birinci öykünün yayını bitince, Aziz Nesin diziye devam etmek istemez.

Turhan Selçuk, bunun üzerine Rıfat Ilgaz'dan yardım ister. Bir süre sonra Ryıat Ilgaz'dan gelen senaryolar da aksamaya başlayınca, Turhan Selçuk, diziyi kendisi yazmaya başlar. Bu, düzenbaz Abdülcanbaz tipinin değişmesine, yeniden doğuşuna neden olur. Abdülcanbaz, düzenin düzensizliğine ve bu ortamdan doğan ahlaksız, namussuz, utanmaz, arlanmaz tiplere karşı savaşan bir semboldür artık. Abdülcanbaz, doğduğu tarihsel dönemden de çıkarılır. Artık hikaye, Osmanlı döneminde, Kurtuluş Savaşı'nda, uzayda, Eski Mısır'da geçebilir...



"Ben Abdülcanbaz'ı kahramanlık ötesi kaba kuvvetten güç alan, yozlaşmış bir çizgiroman türünden ayırıp arıtmak istedim. Bir roman ya da bir hikaye anlatımının sanat değerini katarak bunu grafik sanatın çizgi gücüyle de besleyerek kişiliğini bulması yolunda çalıştım." Turhan Selçuk
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Karabey
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder
Kıbrıslı Türklerin tanınmış resim ve karikatür sanatçısı Güner Pir, 1983-85 yılları arasında, Kıbrıs Postası gazetesinde yayınladığı Karabey isimli çizgi romanın "Türkler Geliyor-Kıbrıs Seferi-1. Bölüm isimli macerasını kendi olanaklarıyla albümleştirmiştir.
Karabey isimli çizgi roman hakkında Kıbrıs Alternatif Dergisinde, yayınlanan yazıdan alıntı: 1949 Baf doğumlu Güner Pir toplumumuzda ressam olarak bilinip anılmaktaysa da, 1960-1970'li yıllarında, birçok yerel gazetede karikatürler çizerek dönemine damgasını vurmuş sanatçılarımızdan birisidir. 1970'li yılların sonunda karikatüre ara veren sanatıy, çizgi sanatından kopmamış ve 1980'li yılların başında Kıbrıs Postası gazetesinde çizgi roman çalışmalarına yönelmiştir. Güner Pir, Kıbrıs Postası gazetesinde, kendine has çizgi ve deseniyle Karabey adında tarihi bir kahraman yaratıp, Kıbrıs'ın Osmanlılarca fethedilmesi öncesini ve sonrasını yansıtmıştır. Türkiye basınında yayımlanan Kara Murat, Karaoğlan, Burakbey gibi, tarihi konuları kapsayan tarzda bir çalışma olan Karabey'in birçok macerası uzun yıllar Kıbrıs Postası gazetesinde yayınlanmıştır. Karabey, Kıbrıs Türk Basınında yayınlanan ilk profesyonel çizgi roman olma özelliğini taşımaktadır.
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Bizimkiler [Hüdaverdi, Pyrtyk ve di?erler...]
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder

Bizimkiler, karikatürist ressam Sezgin Burak'ın yazıp, çizdiği 1964 yılında Hürriyet gazetesinde doğmuş günlük çizgi-banttır.

İstanbul'un bir kenar mahallesinde yaşayan afacan bir çocuk olan Hüdaverdi'nin mahalle sakinleri ile maceralarını anlatır. Maceralarda yer alan mahalle sakinlerinin başlıcaları Ali Bey, mahallenin dilencisi Pırtık, sarhoş Zurna, Hüdaverdi'nin köpeği Orfe, Gönül Hanım, Yakup ve Üşütük'tür.

Sezgin Burak'ın ölümünden sonra kardeşi Ersin Burak Bizimkiler bandını Hürriyet'te çizmeyi sürdürmüştür.



1971 yılında yönetmen Lale Oraloğlu tarafından Hüdaverdi-Pırtık adıyla filme çekilmiştir.
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Cafer'le Hürmüz-Yuki
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder

Altan Erbulak 1947'de Her Gün gazetesinde karikatürist olarak çalışma hayatına atıldı. Sonra sırası ile Vatan, Yeni Sabah, Milliyet ve çeşitli dergilerde karikatür çizdi. Karikatüristlik-Gazetecilik hangisi esas mesleğim bilemiyorum derdi. Tiyatro ve sinema oyuncusu olarak birçok başarılı yapımda rol aldı. Dizi halinde yıllarca süren çizimlerinden bazıları: Cafer'le Hürmüz (Münir Özkul-Heyacan Başaran'dan esinlenerek) ,Taş Arabası, Kibar hırsız, Yuki (Orhan Boran'nın radyoda seslendirdiği karakter)
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Avanak Avni
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder


Avanak Avni, karikatürist Oğuz Aral’ın o zamanlar daha getir-götür işleriyle uğraşmakta olan şimdinin usta kaligrafı Rıza Külegeç'ten esinlendiği "çocuk" kavramından taşan çizgi kahramandır. Avni tipik bir gecekondu mahallesi çocuğudur. Hep ezilir ama hiç boyun eğmez. Bazen hileyle, bazen kurnazlıkla, bazen boyun eğer görünerek hakkını korumaya çalışır. Avni konuşamaz, sadece bir sayı bir iki kelime söyleyip, mahalle manavını hayrette bırakır, sonra yine susar. 70’li yıllarda Gırgır dergisinin büyük satış rakamlarına ulaşması ile o da popüler olmuştur.

Avni’nin ünü, Türkiye sınırlarını aşmış; Güney Afrika’daki ırkçı olaylara karşı, Meksika’da ise ABD emperyalizmi karşıtı gurupların sembolü olmuştur. Fransa’da AB anayasasına karşı çıkan guruplar da Avanak Avni tipini kullanmışlardır.
Oğuz Aral efsane dergi Gırgır'ın zorla el değiştirmesi olayından sonra 1990 yılında Avni mizah dergisini çıkarmaya başladı. Avni 1996 ya kadar yayınını sürdürdü.

Temmuz 2006'dan itibaren Penguen dergisi çizerleri Oğuz Aral'ın anısına Avni'nin karikatürlerinin aynısını kendi kalemlerinden çizmişlerdir.


Oğuz Aral
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Zaferhan
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder

Çocuk yayıncılığı alanında bir çok kıymetli eserin yazarı olan Mustafa Yazgan'ın çizerlik tarafı da vardır ve Zaferhan adlı kahramanı Türk çizgi karakterleri arasındaki yeri almıştır.
Mustafa Yazgan 1940 yılında Gaziantep'de doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakultesi mezunudur. Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü'nde Asistan, Diyanet İşleri Başkanlığı'nda mütercim, Milli Produktivite Merkezi'nde uzman, Kültür Bakanlığı Sinema Dairesi'nde memurluktan sonra 1982'den sonra çalışmalarını serbest gazeteci-yazar olarak sürdürdü. Yazılarını "Adalet, Son Havadis, Bugün, Yeni İstanbul, Yeni istiklal, Milli Gazete" gazeteleri ile Büyük Doğu Dergisinde yayınladı. Çocuklara yönelik yoğun dergi ve kitap çalışmalarından dolayı Türkiye Yazarlar Birliğince 1981’de Çocuk Edebiyatı dalında yılın yazarı seçildi.
Mustafa Yazgan

*******

Benim çizgi roman karakterim Dobiş’in ilk bantları da 1979 yılında Mustafa Yazgan’ın çıkardığı Tomurcuk Çocuk Gazetesinde yayınlanmıştır.


Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Sizinkiler
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder

Sizinkiler, Salih Memecan’ın oluşturduğu ve 1991 yılından bu yana Sabah gazetesinin arka sayfasında her gün yayınlanmaya devam eden bant karikatürleridir. Sezgin Burak'ın Bizimkiler ailesini çağrıştıran Sizinkiler ailesi herkesin sahip olduğu gibi bir ailedir. Çıtçıt ve Babişko’nun küçük kızları Limon “Sizinkiler” ailesinin en sevimli ferdidir. Çıtçıt evi çekip çeviren ve sorumluluklarını asla aksatmayan tipik bir süper annedir. Babişko, bütün doğallığı ile tipik bir aile babası ve tipik bir “koca”dır. Zeytin ise Limon’un muzur kapı komşusu ve en yakın arkadaşıdır.
Salih Memecan usta mizah anlayışıyla, “Sizinkiler”de günlük, sıradan aile yaşantısındaki esprileri, komiklikleri ortaya çıkarmaktadır. Okurlar “Sizinkiler” gibi zeki ve eğlenceli bir aile ile kendi ortak yanlarını keşfetmekten, onlarla aynı sorunları ve günlük olayları paylaşıyor olmaktan memnun olmaktadırlar. Olanlara gülüp, kendi küçük sorunlarını daha az önemsemektedirler.
Salih Memecan
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Tipitip - En Kahraman Rydvan
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder

Karikatürist Bülent Arabacıoğlu'nun karikatür kahramanı Tipitip'in maceraları sakızların içinde hâlâ devam ediyor. Çocukların neşeli dostu Tipitip geçen zaman içinde kıyafetini ve saç şeklini değiştirdi; evlendi ve çocukları oldu...
Tipitip nasıl doğduğ sorusuna Bülent Arabacıoğlu şu cevabı veriyor:
Yıldız Üniversitesi Harita Mühendisliği Bölümü'nde okurken okulu yarım bırakmıştım çünkü çizgi dünyasında olmak istiyordum. Yaşım 24'tü. Profesyonel olarak çizmeye başladığımın üçüncü ayında kendimi Hürriyet gazetesinin ilave sayfalarında buldum. Ardından Çarşaf'ta ve "En Kahraman Rıdvan" tiplemesini [i][Benzersiz çizgisi, detaylı sahne kurgusu ve hareket komiğine dayalı hikâyeleriyle Rıdvan, bugün ne yazık ki yayınlanmıyor]yarattığım Gırgır'da çizmeye başladım. 1974'te Kent Gıda yöneticileri çocuklara hitap eden sevimli bir tip bulmaya çalışıyordu. O dönemde yassı, dört köşe, büyük sakızlar vardı. İlk kez "bazuka" diye tabir edilen bir sakız çıkacaktı ve içinde karikatürler olacaktı. Ben bir sürü taslak çizdim ve onlara götürdüm. Onlar da Tipitip'i seçtiler.

[En Kahraman Rydvan]

Kent'teki yöneticilerin ilk eskizlere bakarken "Ne biçim tip bu?", "Tipi de tipmi?" gibi tepkileri oldu. Tipitip adı da hemen orada çıktı zaten. Çocuklar tarafından o kadar çok sevildi ki 3 yıl sonra Tipitip'in çizgi filmini yaptık.
O dönemde sadece TRT vardı. Televizyonda her hafta bir dakikalık, esprili çizgi film reklamı yapmaya başladık. Bunun 55 saniyesi Tipitip'in macerası, 5 saniyesi ise sakızın reklamıydı. Eşim dahil 8 kişi senaryosunu yazıyor, çiziyor ve sunuyorduk. Tipitip'i çizip boyadıktan sonra seslendirmeye götürüyorduk. İlk yaptığımızı Şener Şen seslendirmişti. O dönemde Şener Şen, Şehir Tiyatroları'ndan henüz ayrılmamıştı. Çok güzel bir seslendirme olmuştu. Biz buna iki-üç yıl devam ettik. Ekonomik krizden dolayı çizgi filme son verildi.

[Bülent Arabacıoğlu]
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Cin Ali
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder
1980’li yıllarda büyüyen her çocuğun ilk kahramanı Cin Ali’ydi. Hani şu çöp bacaklı, oradan buraya koşturan, topu atıp tutan, arkadaşları Suna ve Oya’yla oynayan sevimli çocuk.
"Cin Ali’nin hikâyesi 40 yıl öncesine kadar uzanıyor. Kırk yıldır her türlü zorluğa direnerek ayakta kaldı Cin Ali. Çünkü ortaya çıkış amacı çok sağlamdı: Etkili ve hızlı okumayı öğretmek. Bu hikâyenin nasıl bir süreçten geçerek ortaya çıktığını merak ediyor ve Rasim Kaygusuz’un Ankara’da yaşayan kızı Nevin Apayadın’dan bu merakımızı gidermesini istiyoruz. 1988 yılında vefat eden Rasim Kaygusuz, Cin Ali’nin babası, eşi Remziye Hanım annesi, kızları Nevin ve Nesrin ise kardeşleriydi. Çünkü onlar Cin Ali’yle ‘büyüyen’ bir aile. 1968 yılı Kaygusuz ailesi kadar, o yıl ilkokula başlayan çocuklar için de önemli bir yıldı. Cin Ali kitapları eğitim dünyasına bu aile tarafından 1968’de armağan edilmişti. İlkokul öğretmeni Rasim Bey, özellikle birinci sınıf çocuklarını okutmayı çok severdi. Ancak 60’lı yıllarda okuma-yazma eğitimi araç ve gereçleri çok azdı. Rasim Bey de bir arayış içindeydi; daha kolay ve etkin okuma nasıl öğretilebilir diye kafa yordu. 17 yıllık deneyiminin sonucunda bir sistem geliştirdi. Bir gün elinde bir deste kağıtla eve geldi, eşini ve iki çocuğunu masa başında topladı ve kitabının ilk taslağını okuttu. Kitabın adını da Cin Ali koydu.
Resimler çöp adam şeklindeydi; çocuklar kolayca çizebilsinler diye. İlk kendisi uyguladı yeni sistemi; sonra okuldaki arkadaşları. Kulaktan kulağa dolaşan başarı öyküleri kısa zamanda tüm yurda yayıldı. Önce birer ikişer istendi Cin Ali’ler; sonra beşer onar ve sonra da yüzlerce, binlerce. Filelerle taşındı küçücük paketler; sonra kamyonlarla… Rasim öğretmen okul okul dolaşyı, hem kitapları dağıtır hem de öğretmenlere onları nasıl kullanacaklarını, okumayı nasıl daha kolay ve çabuk öğreteceklerini anlatırdı. Edirne’den, Konya’dan, Van’dan bu başarılı kitabı tanımak, Rasim hocayla tanışmak için öğretmenler gelirdi. Bürosu artık bir okul olmuştu, öğretmenlerle dolar dolar boşalırdı. Nevin Apaydın, “Sarı kağıt üzerindeki ilk cümleleri okuyup, ilk çizimleri tartıştığımız günlerin üzerinden kırk yıl geçti. İlk kitabın basılışı… İlk siparişi alışımız… Bahçelievler Postanesi’ndeki 3 No’lu kutuya gelen mektuplar… Her akşam mektupları açtığımızda duyduğumuz heyecan… Her okul dönemi başında okullara reklam gönderilirdi. Reklam sayfasının adreslerini biz yazardık. İçine kimi zaman bir Cin Ali kitabı, kimi zaman da bir fiş konurdu. Bu reklamlar sayesinde kentleri, ilçeleri, kasabaları ve köyleri öğrendik.” diyor ve Cin Ali’yi büyümeyen bir kardeşi olarak büyük bir aşkla sevmeye devam ediyor."
[Sevinç Özarslan'ın söyleşisinden alıntı...]
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Nasreddin Hoca
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder


Türk halk bilgesi ve Türk mizahının simge karakteri Nasreddin Hoca günümüzdeki mevcut bilgi ve belgelere göre; 1208 yılında dünyaya gelmiştir. 13. yy'da Akşehir ve Konya Medreseleri'nin ününü duyan Nasreddin Hoca, köyünden ayrılarak ilim öğrenmek için Akşehir ve Konya'ya gelir. Daha sonra Akşehir'e yerleşerek burada imamlık, kadılık ve müderrislik görevlerinde bulunur. Bu görevlerinden dolayı kendisine Nasuriddin Hâce adı verilmiş, sonradan bu ad Nasreddin Hoca biçimini almıştır. Onun yaşamıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisi yüzünden söylentilere karışmış, yer yer olağanüstü nitelikler kazanmıştır. Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu Sultanlarıyla tanıştığı, Mevlana ile yakınlık kurduğu, kendisinden en az yetmiş yıl sonra yaşayan Timur'la konuştuğu, birkaç yerde birden göründüğü bile vardır.

Nasreddin Hoca'nın gülmeceleri, Anadolu İnsanı'nın, belli olaylar karşısındaki tutumunu yansıtan ince zekâ ürünlerini oluşturur. Nasreddin Hoca, halkın duygularını kendine has üslubu ile yansıtmayı bilmiş ve/veya halk onun ağzından bunları dile getirmiştir.

Gerek yaşadığı döneme, gerekse çağlar sonrasına mizaha bakışıyla damga vuran Nasreddin Hoca; Akşehir ile bütünleşmiştir. Balkanlar'dan Orta Asya'ya kadar pek çok ülkede anlatılan Nasreddin Hoca Öyküleri; hem mizah yoluyla toplumsal konulara eleştiri getirip, çözümler önermesiyle, hem de hoşgörü, kardeşlik, barış, iyimserlik mesajları taşımasıyla tüm insanlığa seslenir. Nasreddin Hoca; sadece ülkemizde değil bütün dünyada tanınan ve bilinen, evrensel bir gülmece ustasıdır. Unesco 1996 yılını "Dünya Nasreddin Hoca Yılı" olarak ilân etmiş ve 1996 yılı içerisinde dünyada ve ülkemizde yapılan çeşitli etkinliklerle Hoca hem anılmış hem de tanıtımı yapılmıştır.
Milli mizah kahramanımız Nasreddin Hoca, onun ressam ve karikatürist torunları tarafından en çok çizilen Türk çizgi roman karakteridir.
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Küçümen
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder

1955 Burdur doğumlu Haslet Soyöz, Türk karikatür tarihinde “1970 kuşağı” olarak anılan çizerler arasında ön sıradadır. Sırasıyla Politika, Vatan, Çivi, Dünya, Cumhuriyet, Demokrat gazetelerinde çalıştı. 1982 yılından itibaren de Milliyet Gazetesi'nin demirbaşı oldu. Haslet Soyöz bant karikatür tipi olarak Küçümen'le tanındı. Haslet Soyöz, "karikatürün hızı kadar resmin kalıcılığı da beni çekiyor" derken; ressamlığını da vurguluyor...Cennetin Gemileri resim sergisinde yer alan Yavuz'dan Hamidiye'ye, Gülcemal'den Sahilbent'e, Ankara'dan Tarsus'a kadar 30 geminin tuval üzerine yağlıboya resimleri unutulmazlar arasındaki yerini almıştyr...

Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
KAHRAMANIMIZ ÇOK YLGYLENENYMYZ YOK
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder
Çizgi dünyasında hayat bulan kahramanlar çocukların dünyasını adeta istila ediyor. Spidermanlar, Pokemonlar ve Simpsonlar çocukların son dönemdeki gözde kahramanları. Dünyanın çeşitli ülkelerindeki çizerler tarafından oluşturulan ve kendilerine özgü güçleri, söylemleri ve davranışları ile dünyamıza giren bu çizgi kahramanları tanımayanımız yok. Oysa bizim yerli çizgi kahramanlarımızdan hiçbiri çocukların dünyasına giremiyor ve ortalıkta kahramanlarımızla ilgilenen de kalmamış.

Tabii bu durum da onların bıraktığı boşluk dışarıdan gelen ithal kahramanların işini kolaylaştırıyor. Dolayısıyla çizgi filmler aracılığı ile kendi kültürümüze ait argümanları çocuklara sunamıyoruz. Peki neden bizim yerli çizgi kahramanlarımız olmasına rağmen ilgi görmüyor? Türkiye'deki çizgi kahramanların aslında çocuklar için çizilmediğini söyleyen TRT 2 kanalında "Çizgilerle Hayat" programının yönetmen ve yapımcısı Canan Ekinci, ayrıca yerli animasyon yapımlarının kalitesizliğinin de yerli kahramanların önünü tıkadığını belirtiyor. Zira yapılan animasyon çalışmalarını beğenmeyen sanatçılar, çizgi karakterlerini az sayıdaki animasyoncuya teslim etmek istemiyor.

Onlar olağanüstü güçleri, kostümleri ve kendilerine özgün karakterleri ile çocukluğumuzdan itibaren hayatımıza sızdı. Kurdukları cümleler, yaptıkları kahramanlıklar ile zihnimizde yer ettiler. Bir dönem çizgi dünyasında ete kemiğe bürünüp dünyamızda önemli yer eden çizgi kahramanların arasında Red Kid, Donald Duck, Pembe Panter, Yakari, Kalimanjero, Degis Tonton, He-man geliyordu. Şimdiki çocukların dünyasında ise Pokemon, Spiderman, Simpson, Southpark gibi yeni kahramanlar var. Çizgi kahramanlar, yaptıkları ile adeta aramızda yaşıyor ve çocukların dünyasında önemli bir yere sahip oluyor. Fakat çizgi kahramanlar bu kadar önemli olmasına rağmen bizim kendi kültürümüzden üretebildiğimiz ve hayata kazandırabildiğimiz çizgi kahramanımız yok denecek kadar az. Peki neden bizim kendi üretebildiğimiz kahramanlarımız bu kadar az? Ekinci; Suat Yalaz, Giovanni Scognamillo, Levent Cantek, Galip Tekin, Kenan Yarar, Raşit Çavaş, Bahadır Boysal, Metin Üstündağ gibi alanın uzman isimleri ile yaptığı röportajlar ile bu sorunun cevabını aramış.

Yerli çizgi kahramanlar daha çok kendilerine gazetelerde ve dergilerde yer buldu. Eğitim düzeyinin azlığı ve okurun, okumaktan çok gazetelerin resimlerine daha fazla ilgi göstermesi ilk yıllarda çizgi romanları da cazip hale getiriyordu. Türkiye'deki çizgi romanların içeriği de dönemin siyasi ve toplumsal atmosferinden etkileniyordu. Mizah ve karikatür dergilerinde yer alan Karaoğlan, Tarkan, Kara Murat ve Kötü Kedi Şerafettin, Hüdaverdi aslında yerli çizgi kahramanların en iyi ve bilinen örnekleri olarak karşımıza çıkıyor. 70'li yıllarda kılıçlı ve baltalı karakterlerin ön plana çıktığını söyleyen Canan Ekinci, bunu çizerlerin "ata binebilen, kılıç kullanabilen, nefret duyan, kabus gören karakterleri kullanırken bunları bireyde başlatıp bireyde bitirdik" şeklinde açıkladıklarını belirtiyor. Bir dönem gazetelerin tirajlarını artıran çizgi romanlarda siyasi olaylar daha sık ele alınıyor. Oğuz Aral ile başlayan dönemde ise sıradan insanlar artık çizgi karakter olarak karşımıza çıkıyor. 80'lerden sonra apolitik tutum, çizgi dünyasına da yansıyor ve daha çok erotizmin ön planda olduğu çizgiler ortaya çıkıyor. Gırgır, adeta bir çığır açıyor. Ardından Penguen, Leman, Lombak, Kemik gibi farklı mizah dergileri yayımlanmaya başlıyor. Bu dergilerde hayat bulan karakterler okur çevresi tarafından tutuluyor ve biliniyor. Fakat bu karakterlerden hiçbiri sıyrılıp çizgi film dünyasında kendini gösteremiyor. Bunda çeşitli nedenler rol oynarken çizerlerin tercihi en önemli nedenlerin başında geliyor.

Canan Ekinci, çizerler ile yaptığı görüşmelerde hiçbir çizerin tek bir kahraman ile anılıp ona hapsolmak istemediğini gördüğünü ifade ediyor. Kenan Yarar'ın Lombak dergisinde çizdiği ve agresifliği ile ön planda olan Hilal karakterini sadece kışın çizmesi de aslında bunu gösteriyor. Tutulan karakterlerin çizgi film dünyasına adım atamamasında Türkiye'deki animasyon çekimlerinden sanatçıların memnun kalmamasının da etkisi büyük. Latif Demirci'nin Press Bey'i animasyon olarak çekildi; fakat ortaya çıkan sonuç sanatçıyı memnun etmedi. Sanatçıların kendilerini 30-35 kişilik animasyonculara teslim etmek istemediklerini söyleyen Ekinci, kahramanlarını kolay kolay paylaşamadıklarını belirtiyor. Tonguç Yaşar, 50'li yıllarda Nasrettin Hoca'yı ve Evliya Çelebi'yi çizgi film haline getirmiş; fakat oldukça güç şartlarda bunu gerçekleştirmiş. Türkiye'de iyi çizgi film ve animasyon çalışmaları yapabilen teknolojinin ve ekibin olmaması da yerli kahramanların beyazperdede ya da televizyonda kendilerine yer bulmasını engelliyor. Ama uzun yıllar önce kaybettiğimiz ünlü sanatçı ve çizer Sezgin Burak'ın uzunca bir zaman, küçük büyük her kesimin ilgisini ve beğenisini kazanan 'Tarkan' ve 'Bizimkiler' de yer alan Hüdaverdi karakterleri peyaz perdede yer bulmuştu. Tüm bu olumsuzluklar nedeni ile günümüzdeki sanatçılar kendi okur kitleleri ile yetinmeyi tercih ediyorlar ve daha fazla tanınmak, bilinmek de istemiyorlar.

Canan Ekinci'nin tespitlerinden biri de Türkiye'de çizginin çocuk dergilerinde başlamasına rağmen aslında çocuklara hitap etmemesi. Zira Yüzbaşı Volkan gibi çocuk dergilerinde çizilen birçok karakter daha çok, aslında yetişkin insanlara hitap ediyordu. Tüm bu tablo en nihayetinde yerli ve kendi kültürel değerlerimize uygun çizgi film kahramanlarınızın uzun süre yaşamasını engelliyor ve ilgi görmüyor ve çocuklarımızın dünyası yabancı çizgi kahramanlara teslim ediliyor. Rahime SEZGİN
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Türk Çizgi Karakterler [Kahramanlar]
Bu yazışma ortamında yeni konular açamazsınız
Bu yazışma ortamında bildirilere cevap veremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri değiştiremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri silemezsiniz
Bu yazışma ortamında anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm saatler GMT +2 Saat  
2. sayfa (Toplam 4 sayfa)  

  
  
 Cevap Gönder  
Yeni Sayfa 2