Ana Sayfa
DİLİMİZİ KORUYALIM, ONA SAHİP ÇIKALIM
TÜRK DİLİ SEVDALILARININ BULUŞMA YERİ
Cevap Gönder
NEDEN BU BÖLÜM AÇILDI?
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder
Bazı dostlardan bu bölümün neyi amaçladığı, kime faydası olacağı gibi sorular geldi.

Buna kısaca değinmenin, herkese tek tek yazmaktansa buradan açık bir duyuru yapmanın daha yararlı olacağını düşündüm.

Kendi çapımızda dil sevdalılarının bir araya geldiği bir ortamdayız. Amacımız dile saygı, ona hizmet doğrultusunda dil ile ilgili her konuda bilgi paylaşımında bulunmak. Belki yazışmalığımızdaki onlarca yorum, onlarca duyurudan sadece üç beş tanesi etkili olacak, akıllarda kalacak, dilde kullanım alanı bulacak. Ya da birilerini uyandırmasa bile dürtecektir. Belki de bir hiç uğruna didinip duracağız. Ama sonuç bir “hiç” olsa bile boş oturacağımıza çalışmanın, bir hedef uğruna didinmenin kutsallığına inanmak kime ne zarar verir, ne kaybettirir? Karanlıkta göz kırpmıyor, bilimsel verilerden şaşmıyoruz. Bu temel üstüne inşa edilen her işin başarıya ulaşacağına inancımız sonsuzdur. Sonuçta dilimize bir sözcüklük katkıda bulunabilirsek buna da çok büyük bir başarı elde etmiş olmanın kıvancıyla övüneceğiz. Yoktur kesinlikle başka bir beklentimiz.

Derleme ve tarama çalışmaları zamanında çok büyük bir etkinlikle Anadolu'da gerçekleştirmiş ciltler dolusu veriler elde edilmiştir. TDK bu konuda çok özverili ve üst düzey bir çalışma sergilemiştir. Ayryca çeşitli kurum, kuruluş ve özel girişimlerle de yöre ağızlarından yüzlerce, binlerce sözcük derlenmiş, güzel sonuçlara ulaşılmıştır. Buna rağmen sorarım şimdi: Bu eserler kaç kişide var? Bu sonuçlardan elde edilen veriler nerede? Kimler kullanıyor? Ha halkın arasında belli yörelerde kaderine terkedilmiş, ha sayfalar arasına hapsedilerek tozlu raflara kaldırılmış. Sonuç olarak ikisi de derlemeler sonucunda bazı sözcüklerin kullanıma hiç kazandırılamadığı gibi zamanla unutulmasına da engel olamamıştır. Bu deryanın değerini bilemedikten, icraatını sergileyemedikten, paylaşamadıktan sonra neye yarar? Düşünürün dediği gibi "ol mahiler derya içre, derya nedir bilmezler." Biz de aynen bu söylemde olduğu gibi, dilimizin zenginliğini değerlendiremiyor, kıymetini bilemiyoruz. Hatta bunun farkında bile değiliz.

Dil kullanıldığı sürece yaşamaktadır. İşte burada, bu noktada biz Türk dili gönül dostlarına çok önemli bir görev düşmektedir: Konu edilen bu sözcükleri gün yüzüne çıkarmak ve kullanıma kazandırmak. En azından bu sözcüklerin varlığını hatırlamak, hatırlatmak. Bir şeyin varlığını bilmek, duymak başka, onu gündeme taşımak bambaşkadır. İşte biz burada bu deryayı gündeme taşıyalım istiyoruz. Bu nedenle de bu bölümü gündeme getirmeyi uygun gördük. Dilimize yararı olacağına inanıyorum. Elbette öncelikle bunu istememiz, buna inanmamız, gayret etmemiz gerekmektedir. İnanıyorum ki bireysel olarak üstümüze düşeni yaparsak toplum olarak istenilen ortak noktaya daha kolay ve başarılı bir şekilde ulaşılacaktır.

Sonsuz saygılarımla

Tahsin MELAN

_________________
BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ DİLİMİZ İÇİN. tm
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
gençyazylym
Misafir

Alıntıyla Cevap Gönder
Sevgili Tahsin Melan;

Muhalefetimden ya da bu çalışmaya engel olmak istediğimden değil, lütfen yanlış anlama.
Derleme Çalışmaları adını koyduğunuz bu çalışma netice itibariyle, üzerine onlarca -belki yüzlerce- yazılmış bir konu.
Şimdi ben bilmem hangi yörede limon diye bildiğimize "sulu zırtlak", çaykaşığı diye bildiğimize "mablah", -ne bileyim- patates olarak bildiğimize bir yerde "kartol", bir başka yörede "patata" dendiiğini bütünleştirilmiş bir çalışma içinde görsem ne olacak? Öyle yöresel tanımlamalar vardır ki; o tanımlamayı bir değil bin kitaba yazsanız, o tanımlamanın kullanıldığı yöreden başka yerde bunu tam anlamıyla anlatabilmeniz, algılatabilmeniz mümkün olmayabilir.
"?i? çahıla...", Zukkuuuum...", "deeert...", vb. binlercesi...
Bunları kitaplaştırmakla bir başka yörede yaşayanın bir başka yörenin deyimini, o deyimde vurgulamak istediği içeriği aktarabilmiş olmamız yüzde bile değil, binde oranlarıyla ölçülebilir.
Bence bu "Derleme Çalışmaları" pek de arzu edilen hedefe vurabilecek gibi değil...
Erzurum'lu Gaziantepli'nin, Edirne'li Kars'lının neye ne dediğini niye merak etsin ki?... Etti diyelim, gerçek hayatta bu ne işine yarayacaktır?

Benimki bir fikir jimnastiği...
Doğru olanı sizler benden daha iyi bilirsiniz...

Selam ve sevgilerimle...
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 26 Eyl 2005
Bildiriler: 408
Şehir: KAYSERİ
Alıntıyla Cevap Gönder
Misafir arkadaşımızın belirttiği düşünceleri saygıyla karşılıyorum. Gerçi şu anda söz Tahsin Bey'e doğru gitmiş ama ben de bir edebiyat öğretmeni olarak birkaç söz söyleme hakkını kendimde buluyorum.

1. Adının derleme olmasına bakmamak lazımdır. Bu sözlerden yüzlercesi üniversitelerin kütüphanelerinde, yani lisans, yüksek lisans, doktora tezlerinde vardır. Amaç, sözü biz derledik diye bir tarzla çıkmak olmamalı, sadece dikkat çekmek, yeniden insanların unuttuğu kelimelerle haşır neşir olmalarını sağlamaktır. Bunlar arasında deyimler ve atasözleri de çıkacaktır. İkileme kalıpları olabilir. Bütün bunlar söz varlığımızın zenginlikleridir.

2. Bunlar, sizin verdiğiniz ses yansıması sözler olmayabilir. Yani sürekli doğadaki seslerden yansıtılmış, traji-komik laflar değillerdir. Bunların birçoğu, Orhun Anıtlarında, Kaşgarlı'nın Sözlüğünde, Kutagdu Bilig'de geçen sözlerdir. Ama aradan bunca sene geçince ses değişimlerine uğramışlardır. Bunları görmek bir insanı kendi milletine, kendi tarihine, kendi kültürüne bağlar. Mustafa Kemal Atatürk, "Türk demek Türkçe demektir" derken dilin bu büyük kültür aktarıcılığından da bahsetmiyor mu? Ya da "Türkçemiz ses bayrağımızdır" diyen şair, bunu ifade etmektir. Türkçe, sadece İstanbul Türkçesinden ibaret değildir. Bakınız, geçenlerde bir Kırgızca şarkı dinliyordum. Şarkının adı "Cıldızım" ... Kızım sordu, ben cıldız'ın yıldız olduğunu açıkladım. Bana Karadeniz bölgemizde -g'lerin de -c olarak çıktığını hatırlattı. Bunun sebebini sordu. Bence Kıpçak Türkçesinin bir özelliğidir dedim. Bilgisayarımdaki Kazakça, Türkmence, Azerice ne kadar şarkı, türkü varsa CD'ye çekti ve bunları dinleyeceğim dedi. Yani Türkçenin yelpazesi o kadar geniş ki Marco Polo Seyahatnamesindeki gibi, İtalya'yı çıkınız, Çin'e kadar giden büyük bir coğrafya var. Bu büyük coğrafya da haliyle farklılaşma olacaktır.

3. Bu farklılaşma, gerek ülkemizdeki ağızlarda, gerekse diğer coğrafyalarda farklı diller konuşulduğu anlamına gelmez. Sadece farklı telaffuzların bulunduğunu gösterir. Bu yüzden Erzurum'da kullanılan bir kelimenin Edirne'de olmamasını düşünemeyiz. Hatta bırakın Edirne'yi Kars'ı keşke Balkanlardan, Kerkük'ten, Azerbaycan'dan dostlarımız olsa da bu sözlerin kendilerinde bulunan biçimlerini de bizlere yazabilseler.
4. Ben Afyon'a hiç gitmedim. Emirdağı'nı da bilmem. Ömer Faruk Yaldızkaya'nın "Emirdağ Yöresi Türkmen Ağıtları" (İzmir, 1992) isimli kitabını okurken hayretlere düştüm. Bu kitaptaki kelimeler bizim yöremizde de vardı. Bakınız birkaçını örnek göstereyim.

Annaç: Yamaç, karşı.
Balkımak: Parlamak.
Bıldır: Geçen yıl.
Çimmek: Yıkanmak.
Ellâham: Herhalde.
Gada: Dert, üzüntü.
İçlik: İç gömlek.
Kalın: Başlık.
Okucu: Okuyucu, davetçi vb.

Bunlardan sonra kağıda kaleme sarılıp Erciyes Dergisine kitabı tanıtan bir yazı yazdım. Sonra da yazarına bir mektup... Bunu şunun için anlatıyorum: Ben, bir İngilizin, bir Fransızın diline gösterdiği ilgi kadar kendi dilime de ilgi gösterebilmeliyim. Ki bizim dilimiz kökleri itibariyle ve yayıldığı coğrafya yönüyle asla bu dillerle mukayese edilemeyecek kadar köklü ve yaygındır. Çocukların elinde İngilizce bir sözlük, bir de Türkçe sözlük var. İngilizce sözlüğün kelime sayısı Türkçe sözlükten fazla... Onlar bizim dilimizin zenginlik açısından durumunu elindeki sözlük kadar sanıyorlar. Çünkü, bizim söz dağarcığımız büyük ve esaslı bir sözlükle bütünleşmemiş. Birileri "Bundan sonra çalışacak olanlara kaynaklık edecek hacimde 150 bin kelimelik Türkçe sözlük..." yapalım dememiş. Bunun tersine bir yol izlenerek, İstanbul Türkçesi ile çekilen sınır, halk ağzındaki kelimelerin "kaba ve görgüsüz" olarak anlaşılmasına yol açmış. Şehirli ve köylü dili gibi bir ayrımın sonucunda dilimiz fakirleşmiş. Bugün Azerbaycan'da bir yönetici "bıldır" kelimesini bir basın toplantısında kullanabiliyor. Benim anamın atamın kelimesini ben yanlışlıkla ağzımdan kaçırsam bu benim konumumu etkiliyor. Öyleyse dil, madem ki gelişen ve değişen bir varlıktır. Onun kuralları da, sesleri de, sözcükleri de ele alınmalıdır ve yeni kelimeler konuşma diline kazandırılırken halkın Türkçesinin bulduğu kelimeler de dikkate alınmalıdır. Eğer şimdiye kadar bu yapılsa idi bugün "ayna" yerine halkın bulduğu "gözgü" ya da "fıkra" yerine kullandığı "gülüt" gibi kelimeler de sözlüklerde yer almış olacaktı.

Sözü çok uzatmışım, özür diliyorum.
Sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Kullanıcı kimliğini gösterS.Burhanettin AKBAŞ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etMSNM
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder
Sayın "MİSAFİR" dostum. Bazen doğrularımız başkalarına tam tersi olabiliyor. Bu da fikir çatışmalarına yol açıyor. Sonuç olarak bu çatışmalardan yola çıkarak güzel ve seviyeli tartışmalarla çoğunluğun kabul edeceği gerçek (!) doğrulara ulaşabiliyoruz. Bu güzel sonuca ulaşabilmek için sözlerimizi açık seçik yansıtmamız gerekir. Bu tür eleştirilere bilimsellik ve saygı çerçevesini zorlamadıkça teşekkür etmek, saygı duymak boynumuzun borcudur.

Sayın S.Burhanettin AKBAŞ gerektiği şekilde olayı yorumlamış. Kendisine teşekkür ederim.

Eleştirilerinizin hepsini kabul ediyorum. Dikkat ettiyseniz siz beni eleştirmeden önce yazmış olduğum açıklamanın satır aralarında sorularınızın yanıtını bulacağınız gibi ikilem içinde kaldığınız konulara değindiğimi de göreceksiniz. Sanırım yazıyı dikkatli inceleyemediniz. Buna rağmen ilginiz için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Gönül isterdi ki size asıl isminizle seslenebilelim. İnanıyorum bir gün sizi de dost katılımcılar arasında göreceğiz.

Yapıcı eleştirilerinize ve tüm görüşlerinize açığız.

Saygılarımla

Tahsin MELAN
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 20 Mar 2005
Bildiriler: 87
Şehir: gaziantep
Alıntıyla Cevap Gönder
Gönül isterdi ki size asıl isminizle seslenebilelim. İnanıyorum bir gün sizi de dost katılımcılar arasında göreceğiz.

Yapıcı eleştirilerinize ve tüm görüşlerinize açığız.

Saygılarımla

Tahsin MELAN

O "misafir" diye tanımlanan benim.
Nasıol oldu da "misafir" olarak tanımlandım bilemiyorum.

Hala bu derlemenin hangi hedefe isabet edeceğini anlayamadığımı belirtmek zorundayım.

Selam ve sevgilerimle...

İsmet BARLIOĞLU
Kullanıcı kimliğini gösterİsmet Barlioğlu tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etYIMMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 11 Ekm 2005
Bildiriler: 8
Şehir: Erciyes'in öteyüzü
Alıntıyla Cevap Gönder
Valla İsmet Bey daha kimse hangi hedefe isabet edeceğini bilemiyor. Siz de bizim gibi bekleyin bakalım, ok gitsin, hedefin kalbine düşsün bir... Sabrın sonu selamet... Ayrıca ilginizi çekmiyorsa, kendinizi fazla zorlamayın. Sadece fırtınalı sular değil, duru sular da akıp gider.
Kullanıcı kimliğini göstersultansencer tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
DERLEMELER e-kitap
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder
Derleme çalışmalarımızı elimdeki başka çalışmalarla birleştirip e-kitap halinde sunmayı düşünüyorum. Bu konuda elinde amatör çalışmalardan oluşan belgeler olan dostlarımızın, bunları bizimle paylaşmalarını rica ediyorum. Ortaya koyacağımız, bilim camiasına işlenmek üzere sunacağımız bu ham bilgiler sayesinde, sözcük çıkınımızın dibinde unutulmaya terk edilmiş değerleri ortaya çıkarmada belki katkımız olacaktır. Bu "belki" sözcüğünün düşünülmesi bile bir beklentinin esintisi olacaktır. En azından ortada bir emek vardır. Karşılığında da elbette beklentiler olacaktır. Ayrıca yaptığımız güzel çalışmalara bir taş daha eklemenin mutluluğunu yaşayacağız. Üstelik boşa kürek sallamadığımızın ve bu çalışmalara başlarken belirlediğimiz hedefin de belgesi olacaktır. Eminim ki bu da birilerine örnek olacaktır.

Bizler akademisyen değil, gariban dil sevdalılarıyız. Diyeceğimiz şudur: Adımız Hıdır... Ya sizin?

Bu konuda değerli çalışmalarından dolayy Sayın S.Burhanettin AKBAŞ'a ve katkılarından dolayı başta YÖRÜKHASANLAR olmak üzere tüm dil sevdalısı dostlara desteklerinden dolayı teşekkürlerimi sunuyorum.

_________________
BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ DİLİMİZ İÇİN. tm
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 15 Hzr 2005
Bildiriler: 549
Şehir: Ystanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Çok iyi olur sayın Melan. Bu arada yeri gelmişken yöresel bir sözcük bildiriminde bulunup bir görüş alayım. Muğla'da yöntermek eylemliği vardır, en genel anlamda yön değiştirmek gibi bir anlamı var. Manevra da genel anlamda yön değiştirmek olduğuna göre yöntermek = manevra yapmak, yönterme = manevra diyebilir miyiz, sizce nice olur. Bir de eş yapıda korumak, kollamak, himaye etmek gibi bir anlamda kaştarmak eylemliği vardır. Unutulmadan yazılı bir nitelik kazansınlar.

_________________
www.gelgelturkce.blogcu.com
Kullanıcı kimliğini gösterbensay tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder
Alıntı:

----- Original Message -----
From: "oguzhan abaci" <oguzhanabaci@hotmail.com>
To: <tahmel@hotmail.com>
Sent: Thursday, June 01, 2006 5:04 PM
Subject: Bir kaç kelime



Cıbıldak: çıplak
çilpic: ince değnek
Çir(l)pi: bağcılık, bahçacılıkta kulllanılan; dikilecek fidanların sıralı
olmasını sağlayan üzeri eşit aralıkta işaretlerle belirlenmiş tel uzantı
veya yumağı kullanılmak üzere her birinin saplanacağı yer işaretle telin
üzerinde belirlenen yere denk düşen kısa kesilmiş kargı(kamış) çubuk veya
yumağın genel adı.
Örnek cümle> Dün Melemezdeki açmaya (kullanıma yeni açılmış tarla) çirpi
çektik.
Çitil: fidan
Çomaç: dürüm
Sokum: dürüm, ekmek arası
Çon(+g)mak: birikmek
Çımgı(+ş)mak: sıçramak ör: üstüme su çımgıdı, çımgıttı.
Dikişmek: ardı sıra kovalamak, takip etmek;saldırmak
Fişkermek: filiz açmak, yeşermek,canlanmak
Fıcıktırmak: gelişi güzel atmak
Gocukturmak: gıcıklandırmak, ürkütmek
Göğ/v/en: Gök başlı; ısırdığında, yakıcı ve acıtıcı irice sinek.
Kösmek: toprağı göçürmek; toprakla kapatmak, doldurmak
Kakmak: itmek
K/Gunnamak//Kunlamak: yavrulamak, doğurmak
K/Gımışmak: kımıldamak
Pav(ı)klamak: çakalların havlaması (Bazen, "pavkılamak")
Süğ/v/mek: filiz vermek, ileri atılmak
Töstü: köstebek
Tösmek: toprağı süsmek, itmek
Yamıştırmak: yamultmak
Zörzövele: Kırlarda(1500 m rakım üstünde) yaşayan büyük fare. Arka ayakları
üzerinde durabilir.
Zövelmek: dikelmek, ayakta durmak

Şimdilik yazabildiklerim bunlar.

Saygılar
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 15 Ksm 2005
Bildiriler: 66
Alıntıyla Cevap Gönder
babuş (1): 1. Genellikle erkek çocuklarına söylenen ve sevgi ifâde eden delikanlı anlamında bir söz. 2. Baba. 3. Kötü kadın.
babuş (2): Ayakkabı, pabuç, bir çeşit terlik, yemeni.
babuş (3): Ördek.
barhal: 1. Kuzey. 2. Kuzey rüzgârı.
bıldır: Geçen yıl, bir yıl önce.
bızın: 1. Keçi. 2. Davar.
boydak: 1. Yükü olmayan yaya. 2. Bekâr, yalnız, serbest. 3. Çocuksuz kadın. 4. Başıboş işsiz. 5. Kötü kadın.
cendek (1): 1. İnsan veyâ hayvan ölüsü. 2. Beden.
cendek (2): Sıkıştırma.
cendek (3): Büyük.
cendek (4): İnce uzun, yuvarlak sırık, silme.
cerme: 1. Toprak testi. 2. Büyük su testisi.
çaşut (1): 1. Muhabir. 2. Câsus. 3. Üzüm. 4. Gözelteyici. 5. Şaşırtan, aldatan. 6. Arabulucu.
çaşut (2): Koyun ve ineği her gün sağan kadın: Bu inek birkaç gündür çaşutunu tanımıyor. Tekmeleyip sütünü yere döküyor. (Kars).
göbelek (1): Yenilen bir çeşit mantar.
göbelek (2): Mısır koçanı.
göbelek (3): Şişkin, kabarık.
göbelek (4): 1. Kelebek. 2. Sığırları rahatsız eden bir çeşit sinek.
göbelek (5): 1. Ökse otu. 2. Ebegümecine benzeyen ve yemeği yapılan bir çeşit bitki.
göbelek (6): Çocuk.
göbelek (7): İçi kıymalı bir çeşit börek.
göbelek (Cool: Ekin demetleri yığını.
göbelek (9): Tütün tohumu.
göbelek (10): Olmamış incir.
göbelek (11): Meyve ağaçlarını kurutan bir çeşit hastalık.
göbelek (12): Palamut ya da meşenin göbeği, kozalağın içi.
göbelek (13): Küçük ve şişman köpek yavrusu.
helelik: Şimdilik.
işkil (1): İş, güç, uğraşı.
işkil (2): 1. Bir şeyin bağı. 2. Boyunduruğundan demir kısmına bağlayan kayış.
işkil (3): Yelkenli gemilere bağlı ufak sandal.
işkil (4): Yüzük oyununda yüzüğü saklamaya yarayan havlu, çorap, mendil vb. şeyler.
Kaynak, Derleme Sözlüğü, TDK.
Kullanıcı kimliğini gösterHikemî tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder
Sayın SÖZLÜK katkıda bulunma gayretiniz için teşekkürler. Yalnız hem sizden hem yeni katılacak dostlardan bazı ricalarım olacak.

Lütfen var olan, basılı kaynaklardan (DERLEME SÖZLÜĞÜ, TDK gibi) alıntılar yapmayınız. Yoksa buna güç yetmez.

Amacımız, halk ağzında yaşayan, doğrudan kaynak kişiden aldığımız sözcükleri derleyebilmek. İşte o zaman yeni bir iş yapmış oluruz.

Özellikle bir ricam daha olacak: Buraya yapılan eklemelerin kim tarafından derlendiği ve hangi yöreye ait olduğu yazılırsa çalışmalarımız ileriye dönük olarak daha da değer kazanacaktır.

Saygılarımla

_________________
BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ DİLİMİZ İÇİN. tm
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 15 Ksm 2005
Bildiriler: 66
Alıntıyla Cevap Gönder
Sayın Hocam,

Yukarıdaki kelimeler elimde zâten vardı, daha Derleme Sözlüğü'nü elime almadım. (: Bir yarışma olmuştu sinanoğlu.ağ'da, oradaki kelimeler bunlar, ben de bir cevap hazırlamıştım işte, neyse.

Hocam bir de yazdıklarınızdan Derleme Sözlüğü'nü sanal ortama aktarmak istemediğiniz gibi bir anlam çıkmıyordur umarım.

İ. adıgüzel.
Kullanıcı kimliğini gösterHikemî tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder
Sayın SÖZLÜK (Böyle alıştım böyle gidecek sanırım Very Happy ) Yukarıda "Kaynak, Derleme Sözlüğü, TDK." demişsiniz. Onun için yazdım. Aslında konuya zemin hazırlamış olmanız çok iyi oldu. Uzun zamandır bu iki konuyu duyurmak istiyordum. Bir türlü sıra gelmemişti. Sayenizde bunları yazma fırsatı buldum.

Diğer konu ayrı. O sizin gayretinize ve emeklerinize bağlı. Böyle bir olay nasıl istenmez?

Benim demek istediğim, buradaki çalışmaların bize ait, özgün olması.
Böylece esas kaynağa da katkımız olacağını sanıyorum.

Saygılarımla

_________________
BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ DİLİMİZ İÇİN. tm
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 20 Mar 2005
Bildiriler: 87
Şehir: gaziantep
Alıntıyla Cevap Gönder
sultansencer demiş ki:
Valla İsmet Bey daha kimse hangi hedefe isabet edeceğini bilemiyor. Siz de bizim gibi bekleyin bakalım, ok gitsin, hedefin kalbine düşsün bir... Sabrın sonu selamet... Ayrıca ilginizi çekmiyorsa, kendinizi fazla zorlamayın. Sadece fırtınalı sular değil, duru sular da akıp gider.


"Duru sular da akıp gider..." mi?!..

Selam ve sevgilerimle.
Kullanıcı kimliğini gösterİsmet Barlioğlu tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etYIMMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 26 Eyl 2005
Bildiriler: 408
Şehir: KAYSERİ
Alıntıyla Cevap Gönder
Yani İsmet Bey, bazı işler sessiz, sakin, patırtısız gürültüsüz yapılır demek istemiş. Bu bölüme de uygun bir ifade bence. Halk ağzındaki sözcükleri toplamak, bazen anılardan yararlanırken bir geleneğe ve kültürel dokuya ulaşmak isteniyor. Ben böyle anlıyorum. Arkadaşlar da kendi dağarcıklarında gizli olan şeyleri boş zamanlarında çıkarırlar ve ele aldıkları sözcükleri, kendi hayatlarıyla, bilgileriyle, görgüleriyle zenginleştirirlerse küçük dünyamıza bir mutluluk daha katmış olurlar. Büyükler "saman çöpü" dahi olsa duvarın deliğine sokun derlerdi. Niye? Belki günün birinde birine lazım olur.

_________________
Ne mutlu Türkçe konuşana
Kullanıcı kimliğini gösterS.Burhanettin AKBAŞ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etMSNM
NEDEN BU BÖLÜM AÇILDI?
Bu yazışma ortamında yeni konular açamazsınız
Bu yazışma ortamında bildirilere cevap veremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri değiştiremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri silemezsiniz
Bu yazışma ortamında anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm saatler GMT +2 Saat  
1. sayfa (Toplam 2 sayfa)  

  
  
 Cevap Gönder  
Yeni Sayfa 2