Ana Sayfa
DİLİMİZİ KORUYALIM, ONA SAHİP ÇIKALIM
TÜRK DİLİ SEVDALILARININ BULUŞMA YERİ
Cevap Gönder
Yazı Dilimizle Konuşma Dilimiz Arasındaki Farklılıklar
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 21 Nis 2005
Bildiriler: 3
Şehir: Ankara
Alıntıyla Cevap Gönder
Bildiğimiz üzere, Türkçemiz yazıldığı gibi konuşulan bir dildir. Ne var ki bazı kelimeleri telaffuz ederken tedirginlik yaşıyorum. Burada söz konusu kelimelere bazı örnekler vereceğim. Görüşlerinizi benimle paylaşırsanız sevinirim.
"Geleceğim" kelimesini ele alalım. Konuşurken kaçımız bu kelimeyi yazıldığı gibi kullanıyoruz? Bu şekilde kullananlar bir elin parmaklarının sayısını geçmez. Kolayımıza gelen ve yaygın olan söyleyiş ise "gelcem" şeklinde olanıdır. Ya da "karşılayayım" kelimesine bakalım. Buradaki yaygın kullanım ise "karşılayım" şeklindedir.
Bu şekilde daha pek çok örnek verilebilir. Peki sizce hangisi doğru kullanımdır?
Kullanıcı kimliğini gösterkenyali tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türkçe okunduğu gibi yazılmaz
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Nis 2005
Bildiriler: 15
Şehir: Ankara
Alıntıyla Cevap Gönder
Bunu ben değil Muharrem ERGİN Hoca söylüyor. Bencede doğru bir kavram ifadesidir kanısındayım. Çünkü Türkçe'de inceltme işareti denilen bir işaret vardır. Bu kelimenin okunuşunu değiştirir; ama bu ifade ettiğiniz kullanımlar için geçerli değildir. Türkçe'de sesli harfler kolay kolay düşmez. Hele "gelcem" gibi bir kullanım söz konusu bile olmamalıdır. Bence biz ısrarla "geleceğim" demeliyiz. Hatta ben "burda" kelimesinin de yanlış kullanıldığını düşünüyorum. Bence "burada" şeklinde ifade etmeliyiz. Bu yanlış kullanımlar sadece bir özentinin neticesinde hasıl olmuştur. Güzel Türkçe'mizi güzel kullanmak bizim için üstün bir değer olmalıdır.
Kullanıcı kimliğini gösterMuhammet Ali tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türkçe konu?uldu?u gibi yazylmaz,yazyldy?y gibi konu?ulur.
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Nis 2005
Bildiriler: 5
Şehir: Ankara
Alıntıyla Cevap Gönder
Bence de Türkçe yazıldığı gibi konuşulmalıdır. Böylece insanlar arasındaki konuşma farklılıkları ortadan kalkar. Eğer herkes kafasına göre konuşmuş olsaydı -ki maalesef böyle konuşanlar hiç de az değil ortaya çok tuhaf kelimeler çıkardı. Örneğin: NAPIYON kelimesi. Sizce bu kelimenin NE YAPIYORSUN kelimesiyle bir benzerliği var mı? İşte birçok insan sırf harften tasarruf edeyim ya da söylemesi kısa olsun diye Türkçemizi böyle katlediyor. Bana göre biz ne olursa olsun Türkçe nasıl yazılıyorsa öyle konuşulmalı düşüncesinde olmalıyız. Böyle böyle Türkçe katillerinin önüne geçebiliriz. Haksız mıyım sizce?
Kullanıcı kimliğini gösterzeynep ç. tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türkçe yazyldy?y gibi okunmayan bir dildir.
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 06 Hzr 2005
Bildiriler: 117
Alıntıyla Cevap Gönder
Evet arkadaşlar, sizi düş kırıklığına uğratacağım için şimdiden sabır ve anlayış diliyorum.

Türkçe yazıldığı gibi okunmayan bir dildir. Öyle olsaydı okunduğu gibi de yazılması gerekmez miydi? Bu konu yine burada başka odalarda konuşuldu. Ben uzatmak istemiyorum.

Her şeyden önce Türkçenin yazma ve okuma kuralları ayrıdır. Yazıldığı gibi okunur sözünü kim uydurdu onu inanın ben de bilmiyorum. Ben yine de nasıl konuşulduğuna dair küçük bilgiler vereyim size.

1. Bugüne kadar hiç kimse YAPMAYACAĞIM demedi. (Bir kaç zorlama dışında elbette Wink ) Çünkü Ğ Türkçede seslendirilmez. Ğ'nin dilimizde 3 etkisi vardır:

a. Kendinden önceki sesin süresini yarısı kadar uzatır: Ağaç=A:aç (Burada ilk A 1 birim uzunlukta kabul edilirse, Ğ ile süresi 1,5 birim olur. Sonraki a da 1 birim kabul edildiğinde bizim aslında 2,5 birim a deyip hemen arkasından da ç sesini eklediğimiz ortaya çıkar ki doğrusu da budur)

b. Kimi zaman Y gibi okunur: Teğmen=teymen

c. Kimi zaman da V gibi okunur: Göğde=gövde (Bu kural sonradan yazıya da geçmiştir. Artık V olarak yazılır.)

2. Küçük ünlü uyumu yalnızca kitapta yazılı olan bir bilgi değil, konuşma sırasında da oldukça etkin işleyen bir kuraldır. Önce kısaca anımsatayım:

Küçük Ünlü Uyumu

1. 2. 1. 2.
a> y - a ________ e> i - e
y > y - a ________ i > i - e
o> u - a ________ ö> ü- e
u> u - a ________ ü> ü- e


Özellikle yor ve cek eklerinden önce gelen ünlü, yukarıda gösterilen küçük ünlü uyumunun 1. seçeneğine göre konuşma sırasında değiştirilir. (Bu kural yor ekinde yazıya da geçtişinden çok zorlanılmaz Wink )

Sözgelimi:

Al köküne yor eklediğimizde ne yapıyorsak, cak ekinde de aynısını yapacağız (okuma sırasında)

Al y yor
yani
Al a cak yazıp, küçük ünlü uyumunu işleteceğiz ve
Al y cak diye okuyacağız.

(Bunu daraltma etkisiyle açıklayanlar da vardır. Ben küçük ünlü uyumunu daha uygun buluyorum.)

3. a-ya eklerinin okunmasına gelince: Eğer sözcük sonundaysa ya da kendinden sonra rek eki varsa büyük ünlü uyumuna da uyarak ıya ya da iye okunur.

Gelmeye=Gelmiye
Oturmayarak=Oturmıyarak

Eğer kendisinden sonra özellikle cek eki varsa; bu durumda büyük ünlü uyumuna uymaz ve ister aya ister eye isterse uya olsun, tamamı uzun i olarak okunur:

Gelmeyecek=Gelmi:cek
Oturmayacak=Oturmi:cak

Aslında daha pek çok kural var. Şimdilik bununla idare edin Very Happy
Kullanıcı kimliğini gösterDorukhan tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 21 Tem 2005
Bildiriler: 4
Alıntıyla Cevap Gönder
Merhaba arkadaşlar,
Sayın Dorukhan arkadaşımın dediklerine sonuna kadar katılıyorum. Gerçekten de Türkçe yazıldığı gibi okunan bir dil değildir. (Dünyada böyle bir dil var mı onu da bilmiyorum) Her dilin yazım kuralları ile telaffuz kuralları birbirinden farkıldır. Hatta bazı ses olayları anlatılırken sadece söylenişte geçerlidir diye belirtilir. Türkçenin yazıya geçmeyen birçok ses olayı var ve bu da yazı ile telaffuzu farklı kılar. Bir kısmını yukarıda Dorukhan arkadaşım çok güzel açıklamış, ben bir iki ilave yapayım yalnızca: Yazıda "ağabey" olan sözün söylenişte "abi" biçiminde dillendirilmesi gibi. Ayrıca yine söylenişte geçerli olan "Ulama" kuralının yazıda gösterilmemesi gibi... Ulamayla yazmak mümkün olmadığı gibi ulamasız söylemek de neredeyse mümkün değil. Bu bakımlardan da Türkçe iddia edildiği gibi yazıldığı gibi konuşulan bir dil kesinlikle değildir.

Saygılar
Kullanıcı kimliğini gösteraliye tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 06 Hzr 2005
Bildiriler: 117
Alıntıyla Cevap Gönder
Sevgili Aliye Hanım'a teşekkür ederim.
Hemen ardından da ekleyeyim; Aliye Hanım'ın belirttiği "ağabey" sözcüğünün neden "a:bi" şeklinde okunduğu konusu da Ğ'nin okunuşu konusunun a şıkkında belirtilmiştir. Tıpkı Ağaç örneğinde olduğu gibi burada da ağa sözü 2,5 birim sürelik a olarak okunur. (Belirtmeliyim ki Türkçe'de uzun ses yoktur. Seslerin uzun okunmasını sağlayan Ğ vardır.)

"Bey" sözcüğünün okunasına gelince; o da bir zamanlar biy olarak okunmuş. Benim düşüncem o etkiyle yine biy ya da bi olarak okuyoruz. (y'nin daraltma etkisidir diyenler olabilir)

Kısaca yine Türkçe'nin o eşsiz kuralları görev başındadır ve biz de bu nedenle ağabey yazıp a:bi diye okuruz. (bkz: bu konudaki ilk yazım, madde 1-a Very Happy ) Yani abi yazarsanız (bir zamanlar mektuplarda yakınlık, içtenlik belirtisi olarak böyle yazmışlardı) abi diye okunur; ancak ağabey yazılırsa a:bi diye okunur. Very Happy

Herkese sevgiler, saygılar...
Kullanıcı kimliğini gösterDorukhan tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Sayın Dorukhan,

Türkçemizin yazılış ve okunuşunun farklı olduğu ile ilgili yazınızda, "Kısaca yine Türkçe'nin o eşsiz kuralları görev başındadır ve biz de bu nedenle ağabey yazıp a:bi diye okuruz." ifadenizle ilgili kuralları yazınızın üst paragraflarında izah etmişsiniz. İlgiyle okudum.

Bu kurallara bu güne dek hiç uymamışım demekki, dil tembelliği yaptığım zamanlar hariç!. Ben bu güne dek 'Ağabey' yazısını hiç 'abi' diyerek okumadım. Ayrıca yine sizin ifadenizde geçen, "1. Bugüne kadar hiç kimse YAPMAYACAĞIM demedi." 'YAPMAYACAĞIM' ıda ben hiç bir zaman başka türlü demedim. Sürekli 'YAPMAYACAĞIM' olarak söyledim. Türkçemizde sözcüklerin yapısı bir usule uygun olarak heceler birleşmesiyle meydana gelir. Bildiğim kadarı ile de heceler yazıldığı gibi okunur, söylenir ve söylendiği gibi yazılır. Örnek olarak verdiğiniz sözcük 'ağabey' hecelenerek okunduğunda aynen yazılan şekliyle okunmuş olur. Bu böyleyken ben sizin savınıza uygun okuyacak olursam hecelerin okunuşlarınıda değiştirmiş olurum. Bu takdirde de bahsettiğiniz kuralları çiğnemiş olurum.

Yine bir satırınızda, "c. Kimi zaman da V gibi okunur: Göğde=gövde (Bu kural sonradan yazıya da geçmiştir. Artık V olarak yazılır.)" ifadesi bulunmaktadır. Sizin bu örneğinizi ben başka bir örnekle karşılaştıracak olursam; 'Göğüs=gövüs' olması gerekir. Sizin örneklediğiniz Göğde, gövde olarak değişime uğramıştır ifadenizdede bir yanılgı vardır, zira bu gün biz beden anlamına gelen sözcüğü göğde olarak değil gövde olarak yazmakta, okumakta ve söylemekteyiz. Bu da sizi kendi savınızla çelişkiye düşürmektedir. Bilmem yanılıyor muyum?.

Halk ağzı ile yazım dilini karşılaştırdığımızda bu yazım-okuma farklılığını görmekteyiz. Bu farklılık bir kural olarak nitelendirilemez, zira dil tembelliği yapan her kişinin farklı farklı telaffuzu olacaktır. 'ağabey'i biri 'abi' olarak seslendirirken bir diğeri 'abiy' olarak, bir başkası ise 'abey' olarak seslendirmektedir.

Bunları yazarken yine de kendime "-acaba ben mi sorunu anlayamadım!" sorusunu sormadan edemedim!. Açıklama gelirse sevinirim, bilgisizliğimi bana bırakarak!.

Saygılarımla.


En son Ertuğrul ÖLCE tarafından Pzr Ekm13, 2013 14:13 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 16 Eyl 2005
Bildiriler: 312
Alıntıyla Cevap Gönder
Sayyn Ertol;

Elbette insanlar doğru bildikleri biçimde konuşmaya özen göstereceklerdir. Bizlere ilkokul sıalarında hep "Türkçe yazıldığı gibi okunan bir dildir." dedikleri için aklımıza yer etmiş ve biz de durumun gerçekten böyle olduğunu düşünmüşüz. Oysa Sayın Dorukhan'ın ve Aliye Hanımın da belirttikleri gibi "Türkçe gerçekten de yazıldığı gibi okunmayan bir dildir." Belki bu tanımı şöyle düzeltebiliriz:"Türkçe, yazıldığı gibi okunmaya en yakın dillerdendir." Gerçi yine sonuç değişmiyor; ama tanım yumuşatılmış oluyor.

Söylediklerinize gelince; siz elbette yapmayacağım diye okuyor, söylüyor olabilirsiniz; ama baktınız mı çevrenizde kaç kişi böyle konuşuyor? Televizyonda dille ilgili bir tartışma sırasında Prof. Mehmet DOĞAN bu tür bir soruyu şöyle yanıtlamıştı: "Ğ'yi bir tek ilkokul öğretmenleri seslendirir." O da yalnızca ilgili derste... Onun nedeni de, işte anlamını bile düşünmeden söyledikleri yazıldığı gibi okunur tanımlamasıdır. Sanırım sizi yanıltan da bu oldu.

V gibi okunma konusu doğrudur; ama sizin de dediğiniz gibi göğüs=gövüs olmaz. Oysa sizin de bildiğiniz gibi ikisi de aynı kökten gelir. Bunu da yine alıntı yaptığınız şıkta Sayın Dorukhan "kimi zaman" diyerek açıklamış. Yani her zaman değil kimi zaman, ara sıra... Tıpkı güğercin=güvercin gibi.

"Yalnızca dil tembelliği ettiğim zamanlarda böyle konuşuyorum" demişsiniz. Doğrudur. Dil aslında tembelliği sever. Hatta bu konuda bir de "En az çaba yasası" denilen bir tanımlama vardır. Kısaca, çok uğraş vermeden konuşmaya çalışmak anlamına gelir. Türkçenin konuşma kuralları bu çabanın kimi yasalarıyla uyum sağlasa da pek çoğuna da karşı çıkar. Konuşmada kolaylık aranır; ama gevşekliğe ya da boğumlanma tembelliğine düşmeden yapılmalıdır. Yapmayacak=yapmi:cak olur; ama yapmıyor=yapmıyo olmaz. hele yapcak, etcek türü konuşmalar da konuşma kurallarına uygun düşmez. Bunlar boğumlanmada ihmal olarak değerlendirilir.

Özellikle TRT'nin haber sunucularını ve gerçek tiyatrocuları (mankenleri değil) dinlerseniz, bu kuralların ne kadar ince, ne kadar tatlı bir uygulamayla sergilendiğine, insan kulağının bunu dinlerken nasıl da mutlu olduğuna siz de tanık olursunuz.

Saygılarımla...
Kullanıcı kimliğini gösterMehmet Çömez tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Sayın Çömez,

Bana hitaben yazdığınız iletiyi okudum. Teşekkür ederim. Bu iletiniz bana olduğu kadar benim gibi düşünenler için de düşün ufkunu geliştirmesine yardımcı olacaktır.

Sayın dorukhan verdiği örnekte sözgelimi olarak;

"Al köküne yor eklediğimizde ne yapıyorsak, cak ekinde de aynısını yapacağız (okuma sırasında)

Al ı yor
yani
Al a cak yazıp, küçük ünlü uyumunu işleteceğiz ve
Al ı cak diye okuyacağız."
demektedir.

Bu sözcüğün alacağım halini örnek alırsak alacağım yazıp alıcai:ım, alicai:im olarakmı okumamız gerekmektedir. Eğer böyleyse , ben bu haliyle söyleyemem, dilim dönmez.

Yine,

"3. a-ya eklerinin okunmasına gelince: Eğer sözcük sonundaysa ya da kendinden sonra rek eki varsa büyük ünlü uyumuna da uyarak ıya ya da iye okunur.

Gelmeye=Gelmiye
Oturmayarak=Oturmıyarak

Eğer kendisinden sonra özellikle cek eki varsa; bu durumda büyük ünlü uyumuna uymaz ve ister aya ister eye isterse uya olsun, tamamı uzun i olarak okunur:

Gelmeyecek=Gelmi:cek
Oturmayacak=Oturmi:cak"
bu kurala göre; Oturmayacağım[b] sözcüğünü [b]Oturmiyacim! gibi mi söylemem gerekecektir. Eğer buda böyle okunacaksa gerçekten çok komik bir ses çıkmış olur ağzımızdan.

Bir başka cümlede;

"V gibi okunma konusu doğrudur; ama sizin de dediğiniz gibi göğüs=gövüs olmaz. Oysa sizin de bildiğiniz gibi ikisi de aynı kökten gelir. Bunu da yine alıntı yaptığınız şıkta Sayın Dorukhan "kimi zaman" diyerek açıklamış. Yani her zaman değil kimi zaman, ara sıra... Tıpkı güğercin=güvercin gibi." Peki soruyorum, bir kuralı uygulamada eğer kimi zaman denirse, bu kimi zamanı ben de keyfi olarak istediğimde 'Ğ', yi 'V' yaparak kullanabilir miyim?. Bu kural kuralsızlık olmaz mı?

Bu bahsi geçen kuralları uygulamaya sunan dilciler, hangi gerekçelerle bunu ileri sürdüklerini gerekçeli raporları ile kamuoyuna açıklamışlar mıdır?

Kanımca insanlarımızın büyük bir çoğunluğu (yazım) dilimizdeki sözcükleri yazdıkları gibi telaffuz etmediklerinden (ağız) / kolaya kaçtıklarından / dilleri dönmediğinden 'Türkçe yazıldığı gibi okunmayan bir dildir.' denilerek yine kolaylığa kaçılmış, eşsiz özellikleri olan dilimizin gereksiz yere 'Türkçe yazıldığı gibi okunan bir dildir.' özelliği yok edilmiştir. Halbuki doğru seslendirebilenler yazıldığı gibi seslendirebilmeli, seslendiremeyenler de dili döndükçe seslendirmeye çalışmalıydılar dememiz gerekirdi diye düşünüyorum.

Saygılarımla,


En son Ertuğrul ÖLCE tarafından Cum Ekm30, 2015 11:31 tarihinde değiştirildi, toplamda 4 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 16 Eyl 2005
Bildiriler: 312
Alıntıyla Cevap Gönder
Sayın Ertol;

Sırasıyla, dilim döndüğünce, aklım erdiğince yanıtlamaya çalışayım:

1.
Alıntı:
alacağım yazıp alıcai:ım, alicai:im olarak mı okumamız gerekmektedir. Eğer böyleyse , ben bu haliyle söyleyemem, dilim dönmez.

Benim de dönmez gerçekten Very Happy zaten işlem şöyle gerçekleşir:

al a ca?(k) ym
Ylk i?lem, ikinci a sesinde gerçekle?ir ve y'ya döner: aly
Ykinci olarak, ? kendinden önceki sesi uzatyr: alyca:
Son olarak; ?'den sonra gelen y, kendini önceki ünlüye katarak onu daraltır: alycà:m diye okunmuş olur. (Anlatırken uzun sürüyor; ama konuşurken daha kolay Very Happy )

2.
Alıntı:
Oturmayacağım sözcüğünü Oturmiyacim! gibi mi söylemem gerekecektir. Eğer bu da böyle okunacaksa gerçekten çok komik bir ses çıkmış olur ağzımızdan.

Haklısınız. Elbette böyle söylemeyeceksiniz. Bu kural şöyle uygulanır:
İlk olarak; cak ekinden önceki aya daha önce de söylendiği gibi büyük ünlü uyumuna da uymaz ve uzun i olarak okunur: oturmi:
Sonra, yine ? kendinden önceki sesi uzatır: oturmi:ca:
Ve yine ?'den sonraki y kendini önceki ünlüde eriterek onu daraltır: oturmi:cà:m olarak okunur.

Burada İstanbul ağzındaki bir ayrımı belirtmek isterim: Eğer sözcük ince ünlülürden oluşuyorsa cek eki iyice daralır: gelmeyeceğim=gelmi:ci:molur. Bu, kalın ünlülerden oluşan sözcüklerde olmaz. Yani; oturmi:ci:m denmez.

3.
Alıntı:
Peki soruyorum, bir kuralı uygulamada eğer kimi zaman denirse, bu kimi zamanı ben de keyfi olarak istediğimde '?', yi 'V' yaparak kullanabilirmiyim?. Bu kural kuralsızlık olmaz mı?

Bunu keyfi olarak yapamazsınız. İyice yaygınlaşmış, neredeyse tamamını etkilemiş olmasy gerekir. Öyle olsaydı soğan sözcüğünü de sovan olarak okumamız gerekirdi. Çünkü kimi yörelerde sovan olarak kullanılır. Ayrıca dilin kurallarını koyan dilciler değil o dili konuşan insanlardır.

Alıntı:
Kanımca insanlarımızın büyük bir çoğunluğu (yazım) dilimizdeki sözcükleri yazdıkları gibi telaffuz etmediklerinden (ağız) / kolaya kaçtıklarından / dilleri dönmediğinden 'Türkçe yazıldığı gibi okunmayan bir dildir.' denilerek yine kolaylığa kaçılmış, eğsiz özellikleri olan dilimizin gereksiz yere 'Türkçe yazıldığı gibi okunan bir dildir.' özelliği yok edilmiştir. Halbuki doğru seslendirebilenler yazıldığı gibi seslendirebilmeli, seslendiremeyenlerde dili döndükçe seslendirmeye çalışmalıydılar dememiz gerekirdi diye düşünüyorum.


Yazıldığı gibi okuma çabamız niye onu anlayamıyorum dersem yalan olur. Çünkü öğrenmesi ve öğretmesi daha kolay olurdu böyle olsaydı. Madem böyle daha kolay, o halde dil devrimi sırasında konuştuğumuz gibi yazılması gerekir denmeliydi bence. Herkes konuştuğu gibi yazmaya kalkarsa bu kez müthiş bir curcuna çıkacaktır ortaya. İyisi mi biz yazma kurallarımızla yazıp okuma kurallarımızla okuyalım ki dilimizde birlik içinde olalım.

Saygılarımla...

Bu arada yazınızdan alıntıladığım sözlerinizde ayrı yazılması gereken de ve seslemlerini düzelttim bağışlayacağınızı düşünerek.
Kullanıcı kimliğini gösterMehmet Çömez tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Sayın Çömez,

Yazılarınızın içeriğindeki zenginliği görüyor ve zevkle okuyorum. Aşağıdaki ifadenizi ben şöyle "Madem böyle daha kolay, o halde dil devrimi sırasında yazdığımız gibi konuşulması gerekir denmeliydi bence. Herkes yazdığı gibi konuşmaya kalkarsa bu kez müthiş bir uyum çıkacaktır ortaya." değiştirseydim ne denebilirdi ve pratikte ne gibi sakıncaları olurdu.

Çömez demiş ki:

Madem böyle daha kolay, o halde dil devrimi sırasında konuştuğumuz gibi yazılması gerekir denmeliydi bence. Herkes konuştuğu gibi yazmaya kalkarsa bu kez müthiş bir curcuna çıkacaktır ortaya. İyisi mi biz yazma kurallarımızla yazıp okuma kurallarımızla okuyalım ki dilimizde birlik içinde olalım.


Sizin açıklamalarınızın aksine 'yazıldığı gibi okunmuş olsaydı', bu gün için acaba yöresel ağız farklılıkları olmayıp, Türkiyemizin her yerinde aynı ses uyumu ile konuşulmaz mıydı? Lütfen bu husustaki düşüncelerinizi belirtiniz. Bu ara diğer dilSevdalılarının da düşüncelerini merak ediyorum.

Saygılarımla.


En son Ertuğrul ÖLCE tarafından Pzr Ekm13, 2013 14:07 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 09 Eyl 2005
Bildiriler: 172
Alıntıyla Cevap Gönder
Bence Yazım Kılavuzunun yanında bir de Konuşma Kılavuzu da olmalıdır.

Bu arada Sayın Çömez'e ve Dorukhan'a katılıyorum...

_________________
ERDEMiN BAŞI DiL...
Kullanıcı kimliğini gösterdilsever tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Sayın dilsever,

Sayın Çömez ve Dorukhan düşüncelerini gayet güzel, anlaşılır bir şekilde anlatmışlar. Sizdende yorumlarınızı beklemekteyim. Benim gibi diğer gönüldaşlarımızdan da ilgi duyanlar olacaktır.

Saygılarımla.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 16 Eyl 2005
Bildiriler: 312
Alıntıyla Cevap Gönder
Eğer ille de yazıldığı gibi okunacak diye dayatılsaydı daha önce hiçbir yörede konuşulmamış yapay bir dil ortaya çıkardı. Bence hoş olmazdı. Yöresel ayrılıkları kaldırmak için bu yöntemin yeterli olduğunu düşünüyorum. Dilseverin dediği gibi konuşma klavuzu çıkarmak güzel bir yöntem olacaktır elbette. Bence ilkokul öğretmenlerine konu iyice kavratılacak olursa daha kısa yoldan çözmüş oluruz.

(Vaz geçtim arkadaşlar. İyisi mi bırakalım temelden öğretmeyi. Eğer ilkokuldan başlanarak öğretilecek olursa ben aç kalabilirim. İnsanlar bunu öğrenebilmek için bana para ödüyorlar. Ya herkes düzgün konuşsaydı? Ben neyle geçinirdim Twisted Evil )
Kullanıcı kimliğini gösterMehmet Çömez tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Sayın Dilsevdalıları,

Yine de sormadan edemeyeceğim. Eğer size göre, sizlerin savlarınızın karşıtı olarak, 'Türkçe yazıldığı gibi okunan bir dildir' olsaydı. Dilcilik bakımından yazıldığı gibi okunmasının ne mahzuru olurdu?

Yazıldığı gibi okunmuyor olmasının nedeni, yazı dilinin okunuşundaki ses rengi kulaklarda hoş bir duyu yaratmadığından mıdır yoksa olabilecek telaffuz edilmesindeki güçlükten midir?

'Türkçe yazıldığı gibi okunmaz' ifadesini ben, 'Türkçe yazıldığı gibi okunmaz ancak konuşulur' demiş olsaydım, buradaki 'okumak' ve 'konuşmak' sözcüklerinin meydana getirdikleri anlam değişikliklerini nasıl izah ederdiniz.

Ben bir yazıyı birebir aynen okuduğumu biliyorum. Herkesinde benim gibi okuduğundan eminim. Ancak konuşurken farklı telaffuzda bulunuyor olmamız gayet doğaldır.

Fonotiğin temel kavramlarında zaten insanın dudak, damak, gırtlak, dil, burun ve hatta diş yapısındaki özellikler yatmaktadır.

Yukarıdaki tereddütlerimi giderici yazılarınızı beklemekteyim. Teşekkür ederim.

Saygılarımla.

Dipyazı: Anlamakta güçlük çektiğim hususları sormadan edemiyorum. Anlayış kıtlığımı mazur görünüz lütfen.


En son Ertuğrul ÖLCE tarafından Pzr Ekm13, 2013 14:06 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Yazı Dilimizle Konuşma Dilimiz Arasındaki Farklılıklar
Bu yazışma ortamında yeni konular açamazsınız
Bu yazışma ortamında bildirilere cevap veremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri değiştiremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri silemezsiniz
Bu yazışma ortamında anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm saatler GMT +2 Saat  
1. sayfa (Toplam 3 sayfa)  

  
  
 Cevap Gönder  
Yeni Sayfa 2