Ana Sayfa
DİLİMİZİ KORUYALIM, ONA SAHİP ÇIKALIM
TÜRK DİLİ SEVDALILARININ BULUŞMA YERİ
Cevap Gönder
TÜRKÜ ÖYKÜLERİ
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder
Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar

Bu öykü Malkara köylerinden alınmış olup belli bir kişinin dilinden yazıya geçirilmiş değildir. Çevrede herkes tarafından bilinen
bir öyküdür. Söylentiye göre, çok eskiden köyün birinde Zeynep isimli çok güzel bir kız vardır. Onaltıya yeni bastığında Zeynep’i köylerindeki bir düğünde aşırı (yabancı) köylerden gelen Ali isimli bir genç görür. Ali Zeynep’i çok beğenir ve köyüne döndüğünde kızın babasına hemen görücü gönderir. Zeynep’i Ali’ye verirler. Kısa bir zaman sonra düğünleri olur. Ali, Zeynep’i alıp aşırı köyüne götürür.

Zeynep’in gelin gittiği köy ile kendi köyü arası üç gün üç gece çeker. Bu kadar uzak olduğundan dolayı Zeynep, anasını babasını ve kardeşlerini tam yedi yıl göremez. Bu özlem Zeynep’in yüreğinde her gün biraz daha büyüyerek dayanılmaz bir hal alır. Köyün büyük bir tepesinde bulunan evinin bahçesine çıkarak kendi köyüne doğru dönüp için için kendi yaktığı türküyü mırıldanır ve gözleri uzaklarda sıla özlemini gidermeye çalışırmış.

Oysa kocası, Zeynep’in bu özlemine pek aldırış etmez. Kaldı ki eski sevgisi de pek kalmadığından kendini fazlaca horlamaya, eziyet etmeye başlar. Sonunda bu özlem ve kocasının horlaması Zeynep’i yataklara düşürür.

Gün geçtikçe hastalığı artan Zeynep’in düzelmesi için, köyden gelip gidenler de anasının babasının çağrılmasını salık verirler. Başka çare kalmadığını anlayan Zeynep’in kocası da anasına babasına haber vermeye gider. Altı gün altı gecelik bir yolculuktan sonra bir akşam üstü Zeynep’in anası babası köye gelirler, Zeynep’i yatakta bulurlar. Perişan bir halde Zeynep hala türküsünü mırıldanmaktadır. Aynı türküyü anasına babasına da söylemeye başlar. Çevresindeki bütün köy kadınları duygulanıp göz yaşı dökerler. Annesi fenalıklar geçirir ve bayılır.

Zeynep hasretini giderir, giderir ama artık çok geç kalınmıştır. Bir daha onmaz, sonu ölümle biter. Herkes Zeynep için göz yaşı döker. İşte o gün bu gündür bu türkü ayrılığın türküsü olarak söylenip durur.

Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar
Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler
Annesinin bir tanesini hor görmesinler

Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim
Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim

Babamın bir atı olsa binse de gelse
Annemin yelkeni olsa uçsa da gelse
Kardeşlerim yolları bilse de gelse

Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim
Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder
Yarim Ystanbul’u mesken mi tuttun?

Güz güne?i sary sary devriliyordu o ikindi üzeri de uzaklardaki mor da?laryn ardyna. Elinde su testisi, köyün çe?me ba?ynda, syraya girmi?ti. Yedi yyl önce be? alty ya?yndaki kyzlar ?imdi varmy?lardy on iki , on üçlerine. Dü?ün davullary ayny gün birlikte dö?ülen Hatça’yla Zalha’nyn üçüncü çocuklary ko?up oynuyorlardy.

Derin bir iç geçirdi...

Bir çocu?u olsaydy bâri. O?lan de?il, kyzy. O zaman olsaydy ?imdiye yedi ya?ynda. Çe?meden su getirmese bile, evde a?a mu?a el atar, ortaly?y toplar, anasyna can yolda?y olurdu. Ama Ystanbul gurbetinde yedi yyldyr eylenen eri, istemezdi kyz evlât. Erkek olmalyydy çocu?u. Erkek olmaly babasy gibi bilekli, kocaman kocaman elli, ayakly, ka?y gözü kudretten sürmeli. On ya?yna varmadan, çifte çubu?a el atmalyydy. Yedi yyldyr Ystanbul gurbetinde eyle?en böyle isterdi o?lunu. Babasynyn soyunu sürdürmeli, köy çocuklaryyla dere kyyysynda güle? tutup, kendi akranlaryny yere kabak gibi vurmalyydy...Yine derin bir iç geçirdi.

Yedi yyl, yedi koca yyldyr Ystanbul dedikleri güzeli bol, seyrany renkli Ystanbul’da ne bekliyor da gelmek bilmiyordu? Sakyn orda gül yüzlü, bal dudakly, kara ka? kara gözlü bir güvercin gö?sü topukluya… A?lyyasy geldi birden. Dü?ünmek istemiyordu bunu. O pençeli, o tuttu?unu koparan, o boylu poslu erke?inin bir Ystanbul kyzyna tutulup ondan dolayy sylasyny unuttu?unu ö?rense öldürürdü kendini. “Vallaha öldürürüm!” dedi içinden sert sert. “Günahy, vebali varsa ona.Hele böyle bir ?ey olsun….”

Yanynda bir karalty. Kendine gelerek gözlerinin ya?ardy?yna dikkat etti, sildi elinin tersiyle gözlerini.

Resullaryn Emine anaydy gelen:

- Ne o kynaly kekli?im benim? dedi. Öksüzüm, yavrum. Ne a?lyyon? Telâ?landy:
- Yoook, a?lamyyorum nene…


Gün görmü?, umur sürmü? kyry? kyry? nene inanmady:
- A?lyyon kynaly kekli?im, sürmelim a?lyyon. Ben bilmem mi ne diye a?lady?yny? Vefasyzyn dikti?i fidanlar meyveye geldi. Onunla gurbete gidenler yedinci sefer dönüyorlar sylaya. O nerde? Hani?

“Kynaly keklik” gene derinden bir çekti. Güne?in yary yaryya derildi?i mor da?lara bakty. Gözlerinden yuvarlananlara dur diyemiyordu gayri. Varsyn aksynlardy Nene’nin dedi?i gibi, öksüze bu dünyada gülmek yoktu. Keten yelekli, burma byyyklysy Ystanbul gurbetinde belki de bembeyaz bir istanbul kyzyyla unutmu?tu sylasyny. Dili de varmyyordu ama, unutmasa ne diye yedi yyldyr dönüp gelmesin? Dönüp gelmedi diyelim, insan iki satyr bir ?eyler de mi yazamazdy? Ylk gitti?i aylar nasyl yazyyordu? Demek unutmu?tu? Unutmu?tu demek ha? Hyçkyrdy. Genç, ya?ly kadynlar, ellerinin kynasyyla çiçe?i burnunda kyzlar toplandylar ba?yna. Sormadylar hiçbir ?ey. Biliyorlardy. Sorup da ne diye yüre?ini büstübün kaldyrsynlar? Biri:
- Sus bacym, dedi. Sus! Bir ba?kasy:
- Gözlerinden döktü?üne yazyk!

Sa?dan soldan herkes bir ?ey söylüyordu:
- El o?lu de?il mi? En iyisinin köküne kibrit!
-Vallaha Amasya'nyn barda?y, biri olmazsa biri daha bence..
- En do?rusu bu ama…
- Dinlemiyor ki!
- Bu gençlik, bu tâzelik…
- Yedi yyl, yedi yyl anam. Dile kolay. Ynsan eksik ete?ini yedi yyl sylasynda unutur mu?

Sykyldy, bunaldy. A?lamyyordu artyk. Zaman zaman bu: Madem erke?i Ystanbul gurbetinde yedi yyldyr unutmu?tu onu, o da varsyn istidayy bo?ansyn bir güzel, varsyndy bir ba?kasyna. Elini sallasa ellisi, ba?yny sallasa…

Duramady karylaryn arasynda. Onüçünde bulup yitirdi?i, yirmisine vardy?y halde bir türlü geri dönemiyeni içinden bir syzy bir geçti. Testisini koydu çe?menin iplik gibi akan suyunun altyna. Testi dola dursun, gittiyse keyfinden mi gitmi?ti. Ystanbul’a? Gözü kör olasyca yokluk. Dü?manyna avuç açtyran yokluk yüzünden, birkaç para kazanyp öküzü ikile?tirmek, birkaç dönüm tarla daha alyp babadan kalan bir kaç dönümüne eklemek için. O gece, o gece i?te, nasyl yatyrmy?ty koluna! Nasyl ok?amy?ty saçlaryny, neler demi?ti? Ystanbul gurbetine gidecek, çok de?il yazy orda geçirip, güze, olmazsa ky?a koynunda desteyle para, dönecek. O zamana kadar bir de o?lu olmu? olursa, eh gayri, keyfine son olmyyacakty!.

Ba?yndaki beyat örtüyü çenesinin altynda çözüp yeniden ba?lady.
Yedi yyl, yedi koca yyl!
Kocasynyn iste?ince bir o?lu olaydy bâri..

Testisinin dolup ta?makta oldu?unun farkyna bile varmady: Bir o?lu olsa o zamandan bu zamana, alty ya?ynda my olurdu? Bösböyük, palazlanmy? delikanly. Akranlaryyla dere kenarynda güle? mi tutardy? Babasy gibi pençeli olur da akranlaryny yere kapak gibi mi vururdu? Ekimde tarlaya birlikte mi giderler, hasat vakti düveni birlikte mi sürerlerdi? Babasynyn kokusunu mu ta?yrdy?
- Kynaly keklik kaldyn gene. Bak testin doldu, ta?yyor!
Kendine geldi. Ynsano?lunun aklyna ?a?ty. Gözleri testisindeydi güya. Testisinde oldu?u halde, görememi?ti doldu?unu.
Çekti lülenin altyndan. Güldü acy acy.
Tuttu evinin yolunu. Tuttu ya, ?imdi de aklyndan köyün ya?lylary, gençleri kayna?ma?a ba?lamy?ty. Her kafadan bir ses:
- Deli anam deli bu!
- Do?ru bacym, deli..
- Beni yedi yyldyr sylamda unutacak da..
- Ben de hâlâ yolunu bekliyece?im onu ha?

Sonra kafa kafaya, fysyl fysyl bir konu?ma. Ah bu konu?ma, ah bu konu?malar… Evden içeri girerken, Dursunlaryn Hacy’yy hâtyrlady elinde olmyyarak. Ynce, kapkara ka?lary yykyldy sinirli sinirli. Testiyi byrakty kapynyn yanyna, geçti pencerenin önünde dayandy duvara sa? omzuyla. Odada kimse yoktu, tek ba?ynaydy ya, deminki karylar, kyzlar, orta ya?lylaryn hayalleri doldurmu?tu odayy. Alev saçan baky?laryyla sanki topuna haykyrdy:
- Dursunlaryn Hacy, Kara Hacy ba?ynyzda parçalansyn. Atyn yerine e?e?i ba?lamyyaca?ym i?te, ba?lamyyaca?ym!

Kara Hacy da neydi ki syrma byyykly Ali’sinin yanynda? De?il yedi yyl, on yyl dönmese sylasyna, onu gene unutamazdy i?te!

Güz güne?i çoktaan devrilip gitmi?ti mor da?laryn ardyna. Gece iniyordu köye a?yr a?yr. Lo? oda farkyna varylmaksyzyn kararyyor, derinle?iyordu. Derken bu yandaki kapkara da?laryn ardyndan bakyr kyzyly kocaman bir ayyn tekeri gözüktü. Sonra a?yr a?yr yükseldi göklere, ufaldy, bakyr kyzylyny yitirdi, pyryl pyryl yanma?a, saz örtülü dumanlaryyla kerpiç evleri süsleme?e ba?lady.

Cany ne yemek istiyordu, ne de su.

Gel desen gelmez miydim? ?u güzellerin doldurdu?u elmastan kadehleri ben dolduramaz myydym?

Ali bakyyordu, sadece bakyyordu.

Oysa hem a?lyyor, hem söylüyordu:
- Ketenden yele?ini bile ben dikmedim miydi? Benim gibi bir öksüze dünyayy haram etme?e nasyl kyydyn? Yi?itli?ine yaky?yr myydy gurbette beklemek dayanacak özümün tükendi?ini anlamadm my?

Ali susuyor, boyuna susuyordu. Ta?tan ses çykyyor, Ali’den çykynyyordu. Sözlerinin ardyny getirdi a?lyya a?lyya:
- Ynsafsyz yedi yyl oldu sen gideli, dikti?in fidanlar meyvaya geldi tekmil. Birlikte gittiklerinizin tümü yedi?er sefer geldiler sylalaryna. Buralaryn güzelleri çoktur ama sana yaramaz. Durmadyn sözünde Ali’m. Sözünde durmayana erkek demezler biliyor musun? Kavlimizde gidip de dönmemek varmyydy vefasyz?

Fakat Ali hiç ses vermeden bakmy? bakmy?, sonra çekip giderken duman olmu?tu âdeta. Ba?yrmy?ty ardyndan, ba?yrmy?, ba?yrmy?… Fakat Ali…

Uyandy. Güne? bir myzrak boyu yükselmi?ti Kalkty yaslandy?y yerden:
- Hayyrdyr in?allah, dedi.

Kalkty usulcak, gitti kapyya, örttü, kalyn tahta sürgüsünü itti. Ne olur ne olmazdy. Kara, kuru Hacy kötü dadanmy?ty çünkü. Köy bakkalynda kafayy çekip elinde saz, dü?üyordu tek gözden ibaret evininin yakynlaryna. Daha bir günden bir güne ne kapysyna dayanyp böyle böyle demi?, ne de çe?meye giderken, yahut da tarlanyn yolunu tek ba?yna tuttu?unda yolunu kesmi?ti. Kesmemi?, lâf da atmamy?ty ama, köyün cady karylary pek yaky?tyrmy?lar onu Kara Hacy’ya! Yedi yyldyr Ystanbul’u mesken tutan vefasyzyny dü?üne dü?üne uykuya varyverdi. Dünya çoktan silinmi?, ay devrini tamamlayyp elini ete?ini çekmi?ti dünyanyn göklerinden.

Devrile kaldy?y yerde my?yl my?yl uyuyordu.
Uykusunda dü?.
Dü?ünde Ystanbul gurbeti. Ta?y topra?y altyndandy Ystanbul gurbetinin. Ali’sini arama?a gitmi?ti dü?ünde. Bulmu?tu da. Güzellerin arasyndaydy. Bir kyyydan bakyyordu. Güzellerden biri dizine ba?yny koyup uzanmy?ty boylu boyunca. Bir ba?kasy gümü? bir kupayla ?arap veriyor, daha bir ba?kasy da duda?yndan öpme?e uzatyyordu dudaklaryny.

O zaman, o zaman i?te, gizlendi?i kyyydan çykyvermi?ti. Ali ?a?yrmy?, byrakyp güzellerini, ko?mu?tu yanyna. Açmy?ty a?zyny Ali’sine, yummu?tu gözünü:

- Ystanbul’u mesken mi tuttun? Bu güzelleri gördün beni unuttun mu? Sylasyna gelme?e yemin mi ettin yoksa?

Yarim Ystanbul’u mesken mi tuttun aman
Gördün güzelleri ben unuttun aman
Beni evinize köle mi tuttun aman

Gayri dayanacak özüm kalmady aman
Mektuba yazacak sözüm kalmady aman

Yarim sen gideli yedi yil oldu aman
Diktigin fidanlar meyveye döndü aman
Seninle gidenler silaci oldu aman

Gayri dayanacak özüm kalmady aman
Mektuba yazacak sözüm kalmady aman
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 25 Ekm 2007
Bildiriler: 124
Şehir: Kyrykkale
Alıntıyla Cevap Gönder
Yaz Gelende Çykam Yayla Ba?yna

Yaz gelende çykam yayla ba?yna,
Kurban olam kalem gibi ka?yna,
Beni kynayanyn gelsin ba?yna,
A?am nerden gider yolu yaylanyn, Bingöl’ün hey!

Yayla yollary dumanly olur. Boranly olur. Kary?yk olur! Hele yolu bilmeyenler için. Garipler için, zor olur. Gözgözü görmez dumanly yayla yollarynda. Gurbetli?in buruklu?u, bir yandan; syla özlemi bir yandan. Bir de karanlykyayla yollary. Kahrolur insan.
Dü?ler dü?leri kovalar. Varyp sylaya götürür. Güllü kyzyn eline bir testi verip, çe?meye indirir. çe?menin suyu, yaylanyn suyuna kary?yr. Kardan so?uk su, Buz gibi. Güllü kyz, ally kyz. Yedi düvelde ?anly kyz. “Dumlu’dan filan a?anyn kyzy Güllü” dedin mi bilmeyen yok. ?undan ki, varsyl bir ailenin kyzy Güllü. Güllü de tek çocu?u ailenin. O da yyllardan sonra dünyaya gelmi?. Daha anasynyn karnynda iken adaklar adayyp kurbanlar kesmi? babasy. “E?er o?lum olursa, yedi yyl saçyna makas vurmam. Her yyl kurbanlar kesip sadakalar da?ytyrym. Yook kyzym olursa adyny Güllü koyup güller gibi büyütürüm. Vakti zamany gelince de ya?y kadar altyn getirene veririm kyzymy” deyip kavil etmi?.

Güllü kyzyn do?umu üç gün, üç gece davul zurnayla kutlanmy?. Güre?ler tutulmu?, ciritler atylmy?. Dada?lar syra syra dizilip bar oynamy?lar. Bir yandan da danalar, koyunlar bo?azlanmy?. Kazanlar vurulmu? ate?e. Yenmi?, içilmi?.

Do?umuyla ünlenen Güllü kyz, günden güne büyüyüp serpilmi?, uzun saçly, uzun boylu, ahu gözlü bir kyz olmu? ki, güzelli?i dillere destan. Duyan duymayana, gören görmeyene anlatyyor. Ondört ya?yn tüm güzelli?i gelip çehresine yerle?ince, syk syk kapysy çalynyr olmu? evlerinin “Allah’yn emri, Peygamber’in kavli” diyen varyyor istemeye. Babasy kysadan kesiyor. “Benim kyzym adaklydyr. Ya?ynca altyn getirene gelin edecem Güllü’yü” diyor. O kadar! Güllü derseniz daha çocuk. Ypi babasynyn elinde. Evlili?i dü?ündü?ü yok. Ama gelen gidenden de tedirgin. Babasy kime verirse hayyr diyemyyecek. Gelip gidenleri de anasyndan duyuyor Güllü. ço?unu da tanymyyor, biyor. Kom?usu Ömer, kapysyny çalana dek kimseye de ilgi duymuyor.
Ömer’in anasynyn kendini istemeye geldi?ini duyunca içinde bir ?eyler kypyr kypyr kypyrdamy? Güllü’nün. Ömer’in bilmeyen kyz var my Dumlu’da! Ömer yaky?ykly, uzun boy, kara ka?, kara göz, çam daly gibi. Bir de yi?it ki Ömer dillere destan. Babasyny küçükten yitirmi?; bir anasy, bir kendisi. Üç be? dönümlük tarlalaryny ekip dikip geçinip gidiyorlar. Herkesin dilinde Ömer’’n efendili?i, çaly?kanly?y. Bir tek ki?i çykyp da “Ömer yaramaz. Ömer tembel. Yalancy. Korkak” diyemez. Ömer’in adyny anan “Neme lazym. Yyi çocuktur. Babasyz büyüdü ya; el eline muhtaç etmedi anasyny. Kimin de i?i dü?se bitirir. Ya?yndan büyük davranyr Ömer. Olgun çocuktur” deyip övdüler Ömer’i.

Ömer ?u. Ömer bu. Neyse ne! Ama, Güllü Ömer’in adyny duyunca bir sevinmi? bir sevinmi? ki eh! “Allah vere babam terslemese. Verimkar olsa Ömer’e. Ömer yi?it çocuk” diye geçiriyor içinden. Derken anasy getiriyor haberi yine. “Baban, ya?yn kadar altyn istedi. Yoksa vermem diyor. Ömer’in anasy da ‘ne isterse yetirecem’ diyesiymi?. Nasyl bulur bunca altyny bilmem. Tarla takymy satyp savsa neyle geçinirler. Y?i zor Ömer’in”.
Ömer derseniz kafaya koymu? Güllü’yi. Ya?y kadar altyn vyz geliyor Ömer’e. Anasyna güveniyor Ömer. Bir de bile?ine. Anasy, kenarda kö?ede biraz para biriktirmi?. “Ömer’im evlenirse ellerden geri kalmasyn, babasyz büyüdü?ünü anlamasyn” diye sandy?ynyn kö?esine birkaç altyn atmy?. Ömer biliyor bunu. Bir de Bingöl yaylalaryna güvenir. Bingöl yaylalarynda i? çok. “Yeter ki Güllü’nün babasy ‘he’ desin. Para kolay. çaly?yr, çabalar yetiririm parayy” diyor. Güllü’nün babasynyn ?arty ortada. “Kim ki kyzymyn ya?y kadar altyn getirirse kyzymy ona veririm.” O kadar! Bunu bilip; bunu söylüyor. Güllü’nün ya?y ondört. Ondört altyn gerekli yani. Ondört altyn dile kolay. Yolda serpili de?il ki toplasyn insan. Bir ömür gerek. Sözün kysasy, Ömer Güllü’nün babasynyn iste?ine “evet” diyor. Anla?yyorlar. Söz kesiliyor. Yüzüklerini takyyorlar. Güllü de sevinçli. Ömer de Güllü seviniyor, çünkü parasy çok; akly kytyn bir de isteyebilirdi. Babasy da ona verebilirdi. Hiç de?ilse Ömer gönlünce biri. Ömer de sevinçli. “Nasyl olsa yetiririm altynlary” diyor. Gün ola, harman ola. Allah’yn günü çok. Yeter ki Güllü beklesin.

Y?lere öyle bir sarylyyor ki, kara saban dilleniyor elinde. Toprak lime lime oluyor. Vakti saati gelip ürün derlenece?i zaman da kollary syvayyp giriyor tarlaya. Anasy bir yandan; kendi bir yandan. Güllü’yü de ancak kaçamak görüyor. Göz ucuyla baky?yp geçiyorlar. Güllü’nün gözleri yalvaryly. “Tez derle altynlary” diyor sanki. Ömer daha çok çaly?yyor. Daha çok terliyor. Ürünleri kaldyryp, altyna çeviriyor. Topu topu be? altyn oluyor elinde. Üçü üründen, ikisi de anasyndan. Geride kalyyor dokuz altyn. Dile kolay. N’etsek ki! Beklemekle de olacak i? de?il. Anasyna açyyor konuyu: “Ana bu i? böyle yürümez. Bir çare dü?ünmek gerek. Tarlayy toptan icarlayyp, gurbete gidece?im ben. Bingöl yaylalarynda i? çok. çaly?yr, çabalar yetiririm altynlary. Tamamlamadan dönmem”.

Anasy derseniz dü?ünceli: “Sen gidersen ben küçük n’aparym yalnyz. Dayynlar hayyrsyz. Ölsem kulaklary duymaz. Güllü dersen babasy inat. Komaz ki yanyma gelsin. Sensiz n’aparym ben.” Ömer kararly. Y?in oluru yok! Bingöl yaylalaryna varyp çaly?masy gerek. Altynlary ondört’e tamamlamak ?art. Güllü’nün babasy inat. Yoksa vermez Güllü’yü. Ömer’in kafasy kary?yk. Umudu Bingöl yaylalarynda. “Gider Hasan’y bulurum” diyor. “Hasan iyi çocuktur. Hem?ehri canlysydyr Hasan. Nede olsa çocukluk arkada?ymdyr. Bana da i? bulur. Yyi para getirsin yeterki. Ne olsa yaparym. A?aç keserim. çobanlyk yaparym. Salcylyk yaparym. Ne olsa yaparym. Yeter ki parasy bol olsun”. Ömer bunlary dü?lüyor ya, Güllü habersiz. Anasy haberi iletince, iki gözü iki çe?me Güllü’nün. “Da?lar adamy yutar. Da?lara güven olmaz. Kary var, tipisi var. Yaylasy, borany var. E?kiyasy, yabanisi çok olur da?laryn. Bingöl da?larynda az adam my kaldy? Vazgeçsin Ömer. Ben bir ömür beklerim. Yetek ki gitmesin” diyor.

Ömer kararly. Bir ak?am üstü varyp Güllü’nün babasyny görüyor. “Böyle iken böyle, ben gurbete gidiyorum. Altynlary tamamilayyp gelece?im. Güllü’nün emaneti size. Anama da göz kulak olun” diyor. Sabahyna da yola dü?üyor. ?ura senin, bura benim. Varyp Bingöl’e ula?yyor. Sora sora Hasan’y buluyor. Hasan kucak açyyor Ömer’e. çaly?ty?y yerde i? de buluyor.

Y? de i?! Da?laryn tepesinden a?aç kesip, sal yapyyorlar. Murat Suyu’na kadar suyuna kadar indiriyorlar. Murat Suyu’nda, geceli gündüzlü yol alyp da a?a?ylara indiriyorlar a?açlary. Dile kolay. Sal üstünde gecelemek zor. Gün oluyor, sal bir kyyyya saplanyyor. Gün oluyor param parça da?ylyyor. Tulumlarla a?açlary toplayyp, yeniden kuruyorlar saly. Bir de suyun nemi var. Küt küt öksürtüyor adamy. Ci?erlerine i?liyor sabah so?u?u. Ama olsun. Yyi para alyyor Ömer. Güllü’süne kavu?manyn ba?ka yolu yok. Salyn bir kenaryna çekilip, tütünü sardy my hep Güllü’yü kuruyor. Ku?a?y altyn dolup iniyor yayladan. Varyp Güllü’nün kapysyna dayanyyor. Elini ku?a?yna atyp, çykaryyor altynlary. Tek tek sayyyor. Anasyndakilerle ondört altyn. Günler, aylar, yyllar hep bu dü?ünceyle geçiyor. Be?inci yylyn sonunda altynlary tamamlyyor Ömer, tek tek sayyyor. Tam dokuz altyn. Be? de anasyndakiler. Etti ondört. Bir sevinç, bir özlem. Bir yorgunluk. Hepsi kary?yyor birbirine. Be? yyl, dile kolay. Arada bir gelen giden oluyor, haber alyp, haber iletiyor. O kadar!. Anasynyn, Güllü’nün sa?ly?yndan gayry meraky yok zaten. Ky?yn kary, tipisi de vyz geliyor. Tek dü?üncesi Güllü, bir de ondört altyn. Dönü?ü, geli?inden hyzly oluyor Ömer’in. Atyny da daha hyzly sürüyor. Da? bayyr, ova demiyor. Bir gecenin sabahyna varyp ula?yyor Dumlu’ya. Anasynda bir sevinç, bir gözya?y. Be? yylyn özlemiyle sarylyyor o?luna. Oturup dertle?iyorlar. Olany biteni anlatyyor anasyna. Da?laryn doru?undan odun indirmenin güçlü?ünü, karyn tipinin adamy nasyl yuttu?unu bir bir syralyyor. Sonra da çykaryp altynlary döküyor ortaya. “Sendekilerle tam ondört altyn ana. çok rezillik çektim. Ama, rezilli?e de?di. Gayri babasy direnemez Güllü’nün. A?zyny kitledim.”

Sabahy zor ediyor Ömer. Tezden varyp Güllü’nün babasyny aryyor. Ku?a?yndan altynlary çykaryp döküyor ortaly?a. Tam ondört altyn. çil çil. Güllü’nün babasy sayyyor altynlary. Sonra da elini sakalyna atyyor, “Ben kyzymyn ya?y kadar altyn isterim demi?tim. O zaman ondört ya?yndaydy. Aradan be? yyl geçti. ?imdi ondört ya?ynda de?il. Artyk ondokuz ya?ynda. Be? altyn daha getirmen gerek. Yoksa Gülilü’yü alamazsyn” deyince, Ömer’in ba?y dönüyor. Gözü kararyyor. Oldu?u yere yy?ylyyor. Bir Güllü’yü dü?ünüyor; bir de Bingöl yaylalaryny.

Yaylanyn da yollary. Kary?yk olur yayla yollary. Hele karda tipide. Gözüne büyümü? Ömer’in. “Acaba borcum olsa, sonra ödesem” diyecek olmu?, Güllü’nün babasy inat “Benim ada?ym var. Kyzymy ya?y kadar altyn getirene verece?im. Ya be? altyn daha bulursun, ya da Güllü’den olursun” deyip kestirmi?. Ömer kanatlary kyryk dönmü? eve. Ba?yny ellerinin arasyna alyp, dalmy? dü?ünceye. Anasy, daha da üzgün. Güllü’nün a?zyny byçak açmyyor. “Alsyn kaçyrsyn beni” diyor. Ama Ömer kararly. “Altynlary tamamlayyp babasynyn a?zyny kapataca?ym. Yeter ki Güllü sabyrly olsun. Biraz daha beklesin” diyor.
çok geçmeden de hazyrlanyp, Bingöl yollaryny tutuyor. Yyi. Ho?. Ama mevzim ky?. Yayla yollary dumanly. Kar diz boyu. Göz gözü görmüyor. Bu türkünün öyküsünü anlatanlar, Ömer’in anasynyn “illa ki yazy bekle de öyle çyk. Yayla yollary ky?yn geçilmez. Adamy yutar. Gel vazgeç. Yüre?im razy de?il” deyi?ini dinlemedi?ini söyler.

Ömer “er kalkan yol alyr, er evlenen döl alyr. Güllü’ye kavu?manyn yolu bu. Ben gidiyorum” deyip atlamy? atyna. Atlamy? ya, yollar kötü. Kar, tipi, ayaz kary?yk. ?a?yryp kalmy? Ömer. Acep yaylanyn yolu nerden a?ar ki? Her yer kar. Bir de duman var ki. Duracak gibi de?il. So?uk dondurur adamy. Sözün özü, düz yol belleyip, uçuruma sürmü? atyny Ömer. Sürü? o sürü?. Aradan aylar geçip, karlar eridikten sonra bulunmu? Ömer’in cesedi. Haber anasyna ula?ynca, kadyn dizlerini dövmeye ba?lamy?. Güllü deseniz, deli divane. Halk üzgün. “Yaz gelseydi de, yola çyksaydy” diyor kimi; kimi “hep Güllü’nün babasy sebep. Kyzyny mal gibi satyyor. Be? altyn da eksik olsaydy” diyor. Ama, Ömer’in öyküsünü, türküye dökmekten de geri kalmyyor. “Yaz gelen de çykam yayla ba?yna” deyip duygularyny dillendiriyor halk.

_________________
Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz!
Kullanıcı kimliğini gösterFaruk Namli tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 05 Şub 2008
Bildiriler: 44
Şehir: Ankara
Alıntıyla Cevap Gönder
Yozgat Sürmelisi

Yozgat şehri 1760 yılı başlarında Bozok Yaylasının, yeşillik, etrafı ormanlarla çevrili içinde binbir çeşit kuşun ötüştüğü bir sahada kurulurken; Yozgat halkı o zaman yarı göçebe ve sürülerini besleyerek hayvancılıkla uğraşır, hayatlarını bu yoldan sağlarlardı.

Bozok yaylasında otlayan bu sürülerin birini de Sürmeli Bey adında bir Türkmen Yörüğü otlatırdı. Halk tarafından sevilen bu yanık sesli halk ozanı elinde kavalı, sırtında sazı Yozgat’tan Akdağmadeni’ne uzanan ormanların içinde sürüsünün içinde dolaşırdı. Bazen bir çamın dibine rastlanır. Sazının tellerini konuşturur bazen bir derenin kenarında kavalını çalar, aşık olduğu gönlünün sevgilisini düşünürdü.

O sevgili ki güzelliği Bozok yayla’sına yayılmış, ahu gözlü, sürmeli kaşlı, ayyüzlü bir dilberdi. Babası bir Türkmen beyi idi ve çok sert bir adamdı. Sürmeli Bey, ailesini salarak, babasından sevdiğini istetir, mağrur adam, kızını bir çobana vermeye yanaşmaz. Araya beyler, ağalar girer ama boşuna, bir türlü gönlü olmaz kızın babasının ve iki sevgili birleşemezler.

Üzüntüsünden sürüsünü bırakan Sürmeli Bey alır sazını eline beş çamlar mevkiinde kendine bir dergah kurar. Aşkını, yanık türküleriyle dağlara ağaçlara anlatır. Küser otağına, obasına ve Akdağlar’a kadar uzanan çamların arkasında onu bir daha gören olmaz. Dertli kavalına üflediğ, işli sazına söylettiği nameler kalır geriye. O gün bu gündür dillerde yankılanır Sürmeli Bey’in türküleri.

SÜRMELİ KIZIN ÖYKÜSÜ

Sürmeli Yozgat’ta yaşanmış Türk Halk Edebiyatının en güzel örneklerinden birisidir. Yozgat Sürmelilerinin ortaya çıkışı 19. yy. sonlarında İkinci Cihan Harbinin sona erdiği dönemdir. Hepsi 96 beyittir.

Sürmeli güzel gözlü sevgiliye bir hitaptır. Eskiden genç kızlar dışarıya çıkarken gözlerine sürme çekerlerdi ve gözleri daha alımlı olurdu. Bol feracelerinin içinde sadece gözleri görünürdü kızların.

Yozgat Sürmelileri yaşanmış öykülerin getirdiği birer sevda, hatta karasevda türküleridir. Bu bir anlık sürmeli gözlere bakış, yüreklerde büyük aşklara kara sevdalara başlanmış olur kor düşen yürekler sessiz sessiz yanar, ateşini genişletir ve ağızlardan sürmelinin sözleri olarak dökülür. Söylenen sözlerde acı vardır, hasret vardır, gurbet vardır. Sürmelileri dinlerken bu kadar duygulanmamızın sebebi bu sürmeli öykülerinde yakaladığımız duyguların kendimizde de bir yeri, bir acısının olmasındandır. Kısaca kendi aşklarımızı, hasretimizi buluruz Yozgat Sürmelilerinde.

Sürmeli Beyin en tanınmış türküsü ;

Of ooof !
Yozgat seni delik delik anam delerim
Kalbur olur toprağını anam elerim
Vay vay anam sürmelim

Eğer sürmelini yitirirsen anam
Koyun olur peşin sıra melerim
Vay vay anam sürmelim

Of oof ! Çamlığın ardında bir yuva yaptım
Yuvamın içinde sürü otlattım
Ben sürmelimi gurbete attım
Vay vay anam sürmelim

Yozgat türkülerinde hasret, sevda ve hepsinden daha çok yayla ve yayla ile ilgili konular işlenmiştir. Yozgat’ı en iyi anlatan “Türkü Yozgat Sürmelisi”dir. Sürmeli Türküsünden bir dörtlük şöyledir.

Dersini almış da ediyor ezber
Sürmeli gözlerin sürmeyi neyler
Bu dert beni iflah etmez del eyler
Benim dert çekmeye dermanım mı var
Kullanıcı kimliğini gösterSatılmış ÇALIK tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder
TEYYARECİ

Çerkeş'in [Çankırı] halk türküleri birbirinden güzeldir. Gerek sözleri, gerekse ezgileri duygulu ve özgündür. Teyyareci türküsünün öyküsü ise oldukça acıklıdır.

Hacer, Çerkeş'li güzel bir kızdır. Çerkeş'ten çok sevdiği bir delikanlı ile evlenir. Evlendikten uzunca bir süre çocukları olmaz. Gerek Hacer, gerekse kocası bir çocuk özlemi ile yanıp tutuşurlar. İstekleri ancak evliliklerinin 5. yılında gerçekleşir. Artık Hacer ve kocasının sevinçleri sonsuzdur. Çocu a Mehmet adını koyarlar. Karı-koca olanca sevgi ile Mehmet'e bağlıdırlar, ikisi de üzerine titremektedirler.

Mehmet, çok zeki bir çocuktur. Okula başladığı yıl babası trafik kazası geçirir ve ölür. Artık Hacer kocasının sevgisini de oğlu Mehmet'e vererek, oldukça zor şartlar altında onu yetiştirmek için elinden geleni yapar.

Mehmet'in gökyüzünde kuş gibi süzülen uçaklara karşı aşırı bir ilgisi vardır. Ne zaman bir uçak geçse, onu gözden kayboluncaya kadar izler... Zamanla bir pilot olabilme isteği önüne geçilemez bir tutku haline gelir. Bunu annesine de söyler. Annesi, bu mesleğin tehlikelerle dolu olduğunu bildiğinden; karşı çıkarsa da ciğerparesinin ısrarına dayanamaz ve pilot olmasına razı olur.
Sınavı kazanan Mehmet artık Çerkeş'in ilk pilotu olmaya namzettir.

Ankara Havacılık okulunu yüksek derece ile bitirir ve bir kaç yıl sonra da pilot olur. Çerkeşliler bu olaya çok sevinir ve annesi de oğlunu gururla göğsüne basar.

Mehmet'in küçükten beri sevdiği Ayşe isminde bir kız arkadaşı vardır. Annesinden kızı istemesi için ricada bulunur. Annesi kızı ister, zaten Ayşe'de Mehmet'i çok sevdiğinden aile razı olur ve çok geçmeden evlenirler.

Mehmet ile Ayşe mutlu bir hayat sürmeye başlarlar. Nurtopu gibi 3 oğulları olur. Bu arada Mehmet Üst Teğmen olmuştur.

Evliliklerinin 5. yıl dönümünde Üst Teğmen Mehmet uçağı ile bir sefer uçuşuna çıkar...

Uçak havalandıktan sonra arızalanır ve düşer ...Mehmet, şehit olmuştur.
Ölüm haberi ailesine ve Çerkeş'e tez ulaşır herkes yasa boğulur.
Hele Annesi Hacer kocasından sonra, sevgili oğlunu da kaybedince büsbütün yıkılır. Ana, gelin günlerce gözyaşları içerisinde
ağıt yakarlar... İşte bu ağıtlardan birisi; yıllar sonra bir halk türküsü ezgisiyle Çerkeşliler tarafından benimsenip söylenmeye başlar...

Tayyareler harlıyor
Parıl parıl parlıyor
Üsteğmenin annesi
Yavrum diye ağlıyor

Tirene bindirdiler
Şehire indirdiler
Hastanenin önünde
Kefeni giydirdier

Teyyareler yan gider
Kah eğlenir, kah gider
Ölmedim anneciğim
Üç oğlun sana yeter
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 21 Ksm 2007
Bildiriler: 99
Şehir: Ankara
Alıntıyla Cevap Gönder
Ah Bir Ataş Ver

Çanakkale Boğazı, Nağra Burnu açıkları 4 Nisan 1953, Saat 02:15

Uzun ve yorucu bir seferden dönen Dumlupınar denizaltısı, Nağra Burnu açıklarında İsveç bandıralı Nabuland Şilebi ile Çarpıştı. Sessiz, soğuk ve bulanıktı gece. Başından aldığı şiddetli darbe ile Dumlupınar birkaç saniye içinde sulara gömüldü. Gemideki 81 kişilik mürettebattan sağ kalan 22 kişi, geminin arka bölümündeki torpido dairesine sığındı. Mahsur kalanların su yüzüne fırlattıkları telefon şamandırasıyla gemi ile irtibat sağlandı. Sağ kalan 22 kişiyi kurtarmak için herkes seferber oldu. Bu arada oksijeni idareli kullanmaları için, gereksiz yere konuşmamaları, şarkı türkü söylememeleri ve sigara içmemeleri konusunda uyarılar yapıldı. Ancak saatler süren kurtarma çalışmalarının sonunda, umutların tükendiği anda karanlıkta bekleyen 22 kişiye, herşey yine aynı sözcüklerle anlatıldı; konuşabilirler, türkü söyleyebilirler ve hatta sigara bile içebilirler. Şamandıradaki telefon hattının Öbür ucundan, tüm Türkiye, denizaltıda tevekkülle ölüme yapılan hüzünlü ama başı dik türküsünü dinledi.

_________________
O?uzsoylu, Kayyboylu Türkmenim.
Kullanıcı kimliğini gösterOğuzsoylu tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Ormancı
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 05 Şub 2008
Bildiriler: 44
Şehir: Ankara
Alıntıyla Cevap Gönder
ORMANCI

Gevenes Köyü'nde (Muğla) 1922 yılında dünyaya gelen Mustafa Şahbudak, ağa çocuğudur. Köy Muhtarı Tevfik Cezayirli, Mustafa'nın en yakın arkadaşıdır. Bu ikili her akşam köy kahvesinde ''dama'' maçı düzenler, iddialı ve dostça yapılan bu karşılaşmalar, kahvehanedekiler tarafından ilgi ile izlenir. 1946 yılının bir Temmuz gününde, Mustafa Şahbudak ve Muhtar Tevfik Cezayirli, yine dama tahtasının başına otururlar. Oyunun yarısında ''Sarı Memet'' lakaplı Orman Memuru Mehmet İn, çıkagelir. Mehmet, sarhoştur. Bir gün önce, komşu olan Çiftlik Köyü'nde yangın çıkmıştır. 1946 seçimlerinin evrakı Yatağan'a gönderilecektir. Seçim evrakını Yatağan'a, köy bekçisinin götürmesi zorunludur. Ormancı ise, yangın evrakının bir an önce ilçeye götürülmesi için bekçiyi muhtardan ister. Muhtar Cezayirli, ''Olmaz, daha acil olan seçim sonuçlarının ulaştırılması gerekiyor. Bekçiyi gönderemem'' diye cevap verir. Bunun üzerine ormancı ile muhtar arasında tartışma başlar. Muhtar Tevfik Cezayirli, ''Ayıp ediyorsun Mehmet, bize müsaade et'' der. Ormancı kahveye geri döner, dama masasını bir yumruk atar. Mustafa Şahbudak, bu davranışa tahammül edemez ve ormancıyı tokatlar. Olayın büyüyeceğini anlayan köylüler, ormancıyı sakinleşmesi için kahvenin arka tarafına götürürler. Ormancı bağırarak küfürler savurmaktadır. Küfürler Mustafa Şahbudak'ın sabrının sınırlarını daha da zorlar. Şahbudak, yerinden kalkar, ormancının üzerine yürür. Ormancı Mehmet, kamasını çıkarıp Mustafa Şahbudak'ı kolundan yaralar. O zaman, Mustafa Şahbudak ormancıyı korkutmak için, belindeki tabancayı çıkarır, yere doğru ateş eder. Muhtar, ormancının ikinci kez kama vurmaması için elini tutar. Fakat, Mustafa tetiği çoktan çekmiştir... Ormancı Mehmet in, bunun üzerine kaçmaya başlar. Mustafa Şahbudak kaçmasın diye, bir el daha ateş eder. Bu ateş de öldürmek için değil, kaçmasına engel olmak içindir. İkinci atışta Mehmet İn, yere düşer. Arka cebinde tabaka olduğu için, ona bir şey olmaz. Ama, Mustafa Şahbudak, kaza kurşunu ile dostu Tevfik'i vurmuştur. O günlerin imkansızlıkları içerisinde Tevfik'i, tahta bir sal üzerinde köyden 23 kilometre uzaklıktaki Muğla Devlet Hastanesi'ne götürürler. Tevfik, çok kan kaybetmektedir. Mustafa, Doktor Veli Bey'e, ''Babamın selamı var, bu adamı iyileştir'' diye yalvarır. Doktor Veli Bey, ''O ölecek, önce senin kolunu saralım'' diye yanıt verir. O sırada Tevfik eliyle işaret edip Mustafa'yı yanına çağırarak, ''Ben ölüyorum, hakkını helal et'' dedikten sonra can verir. Yıllardır her şeyi unutmaya çalışan Mustafa'ya bir gün arkadaşları, Tahir Usta adında bir değirmenciden bahsederler. Bu değirmenci, annesinin akrabasıdır. Değirmenci Tahir Usta aynı zamanda türkü de bestelemektedir. Gevenes Köyü'nde yaşanan bu acı olay, Tahir Usta tarafından bestelenmiştir. Düğünlerde okunan, herkesin diline düşen türkü, ORMANCI'dır...

Çıktım Belen kahvesine baktım ovaya,
Bay Mustafa çağırdı dam oynamağa.
Söz anlamaz ormancı yıkar masaya,
Söz anlamaz ormancı çekmiş kafaya.

Aman ormancı canım ormancı,
Köyümüze getirdin yoktan bir acı.

Gereviz'in suları hoştur içmeğe
Ortasında köprüsü var, gelip geçmeğe.
Yazık ettin ormancı köyün iki gencine,
Söz anlamaz ormancı çekmiş kafaya.

Aman ormancı canım ormancı,
Köyümüze getirdin yoktan bir acı.

Gereviz'in ortasında değirmen döner,
Değirmenin suları dağından iner.
Mustafa'ya atılan kurşun Tevfik'e değer
Söz anlamaz ormancı çekmiş kafaya.

Aman ormancı canım ormancı,
Köyümüze getirdin yoktan bir acı.
Kullanıcı kimliğini gösterSatılmış ÇALIK tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
BAŞI BÖLÜK BÖLÜK DUMANLU DAĞLAR
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 28 Ekm 2007
Bildiriler: 59
Şehir: İSTANBUL
Alıntıyla Cevap Gönder
başı bölük bölük dumanlı dağlar
babamın köyünün başına benzer
inceden inceye yağan yağmurlar
anamın gözünün yaşına benzer

işte böyle böyle hal deli gönül
ister ağla ister gül deli gönül
o yarin göğsüne kon deli gönül

çeşmenin başına güvercin kondu
sallandı sevdiğim atına bindi
çıkarttı cebinden üç elma verdi
sandım yalan dünya hep benim oldu

işte böyle böyle hal deli gönül
ister ağla ister gül deli gönül
o yarin göğsüne kon deli gönül.

Yöresi:kırıntı/gümüşhane
Derleyen:sabahat akkiraz

Türkünün herhangi bir hikayesine ulaşamadım.Ama dinlemenizi tavsiye ederim.Dinlerken de kendi hikayesini anlatıyor zaten.Ya da siz kendi hikayenizi buluyorsunuz.........

_________________
GÜL SUNAN ELDE GÜL KOKUSU KALIR
Kullanıcı kimliğini gösterışık tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Gözüm Ya?y Terme Çayyny Tutuyor
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder
Gözüm Ya?y Terme Çayyny Tutuyor

Ady Mart. Anadolu bozkyrynda orta halli küçük bir köy, Çankyry'nyn ?abanözü ilçesine ba?ly. Ynsanlary tarym ve hayvancylykla u?ra?yr. Yoksulu bol, kendi ya?yyla kavrulany azdyr. Öykümüzün kahramany Ahmet de bu köyün yoksullar bölü?ünden. Babadan yetim kele? bir delikanlyydy. Çalymly de?il ama, sevimli, yumu?ak huylu, yüzü yolda bir gençti. Babasy ölür ölmez anasyyla birlikte el kapylarynda ko?turdu yyllarca. Irgatlyk yapty, çöne durdu. Çile hamurunu genç ya?ynda köyünün ta?y topra?yyla yo?urdu. Anasyyla birlikte muhanette muhtaç olmady. Yumruk kadar bebe iken i?e ba?lady, çaly?a çabalaya onsekizine ula?ty. Günün birinde, "askersin, hazyrlan bakalym" dediler. Vardy kasabaya muayene oldu. Kusursuzdu, sa?lamdy, Verdiler sülüsünü, çekti gitti askere gitti. Vatani görev yeri: Erzincan 58. Topçu alayy.

Yki yyl sonra kutsal görevi yüz akyyla bitirdi geldi Ahmet. Geldi ya, baba oca?ynda gördü?ü, giderken byrakty?y gibi de?ildi. Anasy eski gücünü direncini kaybetmi?ti. Beli e?ilmi?, saçlary a?army?ty. Ahmet'in gözünde bugün var yaryn yoktu. Birkaç gün gezindikten, askerli?in havasyny unuttuktan sonra verdi kararyny. "Anacy?ym, yetmez mi benim için çekti?in? Bunca yyldyr el kapylarynda a?arttyn saçlaryny. Benim için süpürge ettin. Gece gündüz demedin çaly?tyn. Bundan gayri kendi evimizin i?ine bak. Ben çaly?ayym sen kazancymyn bekeri ol..." Sevindi anasy. Çünkü O'na güveniyordu. Tek deste?i kayynyyla o?lu Ahmet'ti.

Ahmet vine el kapylarynda gece gündüz yrgatlyk yapmaya ba?lady. Tek dü?üncesi para kazanmakty. Yhtiyar anasyny mutlu etmek, onun sa?ly?ynda evlenmekti. Ystedi ki, bir gelin hürmeti, bir kaç torun yüzü görsün anasy...

Bu dü?lerle bir ky? mevsimi gelip geçti. Günler ilkbahara dayandy. Mart ayy çykar çykmaz Mart köyünün da?y-ovasy, deresi tepesi renge boyandy. Ba?lary ekilmeye, bostanlary dikilmeye ba?landy. Madymaklar yollarda ekinler tarlalarda ye?erdi. Ya Ahmet'in umutlary? Baharla birlikte onun duygulary da kabardy. Köyün güzel kyzlaryndan birine, Güllü'ye gönlünü kaptyrdy. Uzaktan uza?a seviyorlar derdini bir türlü duyuramyyordu. Mahalledeki çöpçatan Emine'yle haber göndererek sevdi?ini belli etmeye çaly?ty. Kendi açarsa olmazdy. Çünkü Güllü'nün adyny dillere destan etmek istemiyordu.

Güllü güzel, Güllü alymly kyzdy. Gönlü ganiydi.Öyle yükseklerden uçan, kendini a?yra saran cinsten de?ildi. A?a o?lu, bey o?lu, yrgat, dal kadyn çocu?u nedir bilmezdi.Bir insan çaly?kan my, evine köyüne ba?ly my, mert mi, ince mi, yüre?i yufka my, bunlara bakardy... Güllü bu nitelikleri Ahmet'te gördü, gönlü onun gönlüne su gibi akty. O yylyn Kurban Bayramy ?enliklerinde arkada?laryyla tura oynarken iyice baky?tylar. Boyunu boyuna, huyunu huyuna yaky?tyrdy. Yki göz, iki gönül bir oldu uzaktan Güllü Ahmet'e Ahmet'te Güllü'ye tutu?tu. Ne var ki, köylük yer istenen her ?ey öyle açykta olamaz ki! Sevenler bulu?amaz ! Ne olacaksa gizli sakly gözden uzakta, gönülden can cana...

O yyl, Mart köyünün bahary iyice canlanynca i?let artmaya ba?lady. Herkes i?ine gücüne daldy. Ba?da-bostanda, yaylada-ovada çaly?malar kyzy?ty. Güllü kyz elinde çapa bel bostanda ötekilere, o ba?dan bu ba?a ko?maya ba?lady. Sycaklar ortaly?y, a?k ate?i gönlünü sarynca ne yapaca?yny bilmez oldu. Ku?luk zamany köye geliyor, helkeleri kapty?y gibi davar sa?maya ko?uyordu yaylaya. Çünkü Ahmet zaman zaman köyün sürüsünü güdüyordu. Gezik kime gelirse o çoban oluyordu baharda.

Ahmet bir gün yaylada kararyny verdi. Ahladyn gölgesinde davar sa?an Güllü'nün yanyna yakla?ty. "Bereketli olsun" dedi kysyk bir sesle. Güllü ?a?yrdy. Döndü bakty ki, Ahmet yanyba?ynda. Ylk kez duyuyordu bu sesi. Süt sa?dy?y helkeyi heyecanla kendine do?ru çekti. Sa?dy?y koyunu byrakty, gürne?in arasynda aya?a kalkty. "Ho?geldin" dedi utanç bir sesle. Fakat elleri titriyor, gözlerinin içi gülüyordu. Ahmet'in sesindeki titrekli?i, gözlerindeki parlayy?y ilk kez yakyndan seziyordu. "Oturalym my" dedi Güllü."Bilmem sen bilirsin istersen" dedi. Ahmet. Her ikisi de ahlady gölgesindeki sa?mal koyunlaryn arasyna çöktüler. Dereden tepeden bir süre konu?tular. Yan yana ilk bulu?mastydy çünkü bu. Ahmet ya?ly anasyndan, Güllü hyrçyn garda?yndan söz etti. Bulu?tuklary görülsün, konu?tuklary duyulsun istemiyordu Güllü. Ama Ahmet, kestirdi atty; niyetini açykça belli etti o gün. "Seni istetecem, babana dünür gönderecem" dedi. Bu sözleri duyunca, bir ho? oldu Güllü kyz. Sevincinden yüre?i hoplady. "Beklerim, en kysa zamanda beklerim" dedi süt helkesini kapty?y gibi köye do?ru yöneldi.

O günden üç gün sonra gezik biter bitmez köye döndü Ahmet. Bir ak?am, ya?ly anasynyn dizlerinin dibine oturdu. "Anacy?ym" dedi. "Benim için bunca yyl saçyny süpürge ettin, babasyzly?yn acysyny duyurmadyn, beni bugünlere getirdin. Ba?ymyzy sokacak evimiz var, askerli?imi de yaptym, syra evlenmeye geldi. Ysterim ki, bir gelinin olsun. Benim gönlüm Güllü kyzy ister. Severiz birbirimizi. N'olursun bir istet babasyndan!..."
- Do?ru diyorsun yerinde zamanynda söylüyorsun Ahmed'im" dedi anasy. "Bilirim ki seversin Güllü'yü, o da seni be?enir; lakin babasyyla deli garda?lan ne der bu i?e?" onlar yükü yeceye yykan cinsinden. Ba?ymyza bir dert açmasynlar.
"Bir kere deneyelim" dedi Ahmet. Anasyny razz etti ve Güllüye dünürcüleri gönderdi...

Ahmet'in dünürcüleri bir Cuma ak?amy çaldylar kapyyy.
Selam sohbetten sonra çytlattylar geli? niyetini. Daha Güllü'nün ady geçer geçmez dikildi karda?lary. Küplere bindi babasy.
"Olmaz! Bu i? için geldinizse kapym size kapaly. Ahmet önce bir karnyny doyursun. Benim, ayak yalyn çyplak karyn gezene verilecek kyzym yok" deyip kesti sözü.
Güllü, direniyordu yandaki odada. "Ahmet'ten ba?kasyna varmam!" diyor babasyna a?alaryna kyzyyordu. Anasy anlamy?ty Güllü'yü. Ama söz hakky yok ki.. "Sus kyzym, baban a?alaryn duyar sonra. Ne'der de dikiliriz kar?ylaryna?"

O gece, Güllü verilmedi, gerçek de?i?medi. Birbirlerini sevenlerin a?ky sürüyordu. Ahmet Güllü'ye, Güllü Ahmet'e ba?lyydy. Çünkü daha önce söz verni?ti Güllü. Gerekirse, babasy vermezse, garda?lary önüne geçerse kaçacakty.

Öte yandan Ahmet, dünürcülerin haberlerini duyunca ?a?yrdy. Olup bitenleri bir güzel ö?rendi. "Ayak yalyn, çyplak karyn!" Ne demekti bu? Güllü nün babasy nasyl söylerdi bu sözü!... Oturdu uzun uzun dü?ündü. Önce anasyna, köyün uslularyna, can ci?er arkada?laryna dany?ty. Kendine verilen ö?üt, "sabret bekle umudunu yitirme... "Ahmet Umudunu yitirmedi, bekledi bekledi." Belki düzelir" dedi içinden. Babasyny saydy, garda?larynyn önüne geçmedi Güllü'nün. Ama ne yapsa ne etse gerçek de?i?miyordu. A?yr konu?anlar, her yerde hor bakan konu?maz olmu?tu Ahmet'le.
Aradan birkaç gün geçince Güllü'den hater geldi."Kaçyrsyn beni" Bu gece sabaha kar?y tan yyldyzy do?ar do?maz bizim arylykta beklerim onu..." Ahmet, hem ?a?yrdy, hem sevindi. "Bu durumda geri durmak olur mu? Niçin ya?yyorum, kim için ta?yyorum bu cany? Ölürsem Güllü'nün yolunda öleyim!.."

Zamanynda beklendi?i yere vardy Ahmet. Bakty ki arylykta saklanmy? bekliyor Güllü. Ayaklary lastik, ba?ynda dülbent, syrtynda bir ak gecelik. Me?erse, epeydir a?alary, Güllü kaçmasyn diye urbanlaryny kendi yastyklarynyn altyna saklamy?. Ahmet durumu ö?renince, bir oldu güldü, bir oldu dü?ündü. yapacak bir ?ey yoktu artyk. Gömle?ini çykanp Güllü'ye giydirdi ve tuttular Karaören'in yolunu. Karaören kom?u köy. Sy?ynacaklan en emin yer orasy. Dayysynyn evine gidecekler, orada saklanacaklar bir kaç gün. Kâh yürüdüler, kah ko?tular ama Karaören alty saatlik yol. Iki saat sonra ortalyk iyice a?ardy. Bu dummda görenler olursa ne der? Güllü: "Böylece gidelim", Ahmet "Olmaz" dedi. "Kesin olmaz" Tuttu kolundan yakynyndaki gölün yanyna vardy. Bakty ki her taraf sazlyk. Kamy?lar, kyndyralar adamyn boyunu geçiyor. "Tamam" dedi burasy iyi arkasyndan gelmesin diye Güllü'nün elini aya?yny ba?lady. Sesi çykmasyn, ba?yrmasyn diye de a?zyny... Ve öylece sazlaryn içine byrakyp yürüdü. Niyeti dayysynyn köyüne varacak, durumu anlatacak, onlaryn yardymyny isteyecek. Yki saat sonra Karaören köyüne vardy Ahmet. Dummu bir güzel anlatty. "Ho? be?, ne yapalym, nasyl edelim" derken bir saatte öyle geçti. Sonunda dayysygilden urbalary aldy?y gibi dü?tü yola. Kâh yürüdü kah ko?tu. Kan ter içinde çyky?yndan be? saat sonra, gün tepeye dikilirken Güllü'yü byrakty?y sazly?a geldi. Bakty ki, Güllü yok. Yerinde yeller eser. Fazla zaman kaybetmeden hemen geri döndü dayysynyn köyüne. Syrtyny buz gibi ter kaplady dizlerinde fer kalmady. "Güllü geldi mi' "Gelmedi"."Allah Allah nereye gitti peki?" Dayysy Karaören köyünden birini hemen Mart köyüne yollady. "Sorun bakalym orada var my?" Sekiz saat sonra haber geldi. Orada da yok. Böylece ertesi gün ö?le vakti oldu. Dayysyyla birlikte köyün birkaç uslusuna, caminin imamyna sordular. "Durum böyle iken böyle, ne yapalym ne edelim?"
Köy imamy: "O?lum Ahmet, sabahleyin erkenden sazly?yn üzerindeki tepeye çyk; kyzy ba?layyp koydu?un tarafa bak; sivrisinek nereye topluca inip kalkyyorsa orada ara" dedi...

Böyle yapty Ahmet. Karaören'den geceleyin çykty yola. Gün do?arken sazly?yn üzerindeki tepeye çykty. Baktyki, sivrisinek sürüsü Güllü'yü ba?ly byrakty?y sazlaryn be?yüz metre yakynyna küme küme inip kalkar..

Ko?tu oraya ki, ne görsün? Güllü cansyz yatyyor yerde. Sivrisinekler ü?ü?mü? üstüne. Her tarafy ?i?mi?, davul gibi olmu?. Zavally Güllü can havliyle çyrpynmy? çabalamy? sürünmü?. Eli aya?y ba?ly oldu?u için kurtulamamy?, a?zy kapaly oldu?u için ba?yramamy?. Her tarafy çizik syyryk, saz kesi?i..."
Bu durumu görünce deliye döndü Ahmet. Dizlerini çyrpty, saçlaryny yoldu. A?lady a?lady. Bir ?a?yrdy bir a?lady. Sonra aldy ba?yny ayryldy oradan. Gitti ki o gidi?. Olay tez zamanda yayyldy. Duyanlaryn görenlerin içi yandy. Nice nice yürekler parçalandy a?ytlar söylendi, destanlar yazyldy. Güllü'nün öyküsü, yörede bilindi, gençlerce ezberlendi. Bir sazyn ezgisi e?li?inde dilden dile söylendi. Ybretle dinlenen bir içli bozlak oldu yörede.
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder
Erzincan’a Girdim Türküsü

“Erzincan’a girdim ne güzel bağlar.”, Erzincan Halk Türküleri içinde en çok sevilen bir uzun havadır. Güzel olduğu kadar da acı bir gerçeği dile getirir...

Erzincan, bağlarıyla bahçeleriyle yemyeşil beldelerimizden biridir. I. Dünya Savaşı yıllarında bu “güzel bağlar” da tıpkı o günkü Erzincanlılar gibi hüzünlüydü . Çünkü, bu bağlar terk ediliyordu. 1916 yılında, Ruslar Erzurum’u almış Erzincan’a doğru ilerliyorlardı ... Halen yaşlı Erzincanlıların hatıraları arasında kalan genç nesillerin masal havası içinde dinledikleri “Muhacirlik”, binlerce Erzincanlı'nın Anadolu içlerine göç etmesini ve aylar sonra Erzincan’a geri dönmesini hikaye eder.

Bu türkü o acı hatıraların yaşandığı hüzünlü gurbet halinde içte saklı Erzincan'ı dile getirir.

Erzincan’a girdim ne güzel bağlar
Erzurum’a vardım dumanlı dağlar
Elleri koynunda bir güzel ağlar
Oy anam anam hallarım yaman

Yüce dağ başında çadır açarım
Nazlım seni burdan alıp kaçarım
Kahve bulamazsam kenger içerim
Oy anam anam hallarım ağlar

Anama söyleyin lamba yakmasın
Çuha şalvarıma uçkur takmasın
Oğlum gelir diye yola bakmasın
Oy anam anam hallarım yaman
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 05 Şub 2008
Bildiriler: 44
Şehir: Ankara
Alıntıyla Cevap Gönder
Şen Olasın Ürgüp (Cemal'ım)

Türkü, öldürülen Cemal'e, karısı Şerife tarafından yakılmıştır. Şerife, 90 yıldan fazla yaşamış, 30 Kasım 1993 günü vefat etmiştir. 14-15 yaşlarında Cemal'le evlenmiş, mutlu geçen birkaç yılı Cemal'in öldürülmesiyle sona ermiş, bu hadiseden sonra bir oğlu ile ortada kalmıştır. Bu hadisenin oluş şekli ve ona yakılan ağıtı/türküyü bana, Şerife'nin daha sonra evlendiği Hayrullah'tan olan oğlu İsmet Aksoy göndermiştir.* Cemal'in öldürülme hadisesi ve türkünün tam metni şöyledir:

Ürgüp'ün Karlık köyünün eşrafından ve varlıklı bir ailesinden olan Cemal, kalleşlikle öldürülür. Herkesçe sevip sayılan Cemal'in ölümüne yanmayan kalmaz. Eşi Şerife acılarını yaktığı ağıtla hafifletmeye çalışır. Yetim kalan oğlu Mustafa da, birkaç yıl sonra hasat zamanı bir atın tepmesi sonucu ölmüştür.

Ağıt, Şerife'nin ikinci kocası Hayrullah'ın sonraki yıllar Refik Başaran'a "Herkese bir türkü okudun ama, bana okumadın." diye sitem etmesi üzerine Cemal türküsünü plağa okur. Cemal Hayrullah'ın aynı zamanda amcasıdır. Onun öldürülüşü Şerife kadar Hayrullah'ı da etkiler. Şerife'nin türkünün her çalınışında gözünden iplik iplik yaşlar akıtmasını, Cemal'i bir türlü unutamamasını daima anlayışla karşılamıştır.

Türkünün asıl metni şöyledir:

Şen olasın Ürgüp dumanın gitmez
Kıratın acemi konağı tutmaz
Oğlun da çok küçük yerini tumaz
Cemal'ım Cemal'ım algın Cemal'ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal'ım

Ürgüp'ten de çıktığını görmüşlür
Kıratının sekisinden bilmişler
Seni öldürmeye karar vermişler
Cemal'ım Cemal'ım algın Cemal'ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal'ım

Cemal'ın giydiği ketenden yilek
Al kana boyanmış don ile göynek
Sana nasip oldu ecelsiz ölmek
Cemal'ım Cemal'ım algın Cemal'ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal'ım

Ürgüp'ten de çıktın kırat kişnedi
Üzengiler ayağını boşladı
Yağlı kurşun iliğine işledi
Cemal'ım Cemal'ım algın Cemal'ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal'ım

Karlık ile başkadın pınar arası
Çok mu imiş Cemal'ımın yarası
Ağlayıp geliyor garip anası
Cemal'ım Cemal'ım algın Cemal'ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal'ım

Cemal'ın giydiği kadife şalvar
Dükkânın kilidi cebinde parlar
Oğlun da çok küçük beşikte ağlar
Cemal'ım Cemal'ım algın Cemal'ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal'ım

Kıratın üstünde bir uzun yayla
Ne desem ağlasam kaderim böyle
Gidersen Ürgüp'e sen selâm söyle
Cemal'ım Cemal'ım algın Cemal'ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal'ım

Kıratım başımda oturmuş ağlar
Cemal'a dayanmaz şu karlı dağlar
Üzüm vermez oldu Karlık'ta bağlar
Cemal'ım Cemal'ım algın Cemal'ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal'ım

Giden Cemal gelir mi de yerine
İçerimde yaram indi derine
Cemal düşta kahpelerin şerine
Cemal'ım Cemal'ım algın Cemal'ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal'ım

(seki : atın tırnaklarının üst kısmında bulunan beyaz kıllar)
Kullanıcı kimliğini gösterSatılmış ÇALIK tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 25 Ekm 2007
Bildiriler: 124
Şehir: Kyrykkale
Alıntıyla Cevap Gönder
Hem Okudum Hemi de Yazdym

Hem okudum hemi de yazdym
Yalan dünya senden bezdim
Da?lar koya?yny gezdim
Yiten yavru bulunur mu

Yavru yitmeye görsün bir kez. Bulunmaz. De?il da?laryn koya?y, yrmaklaryn kayna?y, yaylalaryn çimeni, ovalaryn çiçe?i, hiç bir ?ey, hiç bir ki?i geri getiremez onu. Ana yüre?i bu, dayanmasy zor. Da?lara dü?üp arar olsada, giden geri gelmiyor... Yiten candyr, alyp yerine konmuyor. Ölümün dönü?ü yok ama a?lamak, dö?ünmek, türkülere sy?ynmak da insanlaryn kendi elinde.

Türkümüze öykü olan olay, 1930'larda Çorum'un Osmancyk ilçesinin Hacyhamza kasabasynda geçer. Kasabada köklü bir aile ya?ar o yyllarda. Bu ailenin de Mehmet Bey adly bir o?lu vardy. Mehmet Bey, geni? omuzlu, kaytan byyykly, iri kyyym bir delikanlydyr. Çevresindekilere yapty?y iyiliklerden ötürü de herkesin saygysyny, sevgisini kazanmy?tyr. Yeni evlendi?i e?iyle de çok iyi anla?maktadyr. Hele e?i ona nur topu bir o?lan çocu?u do?urduktan sonra da daha mutlu olmu?tur. Bir çocuk ki gözleri yumuk yumuk. Uzun, upuzun saçlar, tombi? bilekler. Anasy bir yanyny kendine benzetiyor; babasy bir yanyny. Bak Mehmet diyor karysy "çenesi, kafa yapysy, a?zy sana benziyor, gerisi bana" Mehmet Bey: "Ya parmaklary" diyor. "Bak bak serçe parmaklarynda e?rilik var. Typky seninkiler gibi. Ama uzunlu?u da bana benziyor parmaklaryn". Çocuk daha bir mutlu ediyor aileyi. Evin havasy birden de?i?iyor. Gelenler, gidenler ço?alyyor. Dosta ahbaba teller çekiliyor. "Bir o?lumuz oldu" diye. Uzaktan mektuplarla kutlayanlar. Sözün özü; evde bir ?enlik, bir ?ölen. "Aaaa... Yzmir'den Nurettin Amcalardan tel geldi. Kutluyorlar. Bu da Adana'dan Niyaz'lerden geliyor. Bu tel de Çorum'dan, ama tebrik teli de?il. Bak hele Mehmet neymi?? "?ey Hükümet teli bu. Bir i? için ça?yryyorlar. Gitmek gerek. Hükümet i?i ihmale gelmez. Tez zamanda gitmeli' diyor Mehmet Bey. Vakit ö?leyi geçkindir. Ama olsun Hükümetin ça?rysy gecikmeye gelmez. Tez elden gitmeli. Varyp anlamaly i?in aslyny. Adamlaryna seslenir. Yki at eyerlemelerini söyler. Karysyna da "Y?im biter bitmez dönerim. Hem yavruma da ufak tefek bir ?eyler alyrym. Sana da giyecek gerekli. Elbiselerin bol geliyor üstüne. Gelen gidenimiz olur bu günlerde.

Ele güne kar?y ayyp olur. Bir kaç elbiselik alyrym. Anamy da unutmamak gerek. Ylk torunu kadynyn. Nasyl da yoruldu gebeli?inde senin. Meraklanmana gerek yok. Çorum ne çeker ki. Ak?am Osmancyk'a varyryz. Sabahyn erinde ordan çyksak, karanlyk çökmeden tutaryz Çorum'u.

Mehmet Bey bir yandan bunlary söylüyor; bir yandan da kuca?yna aldy?y o?lunu seviyor. Kokluyor, öpüyor, ba?ryna basyyor. Byrakamyyor çocu?u kuca?yndan. ? aha kalkyyor, demeye kalmadan, silahly iki ki?i atlyyor yola. Saç-sakal birbirine kary?my?, iki da? adamy bunlar. Yolun dar bo?azy. Yana yöne kaçacak yer yok. Ancak geri dönülebilir. Mehmet Bey de ona davranyyor. Ama, daha atyny dönderir döndermez iki ki?i de orada peydahlanyyor. "Canynyzy seviyorsanyz davranmayyn. Kur?unu yersiniz yoksa. Bo?altyn ceplerinizi, atlarynyzy da byrakyp, koyulun yola" diye ünlüyorlar. Mehmet Bey bakyyor kaçy? zor. Teslim olup, parasyny silahyny, atlary vermek de i?ine gelmiyor. Gurur meselesi yapyyor. Bir anda atyyor kendini yere, silahyna sarylyyor. Adamy da atyyor attan. Seyip kalan atlar, ki?neyip tepiniyorlar. Ayny anda da kur?unlar vyzylamaya ba?lyyor. Mehmet Bey bir a?acy siperlemi? kendine, basyyor teti?e. Adamy da sol yanyndan ate?liyor silahyny. Vuru?ma epey sürüyor. Mehmet Bey'in de adamynyn da kur?unlary azalyyor. Daha dikkatli kullanmak zorunda kalyyorlar kur?unlaryny. Çok geçmeden onlarda bitiyor. E?kyya azgyn. Bir iki kez yine teslim ça?rysyny yapyp, basyyorlar kur?unu ardyndan. Mehmet Bey'den bir "Ah" sesi yükseliyor. Yy?ylyp kalyyor bir kenara. Adamy derseniz a?yr yaraly yykylyyor yere. Neden sonra ayykyp bir bakyyor ki sa? yanynda yatyyor Mehmet Bey. Cansyz. Üstü ba?y kan içinde. Kendisi de yaraly. Cepleri bo?altylmy?, silahlary da yok yanlarynda.

Haber Hacyhamza kasabasyna ula?ynca, anasyny, karysyny, hysym-akrabasyny bir a?yt tutuyor. Kimi be?ikte yatan üç günlük yavruya üzülüyor; kimi Mehmet Bey'in yi?itli?ini dillendiriyor. Ki?ili?ini övüyor. Sonra tüm bu duygular, bir türküye dil oluyor. Hacyhamza kasabasy da Osmancyk ilçesi de dar geliyor türküye. Yankylanyyor, yankylanyyor.

_________________
Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz!
Kullanıcı kimliğini gösterFaruk Namli tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Gesi Ba?lary
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 26 Eyl 2005
Bildiriler: 408
Şehir: KAYSERİ
Alıntıyla Cevap Gönder
Gesi ba?lary türküsünün bir hikayesi var my? Var, hem de bir de?il onlarca hikayesi var. Bir temel hikayenin üzerine herkes kendi hikayesini de katmy? tabii ki... Bir gelin, kaynanasyndan çekmi? çekece?i kadar, o da katmy?tyr iki be?lik. Bir ba?kasy ni?anlysyny askere yollamy?, geceleri gizli gizli a?larken myryldanmy? kendi duygularyny türkünün devamyna. Hatta zaman zaman erkek sesleri bile kary?my? türküye.
Gesi Ba?lary türküsünün hikayesi mi? Asyl tema gurbet... Uzak diyarlardan Kayseri’ye gelin gelen bir gencin hikayesi. Ynce ruhlu bir gelin. Kelime da?arcy?y geni?... Aslynda onun bir köy veya bir kasaba kyzy olmasy zor. O ?ehir görmü?, konaklarda büyümü? bir kyz. Alymly, giyimi ku?amy ile gözler onun üstünde... Anasy onu gözü gibi sakynmy? hep. Bir gün kar?yki konaktan yahut ötedeki yalydan birilerinin, kyzynyn kysmeti olaca?yny dü?ünmü?.
Bir de a?abeyi var. Askeri okulda okuyan uzun boylu, kara saçly, parlak yüzlü bir delikanly. Ystikbali var, belki de ilerde bir Osmanly pa?asy olacak. Lakin ?imdi çok çaly?masy lazym. Hayatyn bin bir türlü me?akkati, askerlik sanatynyn incelikleri onu bekliyor. Yradesi sa?lam, gözünü ufuklara dikmi?, sabyrlara bekliyor her ?eyi.
Aslen bu aile, hafyzam beni yanyltmyyorsa, Kastamonu Daday’dan Ystanbul’a yyllar önce göçmü?ler. Kyzyn babasy bile Ystanbul’da do?mu?, dü?ünün ötesini artyk... Onlar Ystanbullu olmu?lar olmasyna ama Daday’daki akrabalary da unutmu? de?iller. Kyrk yylyn bir ba?y akrabalardan birileri çykyp gelir Daday’dan ama o kadar...
Baba, tecrübeli bir insan... En verimli ça?ynda ve bir devlet görevlisi olarak Sadarette önemli bir mevkide. O?lundan yana bir kaygysy yok babanyn. Lakin bir parçacyk kyzyny dü?ünmekte... Anasynyn dizinin dibindeki kyzy için baht açykly?y dilerken, onu ?öyle istakbali açyk bir köklü ailenin çocu?u ile ba?göz etmenin hayalini de kurmuyor de?il. Gerçi kyzy ile ilgilenecek vakti yok. Oturup da ?öyle baba kyzyn bu konulary konu?malary mümkün de?il ama e?ine zaman zaman üstü kapaly da olsa imalarda bulunuyor.
Anne, bir Ystanbul hanymy. Zerafet ehli. Eviyle, aile fertleri ile son derece ilgili. Zamanyn gere?i musiki dersleri almy?, görgüsü beyinin rahat etmesini sa?lyyor. Bir kona?y çekip çevirmesi bir tarafa, e?-dost ziyaretlerinde de konu?masyyla, kültürüyle takdirlere mazhar oluyor. Modayy da takip ediyor karynca kararynca ama oturakly bir yapysy var. Kendisine uymayanlary, kendi a?yrly?yna uydurmayy ba?aryyor.
Annenin tek kaygysy ise kyzy. Biricik kyzy onun ba? tacy ama son yyllarda zaman zaman kyzynyn ba?ynda kavak yelleri esti?ini dü?ünüyor. Anlamakta zorlandy?y anlar ço?alyyor, bazan sesini ciddile?tirerek “Leylaaa!” diye seslendi?i zamanlar artyyor. Ama yine de dizginlerin kendi elinde oldu?undan emin. Leyla, daha küçük... Boyu posu yerinde ama... Güzelli?ine diyecek yok ama... Yine de bazen bir ?eyler oluveriyor. Ypin ucu kaçyveriyor. Olsun. Gelip geçer bunlar diye dü?ünüyor. Bahty açyk olsun, aileye layyk bir kysmeti çykynca her ?ey düzelecek, bunu gayet iyi biliyor.
Günün birinde bahar mevsimi artyk kendini iyice hissettirmeye ba?lady?y bir zamanda, bahçeden türlü türlü kokularyn yayyldy?y, i?de kokularynyn rüzgarla birlikte, leylak kokularyna kary?ty?y bir zamanda kona?yn yaz için boyanmasy ve tamiratynyn yapylmasy gerekti?i için baba Ybrahim Pa?a, bu i?le ilgili olarak yaverine görev veriyor. O yyllarda Anadolu’nun sanatkarlary Ystanbul yolunu boylamy?lar bile. Ky?y memleketlerinde geçirip Ystanbul’a geliyorlar yava? yava?.
O yyllarda Kayserili ustalar çok me?hur. Hepsi de i?inin ehli. Kimi nakka?, kimi hattat, kimi ta? ustasy, kimisi bina ustasy, kimisi ah?ap ustasy. A?yrnas’tan, Bürüngüz’den, Gesi’den, Germir’den, Endürlük’ten, Ystefana’dan, Dimitri’den kalkyp Ystanbul’a gitmek yüzyyllaryn aly?kanly?y... Y?leri sa?lam, yürekleri pek. Sözleri senet. Kazanacaklar ve ky? bastyrmadan köylerine dönecekler. Lakin Ystanbul’a yerle?enleri de var. Uzun ayrylyklar, hep o ayrylyklar ne ederse ediyor. Kimisi bir sevda u?runda kalyyor Ystanbul’da, kimisi devlet kapysyna kapylanyp kalyyor payitahtta. Sinan gibi bir büyük ustanyn ayak izlerinden giden bu insanlara hürmet de büyük.
-Kayserili ustalar yapty bu ?adyrvany.
-Bizim kona?y da onlar tamir etti.
-Bu sandyk tyknaz bir Kayserili ustanyn elinden çykty.
Daha neler söyleniyor neler... Y?ler iyi... Kazançlary evlerine ryzyk oluyor. Vuslat günü gelmek bilmiyor ama elden ne gelir. Analar, babalar, yavuklular, arkada?lar özleniyor, yad ediliyor. Mektuplar yazylyyor varaklara, sevda türküleri söyleniyor inceden ince. Kayseri bir uzun yol, mektuplar üç ayda buluyor sylanyn yollaryny. Ama türküler her zaman dillerde.

Yarim Ystanbul’u mesken mi tuttun,
Gördün güzelleri beni unuttun,
Sylaya gelmeye yemin mi ettin.
Gayry dayanacak özüm kalmady,
Mektuba yazacak sözüm kalmady.
Yarim sen gideli yedi yyl oldu,
Dikti?in fidanlar meyveye geldi,
Seninle gidenler sylaya döndü.
Gayry dayanacak özüm kalmady,
Gençlik elden uçtu gitti,
Gelmene lüzum kalmady.
Gesi’den tüyü daha yeni yeni biten Ali’nin de sevdasy hep Ystanbul olmu?. O boya ustasy. Üç yyldyr Ystanbul yollaryny a?yndyryyor. Yyi ustalaryn yanynda yeti?iyor. Ailenin gururu bir evlat. Ystanbul’da kazanyp anasyna babasyna, karde?lerine ryzyk ta?yyor. Ya?y küçük ama boyu uzun, adaleleri kuvvetli, kara saçlarynyn altynda pyryl pyryl beyaz bir yüzü var. Bakanyn bir daha bakty?y bir Allah vergisi parlaklyk... Ynceden inceye bir delikanly...
Yaver, i?ini sa?lam yapmanyn tela?yyla en iyi ustalary bulup getiriyor kona?a. Hepsi de Kayserili. Pa?aya rapor ediyor durumu ki pa?anyn memnuniyeti artsyn. Nihayet bekledi?i gibi seviniyor Ybrahim pa?a.
-Aferin yaver, iyi etmi?in, aferin!
*****
Bir sevda türküsü böyle ba?lyyor. Ali ile Leyla’nyn türküsü...
Ne oluyorsa daha ilk günden oluyor. Yazgyya bozgu olmaz derler. Daha ilk günden kar?yla?tyryyor kader onlary kona?yn bahçesinde. Bir yürek yangysy ba?lyyor, bir kyvylcym çakyyor. O günden sonradyr ki Leyla’nyn kona?y onaran ustalara ilgisi, sevgisi ço?alyyor. Ali’yi görmeden duramaz oluyor. Ustalar da durumu çok geçmeden anlayyp çekiyorlar Ali’yi kar?ylaryna ba?lyyorlar anlatmaya:
-Ali, yi?it Ali, can Ali, iyisin, ho?sun, mertsin, yi?itsin... Sözümüz yok arkada?ly?yna, dostlu?una, yi?itli?ine. Lakin davul bile dengi dengine. Sen ekme?inin pe?inde Ystanbullardasyn. O bir Ystanbul kyzy. Ya?y küçük anlamaz daha hayattan. Ho? sen de küçüksün amma... Ate?le oynamak do?ru de?il. Bu i? akyl i?i de?il. Bak bize söz getirirsin. Byrak ?u kyzyn pe?ini, dellenme.
Bir kula?yndan girer Ali’nin öbüründen çykar. He der, haklysyn ustam der usulca, lakin, Leyla’yy görmeden duramaz yine. Uzaktan uza?a baky?malar, gizli gizli bulu?malara kary?yr gider. Ve bir gün olan olur. Leyla bir mektup byrakyr yata?yna, Ali ile bir gece ansyzyn kaçyp gider. Kader böyle yazylmy?tyr, elden bir ?ey gelmez.
Konakta sabah ustalar daha Ali’nin yitik oldu?unu anlayamadan bir figan feryat kopar. Leyla’nyn anasy, hizmetçiler a?lar dururlar. Pa?ababa kyzgyn, öfkeli öfkeli döner durur odada. Bir mektuba bakar delirir, bir hanymyna bakar köpürür. Yaverini paylar durur durmadan. Yaver bir ara dili ile di?i arasynda “buluruz pa?am, uzaklara gidememi?lerdir” diyecek olur ama bu sefer kükrer Pa?ababa:
-Hayyr, benim böyle bir kyzym yok, bir daha o bu eve adymyny atamaz. Sakyn ola pe?ine dü?me, nerede oldu?unu dahi bilmeyeceksiniz. Benim böyle bir kyzym yok artyk.
****
Gesi’de daha güzün ba?langycyndayyz. Ba? bozumu yeni bitmi?. Ali’nin gelmesine iki ay var.
Yolcular, uzun bir yoldan geliyorlar. Ali, eski dönü?lerini hatyrlayyp dudaklary gev?iyor, gülümsüyor. Ne büyük mutluluktur sylaya kavu?mak, ba?ryna basmasy insanyn anasyny, babasyny, karde?lerini. Koca bedestenli koca Kayseri’ye geliyorlar, kümbetler dizi dizi, ulu ulu camiler, medreseler, hamamlar, çar?ylar, Ystanbul havasy koklatan Kur?unlu Camii, neler neler... Ve gök kubbeyi yyrtarcasyna bir doruk, koskoca bir ?ehri kuca?yna oturtmu? gibi ak saçly Erciyes.
Yapraklar sararmy?, yerler gazellerle örtülmü?. Hy?yr hy?yr yürüyor iki can, iki nefes, kaderin onlara ne getirdi?ini bilmeden. Bir ak?am alacasynda Ali’nin eli tahta kapynyn tokma?yna sarylyyor, nefes nefese...
-Ah ana sen bilmezsin neler oldu, gurbet elde Ali o?lun kendine bir suna buldu, Leyla senin gelinin ana, ver elini öpeyim hakkyny helal et bana!
Yki ?a?kyn baky?, o?luna sarylmayy unutmu?, yanyndaki süslü püslü kyza bakyp durur. Ali, anasynyn elini öper ama anasy hala kendinde de?ildir. Bu da nereden çykty ba?ymyza der durur dü?ünceden dü?ünceden. Ak?am babasy namazdan gelir amma al birini vur ötekine. Ne bir bayram sevinci, ne bir ho?nutluk... El vermezler, dil vermezler. A?alary yan bakar dururlar Ali’ye.
-Yenlicek Ali, syrasy myydy ?imdi bunun. Ystanbul’a gidip de ?ehir kyzy getirmenin alemi nedir? Yaryn koyup gideceksin bu ?ehir süsünü köy yerine, anamyzyn babamyzyn ba?yna. Demezler, ah ke?ke deseler, hatta Ali’nin suratyna iki yumruk dahi vursalar Ali’ye iyi gelecek. Gesi ba?larynyn tylsymy i?te o zaman bozulur.
Ali ile Leyla’nyn nikahyny bir imam kyyar. Ne telli duvakly gelin olur Leyla, ne de damat tyra?y olur Ali. Davullar çalmaz, zurnalar ötmez. Halaya durulmaz boylu boyunca.
Karanfilsin kararyn yok
Gonca gülsün derenin yok
Güzel senin saranyn yok
Eli karanfilli gelin
Ba?y deste güllü gelin
Ali’nin yüre?i yanar durur, yanar durur... Yçindeki ate?i bastyramaz olur. Çykar yücelerden Erciyes’e bakmaya... Lakin, mevsim ky?, yücelerin yücesi Erciyes görünmez olur.
-Ah Leyla ah Leyla, bak neler oldu. Seni sevmedilerse beni de mi sevmezler. Benim sevdi?imi niçin bilmezler. Ben onlaryn Alisi de?il miyim? Genç ya?ymda gurbetlerde kazanyp onlara ta?ymaz myyym? A?alarymyn bunca umaryny görmü?üm. Çocuklaryna kendi çocu?um gibi bakmy?ym, yengelerime ne hediyeler almy?ym, ?imdi ne oldu bunlara böyle? Seni sevmezlerse beni de mi sevmezler? Seni bilmezlerse beni de mi bilmezler?
Ky? günleri çok zor geçer. Konakta büyümü? Ystanbul kyzy Leyla, Gesi’de evin hizmetkary olur ama yine de yaranamaz. Yapty?y kusur olur, yapmady?y kusur. Tek tesellisi vardyr Alisi. Alisi yany ba?ynda ya katlanyrym her ?eye der. Der ama iki sevgili yemekten içmekten kesilirler bir süre. Ali de kabu?una bürünür durur. Az yer, az konu?ur, gülmez olur al yanaklary. Y?te o gün bir ?eyler kypyrdar Leyla’nyn içinden. Bir sevinç midir, bir çy?lyk mydyr, bir korku mudur, bir duygu ki anlatylmaz. Yavrusunun ayak sesleri gelir gecenin bir yarysy uyku arasynda... Dinler ki Leyla, ne oldu?unu anlamadan. Dinler ki ürpermeyle dolar yüre?i. Ylk ba?ta söyleyemez Alisine. Bir gün cesaretini toplayyp çytlatyr usulca.
-Hey Ali hey! Niye gönlünce sevinemedin? ?u kar?yki da?lara çykyp da haykyramadyn doya doya. Sana yaky?yr myydy Balagesi’nin inlerine girip de gizli gizli a?lamak. Sen sevda nedir bilir misin Ali? Söyle bana bilir misin? Hani yi?ittin, cesurdun sen? Seni erittiler mi, bitirdiler mi hemen. Duvary nem, insany gam yykarmy? ha! Leyla’nyn sevgisi yetmedi mi sana? Niye büküldün Ali, niye? Niye do?rulmadyn babayi?itçe. Sana yaky?yr my, ezilmek, bükülmek, yi?itli?ine, mertli?ine.
-Ben seni sevdim Ali, sevgimin meyvesini kucaklasana. Niye de?i?iyorsun Ali, niye? Gurbette cefayy ö?renmedin mi? Leyla’nym ben, unuttun mu? Beni buralarda byrakma Ali. Beni buralarda byrakyrsan ben ölürüm. Ystanbul’a gitme Ali, buralarda çaly?. Beni kimsesiz gibi anana babana byrakma!
-Niye kaçyyorsun Ali, niye. Benim vebalimi alma. Beni dü?ün, yavrumuzu dü?ün. Beni susuz byrakma, öksüz byrakma.
De?i?irmi? insan de?i?irmi?. Bükülürmü? insan bükülürmü?.
Yine i? mevsimi gelir. Ali, hyçkyra hyçkyra a?layan Leyla’syny ve daha kunda?yny dolduramayan yavrusunu byrakyp Ystanbul’a çaly?maya gider. Ali için bir kaçy?tyr aslynda. Gönül Leyla’syna sahip çykamamy?tyr. Leyla’yy byrakyp gitmenin ne demek oldu?unu bilir Ali. Ama yine de gider. Giderken dönüp bakmaz ardyna. Bu gidi?, gidi? de?ildir onun için. Bir çyrpyda silmi?tir herkesi gönül defterinden, Leyla’yy bile.
Birer birer saydym da yedi yyl oldu
Dikti?in fidanlar meyveye durdu
Seninle gidenler sylaya döndü
Ystanbul yoluna diktim gözümü
****
Leyla’nyn hayaty bir i?kenceden farksyzdyr. Ali’nin dönü?ü hiç olmamy?tyr. Mevsimler geçer, yyllar pe?i syra gelir. Dikilen fidanlar büyür, Leyla’nyn biricik yavrusu Mehmet büyür, dillenir, ko?ar. Artyk göz pynarlaryndan akan ya?lar kurur, kör kuyular gibi dipsiz, uçsuz bucaksyz olur.
Herkes Leyla’nyn derdine ortak olur zamanla. Leyla’nyn dertli dertli söyledi?i türkülere onlar da kendi dertlerini katarlar. Hatta erkekler bile bu türküleri söyler olurlar. Onlar bile birkaç dörtlük söyleyip kendi dertlerini dillendirirler.
Kimisi Ali’yi Ystanbul’da gördü?ünden dem vurur. Kimisi orada evlenmi?, çocuklary bile olmu? der. Bazylary Ali’nin ince hastalyktan öldü?ünü anlatyrlar. Kimisi ise çaly?ty?y in?aattan dü?üp öldü?ünü söyler. Kesin olan bir ?ey var ki o da Ali’nin dönmedi?idir. Leyla’nyn göz pynarlaryndan akan ya?larla bo?ulup gitti?idir.
*****
Yyllar sonra bir gün bir Osmanly pa?asy Gesi taraflaryndan geçerken çe?me ba?ynda oturan insanlara yakla?my? ve :
-Buralarda Emir o?lu sülalesi diye bir sülale varmy?, tanyr mysynyz, diye sormu?.
Hepsi de tanyryz demi?ler. Yçlerinden birisi:
-Buyur pa?am, kimi sorarsan söyleyelim, demi?.
-Emir O?ullary sülalesinden Leyla Hanym’y soracaktym, durumu nasyl merak ettim, sa? my, çocuklary var my?
-Vallahi pa?am, Leyla çok çekti. Ystanbul’dan buraya gelin geldi, gelmez olsaydy. O?lanyn anasy babasy yüzüne bakmadylar, o?lanyn a?abeyi, yengeleri etmedi?ini byrakmadylar. Leyla çok çekti çooook! Ystanbul’a hep dönmek istedi ama dönemedi. Kyrkyna varmadan öldü pa?am. Ystersen akrabalary ile görü?türelim seni.
-Yok hayyr, hayyr! Çocu?u var myydy?
-Pa?am, bir Mehmet’i oldu, ba?ka da yok.
-Mehmet, nerede, ne yapyyor ?imdi?
-Valla Ali’nin a?abeyi Mustafa’nyn yanynda yrgatlyk yapyyor, yüzü gülmüyor delikanlynyn.
-Bana Mehmet’i bulup getirir misiniz?
-Hayrola pa?am, siz Leyla Hanymy nerden tanyyorsunuz?
-Ben onun a?abeyi olurum.
Ko?arlar Mehmet’i bulup getirirler. Ali’nin a?abeyi Mustafa da ko?ar gelir pa?ayy duyunca. Pa?a, Mustafa’nyn yüzüne bakmaz bile. Mehmet’i basar ba?ryna, çeker bir kö?eye bir ?eyler anlatyr ona. Mehmet’i bindirdi?i gibi arabasyna ver elini Ystanbul.
Derler ki Leyla’nyn ölümünden sonra Gesi Ba?lary’nyn tylsymy bozulmu?tur. O günden sonra asmalar üzüm vermez olur, karanfiller, nevruzlar, çi?demler solar. Ceviz a?açlary, kayysylar, elmalar, armutlar, vi?neler, kirazlar uzun zaman meyve vermez olur. Kimisi so?uk algynly?yna verir, kimisi bir ba?ka ?eye. ?imdi artyk meyve verse de insanlar eski lezzetini bulamazlarmy?. Eskiler hep hayyflanyr dururlarmy?, göz baka baka heder ettik Leyla’yy da Ali’yi de derlermi?.
O günden sonra Kayserili ustalar Ystanbul’da ra?bet görmez olmu?. Konaklarda, yalylarda, kö?klerde, saraylarda konu?ulmu? Leyla’nyn hikayesi. Konu?ulmu? ama elden ne gelir demekten öte bir ?eyler olmamy?.
Do?ru ya...
Güne?e yazy yazylmaz imi?,
Yazgyya yazylan bozulmaz imi?.

GESY BA?LARI
I
Gesi Ba?lary’ndan gelsin geçilsin
Kurulsun masalar raky konyak içilsin
Herkes sevdi?ini alsyn seçilsin
Gel otur yanyma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim

2
Gesi Ba?lary’nda dolanyyorum
Yitirdim yarimi (anam) aranyyorum
Bir çift selamyna güveniyorum
Atma garip anam beni da?lar ardyna
Kimseler yanmasyn anam yansym derdime

3
Gesi ba?larynda bülbüller öter
Ate?im yanmadan (anam) tütünüm tüter
Bana bir hal olmu? ölümden beter
Atma garip anam beni da?lar ardyna
Kimseler yanmasyn anam yansyn derdime

4
Gesi Ba?lary’nda üç yrgat i?ler
Syladan geliyor (anam) ?u uçan ku?lar
Anneler do?urur ele ba?y?lar
Örtün pencereleri (anam) esmesin yeller
Dertli oldu?umu (anam) bilmesin eller

5
Gesi Ba?lary’nyn gülleri mavi
Ayryldym yarimden (anam) gülemem gayri
Yardan ayrylanyn böyle olur hali
Yas tutsun ellerim (anam) kyna yakmayym
Kör olsun gözlerim (anam) sürme çekmeyim

6
Gesi Ba?lary’nda toka?tym ta?a
Karde? ekme?ini (anam) hakarlar ba?a
Girip çaly?ty?ym eme?im bo?a
Gel otur yanyma, hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim
7
Gesi’ye giderken yolum ayryldy
Bindim arabaya (anam) ba?ym çevrildi
Siyah saçym sa? yanyma devrildi
Atma garip anam beni da?lar ardyna
Kimseler yanmasyn anam yansyn derdime
8
Tykyr tykyr merdivenden inmedim
Güle güle anam yar koynuna girmedim
Cahil idim kyymetini bilmedim
Atma anam atma , beni da?lar ardyna
Kimseler yanmasyn anam yansyn derdime.

9
Kuruldu kazanym harenim yoktur
Söküldü sim saçym anam örenim yoktur
Kapydan içeri girenim yoktur
Örtün pencereler anam esmesin yeller
Dertli oldu?umu anam bilmesin eller.

10
Bana gül diyorlar neme güleyim
Ayrylyk üzerimdeki, kime neyleyim
Bir mektup gönder gönlüm eyleyim
Neyleyim neyleyim hep alnymyn yazysy
Gülmemi? bu dünyada, anamyn kuzusu.
11
Bulamadym kyr atymyn gemini
Süremedim anam gençli?imin demini
Ben sürmedim eller sürsün demini
Neyleyim dünyada anam yar olmayynca
Domurcuk gül iken anam koklamayynca.
12
Çattym oca?yma hürmetim yoktur
Döktüm zülfü saçy anam örenim yoktur
Anamdan babamdan gelenim yoktur
Neyleyim neyleyim hep alnymyn yazysy
Gülmemi? bu dünyada anamyn kuzusu.

13
Enginli yüksekli kayalarymyz
Gam ile yo?rulu anam mayalarymyz
Do?urmaz olsaydy analarymyz
Neyleyim neyleyim hep alynym yazysy
Gülmemi? bu dünyada anamyn kuzusu.

14
Urganym atmadyk dallar my kaldy
Ba?yma gelmedik anam haller mi kaldy
Beni söymedik diller mi kaldy
Ne deyip a?layym, anam alyn yazgysy
Kader böyle imi? anam onmaz bazysy.
15
?u görünen bahçe m’ola ba? m’ola
?u da?yn ardynda yarim var m’ola
Oturup da beni yad eder m’ola
Atma anam atma beni da?lar ardyna
Kimseler yanmasyn anam yansyn derdime.
16
Sac üstünde fysyr fysyr bazlama
Küçük iken ci?erlerim gözleme
Ben diyorum gelir diye gözleme
Örtün pencereler, anam esmesin yeller
Dertli oldu?umu anam bilmesin eller.

17
Gesi ba?larynda ?yvga dalym yok
Derdimi söylesem anam dinler yarim yok
Herkes güler oynar sorgu sual yok
Ben gülsem oynasam anam yasak diyorlar
Yaryny elinden anam alsak diyorlar.

18
Gesi’ye giderken yolum ayryldy
Bindim arabaya ba?ym çevrildi
Selvi saçym sol yanyma devrildi
Ölüm olmasyn da anam ayrylyk olsun
Bize sebep olan anam içten vurulsun
19
Mezarymy geni? açyn dar olsun
Etrafy mor sümbüllü ba? olsun
Ben ölüyom ahbaplarym sa? olsun
El kadar alynymda türlü yazym var
Evvel bir ba?ymdy, ?imdi körpe kuzum var
20
Ate? alyp ysynmadym korunda
Güle güle anam yar gezmedim kolunda
Methim gezer elalemin dilinde
Atma anam atma, beni da?lar ardyna
Kimseler yanmasyn anam yansyn derdime

21
Bülbül gelmi? gül dalyna konuyor
Hangi dala yuva yapsa kuruyor
Herkesin yari yanynda duruyor
Atma garip anam beni da?lar ardyna
Kimseler yanmasyn anam yansyn derdime

22
Bülbülüm uçtu da kafesi durur
Ne güzel ellerin (anam) babasy durur
Babasyz yuvada evlat my büyür
Örtün pencereleri (anam) esmesin yeller
Dertli oldu?umu (anam) bilmesin eller
23
Yazmam gül yapra?y düremem gayri
Yalnyzym evlere (anam) giremem gayri
Bana bir hal oldu diyemem gayri
Gel otur yanyma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim
24
Gesi ba?larynda kylarym namaz
Kylarym kylarym halka yaramaz
Haktan geldi bize bir ulu niyaz
Örtün pencereleri de?mesin yeller
Bugün efkarlyyym gelmesin eller

25
Gesi Ba?lary’nyn gülü olayym
Arayy arayy yari bulayym
Gül bülbülden ba?kasyna sorayym
Gel otur yanyma hallerimi söyleyim
Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim

26
Gesi Ba?lary’nda kamber tay olur
Anam andykça aklym zay olur
Ayrylyk dedi?in birkaç ay olur
Örtün pencereleri esmesin yeller
Dertli oldu?umu bilmesin eller
27
?u dereden akan bulanyk seller
Derdim içimdeki ne bilsin eller
Oturup a?lasam divane derler
Ne deyim ne a?layym hep alnymyn yazysy
Kader böyle imi? onmaz bazysy
28
Sandyktan basmamy giyesim geldi
Ci?erim anamy göresim geldi
Varyp iki elini öpesim geldi
Örtün pencereleri esmesin yeller
Dertli oldu?umu bilmesin eller

29
Tandyra et vurdum yiyesim geldi
Ci?erim anamy göresim geldi
Açyp mezaryna giresim geldi
Ne deyim a?layym hep alnymyn yazysy
Kader böyle imi? onmaz bazysy

30
Gesi Ba?lary’nda bir top gülüm var
Hey Allah’tan korkmaz sana bana ölüm var
Ölüm varsa bu dünyada zulüm var
Atma garip anam beni da?lar ardyna
Kimseler yanmasyn anam yansyn derdime
31
Gesi Ba?lary’nda geçilmez yastan
Dört yanym yslandy ya?murdan ya?tan
Sa? yanym a?rydy soluma yaslan
Hep yalan my oldu o geçen günler
Bahçede ötmez oldu bülbüller
32
Gesi Ba?lary’nda açylmy? güller
Derdimi söylesem deli olmu? derler
Seni sevdi?imi bilmesin eller
Gel otur yanyma boyu posu güzelim
Gülemem a?larym ah çekerim gezerim

33
Gesi ba?larynda kaynar karynca
Yçim kan a?lar anam ya?ytym görünce
Ben bu dertten iflah olmam ölünce
Hep yalan my oldu anam o geçen günler
Bahçedeki ötmez oldu anam bülbüller.

34
Gesi ba?larynda yi?itler gezer
Eller ne bilsin anam yüre?imi ezer
Yarim gitti hasreti beni üzer
Ben gülsem oynasam anam yasak diyorlar
Varyny elinden anam alsak diyorlar.
35
Gesi ba?larynyn köpe?i olsam
Koklayy koklayy anam anamy bulsam
Buldu?um yerde öpsem koklasam
Atma garip anam yazylara yabanlara
Ke?ke verseydin köyümüzdeki çobana.
36
Gesi ba?larynda bülbüller öter
Anamyn ekme?i burnuma tüter
El kadar verseler o bana yeter
El kadar alnymda türlü türlü yazym var
Evvel bir ba?ymdy, ?imdi körpe kuzum var.

37
Gesi Ba?lary’nda bir oylum kaya
Dü?mü?üm sevdana ne diyon bana
Bir yüzük yaptyrdym yadigar sana
Takyn parma?yna dar my geliyor
Gurbete gitmesi zor mu geliyor

38
Gesi Ba?larynda yolun sa?ynda
Güller çiçek mi açar yavru ba?rynda
Yavrusu koynunda elin yanynda
Yas tutsun ellerim kyna yakmayym
Kör olsun gözlerim sürme çekmeyim
39
Gesi Ba?larynda attym urgany
Üstüme örttüler gurbet yorgany
Benim anam çifte kessin kurbany
Ne deyip a?layym hep alnymyn yazgysy
Kader böyle imi? onmaz bazysy
40
Gesi Ba?larynda dikili ta?lar
Benden selam söylen hey uçan ku?lar
Memlekette kaldy yaren yolda?lar
Örtün pencereleri esmesin yeller
Dertli oldu?umu bilmesin eller

41
Her boyadan bir boyaly ta?ym var
Ya?ym küçük ne belaly ba?ym var
Fele?inen dö?ü?ecek i?im var
El kadar alnymda türlü türlü yazym var
Evvel bir ba?ymdy, ?imdi körpe kuzum var

42
Anam kirmenini alsyn eline
Tarasyn yününü taksyn beline
Gelsin baksyn yavrusunun haline
Ben gülsem oynasam yasak diyorlar
Varyny elinden alsak diyorlar
43
Ba?yna bürünmü? el kadar astar
Asker babasyny yavrular ister
Benim yarim diye yolunu gözler
Neyleyim dünyada yar olmayynca
Domurcuk gül iken koklanmayynca
44
Gesi ba?larynda ötü?en ku?lar
Hayyra çykmady gördü?üm dü?ler
Yyldan yyla meyva veren a?açlar
Dev?irdim çiçe?i dalda ne kaldy
Gidiyom gurbete burda nem kaldy

45
Gesi ba?larynda salkym sö?ütler
Anam yok ki versin bana ö?ütler
Gün görüp gidiyor benden kötüler
Neyleyim neyleyim hep alnymyn yazysy
Gülmemi? bu dünyada anamyn kuzusu

46
Oca?ymy çattym herenim yoktur
Söküldü sim saçym örenim yoktur
Kapydan içeri girenim yoktur
Gel otur yanyma ba?ymyn tacy
Ayrylyk ekme?i zehirden acy
47
Gesi ba?larynda açyldy güller
Sevdi?i yanymda sefada eller
Hep bize tokandy yaramaz diller
Ben gülsem oynasam yasak diyorlar
Varyny elinden alsak diyorlar
48
Ary olsam her çiçe?e konarym
Yar yitirdim yana yana ararym
Var my benim ?u Gesi’ye zararym
Atma anam atma beni da?lar ardyna
Kimseler yanmasyn anam yansyn derdime

49
Gesi dedikleri bir çatal dere
Ahbaplar içinde yüre?im yara
Çok emekler verdim vefasyz yere
Örtün pencereler esmesin yeller
Dertli oldu?umu bilmesin eller

50
Yine kalaylandy sofanyn ta?y
Silerim silerim gitmez gözümün ya?y
Benim çektiklerim bir soysuz yasy
Me?er ta?a biber ekilmez imi?
Kötülerin kahry çekilmez imi?
51
Anam beni ne hal ile do?urdu
El kapysy hamur etti yo?urdu
Gücüm yeter yetmez i?ler buyurdu
Gurbet elde neler geldi ba?yma
Anam yok ki ?u derdime katyla
52
Anam mendilimi düremiyorum
Yalnyzym evlere giremiyorum
Anasyz babasyz duramyyorum
Neyleyim neyleyim hep alnymyn yazysy
Gülmemi? bu dünyada anamyn kuzusu

53
Anam yok ki a?ydymy dinlesin
Babam yok ki ?ikayetim dinlesin
?u cahil gönlümü kimler eylesin
El kadar alnymda türlü türlü yazym var
Evvel bir ba?ymdy,?imdi körpe kuzum var

54
Gesi ba?larynda gülüm duruyor
Hangi dala yuva yapsam kuruyor
Bülbül bile kadersizi biliyor
Ne deyip a?layym hep alnymyn yazysy
Onmaz imi? güzellerin bazysy
55
Yazmam gül yapra?y düremiyorum
Yalnyzym evlere giremiyorum
Söktüm sim saçymy öremiyorum
Dev?irdim çiçe?i benim dalda ne kaldy
Gidiyom gurbete benim burda nem kaldy
56
Bellettim ba?ymy yemedim üzüm
Kaynattym pekmezi gelirim güzün
Garibe vermezler bir salkym üzüm
Neydeyim a?layym alyn yazysy
Kader böyle imi? onmaz bazysy

57
Bu yyl çiçek çoktur dallar götürmez
Da?lar diken olmu? kervan oturmaz
Benim ba?rym yaz olmu? sitem götürmez
E?il da?lar e?il yari göresim geldi
Siyah zülfümü yüzüne süresim geldi

58
Yüceden kaldyryn gelin ölüsü
Elmalar donatyn sö?üt dolusu
Bana derler kadersizin birisi
Dertli diye ça?yrsynlar adymy
Yazmamynan ba?lasynlar ba?ymy
59
Yazmam gül yapra?y karanfil irenk
Aksine vuruyor devran-y felek
Gesi ba?larynda Leyla diyerek
Ah neyleyim ?u alnymyn yazysy
Onmaz imi? güzellerin bazysy
60
Bana gül diyorlar neme güleyim
Ayrylyk serime dü?tü neyleyim
Anamdan do?aly ben de böyleyim
Gel otur yanyma boyu posu güzelim
Gülemem a?larym ah çekerim gezerim

61
Çyrpyny çyrpyny yuvadan uçtum
A?layy a?layy bu hale dü?tüm
Getirin anamy babamdan geçtim
Neyleyim neyleyim hep alnymyn yazysy
Gülmemi? dünyada, anamyn kuzusu

62
Çyra yanmayynca ceviz mi kavlar
Ci?er yanmayynca gözler mi a?lar
Oturum a?lasam divane derler
Gel otur yanyma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim
63
Gesi ba?larynyn yylany olsam
Dolany dolany yanyna varsam
Uyusam uyansam derdime yansam
Hep yalan oldu o geçen günler
Bahçede ötmez oldu bülbüller
64
Gesi ba?laryny gördün mü bilmem
Topra?yna ba?da? kurdun mu bilmem
Gizli syrlaryma erdin mi bilmem
Gel otur yanyma hallerimi söyleyim
Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim

65
Gesi ba?laryndan geçemiyorum
Az doldur kadehi içemiyorum
Anamdan babamdan geçemiyorum
Ölüm olmasyn da ayrylyk olsun
Bize sebep olan içten vurulsun

66
Gesi’ye giderken yolun sa?ynda
Güller açmy? nazly yarin ba?ynda
Yeni de?mi? on üç on dört ça?ynda
Gel otur yanyma boyu posu güzelim
Dost dü?man yanynda güler oynar gezerim
67
Gesi’ye giderken yolum ayryldy
Bindim arabaya ba?ym çevrildi
Siyah saçym sa? yanyma devrildi
E?il da?lar e?il yari göresim geldi
Siyah zülfünü yüzüme süresim geldi
68
E?ik arasynda fenerim yitti
Fele?in etti?i gücüme gitti
Bana etti?ini kimlere etti
Atma garip anam beni da?lar ardyna
Kimseler yanmasyn anam yansyn derdime

69
Ellerin mektubu gelir okunur
Benim yüre?ime hançer sokulur
Bugün posta günü canym sykylyr
Atma garip anam yazylara yabana
Ke?ke verseydin köyümüzdeki çobana

70
Evere?in bayyryna düzüne
Döndüm baktym karlar ya?my? izime
Uyma dedim uydun eller sözüne
Sa? olanlar bir gün olur kavu?ur
Küs olanlar bir gün gelir bary?yr
71
Gesi’nin etrafy tozlu yol m’ola
Salyny salyny gelen yar m’ola
Urgan atsam ölsem ölüm zor m’ola
?imdi ben anladym onmady?ymy
Daha çilelerimin dolmady?yny
72
Gesi’nin evleri kemer kemerdir
Derdim içimde küme kümedir
A?lamak dururken gülmek nemedir
Örtün pencereleri esmesin yeller
Dertli oldu?umu bilmesin eller

73
Söktüm sim saçymy örenim yoktur
Kapydan içeri girenim yoktur
A?lasam syzlasam görenim yoktur
Do?urmaz olsaydyn anam ba?ym belaly
Bir murat almadym anamdan do?aly

74
Salkym sö?üt gibi dallarym yerde
Gözlerim gözlerim gözlerim yolda
Götürün anama evleri nerde
Gurbet elde neler geldi ba?yma
Anam yok ki ?u derdime katlana
75
?u da?lara çyksam yolu arasam
Mendilim elimde döne döne a?lasam
Anam yok ki ben derdimi söylesem
Ne deyim a?layym alyn yazysy
Kader böyle imi? onmaz bazysy
76
Tel tel olur Kayseri’nin ovasy
Yüzüne bakmadym karyn doyasy
Taze olur evlilerin boyasy
Ne deyip a?layym alyn yazysy
Gülüp oynamyyor gelinlerin bazysy

77
Yüce da? ba?yna gelmesin eller
Bu gün efkarlyyym açmasyn güller
Diz dize gelip de döktü?üm diller
Ne deyip a?layym bu böyle olmaz
Kullaryn ba?yna gelmedik kalmaz

78
Gesi ba?laryndan indi bir firek
Bu mektubu yazan dertli bir yürek
Gönderin anamy o bana gerek
Yaz yaz mektubu postaya byrak
Varamam yanyna yollar pek yrak
79
Gesi’ye gidenin ba?ry ta? gerek
Aty saltanatly bir karde? gerek
A?lamak dururken gülmek ne gerek
Yas tutsun ellerim kyna yakmayym
Kör olsun gözlerim sürme çekmeyim
80
Sofraya oturdum gelin kyz gibi
Gözüme bakarlar imkansyz gibi
Ortadaki yemek acy tuz gibi
Gel otur yanyma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim

81
Gü?ümlere su doldurdum ylymy?
Benim kader ilk ak?amdan uyumu?
Ne yapayym dostlar yazym bu imi?
Örtün pencereleri esmesin yeller
Dertli oldu?umu bilmesin eller

82
Gesi ba?laryny belleyen olsa
?u cahil gönlümü e?leyen olsa
Beni de anama yollayan olsa
Gel otur yanyma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim
83
Gesi ba?larynda kaynar kum idim
Ben eller içinde yanan mum idim
Ibdy Allah, sonra senden umudum
Gel otur yanyma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim
84
Merdivenden tykyr tykyr inerken
Yazmasy boynuma dolanyr severken
Uyumu?um ak gerdandan emerken
Örtün pencereler de?mesin yeller
Bu gün efkarlyyym gelmesin eller

85
Gesi ba?larynda has nane biter
Bana bir hal oldu ölümden beter
Sevdi?im etti?in canyma yeter
Yaz yaz mektubunu postaya byrak
Varamam yanyna, yollar çok yrak

86
Gül koymu?lar menek?enin adyny
Almadym dünyadan ben muradymy
Ben ölürsem dertli koyun adymy
Atma garip anam yazylara yabana
Ke?ke verseydin beni köyümüzdeki çobana
87
Bu nasyl tecelli bu nasyl kader
Derdim içimdedir ne bilsin eller
Oturup a?lasam deli mi derler
Neyleyim, neyleyim hep alnymyn yazysy
Gülmemi? bu dünyada anamyn kuzusu
88
Gesi ba?larynda gül ile çayyr
Ana ben ölüyom ba?yny çevir
Kaynanam imansyz, güveyin ***
Ne diyeyim a?layayym alyn yazysy
Kader böyle imi? onmaz bazysy

89
Elimi atmadyk dallar my kaldy
Ba?yma gelmedik haller mi kaldy
Beni söylemedik diller mi kaldy
El kadar alnymda türlü türlü yazym var
Evvel bir ba?ymdy ?imdi körpe kuzum var

90
Gesi ba?larynda gül ile susam
Tecellisi olmaz yerine küsen
Candan kimsem yok derdimi desem
El kadar alnymda türlü yazym var
Evvel yalnyzdym ?imdi kuzum var
91
Anam yok ki diye diye a?lasyn
Babam yok ki ku?a?ymy ba?lasyn
Karde? yok ki salacamda ba? tutsun
Atma garip anam yazylara yabana
Ke?ke verseydin köyümüzdeki çobana
92
Bülbüle su verdim altyn tasynan
Yolunu beklerim bir hevesinen
Günlerim geçiyor ah u zarynan
Örtün pencereler esmesin yeller
Dertli oldu?umu bilmesin eller

93
Gesi ba?larynda gül ile nergis
Sabahlar olmuyor sevdi?im sensiz
Cennetin kö?künde duramam sensiz
Ölüm olmasyn da ayrylyk olsun
Bize sebep olan Allah’tan bulsun

94
Gesi ba?larynda bir tarla nohut
Anam ben ölüyom bir yasin okut
Küçük karde?imi yarime büyüt
Örtün pencereler esmesin yeller
Dertli oldu?umu bilmesin eller
95
Da?dan yuvarlandy kayalarymyz
Gam ile yo?ruldu mayalarymyz
N’ola ta? do?uraydy analarymyz
Ne deyim a?layym hep alyn yazysy
Kader böyle imi? onmaz bazysy
96
Kuruldu kanadym kefenim yoktur
Kapydan içeri girenim yoktur
Gurbette anamyn haberi yoktur
Beklerim yolunu gelene kadar
Çekerim derdini ölene kadar

97
Kütür kütür kyrdyn felek dalymy
Kimselere diyemiyom halimi
Ben sana ne yaptym Allah’yn zalimi
Neyleyim neyleyim hep alnymyn yazysy
Gülmemi? bu dünyada anamyn kuzusu

98
Gesi ba?larynda dolanyyorum
Yitirdim yarimi aranyyorum
Bir çift selamyna güveniyorum
E?il da?lar e?il gülleriniz açty my
Benim sevdice?im burdan geçti mi
99
Ya?mur ya?ar ince elek tülbentten
Kurtar Allah beni gayri gurbetten
Ölmeyince kurtulu? yok bu dertten
Yol ver da?lar ben gideyim sylama
Sylam zümrüt ye?ili buna nasyl dayana
100
Gesi ba?larynda bir top gül idim
Ya?mur ya?dy güne? vurdu eridim
Evvel yarin sevdice?i ben idim
Gel otur yanyma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim

Gesi Ba?lary Türküsü, S.Burhanettin Akba?-Mehmet Özet, Geçit Yayynlary, Kayseri, 2001

_________________
Ne mutlu Türkçe konuşana
Kullanıcı kimliğini gösterS.Burhanettin AKBAŞ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder
Türkü öykülerine katkıda bulunan tüm dilimiz.com dostlarına armağanım olsun:

TÜRKÜZ TÜRKÜ ÇAĞIRIRIZ

Dünya dolsa şarkıyılan
Türküz türkü çağırırız
Yola gitmek korkuyulan
Türküz türkü çağırırız

Türküz Türkler yoldaşımız
Hesaba gelmez yaşımız
Nerde olsa savaşırız
Türküz türkü çağırırız

Türklerdir bizim atamız
Halis Türküz kanı temiz
Şarkı gazeldir hatamız
Türküz türkü çağırırız

Bayramlarda düğünlerde
Toplantıda yığınlarda
Sıkılınca dar günlerde
Türküz türkü çağırırız

Yaylalarda yataklarda
Odalarda otaklarda
Koyun gibi koytaklarda
Türküz türkü çağırırız

Su başında sulaklarda
Türkün sesi kulaklarda
Beşiklerde beleklerde
Türküz türkü çağırırız

Hep beraber gelin kızlar
Bile coşar o yıldızlar
Koşulunca çifte sazlar
Türküz türkü çağırırız

İnler Veysel arı gibi
Bülbüllerin zarı gibi
Turnalar katarı gibi
Türküz türkü çağırırız

AŞIK VEYSEL
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 05 Şub 2008
Bildiriler: 44
Şehir: Ankara
Alıntıyla Cevap Gönder
Çamlığın Başında Tüter Bir Tütün (Ziya'nın Türküsü)

"At Üstünde Kuşlar Gibi Dönen Yar
Gendi gidip ehbabları kalan yar" nakaratıyla söylenen Ziya Türküsünün Hikayesi şöyledir:

Ziya yakışıklı bir delikanlıdır. Yozgat'ın Karacalar Köyündendir. Aynı köyden Fikriye adlı kızı sever ve nişanlanır. Fikriye'nin babası Karacalar Köyü imamı Ali Hocadır. Ali Hoca Kızıltepe Köyüne imam olur. Ziya sık sık nişanlısını görmeye at sırtında gider. İki tarafta birbirini oldukça sevmektedir. Ziya bir gün ekin sularken üşütmüş ve karın ağrısından şikayet etmektedir. Doktora gider ama fayda bulamaz, bir hafta içinde ölür. Bir başka söylentiye göre, Ziya Bey yakışıklı, at düşkünü, çok iyi atan binen, iyi cirit oynayan bir yiğittir. İki köy arasında oynanan ciritte attan düşer orada ölür. Fikriye, nişanlısının ani ölümü karşısında duyduğu acıyı ve kederi şiire döker böylece Ziya Türküsü ortaya çıkar. Ağıtın tamamı 30 kıtadır. Yozgat'ta çok sevilen ve söylenen bir türküdür.


ZİYA TÜRKÜSÜ (Fikriye'nin Söylediği Şekliyle)

Çamlığın başında tüter bir tütün;
Acı gormiyenin yürüğü bütün
Ziya'nın atını pazara tutun
Gelen geçen Ziyam ölmüş desinler.

At üstünde guşlar gibi dönen yar,
Gendi gidip ehbabları yanan yar.

Benim yarim yaylalarda oturur
Ak elini soğuk suya batırır
Demedim mi yarim ben sana
Çok muhabbet tez ayrılık getirir.

At üstünde guşlar gibi dönen yar,
Gendi gidip ehbabları yanan yar.

Ham meyveyi koparttılar dalından
Ayırdılar beni nalı yerimden
Demedimmi nazlı yarim ben sana
Çok muhabbet tez ayrılık getirir.

At üstünde guşlar gibi dönen yar,
Gendi gidip ehbabları yanan yar.
Kullanıcı kimliğini gösterSatılmış ÇALIK tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
TÜRKÜ ÖYKÜLERİ
Bu yazışma ortamında yeni konular açamazsınız
Bu yazışma ortamında bildirilere cevap veremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri değiştiremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri silemezsiniz
Bu yazışma ortamında anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm saatler GMT +2 Saat  
1. sayfa (Toplam 2 sayfa)  

  
  
 Cevap Gönder  
Yeni Sayfa 2