Ana Sayfa
DİLİMİZİ KORUYALIM, ONA SAHİP ÇIKALIM
TÜRK DİLİ SEVDALILARININ BULUŞMA YERİ
Cevap Gönder
ALİ DÜNDAR'I TANIYALIM...
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 09 Eyl 2005
Bildiriler: 172
Alıntıyla Cevap Gönder
Ali Dündar Üzerine

Ali Dündar, tek kişi değil, üç kişidir. Bu üç kişiden biri yazılarını sosyal yaşamımız üzerine, dinsel bağnazlıklar üzerine Cumhuriyet'te yazan "Emekli Vaiz", öbürü Türkçeyi savunan yazılarını dergilerde yayımlayan "Erdem Türkmence", üçüncüsü de Türk Dili Dergisi'nin yazarı Ali Dündar'dır. Üçü de, Atatürk ilkelerinde birleşiyorlar. Üçü de bizi çağdaşlaştıran, çağdaş düşünceye yönelten, bu uğurda çaba harcayan kişiler...

Sanıyorum bin yıllık arkadaşım Sayın Ali Dündar, bu gizini açıkladığım için bana gücenmeyecektir. Okurlarımız ise çok sevineceklerdir. Okurlarımız, bundan sonra "Erdem Türkmence" ya da "Emekli Vaiz" imzalarını gördükçe, "İşte, bu Ali Dündar'dır, ne güzel değişik bir alanda da gözlerimizi açmaya çalışıyor!" diyerek sevineceklerdir.

Gözlerimizi açmaya çalışmak!...Ali Dündar'ın bütün yazılarında bu Özellik var. Sami Karaören, onun bu havasını görerek, "Ali Dündar, günümüzün Nurullah Ataç'ıdır" demiştir.

Ali dündar, "Nurullah Ataç'ı Unutmadık" adlı yazısında (') şöyle der bir yerde: «Ataç, ilkeli düşünen ve düşünüşlerini olabildiğince sıkı bir us süzgecinden geçirmeye dikkat ve özen gösteren yazıneriydi; anladığı, alımladığı ve bu yolla benimsediği görüş ve düşünceleri her durumda ve her aşamada savunmaktan çekinmediği gibi, benimsemediği, uygun bulmadığı görüş ve düşüncenin karşısına dikilmekten de çekinmezdi.»

Doğrudur, Ataç, böyleydi. Bütün bu Özelliklerin tümü doğrudan Ali Dündar'da da vardır.

O yazıda, Ali Dündar, Ataç üstüne başkalarının da söylediklerine yer verir. Dikkatli bir göz, Ataç için söylenenlerin birçoğunun tıpatıp Ali Dündar'a da uyduğunu görmekte gecikmez. Sözgelimi C. Atuf Kansu, şunları söylüyor Ataç için: <Ataç, Türk devrimleri demiyor; neden ki, tek bir devrim vardır. Bu devrimin öğeleri olan deişimler, dönüşümler vardır. yazılarından, hele "Devrim" adlı yazısından O'nun Türk devrimcisi olduğunu, devrim ilkelerinden yana olduğunu anlıyoruz. Onun için Ataç devrimcidir diyoruz. Ataç 'm tuttuğu, yandaş olduğu devrimin niteliği nedir? Türk toplumunda, "pek kısa bir zaman içinde meydana gelen temelli ve önemli değişiklik"tir. Kısaca, dinsel dokulu, dışa bağımlı bir meşrutiyetten, laik, bağımsız, halkçıl bir cumhuriyet düzenine girmektir, Türk devriminin özü Nurullah Ataç'a göre...» Alî Dündar'ın da böyle gerçek bir devrimci olduğunda hiç kuşkumuz yoktur.

Ali Dündar'ın yalnızca kitaplarının adına bakmak bile onun kimlişi üstüne bilgili olmamıza yarayabilir. Sözgelimi, onun hiç reklam edilmemiş şu kitap adlarına bakınız:

"Kemalizmi Doğru Algılamak", "Şeriata Karşı Laik Eğitim Özgürlük", "Dil ve Bilinç", "Yapay Osmanlıcadan Yaratıcı Türkçeye", "Kemalizm ve Din", "Türkçesi Varken", "İnançtan Bilince", "Dil ve Düşünce"... O, Türk dilinin ve yazınının örnek bir yazarıdır. Ya on yedi yıldan beri, hiç ara vermeden "Türk Dili Dergisi" dergisinin her sayısında yazdığı yazılar... Büyük emek, büyük çaba...

Prof. Dr. Ahmet Kocaman, onun için şunları söylüyor: «Ali Dündar, birçok Türkçe tutkununun düştüğü yanlışa da düşmüyor yazılarında. Emin Özdemir, O. N. Poyrazoğlu, M Makal gibi, aynı kuşağın bilinçli ve dil duyarlığı yüksek öteki yazarları gibi, Türkçeleştirmeyi salt sözcük değiştirme olarak algılamıyor; yeni sözcüklerin kendine özgü bir düzen getirdiklerini, dilin akışını, işleyişini aksatmadan kullanılmaları gerektiğini çok iyi biliyor, dilin doğallığı da burudan geliyor. Vedat Günyol'un deyişiyle "İnsanın yarısı yüreğiyse, öteki yarısı da dilidir, "yazar, bilincimizi oluşturan bu yalın yargıya dikkatimizi çekiyor, dilimize sahip çıkmamızı öneriyor bütün içtenliği ve doğallığıyla.»

Ali Dündar, "Türk Dili Dergisi" değişinin 2003 yılı "Dil ve Yazın Ödülü"nü tek basma kazandı.

Dil ve yazın alanında, Ali Dündar, hiçbir reklama, hiçbir gösterişe "tenezzül etmeden" kendi kozasın sessiz sessiz ören çalışkan örümcekler gibidir. Böyle reklamdan uzak, gösterişten uzak dil ve yazın ustaları, genellikle dikkat çekmezler. Yaygaracı olmadan, medyaya kapılanmadan kimse sizi görmek istemez, görmez de... Ali Dündar, hakkı yenmiş, görmezlikten gelinmiş yazınerlerinden biridir. Yaşamı boyunca dil ve yazına verdiği emek, dil ve yazının gelişmesini sağlamıştır.

Türk Dili Dergisi dil ve yazın seçici kurul üyeleri, dil ve yazma uzun yıllardan beri sessiz sessiz, ama en önde, hizmet eden ve Türk yazınına yararlı olan bu ustayı, bütün alanları ışıldakla tarayarak saptamıştır.

Dil ve yazın alanında Türkçeyi çok güzel kullanan, Türkçenin gelişmesine yasamı boyunca katkıda bulunan Ali Dündar'ı yürekten kutalrım başarılarının sürmesini diliyoruz.
Ahmet Miskioğlu


http://www.turkdilidergisi.com/98/basyazi.htm

_________________
ERDEMiN BAŞI DiL...
Kullanıcı kimliğini gösterdilsever tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 09 Eyl 2005
Bildiriler: 172
Alıntıyla Cevap Gönder
http://www.bizimanadolu.com/sanat/sanat20.htm

_________________
ERDEMiN BAŞI DiL...
Kullanıcı kimliğini gösterdilsever tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 08 Eyl 2005
Bildiriler: 2333
Şehir: Almanya
Alıntıyla Cevap Gönder
Merhaba dilsever dostum.

Önerdiğiniz siteleri gezdim.
Bizim Anadolu dergisinde Ali Dündar hakkındaki makaleyi okurken, aşağıdaki beyit dikkatimi çekti:

Pazarören Köy Enstitüsü'nde ana yapının giriş kapısının üstündeki şu dizeler yazılıydı:
"Bozkırı baştanbaşa yeşille öreceğiz; / Tanrı'nın geç kaldığı işi biz göreceğiz..."
.....

Bu beyitin, kime ait olduğunu bilmiyorum. Fakat; yazarı; ima, hiciv, mizah veya sair bir yazı sanatının üstadı da olsa, kibirli ve patavatsız bu beyiti yazanı da, dergiyi de kınamam gerek' demekten başka bir yorum yazmam malesef mümkün değil. Kezâ; Tanrı'nın işi ile, ne mizah, ne, hiciv, ne kinaye, ne de imalı yazı olur. Olaki yazan, Ömer Hayyam olsun. O değerli insan da zaten, böyle bir saçmalık yazmazdı.

Yorumuma da aynı dilden açıklamakta yarar görüyorum:

Ne bozkırı baştan-başa yeşile bürüdünüz, avanaklar.
Tanrı geç kalmadı ki; siz o an helâdaydınız, salaklar!

(Kederli/Fâni, gâfil ve câhil bir Tanrı kulu)
......
Gerekirse, gereken yere de çekinmeden eletebilirim.

Selamlar

_________________
Sev ki sevilesin!
Kullanıcı kimliğini gösterKederli tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 09 Eyl 2005
Bildiriler: 172
Alıntıyla Cevap Gönder
Herhangi bir siteye önermedim. Ali Dündar'ı araştırırken o sitede de Ali Dündar ile ilgili bir yazı olduğunu görünce paylaşmak istedim.Amacım Ali Dündar gibi büyük bir dilciyi tanıtmaktı. Anlıyorum ki bu çalışmam boşa gitti. Neyse


En son dilsever tarafından Prş Ksm17, 2005 16:00 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.

_________________
ERDEMiN BAŞI DiL...
Kullanıcı kimliğini gösterdilsever tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etMSNM
ÖNERİ
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 09 Eyl 2005
Bildiriler: 172
Alıntıyla Cevap Gönder
Ben yine de okumak için ilk bildiriyi Ali Dündar Üzerine adlı yazıyı okumanızı öneririm...

_________________
ERDEMiN BAŞI DiL...
Kullanıcı kimliğini gösterdilsever tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Sayın Kederli,

Yazınızdaki "alıntı" ya yorumunuz çok manidar. Anılan dönemdeki fütursuzluğun, halkını hor gören ekâbir kesimin örnek tezahürüdür Pazarören Köy Enstitüsü'nün kapısındaki bu beyit.

Sevindirici olan ise bu zihniyetin her geçen gün akamete uğradığıdır.
-------------------------------------------------------------------

Pazarören Köy Enstitüsü'nde ana yapının giriş kapısının üstündeki şu dizeler yazılıydı:
"Bozkırı baştanbaşa yeşille öreceğiz; / Tanrı'nın geç kaldığı işi biz göreceğiz..."
.....
kederli demiş ki:

Yorumuma da aynı dilden açıklamakta yarar görüyorum:

Ne bozkırı baştan-başa yeşile bürüdünüz, avanaklar.
Tanrı geç kalmadı ki; siz o an helâdaydınız, salaklar!

(Kederli/Fâni, gâfil ve câhil bir Tanrı kulu)
......
Gerekirse, gereken yere de çekinmeden eletebilirim.

Selamlar
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
ALİ DÜNDAR'I TANIYALIM...
Bu yazışma ortamında yeni konular açamazsınız
Bu yazışma ortamında bildirilere cevap veremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri değiştiremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri silemezsiniz
Bu yazışma ortamında anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm saatler GMT +2 Saat  
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)  

  
  
 Cevap Gönder  
Yeni Sayfa 2