Ana Sayfa
DİLİMİZİ KORUYALIM, ONA SAHİP ÇIKALIM
TÜRK DİLİ SEVDALILARININ BULUŞMA YERİ
Cevap Gönder
TÜRKÇENYN DURUMU
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 15 Mar 2005
Bildiriler: 9
Alıntıyla Cevap Gönder
Sayy: 1413

8 Haziran 2005


TBMM Dilekçe Komisyonu Ba?kanly?yna,

2 Haziran 2005 günlü toplantyyy Dil Derne?i Yönetim Kurulu olarak de?erlendirdik; 6 Haziran günlü Yönetim Kurulunda ili?ikteki açyklamayy hem TBMM’ye, hem de kamuoyuna duyurma karary aldyk.
Saygylarymyzla.

Dil Derne?i Yönetim Kurulu adyna

Sevgi Özel Ba?kan


-----------------------------------------



TBMM DYLEKÇE KOMYSYONUNDA
TÜRKÇENYN DURUMU TARTI?IL(AMA)DI


Konya Selçuk Üniversitesinden gelen gençlerle Dil Derne?i Ba?kany Sevgi Özel, gençlerin “tabela kirlili?inin önlenmesi için toplady?y 11 imzayy” 5 Nisan 2005 günü TBMM’nin Dilekçe Komisyonuna iletmesi için TBMM Ba?kan Vekili Sayyn Ali Dinçer’e vermi?tir. Kysa bir süre sonra TBMM’den Sayyn Ömer Boz, Ba?kan Özel’i telefonla aramy?, Dilekçe Komisyonunun bir toplanty düzenleyece?ini söyleyerek konuyla ilgili ayryntyly bilgi istemi?tir. TBMM’nin ilgisi derne?imizi oldu?u gibi gençleri, üyelerimizi de sevindirmi?tir. Ne ki yapylan toplanty, erken sevindi?imizi göstermi?tir.
2 Haziran 2005 günü, TBMM Dilekçe Komisyonunun düzenledi?i toplantyya Dil Derne?i ile birlikte TDK Ba?kanly?y, RTÜK, TRT; YÖK, Özel Radyo ve Televizyon Yayyncylary Derne?i, Özel Yabancy Dil Kurslary Derne?i, Türkiye Yazarlar Birli?i, Türkiye Özel Okullar Birli?i Derne?i Kanal B, TGRT gibi kurumlaryn yany syra eski Devlet Bakany I?ylay Saygyn ve birkaç akademisyen ça?rylmy?, bir CHP’li ve çok sayyda AKP milletvekili katylmy?tyr. Toplantynyn gündemi “Dilimize giren yabancy kelimelerden ve bunlaryn yaygyn kullanylmasyyla olu?an tabela kirlili?inden kaynaklanan ve genel olarak dilde yozla?ma iddialaryny içeren 11 imzaly 7742 No’lu ba?vurunun, e?itim sistemi, basyn-yayyn ve dildeki geli?meler yönünde ele alynmasy” olarak duyurulmu?tur.
Toplantyya ça?rylanlaryn konuyla ilgili kurulu?larla akademisyenler olmasy do?aldyr, ancak bu konuya duyarly ba?ka ki?i ve kurulu?lar, yazar, yayyncy örgütleri ça?rylmamy?tyr. Bu nedenle toplanty, yyllardyr aly?ty?ymyz do?rultuda Dil Devrimine tepkinin yo?unla?ty?y konu?malarla ba?lamy? ve bitmi?tir.
Komisyon Ba?kany hazyrlanan dosyadaki bilgi notunun bir bölümü okuyarak toplantyyy açmy?tyr. Ayny dosyaya yalnyzca Dil Derne?i’nin konuyla ilgili görü?lerinin yansytylmasy bizim için sevindirici olmu?tur. Sayyn Ömer Boz’un Ba?kan Sevgi Özel ile yapty?y telefon konu?masy bir biçimde “kaydedilmi?” olacak ki, sözlerinin ço?u toplanty dosyasyndaki “bilgi notu”na geçmi?tir. Bilgi notunda “Güncel dil tarty?malarynyn Ya?ayan Türkçeciler ile Öz Türkçeciler ekseninde geli?mekte” oldu?u, 1983’ten sonra kurulan resmi TDK’nin “Ya?ayan Türkçe taraftary”, Dil Derne?i’nin de “Öz Türkçeci” bilindi?i belirtiliyordu. Hazyrlanan bilgi notu birçok çeli?ki, yazym ve anlatym yanly?y içirmesine kar?yn, bunlar üzerinde hiç durulmamy?tyr.
Dilekçe Komisyonunun bu düzenlemesi, sorunun çözümü için ortak akyl üretmekten çok, “milliyetçi muhafazakâr” ya da “muhafazakâr demokrat” siyaseti savunan milletvekilleriyle bu siyasete yakynly?yny bildi?imiz kimi akademisyenlerin, kimi kurulu?laryn kar?ylykly dertle?mesinden öteye geçememi?; toplanty, Dil Devrimiyle hesapla?ma sürecinin tamamlanmady?yny kanytlamy?tyr.
Bilgi notunda “TDK’nyn 12 Eylül sonrasy yapylanmasyna ve çaly?malaryna kar?y çykan ve Ya?ayan Türkçe anlayy?yna muhalif olarak Öz Türkçecilik yakla?ymyyla faaliyetlerini sürdüren Dil Derne?i” diye tanytylan derne?imizin görü?leri geni?çe yer almy?tyr; ama her kürsüde dile getirece?imiz bu görü?ler eksik yansytylmy?tyr. Çünkü biz, farkly dü?üncelere sahip ki?ilerin bu co?rafyada birlikte ya?ady?yny, bu nedenle ayny dili kullanmak zorunda oldu?umuzu belirtmi?tik. Anayasanyn 3. maddesi “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir” der. Türkçe, ulusal synyrlar içinde ya?ayan, bütün yurtta?laryn ortak dili, ortak ileti?im aracydyr, yurtta?lar, bu ortak dille devletin e?itim, sa?lyk, adalet ba?ta olmak üzere tüm olanaklaryndan yararlanmalydyr.
Ulusal kimli?imiz olan Türkçe, hem e?itimdeki aksaklyklar, hem de toplumu saran yabancy dil kullanma, yabancy adlandyrma özentisi nedeniyle birtakym açmazlarla kar?y kar?yyadyr. 2 Haziran 2005 günlü toplantyya, yüce Meclisin çatysy altynda bir görü? birli?i olu?turulaca?y umuduyla katylmy?tyk. Önümüze konan “bilgi notu”yla ve kimi konu?macylaryn sözlerini de?erlendirdi?imizde, Dil Devriminin 73. yylyna ula?ty?ymyz bir dönemde Dil Devrimine baky? açysynyn hiç mi hiç de?i?medi?ini gördük.
Kimi milletvekillerinin, yyllarca “öz Türkçe” diye örselenen, yasaklanan yeni sözcükleri kullanarak “Dilin maksatly olarak, ideolojik nedenler bozuldu?unu, nesiller arasynda kopukluk yaratyldy?yny” söylemesi, kimisinin turizm ve ticaret gibi nedenlerle “yabancy adlandyrmadan korkmamak gerekir” dü?üncesinde olmasy, açykça çeli?kidir. Nitekim bilgi notunda yanly? açyklamalarla “1933-1934’te a?yry özle?tirmecilikten” geri adym atyldy?ynyn vurgulanmasy, toplantyya katylan kimi “akademisyen”lerin ve öteden beri Dil Devrimine kar?y olan kimi yazarlaryn dü?üncelerini yansytmaktan öte geçmiyordu.
Dosyada yer alan “Türkçenin Kullanymy ve Korunmasy”na ili?kin Eski?ehir Milletvekili Fahri Keskin’in yasa önerisinin gerekçesindeki “…Ülkemizde yyllardan beri tedbirler alynmady?yndan, do?ru e?itim politikalary izlenmedi?inden, çocuklarymyz byrakyn yüzyyl öncesini, çeyrek yüzyylda yazylan eserleri bile okuyup anlamakta zorluk çekiyorlar. Dilinin sanat eserlerini, romanlaryny, hikâyelerini, ?iirlerini ancak lügat aracyly?yyla anlayabilen nesillerin tarihiyle, kültürüyle ve dolayysyyla medeniyetiyle ilgisi ciddi ?ekilde kesintiye u?rar…” yargylary da yukarydaki dü?üncemizi do?rulamaktadyr.
Ya?ayan Türkçe yanda?larynyn bykmadan savunduklary bu gerekçeyi, Ömer Seyfettin gibi yazarlar yakla?yk yüzyyl önce yanytlamy?tyr. Çünkü Osmanlyca ile yazylmy? ürünler, yazyldyklary dönemde de sözlüksüz okunamyyordu. Milliyetçi muhafazakârlaryn ço?u sözlük kullanma aly?kanly?ynda olmady?y için, gençlerin sözlükten yararlanarak bilgilenmesini bir eksiklik olarak görme yanly?yny sürdürmekte, eski yapytlaryn edebiyat tarihçilerinin çaly?malaryyla gelece?e aktarylaca?yny da kestirememektedirler. Mustafa Kemal’in öncülü?ünde ba?layan Yazy ve Dil Devrimlerinin e?itimin özüne yansymasyny engelleyenlerin “Güncel dil tarty?malarynyn Ya?ayan Türkçeciler ile Öz Türkçeciler ekseninde geli?mekte” savy da do?rulary çarpytmaktyr. “Güncel”i kullananlaryn, “güncel” sözcü?ünü yaratan anlayy?y reddetmesi ba?ka türlü nasyl açyklanabilir?
Türkiye Türkçesi, ulu önder Mustafa Kemal’in öncülü?ünde 12 Temmuz 1932’de bir dernek olarak kurulan Türk Dil Kurumu’nun çaly?malaryyla bilim ve sanat dili olmu?, bilim ve sanat insanlarynyn, türlü e?itim, kültür sanat kurumlarynda dili oya gibi i?lemesi sonucu Türkçenin ses, biçim, anlam özellikleri, dahasy tüm güzellikleri ortaya çykmy?tyr. Böylece Atatürk’ün, “Türkçe dillerin en zenginlerinden biridir, yeter ki bu dil bilinçle i?lensin” dile?i ve “Ystiklalini korumasyny bilen Türk milleti, dilini de yabancy diller boyunduru?undan kurtarmalydyr” buyru?u ya?ama geçmi?tir.
1932’de Türk Dil Kurumu’nun kurulmasyyla hyz kazanan çaly?malar sonucunda halk a?zy ve eski kaynaklardaki Türkçe sözcükler derlenip taranmy?, yüzlerce yabancy sözcü?e Türkçe kar?ylyk bulunmu?, Türkiye Türkçesinin genel sözlü?ü yapylmy?, yazym (imla) birli?inin sa?lanmasy yolunda büyük adymlar atylmy?tyr. Mustafa Kemal’in “Geometri” terimlerini Türkçele?tirmesi, ya?amyny yitirinceye dek dille ilgilenmesi, bilim ve sanat insanlaryny yüreklendirmesi Türkçeye verdi?i önemin ve eme?in göstergesidir.
1 Kasym 1928’de 1353 Sayyly Yasayla kabul edilen ve uzun zamandyr yasayla korunan yeni Türk abecesini hazyrlayan “Dil Encümeni” Harf Devrimini gerçekle?tirdikten sonra Milli E?itim Bakanly?y’na ba?ly bir daire olarak çaly?maya ba?lamy?, çaly?malary verimli olamayynca kapatylmy?tyr. Atatürk’ün, bundan sonra dil i?leriyle u?ra?acak bir kurumu, bakanlyklardan birine ba?ly bir daire olarak de?il de tüzelki?ili?i olan bir dernek olarak kurmasy rastlanty de?ildir. Üstelik Atatürk, 5 Eylül 1938’de eliyle yazdy?y “vasiyetname”sinin son maddesinde 1931’de kurdu?u Türk Tarih Kurumu ile 1932’de kurdu?u Türk Dil Kurumu’na gelir byrakmy?, böylece bu iki kurumun gelece?ini güvence altyna almy?tyr. Ne ki sonradan bu vasiyetnameyi göz ardy eden iktidarlar, kurumlary kapatma giri?iminde bulunmu?, ama hukukun üstünlü?ü kuralyny çi?neyememi?, 12 Eylülün Dany?ma Meclisi ise 1982 Anayasasynyn 134. maddesine dayanarak 2876 Sayyly Yasayla Atatürk’ün kurdu?u Türk Tarih ve Dil Kurumlaryny, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu içine alarak onlaryn dernek kimli?ini yok etmi?tir.
Saygyn hukukçular bunun yanly? oldu?unu belirtmi?lerdir. Çünkü Türk Tarih ve Dil Kurumlary, “özel hukuka” göre Atatürk tarafyndan kurulmu? iki tüzelki?iliktir. Medeni Yasaya ve o dönemdeki Dernekler Yasasyna uygun biçimde kurulmu?lardyr, bu iki kurumun yargy karary olmadan “özel yasa” çykarylarak kapatylmasy hukukdy?y bir eylemdir.
Kurumlar “Cumhurba?kanynyn gözetiminde, Ba?bakanly?a ba?ly” birer devlet dairesi yapylmadan önce zamanyn Devlet Ba?kany Kenan Evren’in buyru?u ile uzun süren ve geriye dönük bir denetimden geçirilmi?, 1932-1983 arasynda parasal, bilimsel açydan hiçbir yolsuzluk, kültür ya?amyna ihanet sayylacak hiçbir davrany? ve eylem saptanamamy?, denetçiler, yöneticileri kutlayarak ayrylmy?lardyr. Oysa resmi kurumda Akrep Operasyonuyla milyarlary a?an yolsuzluk saptanmy?tyr. Dahasy resmi TDK Ba?kany, 2 Haziran günlü toplantyda, yasal bo?luk yüzünden kurumda yönetici, uzman ve bilimci eksi?i oldu?unu, her i?i iki üç ki?inin yapty?yny, parasal sykyntynyn büyüdü?ünü, CHP’nin 1960’lardan bu yana kurumun parasyna göz dikti?ini söylemi?tir. Resmi TDK Ba?kanynyn bu yakynmasy bile kurumlaryn iktidarlara ba?ymly olmadan çaly?masyny isteyen Atatürk’ü ve Dil Devrimcilerini hakly çykarmy?tyr.
Ancak Türk Tarih ve Dil Kurumlary birer devlet dairesi yapyldyktan sonra sürekli i?lenen anadü?ünce ?udur: Atatürk bu iki kurumu “akademi” yapmak istiyordu, 2876 Sayyly Yasayla yapylan i?lem budur. Bu saptama bireysel yorumdan öte gitmez. Atatürk vasiyetnamesini yazarken bu iki derne?in tüzüklerini, nasyl çaly?tyklaryny biliyordu. Kurumlaryn tuttu?u yolu yanly? bulsa, onlara gelir byrakyr myydy? Bu sorunun yanyty yyllardyr bo?luktadyr. Yüzlerce bilim ve sanat adamyna, hukukçuya göre de 1983’te yapylan eylem, hukukun üstünlü?ünü yok saymaktyr, bu hukuk ayyby sürmektedir.
Gelelim Atatürk’ün kurdu?u Türk Dil Kurumu bir devlet dairesi olduktan sonra olup bitenlere:
1) Ölçünlü (standart) dil birli?i zedelenmi?, Türkçe yeniden yabancy dillerin boyunduru?u altyna girme tehlikesiyle burun buruna gelmi?tir. Köylerimiz kentlerimiz yabancy adlandyrmayla kirlenmi?tir.
Bu tutumu, yeme içme, konaklama yerlerinin, türlü aly?veri? merkezlerin daha çok kazanma kaygysyyla açyklayamayyz. Yine bu tutumu, birtakym i?yerlerinin yanly? bir izlenimle AB’ye girme çabasy olarak da göremeyiz. Yazyk ki kimi milletvekilleri bile bu yanly?a dü?mü?lerdir. Bu tutum, ba?ymsyz bir ulusun ulusal kimli?inden ödün vermesidir. AB ülkelerine hangisi dilinden ödün veriyor?
b) Yabancy sözcük saldyrysyndan daha tehlikeli olan bir ba?ka yan Türkçenin, özellikle sözdiziminin bozulmasydyr. Yngilizcenin sözdizimi Türkçeyi etkilemekte, özellikle kitle ileti?im araçlarynda kullanylan bozuk Türkçe bütün topluma yayylmaktadyr. Gençlerimiz yary Türkçe, yary Yngilizce, Türkçe sözcükleri bozarak, hatta Yngilizceymi? gibi seslendirerek yapay bir ses tonuyla konu?maktadyr.
c) Yabancy dille ö?retimin yaygynla?masy, e?itimcilerin Türkçesi olan terim ve sözcükler yerine yabancysyny ye?lemesi, konu?ma dersinin olmayy?y, Türkçenin e?itim ve ö?retiminin kurallara bo?ulmasy, ö?renciyi ezbere ko?ullandyran test yönteminin sürmesi bizleri kaygylandyrmaktadyr.
2) 1983 sonrasynda ölçünlü dilin yazym (imla) birli?i bozulmu?, e?itim kurumlarynyn, kültür yayyncylarynyn ve kitle ileti?im araçlarynyn her birinin kendince uydurdu?u kurallar sonucu yazym karga?asy alyp yürümü?tür. Bu duruma yol açan, devlet dairesi oldu?u için, tüm çaly?ma ve önerileri, yanylgylary, devlet kurumlaryna yansyyan resmi Türk Dil Kurumu’dur. Bu savymyzy yüzlerce örnekle kanytlayabiliriz.
3) Gelelim Türkçele?tirme konusundaki yanly? yorum, algylama ve yargylara: 1932-1983 arasynda 51 yyl ya?ayan, onlarca terim sözlü?ü yayymlayarak bilim dilinin Türkçele?mesinde ba?y çeken, Türkçenin bilim, sanat dili olmasy için yolumuzu açan Atatürk’ün kurdu?u Türk Dil Kurumu, sürekli dili bozmak, “tasfiyecilik”le suçlanmy?tyr. Türetti?i sözcüklerden “okul, toplum, olanak, ilginç, erdem…” gibi olanlar ve yüzlercesi önce tepki almy?tyr. Bu tepkiyi anlamak olanaksyzdyr, Arapça, Farsça sözcüklerin yanly? kullanymyny “galaty me?hur” diye sineye çekenler, Türkçeyi bir zamanlar “kaba Türkün dili” sayanlar gibi dili küçümsemektedir. Bunun nasyl bir “milliyetçilik” oldu?unu anlamayamyyor, ama Atatürk’ün gösterdi?i “ulusçuluk” olmady?yny dü?ünmekten de kendimizi alamyyoruz.
1983 öncesindekiTürk Dil Kurumu yyllarca solculukla, uydurukçulukla suçlandy. Divanü Lügat-it-Türk’ten sözcük almanyn uydurukçuluk, neresi solculuktur? 1983 öncesindeki kuruma emek verenler, Türkçenin topra?yna yerle?en yüzlerce sözcü?e dilden atmak gibi bir çaba içine hiçbir zaman girmemi?tir. “Masa, sandalye, sabah, tavan, taban, pencere, merdiven…” gibi sözcükleri atmayy dü?ünen olmu? mudur? Bir zaman birileri “gök konuksal avrat, dumansal tüttürgeç…” gibi birtakym saçmalyklar bulup bunlary Atatürk’ün Türk Dil Kurumu’na mal etmi?, ayny çevreler kendileri bu yalana inanyr olmu?tur. Kendi diliyle alay etmek midir milliyetçilik?
2 Haziran günlü toplantyya katylan milletvekilleriyle kimi akademisyen, yazar ve örgüt yöneticilerinin Türk dilinin geli?mesiyle ilgili olarak artyk bayatlayan yanly?lara tutunmasyndan, bilgi eksikli?i içinde olmasyndan büyük üzüntü duyduk. Türkçenin özle?erek geli?mesinde hâlâ “ideolojik” boyut aranmasyna, Dil Devrimine “ideolojik” anlam verilmesine ise ?a?yrmadyk.
Türkçe sözcük kullanmak “ideolojik” bir tutum olamaz. Evet, Türkiye Türkçesi, ulu önder Atatürk’ün ba?latty?y Dil Devrimiyle geli?ecektir, bu görü?e inanmak yanly? bir “ideoloji” de?ildir, Atatürk’ün yolunu izlemektir; bizler Atatürk’ün yolunda yürümeyi sürdürece?iz.
1983 öncesindeki Türk Dil Kurumu, sözcük uydurmakla suçlanmy?ty, ama dillerinin ço?unun kendi kavramlaryny uydurdu?unu bilmezden gelenler, 1983 sonrasynda sözcük uydurmaya ba?lamady my? Demek ki uydurmak gerekiyormu?. Bugün TBMM’yi olu?turan de?i?ik görü?teki milletvekillerinin, devlet kadrolarynyn, 1983 öncesindeki Türk Dil Kurumu’nun dilimize kazandyrdy?y sözcüklerle topluma seslenmesi, Türkçenin ve Dil Devrimi’nin ba?arysydyr. Bu ba?ary, Mustafa Kemal’in haklyly?yny kanytlar.
Yazyk ki 2 Haziran 2005 günlü toplantyda Atatürk’ün dilimize verdi?i önemin ve dilin yenile?mesi için gösterdi?i çabalaryn hiç önemsenmedi?i açykça ortaya çykmy?tyr.
Her ?eye kar?yn TBMM’nin dilimizi ku?atan yabancy adlandyrmayla ilgilenmesi olumlu bir yakla?ymdyr; çykarylan yasalarda Türkçe sözcüklerin yer bulmasy sevindiricidir; bu Türkçenin gücüdür. Bu gücün önünde ne ki?iler, ne de kurumlar durabilir.
Dil Derne?i Yönetim Kurulu ba?kany ve üyelerinin ki?i ve kurumlarla sürtü?mesi, tarty?masy yoktur. Dil Derne?i Ba?kanynyn ve Yönetim Kurulunun, derne?in amacyna inanan üyelerinin tarty?ma konusu, 1983’ten sonra devlet dairesi yapylan Türk Dil Kurumu’na atanan ki?iler de de?ildir. Bizler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal’in vasiyetnamesinin çi?nenmesine, 23 yyldyr silinemeyen bir hukuk ayybyna, 73 yyldyr Dil Devrimini yadsyyan, eski yazy ve dile özlemi devletin e?itim politikasy yapan anlayy?a tepki gösteriyoruz.
2 Haziran günlü toplanty bize, Dil Devrimine verilen emeklerin bo?a gitmedi?ini, bu emeklerin dile getirilmese bile ele geldi?ini göstermi?tir.
Atatürk’ün yolunu izleyenler olarak bundan onur, kyvanç duyuyoruz. Ses bayra?ymyz Türkçeyi Atatürk’ün açty?y yolda yükseltmek için devrime olan inancymyzdan, Türkçeye sevimizden ödün vermeden yürüyece?iz.
Sonuç:
1) Atatürk’ün 3 Eylül 1938 tarihli vasiyetnamesi açykken, 1983 öncesindeki Türk Dil Kurumu’nun amacyndan ayryldy?yny kanytlayan hiçbir belge, yargy karary yokken, bu hukuk yanly?yny sürüp gidecek mi, merak ediyoruz. Atatürk kurumlaryny kapatan yasa 1983’ten bu yana hem Anayasayla, hem de hukukun genel ilkeleriyle çeli?irken, söz konusu olan Mustafa Kemal’in vasiyetnamesi iken, Anayasanyn 134. maddesine ili?kin olarak TBMM’nin ilgili komisyonlarynyn ne dü?ündü?ünü merak ediyoruz.
2) Dil ve yazym birli?i açysyndan yukaryda syralady?ymyz sorunlar dururken, özellikle ö?retmen ve ö?renciler, yayyn kurumlary bu karga?adan nasyl kurtulacak? Bizler usun, bilimin öncülü?ünde bir çözüm üretilmesi gerekti?ine inanyyor, TBMM’nin de çözüm arayy?yna katylmasyny diliyor; TBMM’den, Türkçenin sahipsiz olmady?yny, Atatürk’ün öncü oldu?u Dil Devriminin benimsendi?ini kanytlayan bir mu?tu alacak myyyz, merak ediyoruz.
3) Abecemizde olmayan “w,x,q” seslerinin resmi yazy?malara bile yansymasyndan utanç duyuyor, TBMM’nin toplumu, kurum ve kurulu?lary uyarmasyny diliyor, bu konuda, 2 Haziran günü TBMM çatysy altynda yapty?ymyz suç duyurusu için milletvekillerimizin bir giri?imde bulunup bulunmayaca?yny, Anayasayla korunan, yeni Türk abecesini çi?nemenin suç olup olmady?yny merak ediyoruz.
4) Türkçenin yasa zoruyla de?il, bilinçli bireylerin, kurumlaryn dile sahip çykmasy ve e?itimin Atatürkçü bir anlayy?la ça?da?la?tyrylmasy sonucu korunabilece?ine inanyyoruz.

_________________
www.dildernegi.org.tr
Kullanıcı kimliğini gösterDİL DERNEĞİ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
teşekkürler
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 28 Ksm 2004
Bildiriler: 3
Şehir: izmir
Alıntıyla Cevap Gönder
Hocam teşekkürler... bu araştırmalarınızı ve ugraşlarınızı bizlerle paylaşmanız ve bizlerden de yardım beklemeniz inan şahsen mutluluk duyuyorum...
Dilimizi korumak için yapılan düşünceleriniz ve ugraşlarınızda başarılar dilerim...
Tüm edebiyat ve dilimizi korumak amaçlı çalışan dostlarımın yorumları bizleri daha da aydınlatacak ve güvenimizi artıracaktır...
Düşüncelerimizi paylaşalım...

_________________
http://ilyasemreoncu.sitemynet.com/

Ne

Sebepsiz bir dü?ünce…
Nezaman gelece?i belli olmayan kaza gibi,
Bir canyn daha yok olu?una sebep olabilir.
Sebepsiz olan yok olu?lar ise,
Kendini tanytan en büyük sevgidir
tanymady?yn sürece
Kullanıcı kimliğini gösterilyas.km tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etMSNM
Başarılar
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 20 Mar 2005
Bildiriler: 87
Şehir: gaziantep
Alıntıyla Cevap Gönder
Sayın ÖZEL;

Bildirinizi okudum ve çalışmalarınızı takdirle karşılıyorum.
İlgilenenlerden birisi olduğumu bilmenizi isterim..

Selam ve sevgilerimle,
Kullanıcı kimliğini gösterİsmet Barlioğlu tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etYIMMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 07 Nis 2005
Bildiriler: 2
Alıntıyla Cevap Gönder
.


Sayın Özel,

Yazdıklarınıza katılmamak elde değil.
Yalnızca en sondaki dördüncü maddede söylediğinize katılmıyorum.

Çünkü, ülkemizdeki yabancı dilde eğitimle doruğa varan, TV'lerde yabancı
dilde tanıtımlarla üzerine adeta tüy dikilmiş olan yabancı dil ve yabancı
sözcük özentisi o boyuttadır ki, dilimizin korunması için bir yasa
çıkarılması kanımca artık kaçınılmaz olmuştur.

Çıkacak olan yasayı eksikleri yönünden eleştirebiliriz.
Eksikler ileride yasaya yeni eklemelerle giderilebilir, ama Türkçe elden
giderse, biliniz ki Türkiye elden gitmiş demektir.

Bu yasa bu gidişi tamamen düzeltmese de, bu gidişi hiç olmazsa
durduracağı için desteklenmelidir diyorum.


Saygılarımla,
TT


.
Kullanıcı kimliğini gösterTT tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Nis 2005
Bildiriler: 5
Şehir: Ankara
Alıntıyla Cevap Gönder
SAYIN ÖZEL, YAZDIKLARINIZA YÜREKTEN KATILDIĞIMI SÖYLEMEK İSTİYORUM.TÜRKÇE SEVDALISI OLARAK BU YASANIN ÇIKMASI TARAFTARIYIM.TÜRKÇE İÇİN BİR YERDEN BAŞLANMALI ARTIK.BÜTÜN TÜRKÇE SEVDALISI ARKADAŞLARIMIN VE BENİM YANINIZDA OLDUĞUMUZU BİLMENİZİ İSTERİM. SAYGILARIMLA

_________________
Zeynep ÇEVYK
"Türkçemiz Sevdamyzdyr..."

http://www.turkcesevdalilari.com
Kullanıcı kimliğini gösterzeynep ç. tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
TÜRKÇENİN DURUMU
Bu yazışma ortamında yeni konular açamazsınız
Bu yazışma ortamında bildirilere cevap veremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri değiştiremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri silemezsiniz
Bu yazışma ortamında anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm saatler GMT +2 Saat  
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)  

  
  
 Cevap Gönder  
Yeni Sayfa 2